Kötü Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kötü Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.11.10

BOMBACI VEDAT ACAR

Bombacının kimliği belirlendi

Saldırgan Vedat Acar 24 yaşında ve Van Gürpınar nüfusuna kayıtlı. Acar'ın olaydan önce İstanbul Şirinevler'deki bir evde kaldığı öğrenildi.

Saldırganın öldüğü, 32 kişinin yaralandığı olayın faili, Van nüfusuna kayıtlı Vedat Acar. Acar'ın fotoğrafları bir gün önce basın mensuplarına dağıtılmıştı.

İstanbul Valiliği'nden konuya ilişkin yapılan açıklamada; "31 Ekim 2010 Pazar günü saat 10:40 sıralarındaİstanbulBeyoğlu İlçesi Taksim Meydanı'nda Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü bekleme noktasına yönelik olarak yapılan menfur saldırı ile ilgili olarak, eylemin failinin tespiti amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda;

Eylemi gerçekleştiren kişinin, Van Gürpınar nüfusuna kayıtlı 1986 doğumlu Vedat Acar isimli şahıs olduğu, 2004 yılında bölücüterörörgütüne katıldığı tespit edilmiş olup, olay ve şahsın irtibatlarına yönelik çalışmalar çok yönlü olarak devam etmektedir." denildi. Vedat Acar'ın fotoğrafları bir gün önce basın mensuplarına dağıtılmıştı.

Öte yandan Taksim'deki patlamayla ilgili 8 kişi gözaltına alındı.





Taksim bombacısı eylemden 1 gün önce kendisine lahmacun sipariş etmiş

Pazar günü taksimde meydanında üzerine bomba yerleştirerek polis noktasına saldırı düzenleyen terörist Vedat Acar'ın evine polis baskın düzenledi.

Canlı bomba Acar saldırı öncesinde evinin anahtarlarını oturduğu apartmanın altındaki lokantaya bırakarak, eylem için taksim meydanına gittiği öğrenildi.

İstanbulterörle mücadeleekipleri Pazar günü taksim meydanındaki polis noktasına bombalı saldırı düzenleyen Vedat Acar'ın evine baskın yaptı. Teröristin kaldığı evde arama yapan polis ekipleri daha sonra olay yerinden ayrıldı. Teröristin kaldığı evin altındaki lokanta sahiplerinin yaptığı açıklamada, teröristin yaklaşık 3 hafta önce eve taşındığını söylediler. Olaydan 1 gün önce lokantadan kendisine lahmacun söyleyen terörist, eylemi gerçekleştireceği Pazar günü sabahı ise evinin anahtarını lokanta sahibine bırakarak ayrıldığı öğrenildi.

Lokanta sahibi Osman Gülağacı yaptığı açıklamada teröristin dükkanından kendisine yemek söylediğini söyleyerek, "Cumartesi günü bizden kendisine lahmacun söyledi. Pazar günü ise gelip evinin anahtarını bıraktı. Daha sonra da olayı gerçekleştirdiğini öğrendik" dedi. Polis ekipleri çeşitli adreslerde yaptıkları operasyonlarda 8 kişiyi gözaltına aldı.


CİHAN


Devamını BURADAN okuyun...>>>

TAKSİMDE CANLI BOMBA

Taksim'de canlı bomba saldırısı

Taksim Meydanı'nda çevik kuvvet polis araçlarının bulunduğu noktada saat 10.38'de meydana gelen "canlı bomba" saldırısında 32 kişi yaralandı. Yaralıların tedavileri çevredeki hastanelerde devam ediyor.

YARALILARDAN 25'İNİN KİMLİĞİ BELİRLENDİ

Taksim Meydanı'nda meydana gelen patlamada yaralanan 32 kişiden 25'inin kimlikleri belirlendi. Taksim Meydanı'ndaki patlamada Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli İlker Avat, Erkan Serbay Sığırcı, Mustafa Aslan, Halil Keskinbıçak, Muzaffer Aslan adlı polis memurlarının yanı sıra trafik polisi İdris Nergis ile Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları Savaş Ateş, Mehmet Kızıltop, Saim Yamanlı, Emre Yıldırım, Bilal Çalışkan ve Ahu Sunu'nun yaralandığı bildirildi. Patlamada yaralanan 17 vatandaştan 13'ünün kimlikleri ise şöyle: Nuri Yılmaz, Gülden Güngör, Süleyman Karanlık, Recep Langin, Yeter Ünsal, Hüseyin Sarı, Hıdır Aydoğdu, Ahmet Eftada, Ayşe Elemeç, Saliha Aygördü, Sami Özverel, Sami Gürsel ve Ragıp Batur.

PATLAMADA 32 KİŞİ YARALANDI

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Taksim'de meydana gelen patlamada 15'i polis toplam 32 kişinin yaralandığını söyledi. Mutlu, olay yerinde patlamamış el butonlu plastik patlayıcının da ele geçirildiğini belirtti.

Taksim Meydanı'nda meydana gelen patlama ile ilgili İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Emniyet Genel Müdürü Hüseyin Avni Mutlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın birlikte basın açıklaması yaptı. Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal ise saldırıda yaralanan polislerin hayati tehlikelerinin olmadığını açıkladı. Köksal, "Ekiplerimiz detaylı inceleme ve araştırma içerisinde. Kısa süre içinde daha geniş bilgilere ulaşacaklar. Olay yeri inceleme ekiplerimiz olay yerindeki delilleri topladılar ve onlar üzerinde çalışılıyor. Yaralanan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Olay anında basın mensuplarının gösterdiği duyarlılıktan dolayı teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Saldırıda 32 kişinin yaralandığını ve yaralanan polislerin durumunun iyi olduğunu açıklayan Vali Mutlu şunları söyledi: "Bugün saat 10.40 sıralarında çevik kuvvet şube müdürlüğünün sabit görev yaptığı noktada emniyet personellerimize yönelik bir erkek şahıs tarafından gerçekleştirilen eylem neticesinde eylemi gerçekleştiren terörist olay yerinde ölmüş meydana gelen patlama sonucunda 5'i ağır olmak üzere 15 polis memurumuz ve 17 vatandaşımız toplam 32 kişi yaralanmıştır. Öncelikle bu menfur saldırıda yaralanan polis memurlarımıza emniyet teşkilatımıza güvenlik güçlerimize ve yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Özellikle durumu ağır olduğunu ifade ettiğimiz polis memurlarının durumlarının gayet iyi olduğunu hastanede tedavilerinin devam ettiğini ifade etmek istiyorum. Özellikle yaralanan polis memuru ve vatandaşlardan durumu hafif olan 23 kişi ayakta tedavi edilmişlerdir. Olay yerinde eylemi gerçekleştiren kişinin bulunduğu yerde el butonu düzenekli patlamamış plastik patlayıcı madde de ele geçirilmiştir. Olayla ilgili emniyet birimlerimiz koordineli şekilde çalışmalarını yürütmektedir. Bölgedeki MOBESE kameraları vasıtasıyla eylemcinin bu eylemi düzenlerken yapmış olduğu eylemin niteliği yönünde çok detaylı bir çalışmayı sürdürüyoruz. Bu konuyla ilgili gelişmelerden yeni gelişmeleri basınımızla doğrudan doğruya paylaşmaya devam edeceğiz. Bu tür eylemleri şiddetle kınıyoruz. Olayda hedef güvenlik güçlerimiz olmakla birlikte sivil vatandaşlarımız da etkilenmiştir.Terörün ne derece acımasız olduğunun bu bir göstergesidir. Bu bir insanlık suçudur. Bu suçu işleyenlerin çıkış yolu yanlıştır. Bu tür eylemlerle hiçbir şekilde ülkemizde milletimizin içerisinde huzursuzluk yaratarak netice elde etmeleri de asla mümkün değildir."

"Saldırganın kimliği ile ilgili açıklama yapmak durumunda değiliz." diyen Vali Mutlu, saldırganın iki kişi olduğu yönündeki değerlendirmelerin yanlış olduğunu ve erken değerlendirme yapmak istemediklerini belirtti. Vali Mutlu ölü ele geçirilen eylemci dışında gözaltına alınan bir eylemcinin bulunmadığını ifade etti.

AĞIR YARALI POLİSLERİN İSİMLERİ BELİRLENDİ

Taksim Meydanı'nda çevik kuvvet polis araçlarının bulunduğu noktada saat 10.38'de meydana gelen bombalı saldırıda ilk belirlemelere göre, 2'si ağır 15 kişi yaralandı. Durumu ağır olan polis memurlarının isimlerinin Halil Keskinbıçak ve Muzaffer Aslan olduğu belirlendi. Aralarında sivillerin de bulunduğu yaralılar, ambulanslarla Taksim İlkyardım Hastanesi'ne kaldırıldı. Konuya ilişkin açıklama yapan İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yaralı polislerin durumunun ağır olduğunu ancak, hayati tehlikesinin bulunmadığını söyledi. Çapkın, patlamayla ilgili "canlı bomba" ihtimali üzerinde durulduğunu kaydetti.
YARALI İKİ POLİS AMELİYATA ALINDI

Taksim'de meydana gelen patlamada yaralanan iki çevik kuvvet polisinin ameliyata alındığı bildirildi. Edinilen bilgiye göre, Taksim Meydanı'ndaki çevik kuvvetin bulunduğu noktada yaralanan ve Şişli Etfal İlkyardım Hastanesine kaldırılan çevik kuvvet polisleri Halil Keskinbıçak ile Muzaffer Aslan ameliyata alındı. Yaralı polislere kan vermek için çok sayıda polis memuru hastaneye geldi
YARALILARDAN 25'İNİN KİMLİĞİ BELİRLENDİ

Taksim Meydanı'nda meydana gelen patlamada yaralanan 32 kişiden 25'inin kimlikleri belirlendi. Taksim Meydanı'ndaki patlamada Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli İlker Avat, Erkan Serbay Sığırcı, Mustafa Aslan, Halil Keskinbıçak, Muzaffer Aslan adlı polis memurlarının yanı sıra trafik polisi İdris Nergis ile Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları Savaş Ateş, Mehmet Kızıltop, Saim Yamanlı, Emre Yıldırım, Bilal Çalışkan ve Ahu Sunu'nun yaralandığı bildirildi. Patlamada yaralanan 17 vatandaştan 13'ünün kimlikleri ise şöyle: Nuri Yılmaz, Gülden Güngör, Süleyman Karanlık, Recep Langin, Yeter Ünsal, Hüseyin Sarı, Hıdır Aydoğdu, Ahmet Eftada, Ayşe Elemeç, Saliha Aygördü, Sami Özverel, Sami Gürsel ve Ragıp Batur.

6 VATANDAŞ 9 POLİS YARALANDI

Taksim Meydanı'nda bekleyen çevik kuvvet polislerinin bulunduğu noktada saat 10.30 sıralarında meydana gelen patlamanın ardından 6'sı vatandaş, 9'u polis olmak üzere 15 kişi yaralandı. Yaralılar çeşitli hastanelere kaldırıldı. Taksim İlk Yardım Hastanesinde 10, Şişli Etfal Hastanesinde ise 3 kişinin tedavi altına alındığı bildirildi. Şişli Etfal İlkyardım Hastanesine kaldırılan çevik kuvvet polisleri Halil Keskinbıçak ile Muzaffer Aslan ameliyata alındı. Olay yerinde bulunan cesedin üzeri gazeteyle örtülürken, çevrede geniş güvenlik önlemi alındı. Cesedin vatandaşlara mı yoksa saldırıyı gerçekleştiren kişiye mi ait olduğu araştırılıyor.

PATLAMADA CANLI BOMBA ŞÜPHESİ

Taksim Meydanı'nda çevik kuvvet polisinin araçlarının bulunduğu noktada saat 10.38'de patlama meydana geldi. Olay yerinde bir kişinin öldüğü ve üzeri polisler tarafından gazete ile örtüldüğü dikkat çekti. Polis ekiplerinin telsiz konuşmalarından geçen ilk anonslarda bu ölen kişinin "canlı bomba" olabileceği şüphesi ifade edildi.Patlamanın PKK'nın daha önce açıkladığı "eylemsizlik" kararının bittiği güne denk gelmesi ise dikkat çekti.

ÇAPKIN PATLAMA BÖLGESİNDE

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yaşanan olayın çok üzücü olduğunu ifade eden Çapkın, ''Canlı bomba olduğu görülüyor. 22 yaralı var. Ölenimiz, şehidimiz yok'' dedi.
Çapkın, patlamanın meydana geldiği Taksim Meydanı'nda incelemelerde bulunarak ilgililerden bilgi aldıktan sonra basın mensuplarına açıklama yaptı.
Olayın çok üzücü olduğunu ifade eden Çapkın, ''Canlı bomba olduğu görülüyor. 22 yaralımız var. Ölenimiz, şehidimiz yok. Şu anda bildiklerimiz bunlar. Hepimize, ülkemize geçmiş olsun. Ağır olan 2 yaralı var gibi gözüküyor. Şimdilik söyleyebileceğim bunlar'' dedi.
Çapkın, olayı kimin yaptığının sorulması üzerine, ''Şu anda bir bilgimiz yok. Onlar şu anda araştırılıyor. Canlı bomba. Kendisi parçalanmış gördüğünüz gibi. Ceset erkek görünüyor'' karşılığını verdi.
Canlı bombanın polis otobüsüne girip girmediği yönündeki bir soruya da Çapkın, ''Evet polis minibüsüne girmeye çalışmış'' dedi.

