Susurluk Kazası ile ilgili ŞOK iddiaErgenekon iddianamesinin açıklanmasının ardından örgütle ilgili bildiklerini anlatmak isteyen bir kişi savcı tarafından 'gizli tanık' statüsüne alındı.
Tanık, Abdullah Çatlı'nın Susurluk'taki kazada araçtan sağ çıktığını ancak orada bulunan bir ekip tarafından öldürüldüğünü iddia etti.
Ergenekon iddianamesinin kamuoyuna açıklanmasından sonra 'gizli tanık' olmak isteyen bir kişi soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'e şok bilgiler verdi. Tanık verdiği ifadede Abdullah Çatlı ve sevgilisi Gonca Us'un Susurluk'taki meşhur kazada ölmediğini, orada bulunan bir ekip tarafından öldürüldüklerini iddia etti. Ergenekon iddianamesinin oluşmasına önemli ölçüde katkı sağlayan 'Dilovası' ve 'İsmet' gibi kodlu gizli tanıklara bir 'gizli tanık' daha eklendi.JET HIZIYLA GİZLİ TANIK
Ergenekon iddianamesinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilip iddianamenin kamuoyuna
açıklanmasının ardından Ergenekon'un PKK ile ilişkisine ve uyuşturucu trafiğini yönettiğine iyice ikna olduğunu belirten bir kişi soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz'e giderek can güvenliğinin sağlanması koşuluyla bildiklerini anlatacağını söyledi.
FRENLER DEVRE DIŞI
Öz ile yaptığı ön görüşmenin ardından jet hızıyla 'gizli tanık' kapsamına alınan kişi sarsıcı ifadeler verdi. Gizli tanık savcıya verdiği ifadelerin bir bölümünde Susurluk mevkiinde kaza yapan, Emniyet Müdürü Hüseyin Kocadağ'ın kullandığı ve içinde milletvekili Sedat Bucak, Gonca Us ile Abdullah Çatlı'nın (Mehmet Özbay sahte kimliğiyle) bulunduğu Mercedes'in frenlerinin uzaktan kumandayla devre dışı bırakıldığını iddia etti. Tanığın anlatımına göre otomobilden sağ çıkan Çatlı ile Us ise orada bulunan 3 kişilik bir ekip tarafından boyunları kırılarak öldürüldü:
BUCAK DA ÖLDÜRÜLECEKTİ
“Susurluk kazasında aracın frenleri uzaktan kumandayla devre dışı bırakıldı. Kaza sonrasında Abdullah Çatlı ve Gonca Us ölmedi. Orada bekleyen 3 kişilik bir ekip tarafından boyunları kırıldı. Sedat Bucak da öldürülecekti. Ancak korumaları son anda yetişti. Korumalar bagajda bulunan bir çantayı aldı ve durumu telefonla Haluk Kırcı'ya bildirdi. Bu olayın arkasında ise ünlü bir siyasetçi var. Öldürülmesi planlanan bu siyasetçi önce davrandı.”
YENİ ŞAFAK
Devamını BURADAN okuyun...>>>
4.8.08
ÇATLI ÖLMEMİŞ, BOYNUNU KIRMIŞLAR
YENİ KOMUTANLAR BELLİ OLDU
Yeni komuta kademesi04 Ağustos 2008 Pazartesi
Yüksek Askeri Şura kararları açıklandı. Yeni Genelkurmay başkanı Başbuğ... Kara Kuvvetleri Komutanı ise Işık Koşaner geldi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 30 Ağustos 2008 itibariyle yaş haddinden emekli olması nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı'na Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ getirildi.
Yüksek Askeri Şura’nın (YAŞ) üç günden bu yana devam eden çalışmaları tamamlandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayına sunularak açıklanan kararlara göre, TSK’da teamüllere uyuldu ve beklenen atamalar yapıldı.
Yüksek Askeri Şura'nın ''Ağustos ayı olağan toplantısı''nda alınan kararlar açıklandı. Şura kararlarına göre, Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) 32 general ve amiral bir üst rütbeye, 46 albay ise general ve amiralliğe yükseldi. 46 general ve amiralin görev süreleri bir yıl uzatıldıGenelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 30 Ağustos 2008 itibariyle yaş haddinden emekliye ayrılacak olması nedeniyle Genelkurmay Başkanlığı'na Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ getirildi. Orgeneral İlker Başbuğ, Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı olacak. Orgeneral Başbuğ, 4 yıl olan Genelkurmay Başkanlığı görevini yaş haddi nedeniyle 2 yıl yürütecek.
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Şura çalışmaları dışında yapılan atamalarla Orgeneral Başbuğ'dan boşalacak Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sebahattin Işık Koşaner atandı. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Koşaner'in yerine ise Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Avni Atila Işık getirildi.