SAVCI ZEKERRİYA ÖZ, PATLAMA YERİNDE

Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, Taksim Meydanı'nda canlı bomba saldırısının meydana geldiği olay yerine geldi.
Zekeriyya Öz'ün nöbetçi olduğu için gelmiş olabileceği tahmin ediliyor.

BUGÜNKÜ SALDIRI SON 11 YILDA TAKSİM MEYDANI'NDA POLİSE YÖNELİK 3. CANLI BOMBALI SALDIRISI OLDU

Bu sabah düzenlenen saldırı son 11 yılda Taksim Meydanı'nda polise yönelik gerçekleştirilen üçüncü canlı bombalı saldırısı oldu.
Taksim Meydanı'nda 27 Mart 1999 yılında Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı otobüsler ile bir panzerin beklediği yerde meydana gelen olayda, canlı bomba eylemcisi terörist üzerindeki bombayı patlatmıştı. Saldırıda 3'ü polis memuru 10 kişi yaralanmıştı.
Bir diğer canlı bombalı saldırı ise 10 Eyül 2001 tarihinde Gümüşsuyu Çevik Kuvvet bekleme noktasına meydana gelmişti. Bu saldırıda da 2 polis memuru şehit olmuş, 2'si ağır 13 polis memuru ve 7 vatandaş yaralanmıştı.

MEYDANA ÇIKAN YOLLAR KAPATILDI

Taksim'de meydana gelen patlama sonrasında birçok yol trafiğe kapatıldı. Taksim Meydanı'nda saat 10.30 sıralarında meydana gelen patlamanın ardından, The Marmara Oteli önünden Beşiktaş'a inen, Sıra Selviler Caddesi ile Gümüşsuyu'ndan Taksim'e çıkan bütün yollar trafiğe kapatıldı. Meydandaki otobüs duraklarında bulunan bütün otobüsler boşaltılırken, vatandaşlar ve basın mensupları bölgeden kontrollü bir şekilde uzaklaştırıldı. Çevik Kuvvet polis noktasındaki otobüste büyük çapta maddi hasar oluşurken, çevredeki emniyet araçlarıyla, bazı iş yerlerinin camları da patlamanın şiddeti ve isabet eden şarapnel parçalarıyla kırıldı. ''Canlı bomba''ya ait olduğu belirtilen ceset de Çevik Kuvvet ile diğer emniyet araçlarının arasındaki bölümde görülüyor. Patlamanın meydana geldiği bölgede bir piknik tüpü olduğu gözlenirken, Taksim Meydanı ile çevresi üzerinde izleme ve güvenlik gerekçesiyle sürekli bir polis helikopteri uçuş yapıyor.

KÖKSAL, İNCELEMELERDE BULUNMAK ÜZERE İSTANBUL'A GELDİ

Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, Taksim'de meydana gelen patlama ile ilgili incelemelerde bulunmak üzere İstanbul'a geldi.
THY ait uçakla Ankara'dan gelen Köksal, Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin patlamaya ilişkin soruları üzerine, İstanbul Emniyet Müdürülüğüne geçeceğini ve burada İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ile bir değerlendirme yapacaklarını, gerekli açıklamanın daha sonra yapılacağını bildirdi.
Köksal, yaralılara geçmiş olsun dileğinde bulundu.

TÜRK KIZILAYI ALARM DURUMUNA GEÇTİ

Taksim'de meydana gelen patlamanın ardından Türk Kızılayı da alarm durumuna geçti. Kızılay'dan yapılan açıklamaya göre, yaralıların kaldırıldığı hastaneler ile temasa geçilerek, muhtemel kan ihtiyacının karşılanması için gerekli hazırlıklar tamamlandı. Türk Kızılayı Çapa Kan Merkezi'nden 15 ünite 0 Rh(-) taze kan Taksim İlkyardım Hastanesi'ne ulaştırıldı. Patlamadan etkilenenlere psikososyal destek sağlamak amacıyla Türk Kızılayı Marmara Bölge Afet Yönetimi Müdürlüğü'nden(MAFOM) 1 öncü araç ile 2 uzman psikolog alana gönderildi. Çevredeki Türk Kızılayı şubeleri de bölgedeki çalışmalara destek veriyor. Gelişmeler Türk Kızılayı Afet Operasyon Merkezi(AFOM) ve Marmara Bölge Afet Yönetimi Müdürlüğü(MAFOM) tarafından izleniyor.

BBC, TAKSİM SALDIRISINI FLAŞ HABER OLARAK VERDİ

İstanbul Taksim meydanında gerçekleştirilen bombalı saldırı, tüm dünyada yankılandı. BBC, flaş haber olarak verdiği olay için "İstanbul merkezinde patlamada en az 15 kişi yaralandı" derken patlamanın, çevik kuvveti hedef alan bir intihar saldırısının olduğunun bildirildiğini de kaydetti.
İngiliz yayın kuruluşu BBC, İstanbul'un merkezinde Pazar sabahı meydana gelen patlama sonucunda en az 15 kişinin yaralandığını belirterek polisin, bölgenin kordon altına aldığına dikkat çekti. Ambulansların yaralılardan bazılarını hastane taşırken, bazılarının da olay yerinde tedaviye alındığı da ifade edildiği haberde, Türk televizyonlarına dayanılarak intihar saldırısının sonucunda meydana gelen patlamanın çevik kuvveti hedeflediğini de söyledi.
zaman.com.tr foto galeri

Devamını BURADAN okuyun...>>>

30.7.10

GENERAL KAYAYA FAX

General Kaya bu faxı açıklasın

Gediktepe baskını sonrası “PKK’lıları çoban sandık” diyen Tümgeneral Kaya’yı, Emniyet saat ve gün vererek uyarmış: Tekeli Taburu’na örgütün saldırı ihtimali çok yüksek. Bilginize arz ederim

Hakkâri’nin Şemdinli İlçesi’ne bağlı Gediktepe Sınır Karakolu’na yapılan baskının iki gün önceden Emniyet tarafından Şemdinli Jandarma Komutanlığı’na bildirildiği ortaya çıktı. Şemdinli Terörle Mücadele Büro Amiri Başkomiser Ahmet Yiyenoğlu tarafından Jandarma’ya gönderilen faksta, 17 Haziran 2010’da PKK tarafından Gediktepe Üs Bölgesi’ne saldırı yapılacağı belirtildi. Faksta baskının yapılacağı saatler bile verildi. Ancak hiçbir önlem alınmadı. PKK, raporda belirtilen saatten tam 30 saat sonra Gediktepe Karakolu’na baskın düzenledi, 11 asker hayatını kaybetti.Taraf, PKK tarafından düzenlenen kanlı Gediktepe baskınından önce hazırlanan istihbarat raporlarına ulaştı. Şemdinli TEM Büro Amiri Başkomiser Ahmet Yiğenoğlu tarafından hazırlanan rapor, 16 haziranda saat 21.20’de Şemdinli Jandarma Karakolu’na fakslanarak PKK’nın Tekeli Taburu ve bu tabura bağlı Gediktepe Üs Bölgesi’ne saldırı yapacağı bildirildi.

Raporda şöyle deniyor: “Güvenilir bir kaynaktan alınan bir bilgide, PKK, 17.6. 2010 tarihinde Tekeli Taburu veya Tekeli Taburu’na bağlı bulunan Hacı Bektaş Dağı civarındaki askerî birliğe (Saldırı yapılma ihtimali çok yüksek) gündüz vakitlerinde büyük bir olasılıkla saat 14:00-15:00 veya 15:00-16:00 arası yapılacağı bilgisi alınmıştır. Arz ederim.”


Komutan izindeydi
Şemdinli Jandarma Komutanlığı, Emniyet tarafından gönderilen bu rapor üzerine konuyu “acil” olarak 7. Hudut Alay Komutanlığı’na bildirdi. Buradan da konu Tekeli Tabur Komutanlığı’na, ardından Gediktepe Üs Bölgesi’ne iletildi. Ancak bu sırada yıllık izne çıkmak için Gediktepe Bölük Komutanı Tekeli’deki tabura geldi. Baskın günü de izinli olduğu öğrenildi. İstihbarat raporuna rağmen yerine bir görevlendirme yapılmadı.


30 saat sonra baskın
Emniyet’in raporuyla “geliyorum” diyen baskın, raporda belirtilen saatten 30 saatlik bir sapmayla 19 Haziran 2010 günü saat 02:00’da gerçekleşti. Gediptepe mevzilerine kadar gelen PKK’lıların düzenlediği baskında 11 asker yaşamını yitirdi. PKK’lılar, dört adet G-3 silahı, termal ve pitonları alarak bölgeden ayrıldı.


Balyozcu general ‘çoban’ demişti
Hatırlanacağı gibi baskın sonrası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan programlarını iptal ederek, Van’daki cenaze törenlerine katılmış ardından da Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’la Gediptepe’deki sipere gitmişti. Çömelme tartışmalarının yaşandığı ziyarette, Balyoz sanığı Tümgeneral Gürbüz Kaya ikiliye eşlik etmiş ve baskınla ilgili bilgi vermişti. Kaya’nın baskın sonrası yaptığı açıklama da çok tartışılmıştı. Kaya, baskın öncesi 23:30’da görüntü aldıklarını, hemen topçu ateşi yaptıklarını, karşılık verilmeyince görüntülerin çoban, köylü ya da kaçakçı olabileceğini düşündüklerini de söylemişti.


Adım adım izlediler ama...
Gediktepe Sınır Karakolu’na yapılan baskınla ilgili ihmal istihbarat raporuyla sınırlı değil. PKK’lıların saldırıdan 15 gün önce sınır girişinden itibaren insansız hava araçları Heronlar tarafından görüntülendiği belirlendi. PKK’lıların Heronlar tarafından tesbit edilmesi üzerine bölgeye gelen helikopter gruba ateş etmeden geri dönüyor.


PKK’lılar sınırdan sızıyor
Taraf‘ın ulaştığı iki saatlik görüntüler 3 Haziran 2010 tarihine ait. Yani Gediktepe baskınından 15 gün önce çekildi. Heronlar, 3 Haziran 2010 günü saat 03:20’da sınırdan sızan PKK’lıları görüntülemeye başlıyor. Görüntülere göre PKK’lılar üç grup halinde saat 04:06’da toplanıyor. Bu sırada yaklaşık 100 kişilik grup, katır ve silahlarıyla adım adım takibe alınıyor.

Görüntüler, Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere 30 ayrı birime aynı anda canlı olarak gönderiliyor. Gediktepe baskınını yapacak olan PKK’lıların yaptığı her hareket en ince detayına kadar kaydediliyor.


Helikopter geri dönüyor
Herondan gönderilen görüntü üzerine, PKK’lıların sınırdan giriş yaptıkları bölgeye bir helikopter gönderiliyor. PKK’lıların toplanmaya başladığı N 37 19 263, E 42 59 140 koordinatı helikoptere bildiriliyor. Bölgeye giden helikopterden PKK’lılar hiç rahatsızlık duymadan altışar kişilik gruplar halinde yollarına devam ediyor.

Görüntülerde PKK’lıların helikopterden saklanma gereği duymamaları da dikkat çekiyor. Dikkat çeken başka bir nokta ise koordinatlar verilmesine rağmen helikopter herhangi bir atış yapmadan birliğine geri dönüyor.


Katır sırtında silah
Helikopterin ayrılmasından sonra Heron PKK’lıları adım adım izlemeye devam ediyor. Gece intikal yapıldığı için PKK’lıların zaman zaman tek koldan hızlandığı görülüyor. Gece çekimi olmasına rağmen, PKK’lıların tüm hareketleri, geçiş noktaları ayrıntılı olarak tesbit ediliyor. Görüntü kayıt işleminin canlı olarak tüm birimlere aktarılması saat 05:30’a kadar devam ediyor. Ancak herhangi bir önlem alınmıyor.

Canlı yayında sınırı geçen PKK’lılar, katırlara yükledikleri ağır silahlarla Gediktepe’ye baskın düzenleyerek geri dönüyor.

MEHMET BARANSU - Istanbul - 30.07.2010

Devamını BURADAN okuyun...>>>

8.4.10

ÇUKURCA MAYINLARI TSKNIN

Askerlerimiz şehit eden mayın bizim

Bölge ve birlik komutanlarının internete düşen ses kayıtları, 7 askerimizi şehit eden mayınların, PKK tarafından döşenmediğini gözler önüne sermişti. Patlamayla ilgili uydu telefon kayıtlarında 3 farklı görüşme yer alıyordu. Birinci konuşma, Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es arasında, ikinci konuşma Hakkari Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es ile Tabur Komutanı Yarbay Taner arasında, son konuşmada da Tuğgeneral Zeki Es ve Komutanı XXX (Yurdaer Olcan) arasında geçiyordu.

Ses kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, TSK'nın üst seviye komutanları, kendilerine emanet edilen, analarının biricik kuzusu Türk askerini şehit edenleri görmezden gelerek olayı kapamaya çalışmıştır.Bu seviyedeki komutanların olayı kapatmasıyla, hem milleti hemdi üstlerini aldattığı net olarak anlaşılmaktadır. Bu yapılanların karşılığı ne olacak? Başbuğ'dan hareket bekliyoruz.....

Yoksa 'kol kırılır yen içinde kalır'la yola devam mı?.....
Çukurca'da 27 Mayıs 2009'da infilak eden mayınla 7 askerimiz şehit düştü. Olayı PKK'nın yaptığı açıklandı. Olayın farklı olduğu sonra anlaşıldı.