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun da emekliye ayrılan 1. Ordu Komutanı Orgeneral İsmail Koçman'ın yerine atandı. 2. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız da Genelkurmay 2. Başkanı oldu. Ege Ordusu Komutanı Orgeneral Necdet Özel ise Iğsız'ın yerine 2. Ordu Komutanlığı'na getirildi.
Orgeneralliğe yükselen 4. Kolordu Komutanı Korgeneral Aslan Güner Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı'na atanırken Ege Ordusu Komutanı da Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hayri Kıvrıkoğlu oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç ile Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu ise görevlerini birer yıl daha sürdürecek. Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile diğer general ve amiral atama işlemleri, Yüksek Askeri Şura faaliyetleri dışında özel kanunlarla belirlenen esas ve usullere göre yapılıyor.
AFYON LİSELİ
Eski Cumhurbaşkanları Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer ile Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’yı da mezun eden Afyon Lisesi, bir Genelkurmay Başkanı daha çıkardı. Başbuğ, 30 Ağustos’ta görevi devralacağı Orgeneral Yaşar Büyükanıt gibi Fenerbahçe taraftarı…
KLASİK MÜZİK TUTKUNU
29 Nisan 1943 tarihinde Afyon’da doğan ve kökleri Makedonya’ya kadar uzanan Başbuğ, ortaokulu Afyon Lisesi'nde okudu. Afyon Lisesi'nin orta bölümünde okurken, öğrenimine, İstanbul’a taşınan ailesi nedeniyle Üsküdar’daki Fıstıkağacı Okulu'nda devam eden İlker Başbuğ, Kuleli Lisesi sınavlarına girerek, Genelkurmay Başkanlığı yolunda da ilk adımı attı. 1962’de Kara Harp Okulu'ndan, 1963 yılında Piyade Okulu’ndan mezun oldu. Teğmen olarak ilk görev yeri Iğdır'dı. 1968’de Sevil Hanım ile evlendiğinde tayini de Ankara’daki Muhafız Alayı'na çıktı. Başbuğ klasik batı müziği tutkunu ve fırsat buldukça Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserlerine gidiyor. Devre arkadaşları Başbuğ’u "Cesur, titiz, hafızası güçlü, belli etmese de duygusal" olarak niteliyorlar…
0 DA PİYADE
Başbuğ da görevi devralacağı Büyükanıt gibi piyade. Böylelikle Genelkurmay Başkanlarının "Topçu sınıfından" olmaları geleneği de bir süreliğine değişti. Başbuğ’dan sonra Genelkurmay Başkanı olması beklenen Orgeneral Işık Koşaner ile daha sonraki isim Orgeneral Necdet Özel de piyade. Türkiye’de bu görevi yapan 26 isimden büyük bölümü ise Topçu sınıfından gelmişti.
1971 yılına kadar Kara Kuvvetleri’ne bağlı çeşitli birliklerde takım ve bölük komutanlığı yapan Başbuğ, 1973 yılında Kara Harp Akademisi’nden mezun oldu. Kurmay Subay olarak Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanlığı'nda Karargâh Subaylığı, Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği, Belçika/Brüksel’de NATO Karargâhında İstihbarat Plan Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığı Şube Müdürlüğü ve 247’nci Piyade Alay Komutanlığı görevlerini yürüttü.
KRALİYET AKADEMİSİ MEZUNU
İngiltere Kraliyet Harp Akademisi ve NATO Savunma Koleji'ni de bitiren Orgeneral Başbuğ, 1989 yılında Tuğgeneralliğe terfi ederek Belçika’da Avrupa Müttefik Kuvvetleri SHAPE Karargahı'nda Lojistik Başkanlığı ve daha sonra da 1’inci Zırhlı Tugay Komutanlığı yaptı. 1993 yılında Tümgeneralliğe terfi etti ve Jandarma Asayiş Komutan Yardımcılığı ve daha sonra da, Belçika’da Milli Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı görevlerini yürüttü.
1997 yılında Korgeneralliğe terfi ederek, 2’nci Kolordu Komutanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Başyardımcılığı görevlerinde bulundu. 2002 yılında Orgeneral oldu. 2002-2003 yıllarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, 2003-2005 yılları arasında Genelkurmay II’nci Başkanlığı, 2005-2006 yıllarında 1’inci Ordu Komutanlığı görevlerinin ardından 2006 yılında ile Kara Kuvvetleri Komutanlığına atandı. Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası, Pakistan İmtiyaz Nişanı ve TSK Şeref Madalyası sahibi olan iki çocuk babası Başbuğ 30 Ağustos tarihinden itibaren de Türk Silahlı Kuvvetlerinin 26. Genelkurmay Başkanı oldu.
internethaber.com
Devamını BURADAN okuyun...>>>
2.8.08
DİNK'İN KARISINIDA ÖLDÜRMEYİ PLANLAMIŞLAR
Ergenekon iddianamesinda bir belge, Dink'in eşi ve kızının da öldürülmek istendiğini ortaya çıkardı. Olay nasıl ortaya çıktı?
70 bin YTL borcu olduğu için 19 aydır psikolojik tedavi gören ve Keşan'da görev yapan astsubay Kıdemli Başçavuş Murat Şahan, Keşan'da Kurmay Albay Ferhat Özsoy'un Hrant Dink'in eşi ve kızının öldürmesi için kendisine 300 bin YTL para teklif ettiğini, psikolojik tedavi gördüğü içinde az ceza alacağını söylediğini iddia etti.
Murat Şahan'ın ifade tutanağı, astsubayın Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin'e ulaşmak için geldiği İstanbul'da polislerce gözaltına alınıp cumhuriyet savcısı Hikmet Usta'ya ifade vermesiyle Ergenekon dava dosyanın ekler bölümüne girdi. İfadenin ergenekon dosyasına girme ndeni ise, astsubaya Dink'in eşi ve kızını öldürmek isteten üstünün "Veli Küçük'ü tanıyor musun?" sorusu oldu."HRANT DİNK'İN ÖLMESİ YETMEZ"
İstanbul Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı'na savcı Hikmet Usta'ya 24 Mayıs 2008'de ifade veren astsubay, 70 bin YTL borcu olduğunu bilen ve bu yüzden sıkıntı içinde olduğumdan da haberdar olan Kurmay Albay Ferhat Özsoy'un kendisine Hrant Dink'in eşi ve kızını öldürmem karşılığında 300 bin YTL teklif ettiğini ileri sürdü. Astsubay, üstünün kendisine "Veli Küçük'ü tanıyor musun? Hrant Dink'in ölmesi yetmedi. Eşinin ve kızının da ölmesi gerekiyor. Seni borçlarından kurtaracağım" diye konuştuğunu iddia etti.
İfadesinde, Keşan'da görev yaptığını belirten Astsubay Kıdemli Başçavuş Murat Şahan, 70 bin YTL borcu olduğunu bu nedenle de psikolojik tedavi gördüğünü belirterek, "Komutanım, borçlarım olduğunu bildiğini, sıkıntılarımdan haberdar olduğunu ama bunların kalıcı olmayacağını söyleyerek benimle konuşmak istedi. Ogün Samast hakkında ne düşündüğümü sordu. Sadece basından takip ettiğimi, Hrant Dink'i vurduğunu, bunun dışında başka bir şey bilmediğimi belirttim." dedi.
"PSİKİKOLOJİK TEDAVİ GÖRDÜĞÜN İÇİN CEZAN AZ OLUR"
Murat Şahan ifadesine şöyle devam etti:
"Ogün Samast'ın yerinde olmak ister misin?' diye sordu. Ben de olmak istemediğimi şu anda hapiste olduğunu kendisine belirttim. 'Borçlarından kurtulmak ister misin?', diye sordu. Laiklik hakkında ne düşündüğümü sordu. Başbakan Tayyip Erdoğan hakkında ne düşündüğümü sordu. Veli Küçük'ü tanıyıp tanımadığımı sordu. Kendisini sadece Ergenekon olayından basından tanıdığımı belirttim. Beni borçlarımdan kurtaracağını, bunun karşılığında Hrant Dink'in ölmesinin yetmediğini, eşinin ve kızının da ölmesi gerektiğini, bunun karşılığında hesabıma 300 bin YTL yatacağını söyledi. Bunun dışında icralık olan borçlarımın da ödeneceğini söyledi. Niye benim seçildiğimi sorduğumda, 'Rahata kavuşmak istemiyor musun? 19 ay raporun var.' dedi. Yakalandığımda psikiyatrik tedavi gördüğüm için cezamın çok az olacağını, ikinci bir Ogün Samast olacağımı, Veli Küçük'ün örnek davranış gösterdiğini, bunları kendime örnek almamı söyledi. (Gazeteport / Sedef ŞENKAL DEMİR)
Devamını BURADAN okuyun...>>>
PROF TARHAN: İ.HAKKI KARADAYI DA ERGENEKONUN İÇİNDE
Ergenekon soruşturmasında tanık olarak ifade veren Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Devlet içinde devlete rağmen, MGK'nın da üzerinde bir grup var. İsmail Hakkı Karadayı da bu grupta..