Demokratik açılımın arefesinde patlayıp 7 askerimizin şehit olmasına 7 askerimizin de yaralanmasına ve açılımın bir süreliğine askıya alınmasına neden olan mayınların PKK tarafından değil, asker tarafından yol kenarına yerleştirildiği ortaya çıktı. Mayınların, Makina ve Kimya Enstitüsü Kurumu (MKE) yapımı olduğu askeri raporlarla netlik kazandı.

PKK EYLEMİ DENDİ

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, açılımla ile ilgili ilk sinyali verdiği, Başbakan Erdoğan'ın da uzun süredir bekleyen dönemin DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk'e randevu verdiği bir dönemde, 27 Mayıs 2009 tarihinde Hakkari'nin Çukurca ilçesi Hantepe bölgesinde mayın patlaması sonucu 6 askerimiz şehit olmuş, 1'i ağır 8 asker de yaralanmıştı. Ağır yaralı askerimiz de daha sonra şehit olmuştu. Gül'ün Kürt sorununun çözümü için "Tarihi fırsat" açıklamasını yaptığı bir dönemde böyle bir saldırının olması, bütün olumlu havayı sabote etmişti. Paralelinde Erdoğan, uzun süredir kendisiyle görüşmek isteyen DTP yönetimine 29 Mayıs için verdiği randevuyu iptal etmiş ve gerekçe olarak da Çukurca'daki 7 erimizin şehit edilmesini açıkça sebep olarak göstermişti. Çünkü mayın patlaması, askeri yetkililer tarafından Ankara'ya PKK eylemi olarak geçilmişti.

İTİRAF GİBİ KAYITLAR!

Ancak bölge ve birlik komutanlarının internete düşen ses kayıtları, 7 askerimizi şehit eden mayınların, PKK tarafından döşenmediğini gözler önüne sermişti. Patlamayla ilgili uydu telefon kayıtlarında 3 farklı görüşme yer alıyordu. Birinci konuşma, Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es arasında, ikinci konuşma Hakkari Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es ile Tabur Komutanı Yarbay Taner arasında, son konuşmada da Tuğgeneral Zeki Es ve Komutanı XXX arasında geçiyordu.

KAHROLACAK DURUM YOK

İlk görüşmede Tuğgeneral Es, mayınları kendisinin yerleştirdiğini söylüyor ve "Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum" diyordu. Tümgeneral Kaya da "Hiçbir sıkıntı yok bak hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok" cevabını vererek Es'i teselli ediyordu. İkinci görüşmede Yarbay Taner, Es'e "Yukarıya mayını terör örgütü döşedi şeklinde bildirdik" diyor. Yarbay Taner, rapora tümen komutanının birkaç kez baktığını ve o şekilde yazdıklarını belirtiyordu. Üçüncü telefon görüşmesinde XXX Komutan, Zeki Es'e, "Zeki bu konuşmaların hepsi kayıt ediliyormuş, fazla konuşma. Sabah GES Komutanı beni aradı söyledi" diyordu. Tümgeneral Kaya'nın adı Balyoz toplantısına katılan askerlerin arasında yer almıştı. 3. dalga operasyonda hakkında gözaltı kararı verilmişti. Tuğgeneral Es’in görüştüğü “XXX” rumuzlu kişinin dönemin Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Yurdaer Olcan olduğu öne sürüldü. Olcan da Balyoz’dan tutuklandı.

SAVCILIK DAVA AÇTI

Ses kayıtlarının üzerinden şehit yakınları harekete geçti ve Van Cumhuriyet Savcılığı'nda dava açtı. Dava bir ay önce görevsizlik kararıyla sonuçlandı ve dosya Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderildi. Ancak Van Cumhuriyet Savcısı Yılmaz Kıstı imzalı karar metninde, mayınlarla ilgili şok edeci birçok bilgi de yer aldı. Karar metninde mayınların MKE yapımı olduğu, mayının sonradan müdahalelerle güçlendirildiği ve komutanların emriyle güvenlik amacıyla toprağa yerleştirildiği belirtiliyor.

Jandarma Kriminal’den savcıya şok mayın raporu

Van Cumhuriyet Savcısı Yılmaz Kıstı imzalı karar metninde aynen şunlar yer aldı: "Jandarma Genel Komutanlığı Van Bölge Bölge Kriminal Amirliği'nin 02/07/2009 tarih ve 2009/523 numaralı raporunda, söz konusu olayda patlayan mayının hazırlanmasında MKE (Makina ve Kimya Enstitüsü Kurumu) tarafından 120 mm'lik MOD 209 havan mühimmatının kullanıldığının, yine aynı mayının hazırlanmasında askeri personele ait telsiz bataryaları içerisinde kullanılan şarjlı pil blokları ile benzer özellikler gösteren pillerden kullanıldığının belirtildiği, olayla ilgili olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nca yaptırılan idari soruşturmaya ilişkin dosya içerisinde, olay günü intikali gerçekleştirilen birliğin güvenliğini sağlamak amacıyla, geçiş güzergahı ve konuşlanılacak üs bölgesi çevresinde ilgili komutanların emri ele Özel Alarm İkaz Sistemi olarak nitelendirilen el yapımı patlayıcı maddeler yerleştirildiğine, bu patlayıcı maddelerin içerisinde genellikle 500 gram-1500 gram arasında TNT ve C4 tipi patlayıcılar bulunduğuna, yine bu tip patlayıcı madde düzeneklerinde 3-4 adet pil kullanıldığına, söz konusu patlamanın da askeri birliğin sevkinin sağlandığı güzergahtan sapıldığı noktada gerçekleştiğine dair bilgiler bilindiği anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde söz konusu olayın, olay yerinden geçişi sağlanan askeri birliği sevk ve idareden sorumlu komutanların emri ile, askeri personel tarafından güvenlik amacıyla yerleştirilen mayının patlaması sonucu meydana geldiği, bu eylemin 'Bilinçli taksirle birden çok kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak' suçunu oluşturabileceği kanaatine varılmıştır." Kaynak:Bugün





aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

8.12.09

SİSTE ALÇAK PUSU

Tokatta 7 Şehit

Tokat'ın Reşadiye ilçesinde dün öğleden sonra jandarma aracı pusuya düşürüldü. Çatışmada biri uzman çavuş, 7 asker şehit oldu, 3 asker yaralandı

Tokat'tan gelen 7 şehit haberi Türkiye'yi sarstı. Dün saat 15.20 sıralarında Tokat'ın Reşadiye ilçesine 10 kilometre uzaklıktaki Sazak köyü yakınlarında teröristler, jandarma aracına ateş açtı. İlçe jandarma karakolundan Sazak jandarma karakoluna giden askeri araç ormanlık alanda pusuya düşürüldü. Teröristler 2 bin rakımlı ve yoğun sisin hâkim olduğu bölgede yaklaşık 5 dakika boyunca askeri aracı çapraz ateşe tuttu. 10 askerin bulunduğu askeri cip delik deşik olurken, cipteki askerlerden uzman çavuş Harun Aslanbay (Adana) ile erler Onur Bozdemir (Adıyaman), Kemal Pide (Ordu), Ferit Demir (Muş), Yakup Mutlu (Muş), Cengiz Sarıbaş (Giresun) ve Fatih Yonca (Hatay) şehit oldu. Saldırıda Uzman Çavuş Yusuf Öztürk ile erler Emrah Mandıralı ve Arif Temel de yaralandı. Yaralı askerler Niksar ve Reşadiye'deki hastanelere kaldırıldı.HAFTALIK GÜZERGÂH
10 kişilik timin, her pazartesi, karakolun haftalık erzağını temin için aynı güzergahı kullanarak, Reşadiye'ye gittiği bildirildi. İzinden dönen şehit er Kemal Pide ise karakola gitmek için ilçede timi beklediği ve araca bindiği öğrenildi. Çatışmadan yaklaşık 2 dakika sonra İsmailiye köyünden Reşadiye ilçesine yolcu götüren ve olay yerinden geçen köy minibüsünde bulunanlar yaralılara ilk müdahaleyi yaptı. Yaralı askerler ilçedeki hastaneye götürüldü. Saldırganlar ise yoğun sisten faydalanarak kaçtı. Genelkurmay Başkanlığı, bölgeye çok sayıda ilave kuvvet gönderildiğini açıkladı. Reşadiye Kaymakamı Cihangir Güler, 3 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğunu ifade etti. Bu arada Niksar'daki yaralı askerler için belediyeden yapılan kan anonsu üzerine çok sayıda vatandaş akın etti.

'Beni hastaneye yetiştirin'
YEDİ askerin şehit olduğu saldırının yakın tanığı, İsmailiye köyü sakinleriydi. Köylüler tanıklıklarını şöyle anlattılar: "Yol ortasında askeri bir araç gördük. Araç taranmış, ortalık kan gölüne dönmüştü. Bir asker, elinde telefon etmeye çalışıyordu. Diğeri aracın yanında diz çökmüş dua ediyordu. Bizi görünce, 'Kan kaybediyorum, lütfen beni hastaneye yetiştirin' dedi."

AYNI YERDE İKİNCİ SALDIRI

Saldırının olduğu Sazak köyü kırsalında, 1997’de de terörist saldırısı yaşanmıştı. 14 Ekim 1997’de görevden dönen güvenlik güçleri, saat 18.30’da teröristlerin saldırısına uğramış 4 asker şehit olmuş, 3 asker de yaralanmıştı. Sazak köyünde 12 Temmuz 2001’de düzenlenen operasyonda da TKP-ML TİKKO üyesi bir kişi öldürülmüştü.
Tokat’ın Reşadiye, Niksar, Almus ilçeleri ile Sivas, Ordu ve Giresun bölgeleri arasındaki kırsal kesimde bir dönem DHKP/C ve TKP-ML TİKKO mensupları eylemlerde bulunmuştu. DHKP/C, TKP-ML TİKKO ile PKK mensupları burada birlikte hareket etmişti.

DHKP-C OLABİLİR

İlk değerlendirmeler, saldırının DHKP-C tarafından yapılmış olabileceği yolunda. Yetkililer, DHKP-C yönetiminin, çok sayıda elemanını Yunanistan’a eğitim amaçlı göndermesinin ardından bir grup örgüt üyesinin Türkiye’ye giriş yaptığını vurguladı.

KUZUMU ELİMDEN ALDILAR

Yedi askerin şehit olduğu haberi, baba ocaklarına ateş düşürdü. Acılı aileler, "Vatan sağ olsun" dedi.

TERHİSİNE 2 AY KALMIŞTI
Ordulu Jandarma Er Kemal Pide'nin terhisine 2 ay kaldığı öğrenildi. Baba Cemal Pide, oğluyla en son 3 gün önce görüştüklerini söyledi ve "Vatan sağolsun" dedi.

MUŞ 2 EVLADINI ŞEHİT VERDİ
Muş'un Bulanık ilçesine bağlı Örenkent köyünden Şehit Jandarma er Yakup Mutlu'nun 2 ay sonra tezkeresini alıp evleneceği öğrenildi. Malazgirt ilçesi Erince Köyü'ne kayıtlı er Ferit Demir in İstanbul'daki annesiyle şehit olmadan bir saat önce internetten görüntülü görüştüğü öğrenildi.

'SENSİZ NE YAPARIM'
Şehit Piyade Er Fatih Yonca'nın annesi Gülsüm Yonca, oğlunun acı haberini televizyondan öğrendi. İskenderun'un Bekbele beldesinde oturan anne Gülsüm, "Hadi gel anan seni bağrına bassın. Canım evladım ben sensiz ne yaparım" diye gözyaşı döktü.

KÖYÜNÜN İLK ŞEHİDİ
Adana'nın Yumurtalık Sugözü Köyü'nden olan şehit er Harun Aslanbay'ın evli ve bir çocuk babası olduğu öğrenildi. Acılı baba Hamdi Aslanbay, oğlunun İmralı'da görev yaptığını söyledi.

SOKAĞI BAYRAKLARLA DONANDI
Şehit Cengiz Sarıbaş'ın İstanbul'da ailesinin oturduğu sokak Türk bayraklarıyla donatıldı.

KALAN OĞULLARIMI DA GÖNDERECEĞİM
Onur Bozdemir'in annesi, Kürtçe ağıtlar yakarak "Kuzumu elimden aldılar" dedi. Baba Ahmet Bozdemir ise acısını "Üç oğlum daha var. Onları da göndereceğim" diye ifade etti.

HAİN SALDIRIYA TEPKİLER

'Şiddetletelin ediyorum'
CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL: BİRLİK ve beraberliğimize, ülkemizdeki huzur ve kardeşlik ortamına yönelen bu hain saldırıyı şiddetle telin ediyorum. Vatanı uğrunda şehit olan kahraman askerlerimiz, milletimizin gönlünde sonsuza kadar yaşayacaktır.

'Hainler boğulacak'
BAŞBAKAN ERDOĞAN: ABD'DE bulunan Başbakan Erdoğan İçişleri Bakanı Atalay'ı arayarak bilgi aldı. Erdoğan, Orgeneral İlker Başbuğ'a gönderdiği mesajda "Menfur saldırılarla kirli emellerini gerçekleştireceklerini sanan hainler döktükleri kanda boğulacaklardır" dedi.

'Cezalarını çekecekler'
İÇİŞLERİ BAKANI ATALAY: SALDIRIYI gerçekleştirenler, en kısa zamanda adalete teslim edilecek ve hak ettikleri cezaya çarptırılacaklar. TBMM BAŞKANI ŞAHİN: HAİN saldırının, kardeşlik ortamını pekiştiren çalışmaların sürdüğü dönemde gerçekleşmesi düşündürücü. Şehit haberi, tüm yurtta büyük üzüntü yarattı. Siyasi parti liderleri, sivil toplum örgütleri tepkilerini dile getirdi.

BATMAN'DA ROKETLİ SALDIRI
Öte yandan Batman'ın Beşir ilçesinde de dün akşam saatlerinde subay lojmanlarına yönelik olarak, teröristlerce roketli saldırı düzenlendi. Saldırıda iki astsubay hafif yaralandı.

Devamını BURADAN okuyun...>>>

27.9.09

SON OSMANLI DEFNEDİLDİ

Son Osmanlıya Veda

Osmanlı hanedanının son temsilcisi Ertuğrul Osman'ın cenazesi binlerce vatandaşın kıldığı namazın ardından II. Abdulhamit'in yanına defnedildi. Cenaze törenine çok sayıda hanedan üyesi ve bakanın yanısıra binlerce vatandaş katıldı. Osman'ın tabutunun üzerine Türk Bayrağı'yla birlikte kabe örtüsü örtüldü. Ertuğrul Osman'ın eşi Zeynep Tarzi Osman, "Hayatımı dolduran bir insandı, ondan sonra hayatım boşalacak." dedi.Sultanahmet Camii tarihi günlerinden birini yaşadı. Cenaze namazı kılınmayan tarihi camide bugün Osmanlı hanedanının saray gören son mensubunun cenaze namazı kılındı. Öğle namazının ardından binlerce vatandaşın katıldığı cenaze namazına hanedan üyeleri ve bakanlar da katıldı. Cenazeye katılan hanedan üyeleri arasında Ertuğrul Osman'ın eşi Zeynep Tarzi Osman, yeğeni Harun Osmanoğlu, II. Abdulhamit'in kızının torunları Ayten Gunter ve Adile Nami Osmanoğlu yer aldı. Cenazeye hükümet adına Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve bazı milletvekilleri katıldı. İstanbul Valisi Muamer Güler, Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve bazı ilçe belediye başkanları da cenazede yer aldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül adına da cenazeye katılan Genel Sekreter Mustafa İsen, hanedan mensuplarına başsağlığı dileğinde bulundu. Cumhurbaşkanı Gül'ün ayrıca cenazeye çelenk de gönderdiği görüldü.

Cenaze namazının kılınmasından sonra omuzlara alınan tabut cenaze aracına kadar tekbirler eşliğinde taşındı. Araçla II. Abdulhamit'in türbesine kadar taşınan cenazeye yol boyunca vatandaşlar tekbirlerle eşlik etti. Türbeye getirilen Osman'ın naaşı, tekrar omuzlara alınarak defnedileceği yere taşındı. Ertuğrul Osman, vasiyeti üzerine II. Abdulhamit'in kabrinin yanına defnedildi.

"HAYATIMDA BOŞLUK OLUŞTU"

Namaz öncesi duygularını ifade eden Ertuğrul Osman'ın eşi Zeynep Tarzi Osman, hayatında büyük bir boşluk oluştuğunu söyledi. Tarzi Osman: "Benim duygum ne olabilir. Kederden, üzüntüden başka bir şey olamaz. Büyük bir insanı, hayat arkadaşımı kaybettim. Pazar günü evliliğimizin 20. yılıydı. Çok fevkalade bir hayatımız oldu. Benim hayatımı çok dolduran bir insandı. Benim ailemin hyatını da çok doldurdu. Fevkalade bir kişiliği vardı. Herkesin sevdiği saydığı bir insandı. Çok dopdolu bir hayat geçirdim kendisiyle ve ondan sonra da epey boşalacak hayatım. Sonradan vatandaşlığı almasından dolayı memnun oldu. 'Ben zaten Türktüm, şimdi elimde resmi bir evrak var Türk olduğuma dair işte o kadar' dedi." diye konuştu.

"OSMANLI HANEDANI TÜRKİYE ALEYHİNE HİÇBİR TUTUM ALMADI"

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, insani bir görev olarak cenazeye geldiğini söyledi. Hanedan üyelerine başsağlığı dileğinde bulunan Çiçek, açıklamasında, "Bugün buraya insani bir görevi yapmak üzere geldik. Türk milletinin bir ferdi olarak Osmanlı ailesine karşı hepimizin bir minnet ve şükran borcu var. Bu şükran ifademizin bir gereği olarak bugünkü cenaze merasimine katıldık. Osmanlılar bizim tarihimizin çok önemli bir bölümünü ifade eder. İftihar ettiğimiz bir dönem. Bugün sahip olduğumuz bir çok şeyi Osmanlılara borçluyuz. Dolayısıyla bu aileden bir ferdinin cenaze merasimini birlikte kaldırmış olacağız. Aileye hükümetimiz adına başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Mekanı cennet olsun. Osmanlı ailesi çok asil bir aile. Kendi ülkelerinden ayrılma durumunda olan çok hanedan olmuştur. Ama bunlar içerisinde Osmanlı hanedanı her türlü takdirin üzerinde bir tutum, bir tavır sergilemiştir. Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti ayleyhine hiçbir çabanın, hiçbir tutumun içerisinde olmamış, devlete tam bir sadakat içerisinde olmuştur. Ayrıca, biz öyle hanedanlar biliriz ki kendi ülkelerini terk ederken o ülkede varlık adına, servet adına ne varsa yanlarında alıp götürmüşlerdir. Halbuki Osmanlı ailesi, tarihi kayıtlara baktığınızda devlete ve millete ait olan hiçbir şeyi götürmeksizin büyük bir sıkıntı içerisinde fedakarlıklarla kendi hayatlarını idame ettirebilmişlerdir. Bunlardan hepimizin alacağı dersler vardır. Bu vesile ile ben merhuma tekrar Allah'tan rahmet diliyorum. Osmanlı ailesine, tüm geçmişine ve geçmişimize rahmetler diliyorum." dedi.

Kültür ve Turiz Bakanı Ertuğrul Günay da Ertuğrul Osman'ın vatansever ve Türkiye Cumhuriyeti'ni içtenlikle benimsemiş biri olduğunu ifade etti. Bakan Günay, "Ertuğrul Osman Efendi, Osmanlı hanedanının şehzade sıfatı taşıyan son ferdiydi. Ailesine, milletimize başsağlığı diliyorum. Türkiye'de yaşayıp Türkiye'de son nefesini vermek istediğine ilişkin sağlam bilgilerimiz var. Bir vatansever olduğunu düşünüyorum. Osmanlının mağlubiyetinden sonra Cumhuriyetin kuruluşunu içtenlikle benimsemiş, Cumhuriyetin kurucularını saygıyla karşılamış, Atatürk ile ilgi
li düşünceleri var. Topraklarına olan sevgisini hiç kaybetmemiş ve bu topraklarda yatacak." şeklinde konuştu. (CİHAN)

26.09.2009

Devamını BURADAN okuyun...>>>

15.7.09

HSYK DA DERİN GÜÇLER İŞBAŞINDA

HSYK'nın Yeni Hedefi Ergenekon

12 Eylül darbesinden sonra kurulan HSYK yakın tarihte bakın nasıl davalarda devreye girdi ve davaların sonuçları nasıl oldu? Susurluk, Şemdinli...

HSYK, kritik davalarda devreye giriyor

Yargıtay, sivil mahkemenin Şemdinli davasındaki kararını bozarak, dosyanın askerî mahkemeye gönderilmesini istedi. Yargıtay'ın kararına uymayan mahkeme heyeti HSYK tarafından dağıtıldı. Yeni gelen heyet, ilk duruşmada dosyayı askerî mahkemeye gönderdi.

HSYK'nın, kritik davaların hakim ve savcılarına dönük atama kararları sıklıkla tartışmaların odağına oturdu. 12 Eylül darbesinden sonra kurulan HSYK'nın yakın tarihte dikkat çeken ilk müdahalesi Susurluk davasında yaşandıSusurluk davasına bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sedat Karagül'ün görevini değiştirdi. Karagül, 2001 yılında Sultanahmet'teki İstanbul Adliyesi'ne düz hakim olarak atandı. Hakim Metin Çetinbaş mahkeme başkanı olarak atandı. Davayı 2-3 ay gibi kısa bir sürede sonuçlandıran Çetinbaş, emekli olduktan sonra Ergenekon davasında bazı sanıkların avukatlığını üstlendi.

Susurluk davası hükümlüsü Özel Harekâtçı polis Ayhan Çarkın, Ekim 2008'de verdiği bir röportajda ilginç bir itirafta bulunmuştu: "Bizi dava sürecinde 3,5 sene yargılayan bir heyet vardı. Hakim Sedat Karagül. O adamda ben adaleti gördüm. Sonra bu heyet görevden alındı. Son 15 gün Mesut Yılmaz hükümetinin atadığı bir başka heyet geldi. 4 yıl ceza aldık. Oysa neyle yargılanıyorduk."

HSYK, Şemdinli soruşturmasında iddianamenin açıklanmasının ardından Savcı Ferhat Sarıkaya hakkında inceleme başlattı. Savcı görevinden ihraç edildi. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık iki astsubaya 39 yıl 5 ay ceza verdi. Kararı bozan Yargıtay, dosyanın askerî mahkemeye gönderilmesini istedi. Mahkeme karara uymadı. HSYK yeniden devreye girdi ve mahkeme üyelerini dağıttı. Yeni gelen heyet, dava dosyasını askerî mahkemeye gönderdi. Sanıklar askerî mahkemedeki ilk duruşmada salıverildi.

HSYK, verdiği kararla banka davalarına da damgasını vurdu. Davalara bakan İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Akın, 2007'de görevinden alındı. Akın döneminde 3 yıl içinde birçok davayı karara bağlayan mahkeme, bu atamanın ardından karar vermez oldu. Mustafa Süzer'in baş sanık olarak yargılandığı Kentbank davası hâlâ devam ediyor.
AKTIFHABER.COM

Devamını BURADAN okuyun...>>>

24.6.09

BU SES KAYDI DOĞRU OLAMAZ !!!

Bu Ses Kaydı Kanınızı Donduracak



6 askerimizin şehit olduğu mayın patlamasıyla ilgili konuşmalar kanınızı donduracak.
27 Mayıs'ta Hakkari Çukurca'da 6 askerimizin şehit olduğu mayın patlamasıyla ilgili konuşmalar kanınızı donduracak..

Hakkari'nin Çukurca ilçesinde Hantepe bölgesinde mayın patlaması sonucu 6 askerimiz şehit olmuş, 1'i ağır 8 asker de yaralanmıştı.

Mayın patlaması PKK eylemi olarak kayıtlara geçti. Ancak ortaya çıkan telefon konuşmaları, şok edici nitelikte.

6 askerin şehit olduğu mayın patlamasıyla ilgili uydu telefon kayıtlarında geçen konuşmalar, 3 farklı görüşme şeklinde yer alıyor.Birinci konuşma Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es arasında, ikinci konuşma yine Hakkari Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es ile Tabur Komutanı Yarbay Taner arasında, üçüncü ve son konuşma da Tuğgeneral Zeki Es ve Komutanı XXX arasında geçiyor.

Birinci telefon görüşmesinde Tuğgeneral Zeki Es, mayınları bizzat kendisinin yerleştirdiğini söylüyor ve Tümgeneral Gürbüz Kaya’ya “Komutanım sizi böyle sıkıntıya soktuğum için kahroluyorum” diyor. Bunun üzerine Tümgeneral Kaya “Hiçbir sıkıntı yok bak hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok” cevabını vererek Zeki Es’i teselli ediyor.

İkinci telefon görüşmesinde Yarbay Taner, Zeki Es’e “Yukarıya mayınları terör örgütü döşedi şeklinde bildirdik” diyor. Yarbay Taner, rapora tümen komutanının birkaç kez baktığını ve o şekilde yazdıklarını belirtiyor.

3. telefon görüşmesinde XXX Komutan, Zeki Es’e “Zeki bu konuşmaların hepsi kayıt ediliyormuş, fazla konuşma” uyarısını yapıyor. Zeki Es’in bunu kimin söylediğini söylemesi üzerine XXX Komutan “Sabah GES Komutanı beni aradı söyledi” diyor.

Cumhurbaşkanı Gül’ün Kürt sorununun çözümü için “Tarihi fırsat” dediği ve demokratik adımların atılacağı sinyalini verdiği bir dönemde böyle bir saldırının olması, bütün olumlu havayı sabote etmişti.

Yine Başbakan Erdoğan’ın, uzun süredir kendisiyle görüşmek isteyen DTP yönetimine 29 Mayıs için randevu verdiği, ancak Çukurca’daki 6 şehit haberinden randevuyu iptal ettiği ortaya çıkmıştı. Bunu bizzat Erdoğan açıklamıştı.