Ergenekon Örgütü'nün üyesi ve yöneticisi olduğu iddiasıyla tutuklanan emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin'in askeri liseden dönem arkadaşı olan ve Ergenekon soruşturması kapsamında 28 Şubat 2008 günü tanık sıfatıyla ifade veren emekli asker psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın iddianameye giren ifadesi de eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ile ilgili şok iddialar içeriyorTarhan, Ergenekon iddianamesinde yer alan ifadesinde şunları ileri sürdü: "Soruşturma konusu Ergenekon örgütünü GATA Komutanlığı'nda görevli olarak çalışmakta iken, kızını hastaneye getiren dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın devre arkadaşı emekli albay İbrahim İşçan'dan duydum. Bana devletin içinde devlete rağmen bir yapı olduğunu, 100-150 kişilik bir grup olduğunu, MGK'nın üzerinde bir grup olduğunu, periyodik toplantılar yaptıklarını, kendisinin ve İsmail Hakkı Karadayı'nın üsteğmenlik rütbesinden itibaren bu grubun üyesi bulunduklarını anlattı. Daha sonra ise bu konularda kendisi ile konuşmadım. Ayrıca bana bu örgütlenmenin TALMUT isimli bir kitabı bulunduğunu çalışma esas ve prensiplerinin bu kitapta toplandığını anlatmıştı. Bu görüşmemiz 1995 senesinde olmuştu. Daha sonraki tarihlerde bu kişi vefat etti. Bir daha da aynı konuda görüşmemiz olmadı. Bu kişi görüşmemizde sözünü ettiği gruba konulmuş bir isimden bahsetmedi. Ergenekon ismini ben daha sonra basından duydum. 1996'da GATA'da görevli iken sebepsiz bir yere Çorlu'ya tayinim çıkartıldı. Askeri Mahkeme'ye açtığım davayı kazanıp göreve iade edildim. Ancak dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'in imzası bulunan emirle tekrar Çorlu'ya tayin edildim. Bu tayin içinde aynı şekilde dava açtım."
'YAŞAM TARZIMI BEĞENMEDİLER'
Tarhan, ifadesinde kendisinin ısrarcı olmaması konusunda ise şöyle uyarıldığını anlattı: "Mahkeme kararı ile geri dönmemden sonra GATA Komutanı olan Çetin Harmankaya bana, 'Davayı kazanmanın sonucu değiştirmeyeceğini, Şırnak'a tayinimin çıkartılabileceğini, ordu içerisinde emir komuta zinciri dışında hareket eden bir grup olduğunu, bu grubun benim yaşam tarzımı beğenmediğini ve görev konusunda ısrarcı olmamamı' söyledi. Kendi isteğimle emekliye ayrıldım. Çevik Bir hakkında manevi tazminat davası açtım. Davayı kazandım, temyiz edildi. Karar, Yargıtay'dan bozularak iade edildi. Daha sonra da mahkeme kaleminden 1. Ordu'dan geldiğini söyleyen bir Kurmay Albay'ın dava ile ilgilendiklerini söylediğini öğrendim. Mahkeme, Yargıtay bozma kararına uydu. Davam da reddedildi."
sabah
Devamını BURADAN okuyun...>>>
ERGENEKON PKK'YI KURDURDU ÇÜNKÜ...
Ergenekon terör örgütü ile PKK arasında yakın ilişki olduğu yönündeki iddialara Kürt kökenli eski siyasetçi Abdülmelik Fırat'tan destek geldi.
Derin devlet, PKK'yı 'Kürtleri dinden uzaklaştırmak' için kurdu
Yaklaşık 10 yıldır PKK'nın derin devlet tarafından kurulduğunu savunan Fırat, iddianamenin kendisini teyit ettiğini belirtti. Abdullah Öcalan'ı ajanlıkla suçlayan Fırat, ilginç bir iddiada bulundu: "Devletin sivil ve asker kanadından birçok önemli isimle görüşmeler yaptım. Bana 'derin devletin yapamadığını bu örgüt başardı. Kürtleri dinlerinden, örf ve adetlerinden kısa zamanda uzaklaştırdı.' diyorlardı." Ergenekon iddianamesinde yer alan ifadelere göre, PKK'nın kurucuları arasında Öcalan'ın yanı sıra Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük gibi isimler de var. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün PKK ile işbirliği yaptığı ileri sürülüyor. Şeyh Sait'in torunlarından eski siyasetçi Abdülmelik Fırat da, iddianamenin gerçekleri gözler önüne serdiğini düşünüyor. Zaman'ın sorularını cevaplayan Fırat, derin devletin İttihat ve Terakki'den bu yana Türkiye'de 'ali kıran, baş kesen' hükümranlığı sürdürdüğünü savunuyor. Ergenekon davasının çok önemli bir adım olduğunu; ancak sonuca tam olarak ulaşılamayacağı endişesini taşıdığını kaydediyor. Fırat, PKK-Ergenekon ilişkisini anlatırken bazı devlet görevlilerinin bu irtibatı kendisine itiraf ettiğini savunuyor. Fırat, Öcalan'ın Perinçek'le eski dost olduğunu hatırlatırken, PKK ilk kurulduğunda bazı gazetelerde yer alan 'MİT kurdu' şeklinde haberlere dikkat çekiyor.
Terör elebaşısı Öcalan'la defalarca görüştüğüne dikkat çeken Abdülmelik Fırat, 1970'li yıllarda Ankara'da siyaset yaparken terör örgütü elebaşısının bir öğrenci olarak kendisini ziyaret ettiğini, 1997'de de Suriye'de bir araya geldiklerini söyledi. Ardından da şu ifadeleri kullandı: "Barzani ile Talabani'yi barıştırmak için davet edilmiştim. Suriye'de Öcalan beni birkaç kez otelde ziyaret etti. Baktım ki, orada da kendisini Suriye istihbaratı kullanıyor. Kendisine, 'Bu milletin çocuklarını dağa çıkarmayın. 50 bin insanın ölmesine neden oldunuz. 4 bin köy yandı. Bunlar, Kürtler için büyük bir felakettir. Bir teşkilat Kürtlerin iyiliği için varsa nasıl bu sonuçlara sebebiyet verir?' dedim. Ama beni dinlemedi."
aktifhaber.com
Devamını BURADAN okuyun...>>>
1.8.08
ERGENEKON VE MUZAFFAF ASKERLER
ERGENEKON VE MUZAFFAF ASKERLER HABERİ VE GEN.KUR. AÇIKLAMASIErgenekon Davası, "görevdeki" dört paşaya uzandı. İşte o paşaların isimleri...
Ergenekon Operasyonu Üç Koldan Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki Muvazzaflara Uzandı.
Karargâh Evleri Tek Değil
MİT, Karargâh Evleri oluşumunu tespit etti. İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek iddiaya göre bu oluşumla irtibatlı. Ancak örgütün TSK'ya sızma girişimi sadece bununda sınırlı değil. Ankara'da yakalanan Kemal Aydın ve görevdeki dört paşa hakkında da iddialar var.
Haber: Tuncay Opçin/Aktüel Dergisi
18 Temmuz günü Akşam gazetesi, "20 Subaya Ergenekon Sorgusu" manşetiyle çıktı. Akşam'ın Ankara temsilcisi İsmail Küçükkaya'nın haberine göre Ergenekon Operasyonu ilk defa muvazzaflara ulaşmıştı. Altısı kurmay albay olmak üzere 20 TSK mensubu sorgulanıyordu. Habere göre TSK içinde "Karargâh Evleri"ne giden subay, öğrenci ve sivil memurlar vardı. Bunlar MİT tarafından tespit edilmiş ve gerekli işlemin yapılması için Genelkurmay Başkanlığı'na bildirilmişti.İşte İsmail Küçükkaya'nın ulaştığı bu bilgiydi. Genelkurmay Başkanlığı sert bir açıklama ile bu bilgiyi yalanlasa da, bilgi Ergenekon Operasyonu soruşturma dosyasında mevcut. Hem de bu oluşuma katılanlar isim isim sıralanmış. Ancak TSK'ya sızma sadece Karargâh Evleri ile sınırlı değil. Operasyon kapsamında tutuklanan Kemal Aydın ve kardeşi Neriman Aydın'a da benzer sorular yöneltilmiş.
Ama operasyonda asıl bomba, soruşturmayı yürüten savcılığın 9 Temmuz'da Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdiği listede gizli. Bu listede Ergenekon Operasyonu'na adı karışan dört general/amiral ile bir albayın adı var. Dilerseniz sırasıyla gidelim ve gizemli "Karargâh Evleri"nden başlayalım
Belge İşçi Partisi'nde bulundu
Kamuoyunun gündemine İsmail Küçükkaya'nın Akşam'daki haberiyle gelen "Karargâh Evleri", Ergenekon Soruşturması'na Doğu Perinçek ile girdi. 23 Mart'ta gözaltında ifadesine başvurulan Perinçek'e yöneltilen sorulardan bir tanesi de Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile buluşmasıydı. İşçi Partisi (İP) yeni bir oluşum içine girmiş, buna göre evler kurulmuştu. Bu oluşuma "Karargâh Evleri" adı verilmişti. Bu evlere zaman zaman Alevi kökenli subaylar ve askeri öğrenciler geliyordu. Bir de Erzincanlı Balaban aşireti mensupları ile buluşmalar sağlanıyordu.
Bu oluşumun Doğu Perinçek'e sorulmasının nedeni ise İP genel merkezinde yapılan aramada ele geçirilen bir CD'ydi. İP'in dördüncü katında bulunan CD açıldığında içinden "Çok Gizli" damgalı, beş sayfalık bir belge çıkmıştı. Bu MİT'in Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdiği, "Konu: İP/Karargâh Evleri" başlıklı belgeydi.