ATV’de yayınlanan Başbakan Erdoğan mayın saldırısının kendisine nasıl randevuyu iptal ettirdiğini şöyle açıklamıştı: "Randevu vermeyi düşündüm, ertesi gün 10 askerimiz şehit oldu. DTP'liler terör örgütüne 'terör örgütü' diyemedi. Randevu vermek için sakinleşsin diye bekledik. Tekrar bir mayın olayı ve 6 şehit. Tam bir adım atmaya karar veriyorsunuz bombalar patlıyor. DTP'yle arkadaşlarım zaman zaman görüşüyor. Ben kendimi hazırlarken olanlar ortada. PKK terör örgütüdür deseler birçok şeyin önü açılacak. Onlar da söylemleriyle sürece destek olmaları lazım. Benim bölgeye ve bölge insanına yaklaşımım onların çok çok üstünde."

aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

5.5.09

MARDİNDE BÜYÜK KATLİAM

Mardinde görülmemiş katliam

Mardin'in Mazıdağı İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü'nde düğün yerine maskeli kişilerin 4 değişik koldan otomatik silahlarla yaptığı saldırıda ortalık kan gölüne döndü. Kanlı baskında 6'sı çocuk, 16'sı kadın toplam 44 kişi hayatını kaybetti. Baskını gerçekleştiren saldırganların kadın ve erkeklerin ayrı ayrı namaz kıldıkları odalara girip herkesi sırtından ve boynundan vurdukları ortaya çıktı.Mardin'in Mazıdağı İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü'nde dün akşam düğün evine baskın düzenleyen maskeli ve silahlı kişiler katliam yaptı.

Mardin'e 40 kilometre uzaklıktaki 300 nüfuslu Bilge Köyü'ndeki saldırı saat 21.30 sıralarında 4 koldan başladı ve 15 dakika sürdü. Maskeli saldırganlar eski köy muhtarı Cemil Çelebi'nin kızının nişanının yapıldığı evde toplanan çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu kalabalığı otomatik silahlarla taradı. Çevrede duyulan silah sesleri köyde nişan olduğu bilindiği için normal karşılandı.

Bilge Köyü'nde çoğu korucu olan erkeklerin büyük bölümü görev nedeniyle dışarıda oldukları için saldırganlar rahat hareket etti. Olay sırasında Suriye üzerinden gelen toz bulutunun kapladığı köyde tam bir can pazarı yaşandı. Düğün evi feryat eden yaralıların yardım çığlıkları ile inlerken, katliam yapan saldırganlar peşlerinden takip edilmemeleri için köyde karşılaştıkları tüm araçların lastiklerine ateş açarak kaçıp izlerini kaybettirdi.

Saldırının duyulması üzerine Bilge Köyü'ne güvenlik güçleri ve sağlık ekipleri sevk edildi. Köye ilk ulaşan ekip, kan gölüne dönen nişan yerinde çok sayıda ceset ve yaralılarla karşılaştı. Yaralılar hemen hastanelere ambulanslarla taşındı. Köy imamının da yaralılar arasında olduğu bildirilirken, nişanlı çiftin de öldüğü belirtildi.

KÖYE GİRİŞ ÇIKIŞLAR YASAK

Bu arada hayatını kaybedenlerin yakınları, Mardin Devlet Hastanesi'ne akın etti. Polis hastane çevresinde geniş güvenlik tedbiri aldı. Olay yerine çok sayıda jandarma birliği sevk edildi. Mardin Valisi Hasan Duruer de olayın terör bağlantısı olmadığını belirterek, güvenlik nedeniyle köye giriş çıkışların yasaklandığını bildirdi. Mazıdağı Kaymakamı Aytaç Akgül de 17 kişinin cesedinin Mardin Devlet Hastanesine kaldırıldığını, köyde de çok sayıda ölü bulunduğunu söyledi.


4 maskeli kişi iddiası

Bazı kaynaklar çatışmanın dört maskeli kişinin düğünün yapıldığı alana, el bombalarıyla saldırması üzerine başladığını ileri sürdü. İddiaya göre kimliği belirsiz maskeli kişilerin saldırısı üzerine gelin ve damat yakınları da yanlarında bulunan uzun namlulu silahlarla cevap verdi ve düğün yeri bir anda savaş alanına döndü. Yetkililer, düğünün yapıldığı köyde geçmişte kan davası olaylarının yaşandığını belirterek, güvenlik güçlerinin araştırmayı kan davası üzerinden yürüttüğünü bildiriyor. Alınan bilgiye göre düğünün eski köy muhtarı Cemil Çelebi'nin kızının düğünü olduğu ve saldırıda damatla birlikte babası ve annesinin de hayatını kaybetti. Ölenlerin çoğunun kadın ve çocuklar olduğunu kaydeden yetkililer olayın terör saldırıları haricinde Türkiye'de gerçekleşen en kanlı eylem olduğunu ifade ettiler.


Erdoğan, Bakan Atalay'dan bilgi aldı

AK Parti MYK toplantısı devam ederken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, Mardin'deki saldırı olayı ile ilgili bilgi notu iletildi. Olayla yakından ilgilenen Erdoğan'ın, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı telefonla arayarak olayla ile ilgili bilgi aldığı belirtildi.


8 KİŞİ GÖZALTINDA


İçişleri Bakanı Beşir Atalay, sabah saatlerinde Mardin'e gitmeden önce havaalanında yaptığı açıklamada, olaya karıştığı tespit edilen 8 kişinin silahlarıyla beraber yakalandığını ve gözaltında bulunduklarını bildirdi. Bakan Atalay, yakalanan kişilerin de köyün büyük çoğunluğu gibi Çelebi soyadına sahip olduğunu ve öldürülenlerle akraba olduklarını söyledi. Atalay ayrıca bölgeye Diyarbakır ve Adana'dan takviye savcı ve adli tıp uzmanları gönderildiğini açıkladı.


NAMAZ KILACAKLARDI

Olaydan kurtulan kişiler, iki oda dolusu insanın maskeli kişiler tarafından uzun namlulu silahlarla taranarak öldürüldüğünü bildiriyorlar. Görgü tanıkları, saldırganların önce yatsı namazına hazırlanan erkekleri taradığı, sonra da kadınların bulunduğu odaya geçtiklerini açıkladı. Saldırıda, çoğu kadın olan kurbanların dışında, en az 12 erkek ve 6 çocuk öldürüldü.




Saldırının, eski köy muhtarı Cemil Çelebi'nin kızının düğünü sırasında damat Habib Arı'nın evinde gerçekleştiği belirtiliyor. eski muhtar Cemil Çelebi ve damat Habib Arı ve muhtar Hamit Çelebi de ölenler arasında bulunuyor. Yetkililer olayın iki aile arasındaki husumetten kaynaklandığını düşünüyor.


BAKANLIK: ÖLÜ SAYISI 44

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Mardin'deki silahlı saldırıda 44 kişinin öldüğünü, 6 kişinin yaralandığını bildirdi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, sabah erken saatlerde Tarım ve Köy İşleri Mehmet Mehdi Eker, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Mardin milletvekilleriyle silahlı saldırının gerçekleştiği köye gideceğini bildirdi.

42 KİŞİNİN İSMİ BELİRLENDİ



Mardin'in Mazıdağı ilçesindeki silahlı saldırıda hayatını kaybedenlerin isimleri açıklandı.

Olayda hayatını kaybedenler şunlar; Abdullah Çelebi, Şükriye Çelebi, Emine Çelebi, Hüseyin Çelebi, Zekiye Çelebi, Abdulvahap Çelebi, Cemil Çelebi, Hacı Abdulkadir Çelebi, Hacı Mehmet Çelebi, Kenan Çelebi, Sevgi Çelebi, Mithat Arı, Habib Arı, Ali Çelebi, Cemil Çelebi, Abide Akgül, Orhan Akgül, Çelsef Akgül, Halime Çelebi, Hacı Kazım Bozan, Şükrü Çelebi, Rahşan Arı, Çerin Çelebi, Şükran Çelebi, Mehmet Çelebi, Murat Çelebi, Savaş Çelebi, Halil Çelebi, Salih Çelebi, Arife Çelebi, Yıldız Çelebi, Kafiye Arı, Muhittin Çelebi, Maruf Akgül, Semiha Çelebi, Şeyhmus Çelebi, Fasih Çelebi, Seyri Çelebi, Neriman Çelebi, Sevim Çelebi, Yasemin Çelebi ve Hacı Haluk Çelebi ile ismi öğrenilemeyen 2 kişi.




ERKEKLERİN TAMAMI KORUCU

Mardin'in Mazıdağı ilçesinde düzenlenen saldırıda 44 kişinin öldüğü 32 haneli Bilge köyünün erkeklerinin tamamının korucu olduğu öğrenildi.

Alınan bilgiye göre, Mardin'in Mazıdağı ilçesine bağlı 32 haneli Bilge köyü, 7 çeşmesiyle ünlü bir mesire alanı olarak biliniyor. Vadinin başında kurulu bulunan Bilge köyüne, özellikle hafta sonları Mardin ve civar yerlerden gelen vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor. 32 haneli köyün tamamının aynı aileden ve soy isimlerinin "Çelebi" olduğu Bilge köyünde, erkeklerin tamamının koruculuk yaptığı bildirildi. Akşam saatlerinde eski köy muhtarı Cemil Çelebi'nin kızının nikahı için köydeki aileler, kadınlı erkekli bu eve gitti.

Görgü tanıkları, saat 21.00 sıralarında köy imamının telkini üzerine önce evde namaz kılındığını kaydetti. Bu sırada, silahlı 5-6 kişilik bir grubun, iki eve uzun namlulu otomatik tüfeklerle ateş açtığını bildirdi. Yaklaşık 15 dakika süren saldırıya, köyün 3 ayrı bölgesinde nöbet tutan korucular karşılık verdi. Silahlı kişiler, daha sonra vadinin içine doğru kaçtı. Saldırıda ikinci korucubaşı Mehmet Halim Çelebi'nin yanı sıra henüz kimliği açıklanmayan 44 kişi öldü. Cenazelerden 18'i Mardin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Aynı hastanede yaralıların da tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Jandarma ve Özel Harekat timleri, saldırının ardından geldikleri köyde güvenlik önlemi aldı. Güvenlik güçleri, saldırının gerçekleştirildiği evlerden yaralıları ambulanslarla hastaneye sevk ediyor. Ayrıca ölenler de evlerden ambulanslarla civardaki hastanelerin morglarına kaldırılıyor. Bu arada, Mardin Devlet Hastanesi önünde de yoğun güvenlik önlemleri alındı. Ölenlerin yakınları hastane önünde ağıt yakıyor. Öte yandan, Suriye'den gelen çöl fırtınasına karşı polislere ve gazetecilere toz maskesi dağıtıldı. Fırtınadan dolayı görüş alanı 10 metrenin altına düştü.

aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

29.4.09

İ.SELÇUK VE ŞEHİTLER TESADÜF MÜ?

Askeri Konvoya Kalleş Saldırı

İlhan Selçuk'un "şehit" isteyen yazısına, PKK'dan şehir içinde ve dışında kalleşçe onay.... Yüreğimiz yanıyor...

İlhan Selçuk Türkiye'nin içinde bulunduğu süreçten kurtulması için şehitler olması gerektiğini yazmıştı...

Beklenen oldu. Diyarbakır Lice-Bingöl karayolunda 2'si uzman çavuş 7'si er olmak üzere toplam 9 şehit var.

DİYARBAKIR'da bu sabah teröristlerin askeri araca mayınlı saldırısında 2'si uzman çavuş 7'si er olmak üzere 9 asker şehit oldu.

Olay bu sabah saat 07.00 sıralarında Lice- Genç karayolunda meydana geldi. Lice Tugay Komutanlığı'ndan sabah erkenden yol güvenliğini sağlamak üzere bölgeye hareket eden bir tank ile zırhlı personel taşıyıcı, Lice'ye 10 kilomtere uzaklıktaki Abalı Köyü yakınlarında teröristlerin mayınlı saldırısıyla karşılaştı.

Önden giden tank geçtikten sonra arkadan gelen zırhlı personel taşıyıcı geçerken töreristler önceden yola döşedikleri mayını uzaktan kumandayla patlattı. Çok güçlü patlayıcının infilakıyla zırhlı personel taşıyıcıda bulunan 2 uzman çavuş ile 7 asker şehit düştü.Olayın duyulmasının hemen ardından bölgeye sevkedilen birlikler geniş çaplı operasyon başlattı. 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Necdet Özel ve 7'nci Kolordu Komutanı Korgeneral Bekir Kalyoncu da olay yerine giderek incelemede bulundu.

Yol kenarına yerleştirilen patlayıcının toplam 100 kiloyu bulduğu belirtildi.

Bombanın mayınla desteklendiği ancak halk arasında gübre bombası olarak bilinen kilolarca amonyum nitrat da kullanıldığı öğrenildi.

Patlayıcıların yere gömülü olduğu ve PKK'lı teröristlerin kablo sayesinde yolun uzağında gizlenerek pusu kurdukları anlaşıldı.

Bugünkü saldırının gerçekleştirildiği yerin yakınlarında son 1.5 ay içinde toprağa gömülü patlayıcılar güvenlik güçleri tarafından yapılan aramalarda bulunmuştu.

Yola döşenen mayınla gerçekleşen olayın zamanlaması çok kritik.

Tam da Org. Başbuğ'un bugün yapacağı basın toplantısına denk gelen olay, Org. Başbuğ'un terörle ilgili sözlerini nasıl etkileyecek?

İLHAN SELÇUK'UN KURTULUŞ OLANAĞI

Ergenekon sanığı ve Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi İlhan Selçuk 21 Ocak'ta kaleme aldığı "Kurtuluş Olanağı Var mı" yazısında, Ergenekon sürecinden kurtulmak için yollar gösteriyordu.

Selçuk, yazısına "şehit cenazeleri" vurgusuyla devam ediyor ve o cenazelerdeki erdem ve havaya vurgular yapıyordu.