"İşçi Partisi ve Alevi kesimin yanı sıra bazı TSK mensupları ve memurların da katılımıyla, emperyalistlerle Cumhuriyet karşıtları, yıkıcıları ile mücadele amacıyla bir harekât başlatıldığı yönünde hassas kaynaktan bilgiler intikal etmiştir. Yürütülecek bu çalışmalarda hiçbir kurum ve oluşumun zarar görmemesi için 'Karargâh Evleri' adı altında çekirdek kadroların oluşturulmasının öngörüldüğü alınan bilgilerdendir." Bilgisiyle başlayan beş sayfalık yazı, oluşumun tüm şemasını ortaya koyuyor.
Oluşumun en tepe noktasında İbrahim Aslan yazılı. Aslan'a bağlı olarak, "İ. Yaşar Salihoğlu-Türkiyem Topluluğu" ve "Askeri Kesim-Albay Cengiz Köylü" isimleri var. Askeri kesim de iki gruba ayrılmış: Birinci grup, Harp Akademisi başlığını taşıyor. Burada yine Albay Cengiz Köylü ismi ile karşılaşıyoruz. Alb. Köylü'nün dışında Alb. Yavuz Göker, Alb. Turan Toker, Fırat Kaymakçıoğlu, Hasan Günay Aktaş, Osman Şen, Mahmut Melih Başdemir, Y. Selim Özmen, Rıza Okur ile ismi tespit edilemeyen Turan soyadlı bir kişi ile soyadı bilinmeyen Kemal adında birisinin isimleri geçiyor.
"Askeri Kesim" başlığının altındaki ikinci bölüm ise Hava Harp Okulu'na ayrılmış. Burada da yine soyadı tespit edilemeyen Binbaşı Bülent var. Bnb. Bülent isminin altında oluşumla ilişkileri bulunan öğrenciler sıralanıyor: Ozan Nizam, Gökhan Gülşen, Cihan Akyol, Alper Özkan, Emre Yılmaz, Çağdaş Doğan, Onur Sönmez, İbrahim Polat. Hava Harp Okulu'ndaki örgütlenme sırf bu isimlerle sınırlı değil. Destek sağlayanlar bölümünde ise; Alb. Sinan Kesici, Dr. Rıza Kurna var. Hemen altında ise TSK'da görev yapan sivil memurlara sıra gelmiş; Gönül Temiz, Nesime Akbulut tespit edilen iki isim.
"Bunu yapan akıl hastası"
Belgede adı sık sık geçen işadamı İbrahim Aslan'la ilişkilendirilen diğer isimler ise M. Bora Perinçek, M. Bedri Gültekin, Hikmet Çiçek ve Zerrin Öztürk. Bu isimlerin hepsi de İP ile bağlantılı. M. Bora Perinçek, İP lideri Doğu Perinçek'in oğlu, M. Bedri Gültekin, Hikmet Çiçek ve Zerrin Öztürk ise partinin ileri gelenleri arasında.
Oluşumun İP içinde bu isimler dışında da bağlantılı olduğu "Bölge Sorumluları" var. İstanbul-Bayrampaşa'da Ali Doğan, yine aynı ilçede Mevlüt Usta, İstanbul-Gaziosmanpaşaşa'da Hıdır Hokka ve Zerrin Öztürk ile Kırklareli'nden Sait Zorlu var. Abdurrahman Taşçı ise "Kurye" olarak geçiyor MİT belgesinde.
Polis Doğu Perinçek'e, "Karargâh Evleri" adı verilen oluşumla İP arasındaki ilişkiyi soruyor. Bir de bu isimlerden kimleri tanıdığını. Perinçek'e göre bu "şüpheli bir belge" ve provokasyon amaçlı: "Ancak bir akıl hastası böyle saçma sapan şemalar yapabilir. Zaman zaman bize bu tür mektuplar gelebiliyor. İnsanlar oturup böyle şemalar yapıyor. Provokasyon amaçlı da yapılmış olabilir."
Ergenekon Operasyonu'nda, "Karargâh Evleri" oluşumu ile ilgili sorgulanan diğer isimler ise Kemal Aydın ile Neriman Aydın kardeşler. Muvazzaf subaylarla ilişkisi tespit edilen Kemal Aydın, Kızılay'da başmüfettiş olarak çalışmış. Şimdi ise emekli. Kendisini Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt ile bağlantılı olarak göstermiş çevresine. Bunun nedenini ise "Konuştuğum kişilere, 'Bu 1 numaranın emri' diyerek, onları etkilemeyi düşünüyordum" sözleriyle açıklıyor.