YİNE AYNI TEZGAH

Ergenekon iddianamesinde daha önce pekçok kez kritik zamanlarda PKK'nın emir almış gibi harekete geçtiği belirtiliyordu. 33 erin şehit edildiği zaman PKK ateşkes kararı almıştı. Bugün 10 er şehit edildi ve PKK yine geçtiğimiz ay ateşkes kararı almıştı.

PKK'nın Türkiye'deki mevcut güç dengesinin olduğu gibi kalması için bir enstrüman olarak kullanıldığı Ergenekon İddianamesi'nde defalarca yeralıyor.

ORGENERAL BAŞBUĞ: PATLAYICI ÇOK GÜÇLÜ
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, bu sabah Ankara'da düzenlediği basın toplantısında olayla ilgili bilgi verdi. Basın toplantısına “Lice'de meydana gelen üzücü bir olayla başlıyoruz” diye giren Orgeneral Başbuğ, Lice- Genç yolunda güvenlik için görevlendirilen bir tank ile zırhlı personel taşıyıcı geçerken olayın meydana geldiğini söyledi.

Patlamanın, tank geçtikten sonra zırhlı personel taşıyıcı geçerken meydana geldiğini belirten Orgeneral Başbuğ, altı 4.5 santim zırhla kaplı personel taşıyıcıda 9 askerin şehit düşmasının patlayıcının çok güçlü olduğunu gösterdiğine dikkati çekti.


aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

26.2.09

THY UÇAĞI TARLAYA DÜŞTÜ

Hollandada uçağımız düştü

Türkiye Hollanda'dan gelen haberle sarsıldı. THY ait yolçu uçağı iniş sırasında yere çakıldı. İlk belirlemelere göre kazada 9 kişi hayatını kaybetti. Kazayla ilgili Hollanda resmi makamlarından bugün bir açıklama daha yapılması bekleniyor. İşte kazayla ilgili tüm detaylar;

Türkiye Hollanda'dan gelen haberle sarsıldı, resmi makamlarca yapılan açıklamalarla kafası karıştı. Kazanın hemen ardından yapılan açıklamalarda ölen ya da yaralanan olmadığı açıklanırken Hollanda'dan gelen haber yürek dağladı. Şu ana kadar yapılan resmi açıklamalara göre kaza da 9 kişi öldü 6'sı ağır çok sayıda yaralı var.

RESMİ AÇIKLAMA HOLLANDA'DAN

Hollandalı makamlarca dün akşam saat 21.15'te yapılan açıklamada ölenlerin kimlikleri açıklanmadı ancak ailelerin ülkeye giriş yaptıktan sonra resmi açıklamalanın yapılacağı belirtildi.

İşte düzenlenen toplantıda Hollandalı yetkililerin yaptığı o açıklama;

Özellikle yolcu listesine baktığımızda ve karşılaştırmada kayıtlı yolcu listesine ve hastanelerdeki kayıtlara baktığımızda bu listelerin karşılaştırması yapıldı. Biraz daha zaman alacak gibi görünüyor.

İSİMLER YARIN AÇIKLANACAK

Muhtemelen yarın öğleden sonra kimlik ve isimlerle ilgili bilgi verebiliriz. Kazada hayatını kaybedenler için de bu geçerli. Öncelikle ailelere bilgi vermek istiyoruz. Emin olmak istiyoruz. Önceki uçak kazalarında da düşündüğümüzde uzun sürecek. Polisin bir katkısı oluyor sürece. Onlarla birlikte çalışıyoruz. Tabiki tam olarak değerlendirmeye yarına kadar kalacak diyebilirim.

LİSTELER HENÜZ TAMAMLANMADI

Listede ne gibi bir sorun yaşanıyor diyecek olursanız öncelikle tabiki

emniyetin başındaki isim bize birşey söyleyebilir. Önümüzde tamamlanmış liste olmayınca birşey açıklayamıyoruz. Daha önceki edindiğimiz deneyimlere bağlı.HASTANE KAYITLARI İNCELENECEK

Temel listeye baktığımızda bu listenin tamamlanmadığını görüyoruz. Bu anlamda öncelikle hastaneye giden kayıt olan kayıt yaptıranların isimlerini kontrol ediyoruz. Bunun yanında kazada yaralanan yada ölenlerin yakınları ile irtibata geçmeliyiz. Bundan emin olmamız lazım. Konu ile alakalı olarak ölenlerin kimlikleri ile ilgili birşey söyleyemiyoruz.

Soru: Uçakta üç pilot bulunuyor. İçlerinde bir tane de stajyer pilot vardı. Acaba bu bir eğitim uçuşu muydu?

Bu konu ile ilgili bir yorum yapmayacağım. Ailelerle irtibat içinde olacağız. Önceliğimiz burada. Kimliklerin belirlenmesi önceliğimiz olacak. Kara kutu

bulundu biz de bu araştırmayı takip edeceğiz.

Soru: Pilot birşeyler çıktı mı? Pilot ile ilgili ne var elinizde?

Hayır bu konuda da bir açıklama yok. Toplantıyı burada sonlandırıyoruz.

BAKAN YILDIRIM BİLANÇOYU AÇIKLADI

Bakan Yıldırım, dün Elazığ Havaalanı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, İstanbul-Amsterdam seferini yaparken, Schiphol havaalanına yaklaşma sırasında pist başına 500 metre mesafede gövde üzerine iniş yapan THY uçağında yolcu ve yaralıların kısa sürede tahliye edildiğini kaydetti.

Yaralılardan bir kısmının durumunun ağır olduğunu öğrendiklerini ifade eden Bakan Yıldırım, ''Daha sonra bu yaralılardan 9'unun hayatını kaybettiği Hollanda makamlarınca bize bildirildi. Tabi kimlik tespitleri devam ediyor. Şu aşamada son durum bu'' dedi.

ÖLENLERDEN 3'Ü KOKPİT ELEMANI

Bir gazetecinin, ''Hayatını kaybedenler arasında personel var mı?'' sorusu üzerine Binali Yıldırım, ''Uçakta 7 mürettebat var. Resmi olarak açıklanmayan bilgiye göre, ölenlerden 3'ü kokpit elemanı. Tabi bunlar kimlik tespitinden sonra kesinlik kazanacak'' diye konuştu.

6 YARALININ DURUMU AĞIR


İstanbul-Amsterdam seferini yaparken bu sabah yerel saatle 10.30 dolaylarında Schiphol havaalanına inişe geçtiği sırada kaza yapan THY'nin "Tekirdağ" isimli uçağında son belirlemelere göre ölü sayısının 9 olduğu açıklanırken, 6 kişinin de hayati tehlike sınırında olduğu bildirildi.

Schiphol havaalanında kazaya ilişkin düzenlenen ikinci basın toplantısında son gelişmeler hakkında bilgi veren yetkililer, uçağın kara kutularının bulunduğunu da açıkladı.

YARALILARIN SAYISI 80'DEN FAZLA

Yardım ve kurtarma çalışmalarında önceliğin yaralılara verildiğini kaydeden

yetkililer, kazada yaralanan 80;den fazla kişinin başta Amsterdam ve çevre illerde 11 ayrı hastaneye kaldırıldığını belirttiler.

KARA KUTU PARİS'E GÖNDERİLECEK

Hollandalı yetkililer, Amsterdam'da düşen THY uçağının kara kutusunun alındığını ve incelenmesi için Paris'e gönderileceğini açıkladı. Hollanda Güvenlik Kurulu yetkilisi Fred Sanders, ''uçuş kayıtlarının olduğu donanım, analiz için Paris'e yollanacak'' açıklamasını yaptı.

YOLCU YAKINLARI HOLLANDA'YA UÇTU

Hollanda'da inişi sırasında kaza yapan THY uçağındaki yolcu ve mürettebatın yakınlarının bulunduğu uçak, İstanbul'dan Amsterdam'a hareket etti. 70 yolcu ve mürettebat yakını ile 14 THY aile destek birimi görevlisini taşıyan Airbus 321 tipi uçak, Hollanda'ya gitmek üzere Atatürk Havalimanı'ndan kalkış yaptı.

PİLOTLAR ÖLDÜ

Kazada mürettebattan 3 kişinin öldüğü açıklanmıştı. Hollanda'da yayın yapan De Telegraaf gazetesi, ölenlerden 2'sinin pilot olduğunu öğrenildi.

Daha sonra 3 kabin görevlisinin öldüğü söylendi. Ancak dışişleri bakanlığı 3 pilotun öldüğü bilgisini doğrulamadı.

Bakanlık, 2 pilotun yaşamını yitirdiğini duyurdu. Ölenlerden birinin kaptan pilot Hasan Tahsin Arısan olduğu öğrenildi. Ölüm haberi ailesine de iletildi.

Bakanlığın verdiği bilgiye göre ölü sayısı 10'a çıktı. 50 yaralıdan 20'sinin durumu ise ağır.


Devamını BURADAN okuyun...>>>

8.2.09

JİTEM 11 KÖYLÜYÜ YAKMIŞ

11 köylüyü JİTEM yaktı

1996’daki Güçlükonak katliamını PKK’nın değil, devletin yaptığını söyleyen dönemin bakanı Adnan Ekmen: Ergenekon davası Fırat’ın ötesine geçmeli. PKK ateşkesi sürerken Güçlükonak’ta 11 köylünün kurşunlanıp yakılması konusunda ilk kez Yeni Aktüel’e konuşan Ekmen, ayrıntıları Taraf’a anlattı: PKK’nın değil JİTEM’in işiydi, söyleyemedik. Katliamda yakılanların kimliklerinin askerden çıktığını açıklayan Ekmen, “Araştırınca arkasından devlet çıktı. Tanıklar korkunca, biz de üzerine gidemedik. Ergenekon Savcısı’na anlatırım” diyor


Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylünün kurşunlanarak ve yakılarak öldürüldüğü katliam, 13 yıl sonra dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen'in JİTEM ve Ergenekon'u işaret eden çarpıcı açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Ekmen "Katliamı PKK yapmadı, bunu o bölgedeki korucubaşı da bize söyledi. Ama o dönem çaresizdik üstüne gidemedik" dediği katliam dosyasının Ergenekon soruşturmasına dahil edilmesini isteyip, çağrılırsa kendi bildiklerini de anlatacağını belirtti. Güçlükonak gerçeğini yerinde tanıklarla görüşüp raporlaştıran ve bu nedenle suç duyuruları yaptıkları halde kendileri yargılanan gazeteci-yazar Celal Başlangıç ve sanatçı Şanar Yurdatapan ise Ekmen'in açıklamalarından sonra soruşturmanın yeniden açılmasının şart olduğunda birleşirken, katliamın PKK'nın o dönem ikinci tek taraflı ateşkesinin sürdüğü, daha önemlisi Avrupa Parlamentosu'nun da bu konuyu görüşmeye hazırlandığı dönemde gerçekleştirilmesine dikkat çekti.

Güçlükonak'ta ne oldu?
Güçlükonak’a bağlı Koçyurdu köyünden dördü korucu 11 kişi bulundukları minübüste önce ağır silahlarla taranarak öldürülmüş, ardından da minibüs ateşe verilerek yakılmıştı. Yetkililer hiçbir araştırma yapmadan olayı PKK'nın yaptığını açıkladı.

PKK üstlenmedi
Genelkurmay, belki de ilk kez yabancı basın mensuplarını da alarak olay yerine gezi düzenleyip, "PKK yaptı" tezini işledi, ancak PKK saldırıyı üstlenmedi. Üstelik o tarihte PKK'nın tek taraflı ilan ettiği ateşkes sürüyordu.

Evlerinden alındılar
Ancak olayın ardından İHD'nin de aralarında bulunduğu Barış İçin Aydınlar Grubu bölgede köylülerle de görüşerek bir rapor hazırladı. Öldürülen 11 kişiden bir kısmının üç gün önce evlerinden gözaltına alındığı ve o tarihe kadar taburda tutuldukları, bir kısmının da olay günü yine evlerinden askerler tarafından göreve çıkarıldığı bu raporda yeraldı.

Her şey yandı kimlikler sağlam
11 kişinin PKK tarafından öldürülmediğine en güç kanıtlardan biri de, vücutları elbiseleri üzerlerindeki hesap makinası vb. tüm malzemeler yanarak kül olan bu kişilerin tümünün kimliklerinin sapa sağlam ve askerin elinde çıkmasıydı. Heyetin görüştüğü kimi korucular ile köylüler de katliamın PKK değil, güvenlik görevlilerince işlendiği kanaatini dile getirmişti.Suç duyurularına sessizlik
Heyette yer alanlardan sanatçı Şanar Yurdatapan, gazeteci Celal Başlangıç, İHD'den avcukat Ercan Kanar ve sendikacı Münir Ceylan, katliam sorumlularının bulunup cezalandırılması için iki kez suç duyurusunda bulundu, konuyla ilgili Genelkurmay Başkanlığı ve Başbakanlığa yazı yazdı. Ancak bölgede estirilen terör nedeniyle olayın tanıkları yargıya çağrılmadığı gibi köylüler de yüksek sesle gerçeği anlatamadı. Aksine aydınlar Genelkurmay'ın isteğiyle 301. maddenin o dönem karşılığı olan TCK 159.maddedeki orduyu aşağılama küçük düşürme suçundan davalık olup 10 aya mahkum edildi. Ancak, kararın Yargıtay'ca bozulması üzerine dört aydın hakkında daha sonra beraat kararı verildi.

AİHM mahkum etti
Katliamda yaşamlarını yitirenler olay soruşturulmayınca AİHM'e başvurdular. AİHM etkili soruşturma yapmadığı gerekçesiyle Türkiye'yi bu ailelere tazminat ödemeye mahkum etti.

13 yıl sonra itiraf
Güçlükonuk katliamı, şimdi hem de önemli bir itirafla yeniden gündeme geldi. Bu çarpıcı acıklamaların sahibi ise katliam olduğunda bölge milletvekili, daha önemlisi 52. hükümetin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen oldu. Ekmen, Yeni Aktüel dergisinin son sayısında Mehmet Korkmaz'la yaptığı söyleşide, katliamın PKK değil, derin devlet tarafından işlendiğine ilişkin gerçeği bölge insanlarıyla, daha önemlisi korucubaşı da olan aşiret reisiyle yaptığı görüşmeler sonucu öğrendiğini, ancak o dönem olayın üstüne gidecek, yerinde inceleme yapacak güçleri olmadığı özeleştirisinde bulundu. Ekmen, Taraf'ın sorularını da şöyle yanıtladı:

"PKK değil, asker"
Bu olaya duyarlılık gösterip bakanlık olarak araştırmaya çalıştık. Gelen duyumlar askerin açıkladığı gibi PKK'nın yapmadığı yönündeydi. Çok gayret sarfettim, ancak sonuca varmam o şartlarda mümkün değildi. Görüştüğüm kişiler, gerçeğin bende saklı kalması kaydıyla bunları anlattı. Bir korucubaşı da bu bilgiyi doğrulayanlar arasındadır, ancak 'bunları söylersen bizim sonumuz kötü olur' deyince bunu açıklayamadım. Huzursuz olduk. Öğrendiğim gerçeği sayın Baykal'a da ilettim. Bana 'bir zarar görmeyeceksen üzerine gidebiliyorsan git' dedi, yani açık bir engelleme yapmadı. Ancak belki konuyu kendisi de TBMM gündemine taşıyabilirdi. Baykal'a ayrıca 'Başbakan Çiller ile görüşeceğimi' söyleyince 'görüş ama başı çok kalabalık bu işle uğraşamaz' tavsiyesinde bulununca onu yapmadım. Ergenekon doğudan beslendi, orda gelişti. Buradan Ergenekon'u soruşturan savcılara çağrım şudur. Özelde bu olayı, genelde Fırat'ın ötesini araştırmadan gerçeğe varamazsınız. Güçlükonak dosyası soruşturmalara dahil etmelidir...

Bir taşla iki kuş vurmak
O zaman Avrupa Parlamentosu'nda Kürt meselesiyle ilgili oylama vardı, PKK'yle ilgili, bir taşla iki kuş vurmak istediler. Katliamı kimler yaptı? Genel uygulamaların dışında özel bilgim yok... Ama sır değil, o dönemler güvenlik güçlerinin içinde örgütlenmiş kendi başlarına buyruk bir yapılanma vardı. Buna ister JİTEM deyin, ister başka şey farketmez. Keşke bu olayların içinde bilgisi olup da yaşayanlar konuabilse. Bu isimleri ben söylemek istemiyorum. Bu nedenle gerçek Ergenekon'u çıkarmak istiyorlarsa bu dosya ele alınmalıdır. Savcılar beni çağırdıklarında da bildiklerimi anlatırım.

“Cesetler yanmış, kimlikler sağlamdı”
Adnan Ekmen'in açıklamalarından sonra katliamı yerinde inceleyen, raporlaştıran iki kez suç duyurusu yapan, ayrıntıları haber ve kitaplarında aktaran gazeteci-yazar Celal Başlangıç, Taraf'a şunları söyledi: "Ben bölgede inceleme yapan iki heyette de vardım. Öncelikle konjonktüre bakmalıyız. PKK'nın ilan ettiği ilk tek taraflı ateşkes Bingöl katliamı ile bozuldu. Güçlükonak'ta da aynı şey. O tarihte de PKK'nın tek taraflı ilan ettiği ikinci ateşkes yürürlükte idi.

Köylülerle görüştürmediler
Ama bu gazeteciler köylülerle görüştürülmedi, resmen engellendi. Neden Genelkurmay böyle yaptı? Genelkurmay'ın anlattığı şey belliydi; 'Bakın PKK ateşkes ilan etti, ama gerçek değil, ateşkesi bozdu katliam yaptı.' Tartışılmaz dehşet gerçekler ortada. Köylülerden altısı gözaltına, beş korucu ise görev için evlerinden alınıyor. Yakılan arabadaki köylülerin cesetleri tanınmaz halde. Üstlerindeki her şey, yanıyor, hesap makineleri dahil. Ancak, bir tek kimlikleri hiç zarar görmemişti.
Olayı soruşturmak için savcı devreye giriyor. Bu kişilerin kimlikleri nerede diye soruyor, uzman çavuş cebinden 11 kişinin birden kimliğini çıkarıp savcıya gösteriyor. Bu dehşet üzerine savcı soruşturmayı bırakıp gidiyor.

Olay devlet komplosu
Ateşkese karşı açık bir devlet komplosu olduğu ortada. Olayın tanıkları ortada. Bu konuda Kuzey Irak'ta yakalanan bir itirafçı da çıkmıştı, katliama katıldığını söylüyor. Şimdi nerede olduğunu bilmiyorum. Bizim tüm engellemelere rağmen bölgeden çıkardığımız Diyarbakır'da dinlediğimiz kişi de oldu. Mağdur ailelerin çoğu oradan göçtü, ama bu dosya Ergenekon'a dahil edilmelidir. Bu yapıldığında olayı bilen korucubaşı ve diğerlerinin isimleri bellidir, bunlara ulaşılabilecektir savcılar.

Şanar Yurdatapan: Katiller korundu
Güçlükonak'ta neler olduğunu yerinde tespit edenlerden biri de Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu'ndan Şanar Yurdatapan'dı. Yurdatapan'ın söyledikleri de şöyle: "Bu vahşetin araştırılması iki kez suç duyurusunda bulunduk. 4 sayfalık rapor herkese dağıtıldı. Basın toplantıları yapıp feryat ettik, Orhan Pamuk, Yaşar kemal bizlere katıldı. Ancak o aşamalarda sanki bir yerden emir geldi ve bu konu büyük medya tarafından örtüldü. Ama bırakın suç duyurularının gereğini yapıp gerçeği bulmayı bize 159. maddeden sanık yaptılar. Olayın tanıkları bugün de bulunabilir. Bu olay büyük Ergenekon soruşturması içinde görülmelidir. Bu olay enine boyuna soruşturulmalıdır. Ancak illa da suç duyurusu diyorlarsa ben üçüncü kez aynı şeyi yapmaya hazırım, belki yapacağım. Bölgeden askere rağmen çıkardığımız cinayetin tanıkları var. Köylüleri önce nasıl öldürdüklerini sonra arabanın nasıl yakıldığını anlattı. Ama bu adam sonra sırra kadem bastı. Biz de bu soruşturma kapsamında ifade vermeye hazırız. Bir de suç duyurularını engelleyenler kimdi, bu da soruşturulmalı. 8,2,2009 taraf

Devamını BURADAN okuyun...>>>

10.1.09

İSRAİL EŞİTTİR VAHŞET

Kan donduran VAHŞET !

İsrail ordusunun, 110 Gazzeliyi önce sığınmaları için bir eve topladığı, ertesi gün de bu evi vurarak 30 kişinin ölümüne yol açtığı raporlandı.

İsrail'in, dünyanın gözü önünde gerçekleştirdiği Gazze katliamında iki hafta geride kaldı. ABD'nin vetosu sebebiyle günlerdir ateşkes kararı çıkaramayan BM Güvenlik Konseyi, nihayet bu yönde bir karar aldı. Ancak BM'nin, acil ve kalıcı ateşkes çağrısını yok sayan Tel Aviv, bombalamaya devam ediyor.

Dün de 50'den fazla saldırıda 20 Filistinliyi katletti. BM'nin dün açıkladığı rapor ise İsrail vahşetinin soykırım boyutunu ortaya koydu. BM İnsani İşler Koordinasyon Bürosu'nun raporuna göre, İsrail askerleri 4 Ocak'ta Gazze'nin merkezindeki Zeytun mahallesinde bir eve sığınmaları için 110 Filistinliyi yerleştirdi. Ayrıca evden çıkmamaları konusunda da uyardı. 5 Ocak'ta da bu evi bombaladı. Saldırıda 30 sivil hayatını kaybetti.srail ise iddiaları reddetti. İsrail ordu sözcülüğünden yapılan açıklamada, askerlerin "sivilleri bir evden diğerine taşıdığına" yönelik herhangi bir bilginin bulunmadığı belirtildi. Açıklamada, "İddia, İsrail kuvvetleri söz konusu bölgeye o tarihte henüz ulaşmamış olduklarından, mantıklı bir temelden yoksundur." denildi. Ancak saldırıda birçok üyesi öldürülen Filistinli Samuni ailesinin hayatta kalan 13 yaşındaki üyesi Ahmed İbrahim Samuni, askerlerin aralarında ailesinin de bulunduğu mahalle sakinlerini tartakladığını ve bu kişileri evin birine soktuğunu anlattı. Ertesi gün vurulan bu evde ölenler arasında annesinin de bulunduğunu söyledi. Saldırıda bacağından ve göğsünden yaralanan Ahmed, bu haliyle 3 küçük kardeşini hayatta tutmaya ve ölüler arasında yatan yaralı yetişkinlere yardım etmeye çalıştığını belirtti. Ahmed, "Ne su, ne ekmek vardı. Yiyecek hiçbir şey yoktu." dedi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay de Gazze sorununda uluslararası savaş hukukunun ihlal edilip edilmediğiyle ilgili olarak güvenilir ve bağımsız soruşturmalar yapılması çağrısında bulundu.

10.Ocak.2009 SAMANYOLUHABER.COM

Devamını BURADAN okuyun...>>>

4.1.09

İSRAİL GAZZEYE KARADAN GİRDİ

Göğüs göğüse

Sekiz gün havadan bomba yağdıran ve 400'den fazla sivili öldüren İsrail askerleri alt yapısını çökerttikleri Gazze'ye dün akşam tanklar eşliğinde girdi. Hamas ile İsrail birlikleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Kara harekatının ilk kurbanı ise Filistinli bir çocuk oldu

Yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği sekiz günlük hava bombardımanın ardından helikopter ve tank desteğindeki 20 bin İsrail askeri dün akşam üç ayrı noktadan Gazze sınırından girdi. İsrail askerleri, yoğun tank ateşi ve F-16 uçaklarının desteğinde Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Hanun'un doğusu, Cebaliye mülteci kampının doğusu ile Gazze kentinin İsrail'le sınırdaş olan Secaiye mahallesinin karşı kesimindeki Karni Geçişi tarafından giriş yaptı. Sınırı geçen İsrail askerleri Hamas güçleriyle çatışıyor. İsrail, Gazze Şeridi'nde çıkan çatışmaların ilk saatlerinde 15 Filistinlinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Hamas yetkilisi Muhammed Nazzal, El Arabiye televizyonuna yaptığı açıklamada Hamas'ın birkaç İsrail askerini öldürdüklerini söyledi ancak rakam vermedi. Hazzal, 'Siyonistlere asla teslim olmayacağız. Ya onurumuzla yaşayacağız, ya da öleceğiz' açıklamasını yaptı.İLK KURBAN BİR ÇOCUK

Karadan Gazze Şeridi'ne giren İsrail tanklarının ateşinde bir Filistinli çocuk hayatını kaybetti. Görgü tanıkları ve hastane kaynakları, İsrail ordusuna ait tankların Gazze kentinde açtığı ateşte ölen Filistinli çocuğun dün akşamki kara harekatının Filistin cephesinde verilen ilk kurbanı olduğunu duyurdu. İsrail'in Kanal 10 Televizyonu, ordunun Gazze şeridi'nin kuzeyinde yaşayanları "evlerini boşaltmaları" konusunda uyardığını bildirdi.

İsrail kara harekatının başlamasıyla birlikte binlerce yedeği de askere çağırdı. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, binlerce yedeğin askere çağırıldığını açıkladı. İsrail ordusu, Gazze halkını Hamas'a yardım etmemeleri için tehdit ediyor. Ordudan yapılan açıklamada, Hamas'a yardım edenler uyarıldı.


El Fetih'ten Hamas'a destek

Hava bombardımanın ardından karadan da Gazze Şeridi'ne giren İsrail'in vahşi davranışı Filistinlileri Hamas'ın çevresinde kenetledi. Batı Şeria'ya egemen olan El Fetih'in askeri kanadı El Aksa, İsrail'e karşı savaşacağını açıkladı. Hamas'ın El Aksa radyosu, "İsrail ordusunun sert karşılık bulduğu" yönünde haber vererek, İsrail tanklarının döşenen mayınlar nedeniyle çok yavaş hareket edebildiğini belirtti. Radyo, İsrail askerlerinden 5'inin öldürüldüğünü, 25'inin de yaralandığını duyurdu.


AB: Saldırı değil savunma amaçlı

AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti, İsrail yanlısı açıklamalarını sürdürdü. Çek sözcü Jiri Frantisek Potuznik, İsrail birliklerinin Gazze'ye girişini "saldırı değil, savunma amaçlı" bir eylem olarak gördüklerini ifade ederek, konuyla ilgili tutum belirlemeden önce "taze bilgilere ihtiyaç duyduklarını" söyledi. Çek Dışişleri Bakanı Karel Schwarzenberg başkanlığındaki AB Troykası'nın birkaç saat içinde Orta Doğu'ya hareket edeceğini hatırlatan Potuznik, İsrail'in operasyonunun kendilerinde hayal kırıklığı yaratmadığını belirtti. Fransa ise barış çabalarına zarar veren kara harekatını kınadı.