Doğu Perinçek'i ve "Karargâh Evleri"ni ise hiç duymamış. Evlerine gelen Kara Harp Okulu öğrencileri ile ilgili sorgulanan Neriman Aydın ise, öğrencilerle "insani dürtülerle" ilgilenmiş; "Ağabeyimin temel hareket noktası üniter devlet yapısıdır. Evimizdeki yoğunluğun misafirperverliğimiz dışında bir açıklaması yoktur. Harp Okulu dışında, yeğenlerimizin okuldan arkadaşları da zaman zaman gelirler. İnsani dürtülerle Harp Okulu öğrencilerinin problemleriyle mezuniyet sonrası da ilgileniyorum. Benim herhangi bir örgütle bağlantım yoktur." Emekli başmüfettiş Kemal Aydın tutuklu. Neriman Aydın ise yurtdışına çıkışına yasak getirilerek, serbest bırakıldı. Yani tutuksuz yargılanacak isimler arasında.
İşte O dört paşa ve bir albay
Ancak operasyon sırasında ulaşılan bilgiler sadece bu isimlerle sınırlı değil. Yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen isimler 9 Temmuz’da Genelkurmay Başkanlığı’na bildirildi.
Bunlar arasında en çarpıcı isim Korgeneral Bekir Kalyoncu. Kalyoncu Paşa, 7. Kolordu Komutanı. Kamuoyunun Kuzey Irak’a yaptığı operasyonla tanıdığı Kalyoncu, Genelkurmay Başkanlığı karargahında uzun yıllar görev yaptı. Bir dönem de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın askeri danışmanıydı.
Diğer isimler ise Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Ahmet Feyyaz Öğçütçü, Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Tuğamiral Cem Gürdeniz ve Albay Serdar Okan Kırçiçek. Bu isimler, “Ergenekon Operasyonu kapsamında tutuklanan kişilerin ifadeleri ve savcılıkta bulunan kanıtlar doğrultusunda” belirlendi ve “ismi geçen personelin bu illegal yapılanma içinde rol aldıkları, savcılık nezdinde resmi kayıtlara geçirildi”
Genelkurmay Başkanlığı’na ulaşan belgeye göre, Koramiral A. Feyyaz Ögütçü, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki organizasyonun yöneticisi olarak tanımlanıyor. Bu yapının hiyerarşik sorumluluğunu üstlenmiş.
Tümamiral A. Deniz Kutluk ise “Ergenekon terör örgütü adına yargı ve siyaset erkleri arasında manipülasyon yaparak gündem yaratma ve Ergenekon yapılanması kapsamında gözaltına alınan bir kısım isimlerle diyalog halinde olma” suçlamasıyla karşı karşıya. Tuğamiral Cem Gürdeniz ile Albay Serdar O. Kırçiçek’le ilgili tespitler ise benzer; “Ergenekon yapılanması içinde aktif rol oynamak ve Ergenekon örgütünün hedefleri doğrultusunda bir cuntaya zemin hazırlamak için icra edilmesi gereken faaliyetleri içeren plan ve raporları bizzat hazırlamak”
Yüksek Askeri Şura öncesi tüm bu isimler şimdi Genelkurmay Başkanlığı’nda. Ne olacağını ise zaman gösterecek…
GENELKURMAY AÇIKLAMASI
İşte Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden Ergenonkon iddialarına ilişkin yapılan açıklamanın tam metni...
1. Haftalık bir derginin 31 Temmuz 2008 tarihli nüshasında "Karargah Evleri Tek Değil" başlığı altında, bazı muvazzaf Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının isimleri yazılmış ve bunların gündemdeki soruşturma ile irtibatlı oldukları iddia edilerek adı geçen personel hakkında adeta mahkumiyet hükmü verilmiştir.
2. Dergide ayrıca, söz konusu muvazzaf personel kimliklerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 09 Temmuz 2008 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına bildirildiği ifade edilmektedir. Konu hakkında yapılan incelemede
a. Anılan personel kimliklerinin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görevli olduğunu beyan eden Serdar CEM isimli bir şahıs tarafından iki sayfalık bir ihbar mektubu ve 1 adet CD ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
b. Ancak Deniz Kuvvetleri Komutanlığında halen görevde veya emekli statüsünde Serdar CEM isimli bir şahsın bulunmadığı,
c. Soruşturma kapsamında Genelkurmay Başkanlığına gönderilen belgelerden çoğunun, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yazışma usulleri taklit edilerek veya bilgisayar teknikleri ile kurgulanarak oluşturulduğu belirlenmiştir.
3. Diğer taraftan, yapılan adli soruşturmalarda, kendilerine rütbeli şahıs görüntüsü veren veya kendilerini Türk Silahlı Kuvvetleri ile irtibatlı olarak tanıtan kişilerin, yasa dışı yollarla menfaat temin etmeye çalıştıkları görülmektedir. Ayrıca, bazı şahısların kendilerine sahte askeri kimlik kartı düzenledikleri tespit edilmiştir.
4. Şahsi çıkar sağlamak veya Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak maksadıyla, sahte isim ve imzalarla gönderilen ihbar mektuplarına istinaden Türk Silahlı Kuvvetleri personeli veya üst düzey komutanlarının karalanmaya çalışılması, suç olduğu kadar ahlak dışı bir eylemdir.
5. Öte yandan, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157'nci maddesinin amir hükmüne rağmen, soruşturma konusu tüm gizli bilgi ve belgelerin, özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerini karalamaya yönelik yayın politikası izleyen basın yayın kuruluşlarına sızdırılmasının ardındaki gerçek maksat, aziz milletimiz tarafından çok iyi bilinmektedir. Soruşturma kapsamındaki bilgi ve belgelerin bazı basın yayın organlarına sızdırılması, bunların kitaplar halinde piyasada yayımlanması ve böylece ticari bir sektör yaratılmış olması son derece vahim ve düşündürücüdür.
6. Malum çevrelerce her olay, kanun ve hukuk tanımaz bir şekilde ve insafsızca Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilendirilmeye çalışılmakta temel insan hakları, anayasal teminatlar, "masuniyet karinesi", "adil yargılanma hakkı" gibi en temel hukuk ilkeleri pervasızca ihlal edilmektedir. Mevcut gizlilik ve yayın yasağına ilişkin mahkeme kararları ile ülkenin kanunlarından bu denli sarfı nazar edilmesi, hukuk devleti ve haberleşme özgürlüğü ile açıklanabilecek bir durum değildir. Haklarında yeterli ve etkili bir şekilde işlem yapılmaması veya yapılan işlemlerin caydırıcı olmaması, bu çevreleri maalesef daha da cesaretlendirmektedir.
7. Bu tür sahtekarlıklar ile maksatlı ve gerçek dışı söylemler bilgi kirliliğine yol açtığından, gerektiğinde Genelkurmay Başkanlığınca kamuoyunun aydınlatılmasına devam edilecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
aktifhaber.com
Devamını BURADAN okuyun...>>>
KONYADA FACİA, 16 KAYIP VAR
KONYADA KIZ KURAN KURSU ÇÖKTÜ, 16 ÖLÜ
Konya'nın Taşkent İlçesi Balcılar Beldesi'nde özel bir vakfın kullandığı 3 katlı kız öğrenci yurdunda saat 03.30 sularında patlama meydana geldi. Patlama ile birlikte çöken binada ilk bilgilere göre, 15 öğrenci öldü, 24 öğrenci yaralandı 10'a yakın öğrencinin enkaz altında olduğu bildiriliyor.
Yaralılar, çevre ilçelerdeki ve Konya'daki hastanelerde tedavi altına alındı.
Hastaneye ulaştırılan yaralıların vücutlarında yanıklar olduğundan dolayı olayın tüp patlaması sonucu olduğu tahmin ediliyor.
Arazi çok dağlık olduğundan ambulanslar geç saatlerde olay yerine varabildi.
Kurtarma çalışmaları devam ediyor. Vatandaşlar da kurtarma çalışmalarına katılıyor. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.''ENKAZ ALTINDA SAĞ ÖĞRENCİLER OLDUĞUNU TESPİT ETTİK''
Kur'an kursu kız öğrenci yurdunun çöktüğü, Konya'nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesi Belediye Başkanı Mehmet Demirgül, enkaz altında sağ öğrenciler bulunduğunu bildirdi.
Demirgül, gazetecilere bilgi verirken olayın saat 04.00 sularında meydana geldiğini söyledi. Patlamanın ardından yurt binasının çöktüğünü kaydeden Demirgül, çökme olduğu sırada 3 katlı binada personelle birlikte 35-40 kişinin bulunduğunu tahmin ettiklerini anlattı.
Çöken binanın Kur'an kursunun yurt binası olduğunu, kız öğrencilerin kaldığını belirten Demirgül, halen enkaz altında 10 civarında kişinin bulunduğunu sandıklarını, enkazdan insan sesleri geldiğini ve sağ kişiler bulunduğunu tespit ettiklerini ifade etti.
Bu arada, Alanya'dan arama kurtarma ekibinin de çalışmalara katılmak üzere beldeye gittiği öğrenildi.
Konya Valisi Osman Aydın da beldeye gelerek çöken binada incelemelerde bulundu, arama kurtarma çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Öte yandan, çöken binanın ''Balcılar Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği''ne bağlı ''Balcılar Kız Öğrenci Yurdu'' adı altında faaliyet gösterdiği öğrenildi aktifhaber.com
Devamını BURADAN okuyun...>>>