BM'den acil toplantı kararı

BM Güvenlik Konseyi, Gazze'de İsrail'in kara harekatı başlatmasının ardından acil toplantı kararı aldı. Güvenlik Konseyi toplantısının yerel saatle 19.00'da (TSİ 02.00) yapılmasının planlandığı açıklandı. Konsey geçici üyeliği 1 Ocak itibarıyla başlayan Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin'in de toplantıya katılması bekleniyor.


04.01.2009

Devamını BURADAN okuyun...>>>

28.12.08

İSRAİLDEN TARİHİ KATLİAM


FİLİSTİNDE BÜYÜK KATLİAM

İsrail'in Gazze Şeridi'ne hava saldırılarının bilançosu giderek ağırlaşıyor. Son bilgilere göre ölü sayısı 300'ü aştı. bombardımanlar sürüyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Gazze'deki şiddete derhal son verilmesi çağrısında bulundu. Konsey Başkanı Neven Jiruca, "Güvenlik Konseyi üyeleri, Gazze'de yükselen gerilimden duydukları endişeyi dile getirmiş ve taraflara, şiddete derhal son verilmesi çağrısında bulunmuşlardır" dedi.


İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da, hava saldırılarını kınadı. Ahmedinejad, devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, İsrail'in Gazze'ye yönelik hava harekatının suç teşkil ettiğini, ülkesinin Filistinlilerin yanında olduğunu belirtti.


"KARA OPERASYONU BAŞLAYABİLİR"


İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Gazze Şeridi'ne karadan girme ihtimalleri bulunduğunu aktardı.


Sözcüsü yoluyla açıklama yapan Barak, "Her şeye hazırız. Vatandaşlarımızı korumak için kara kuvvetlerini konuşlandırmak gerekirse bunu yaparız" ifadesini kullandı.


İsrail radyosu ve yabancı haber ajansları, İsrail ordusunun Gazze sınırı yakınlarına zırhlı birliklerini konuşlandırdığını kaydetti. İsrail askeri yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmayı reddediyor.İŞTE İNSANLIKDIŞI SALDIRIDAN FOTOĞRAFLAR!

HAVA SALDIRISINA DEVAM EDİYOR


İsrail, Gazze'ye düzenlediği hava saldırılarına devam ediyor. İsrail Hava Kuvvetleri'nin Gazze'ye düzenlediği saldırılarda sabahın erken saatlerinden itibaren 10 farklı noktanın bombalandığı bildirildi.



Filistin'de dünkü saldırıda yaralananların acil olarak Mısır'ın Refah kapısından geçirildikleri ve Sina bölgesindeki hastanelere sevk edildikleri aktarıldı.


GAZZE SALDIRISINI PROTESTO EDEN GRUBA BOMBALI SALDIRI


Öte yandan Irak'ın Musul kentinde İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldırıları kınamak için toplanan gruba düzenlenen bombalı saldırı sonucu ilk belirlemelere göre, 2 kişi hayatını kaybetti onlarca kişi yaralandı.


Musul'un Dövasa bölgesinde bu sabah, İsrail'in Gazze'ye düzenlediği hava saldırısını protesto etmek amacıyla valilik binası yakınında toplanan gruba bombalı saldırı düzenlendi.


Görgü tanıkları bomba yüklü bir motosikletin patladığını ifade etti. İlk belirlemelere göre 2 kişinin hayatını kaybettiği saldırı nedeniyle onlarca kişinin de yaralandığı bildirildi.




İŞTE İNSANLIKDIŞI SALDIRIDAN FOTOĞRAFLAR!

İSRAİL, GAZZE'NİN MERKEZİNDE EMNİYET GÜÇLERİ BİNASINI BOMBALADI


İsrail Hava Kuvvetleri'nin az önce yaptığı saldırıda Gazze'nin Rimal Mahallesi'nde emniyet güçlerine ait bir bina bombalandı.

İki füze ile bombalanan binadan siyah ve beyaz dumanlar çıkarken olay yerine ambulanslar sevk edildi. Yaralı veya ölü sayısı bilinmiyor.


HAMAS, İSRAİL'İN SALDIRACAĞINI DÜŞÜNEREK HAREKET ETMELİYDİ


Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Hamas'ın, İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldıracağını önceden düşünerek hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ile Kahire'de görüşen Abbas, daha sonra yaptığı açıklamada, “Onlarla konuştuk ve ateşkesi sona erdirmemelerini söyledik. Ateşkese devam etmelerini istedik. Böylece saldırılardan kaçınabilirdik” diye konuştu.

Abbas, Hamas'a, daha fazla kan dökülmemesi için İsrail'le ateşkes anlaşmasını yenilemesi çağrısında bulundu. Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanı Ahmed Ebulgeyt, Hamas'ın, Gazze'deki saldırılarda yaralananların tedavi için Mısır'a geçmelerine izin vermediğini söyledi.

“Yaralı Filistinlilerin gelmelerini bekliyoruz. Ancak sınırdan geçmelerine izin verilmiyor” diye konuşan Ebulgeyt, bundan kimin sorumlu olduğunun sorulması üzerine Hamas'a işaret etti. Ebulgeyt de, Abbas'ın, ateşkesin yenilenmesi çağrısına katıldı.




İŞTE İNSANLIKDIŞI SALDIRIDAN FOTOĞRAFLAR!

PERES, SALDIRI KARARINI SAVUNDU


İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres, Gazze'de yüzlerce kişinin ölümüne neden olan hava saldırılarının haklılığını savundu.

Peres, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in saldırı kararında haklı olduğunu ve saldırmaktan başka bir alternatifleri bulunmadığını belirtti.

Halkının, saldırı kararının arkasında durduğunu kaydeden Peres, açıklamasında, “İsrail tarihinde, Hamas'ın bize karşı yürüttüğünden daha yararsız ve mantıksız bir savaş olduğunu hatırlamıyorum. Bu, hangi nedenle ateş ettiğini, ne için savaştığını açıklayamayan mantıksız insanların saçma savaşı” ifadesini kullandı.

Öte yandan, BM Güvenlik Konseyi'nin bu sabah kabul ettiği bildiriye yer veren İsrail basını, diplomatik kaynaklara dayandırılan haberlerde, İsrail'in saldırmaktan başka çaresi olmadığının Güvenlik Konseyi'nce anlaşıldığını ileri sürdü.

Ynetnews adlı internet sitesinde verilen haberde, Güvenlik Konseyi'nin, İsrail'in, roket saldırılarına farklı bir cevap alternatifi bulunmadığını anladığı belirtildi.

Haberde, bildirinin, Güvenlik Konseyi'nin aldığı bir karardan ziyade basın açıklaması olduğu, beklenenden daha yumuşak ifadeler içerdiği kaydedildi. Güvenlik Konseyi, hem İsrail'e, hem de Filistinli militanlara Gazze'deki şiddete son vermeleri çağrısında bulunmuştu.




İŞTE İNSANLIKDIŞI SALDIRIDAN FOTOĞRAFLAR!

F-16 SALDIRISINDA 4 KİŞİ DAHA HAYATINI KAYBETTİ


İsrail Hava Kuvvetleri'nin öğle saatlerinde Gazze'nin Rimal Mahallesi'nde emniyet güçlerine ait bir binaya düzenlediği bombalı saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti.

2 füze ile bombalanan binadan dumanlar yükselirken, olay yerine ambulanslar sevk edildi. Binanın bulunduğu alanda geniş çaplı zarar oluşurken, emniyet güçleri ve ambulanslar enkaz altından 4 ceset çıkardı.

İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait F-16 uçaklarıyla düzenlenen saldırıda halk panik ile koştururken, dün başlayan saldırıların sonucunda ölenlerin sayısı 282'ye yükseldi.


28.12.2008



Devamını BURADAN okuyun...>>>

30.10.08

CUMHURİYET BAYRAMINDA REZALET

Rezalette son perde!

Niğde'de dün gerçekleştirilen cumhuriyet kutlamaları töreninde büyük bir rezalet yaşandı
Hükümet meydanında esnafların il protokolü önünden geçiş yaptığı sırada bir sürücü kursuna ait 3 araç "başörtülü bayanlar tarafından kullanılıyor" diye “başörtüsü ile protokolün önünden geçemezsiniz” denilerek konvoydan çıkarıldı. Kutlamalar çerçevesinde Hükümet Meydanı'nda yer alan protokol önünden resmi geçiş yapıldı. Okulların, askerlerin ve Polis Meslek Yüksek Okulu geçişlerinin tamamlanmasının ardından STK'lar ve esnaf sanatkarların geçişine sıra gelmişti. Esnaf konvoyunda Niğde'de faaliyet gösteren Şahin Sürücü Kursu'na ait 10 araç da bulunuyordu. Bu araçlardan 3 tanesini başörtülü bayanlar sürüyordu. Zeynep Şahin, Emine Şahin ve Neslihan Şahin'in kullandığı araçlar hükümet meydanında hazır bulunan protokol önünden geçiş yapılacağı sırada durduruldu.Elinde telsiz olan görevli, “siz başörtüsü ile protokolün önünden geçemezsiniz” diyerek araçları konvoydan çıkardı. Neye uğradıklarını şaşıran 3 bayan, konvoyun geçişi ardından geri döndürülerek rencide edildi. Konvoyun geçişini izlemek için Bor Caddesi üzerinde toplanan vatandaşlar olaya şahitlik ederken örtülü sürücülere yapılan engelleme tepki çekti.

PROTOKOLÜN ÖNÜNDEN GEÇEMEZSİNİZ
Şahin Sürücü kursu sahibi Şenol Şahin, yaşadıklarının çok zorlarına gittiklerini belirterek şunları anlattı: "Niğde'de gelenektir resmi bayramlarda esnaf sanatkarlar resmi erkanın yer aldığı protokol önünden geçiş yaparlar. Biz de Şahin Sürücü Kursları olarak 10 araçla geçiş yaptık. Araçlarımızı süren eğitici öğretmenlerimizdi. Bu sürücüler arasında başörtülü bayanlar da vardı açıkları da. Fakat başörtülü eğitici şoförlerimizin kullandığı araçlar Bor Caddesi üzerinde ilerlerken protokol önüne 150 metre kala eli telsizli bazı kişiler tarafından durdurulmuş; ‘Siz başörtülüsünüz bu şekilde protokolün önünden geçemezsiniz' denilmiş. Konvoyun geçişine kadar bekletilen sürücülerimiz sonra geri döndürülerek tüm halkın içinde rencide edilmişler. Böyle bir şey olabilir mi? Bu nasıl anlayış. Başbakanımıza yazı gönderip sorumluları şikayet ettik. Yapılanlar çok zorumuza gitti."

BÖYLE ÇİRKİNLİK GÖRMEDİK
Vakit muhabirine konuşan Neslihan ve Emine Şahin ise, “20 yıldır böyle bir gelenek var ilimizde. 30 Ağustos'ta yapılan törende aynı kıyafetle bu konvoyda yer almıştık ama böyle bir çirkinlikle karşılaşmamıştık” dediler.

VALİDEN AÇIKLAMA BEKLENİYOR
Skandalın sorumlusunun kim olduğu konusunda araştırma yapan muhabirimiz, Vali Sebahattin Öztürk'e ulaşmak istedi. Vali Özel Kalem Müdürü Ali Nobel, muhabirimiz Dursun Suna'ya “Karıştırmayın bu işi” diyerek olayı örtbas etmek istedi. Başörtülü bayanları geri çeviren görevlilerin polis değil JİTEM görevlileri olduğu iddia edilirken, tüm Türkiye, cumhuriyetin kuruluşunun 85. yıldönümünde yaşanan bu rezaletle ilgili Vali Selahattin Öztürk'ten açıklama bekliyor. DURSUN SUNA/VAKİT

Devamını BURADAN okuyun...>>>

16.10.08

HAKKARİDE 5 ŞEHİT DAHA

BASIN AÇIKLAMASI

TARIH : 16 Ekim 2008

SAAT : 10:45

NO : BA - 51 / 08

1. Hakkari ili Kavaklı bölgesinde 15 Ekim 2008 tarihinde icra edilen operasyonda görev alan bir komando bölüğünün, teröristlerin muhtemel bulunabileceği yerlere saat: 20.30 civarında manevra yaparken bir patlama olmuş ve bunu takiben teröristlerin açtığı ateş sonucu 4 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Teröristlere şiddetle karşılık verilmesi üzerine, teması keserek kaçmışlardır. Teröristler üzerine açılan yoğun ateş sonucu verdikleri zayiat henüz bilinmemektedir.

2. Teröristlerin muhtemel kaçış istikametlerini kesmek maksadıyla, helikopterlerle bölgeye gece birlik sevk edilmiştir. Bir helikopterin inişi esnasında meydana gelen teknik arıza sonucu, helikopter kırıma uğramıştır. Bu olayda ağır yaralanan bir güvenlik görevlisi Şırnak Asker Hastanesinde şehit olmuş, aralarında Tugay Komutanının da bulunduğu 15 personel hafif şekilde yaralanmıştır. Bölgede operasyonlara devam edilmektedir.3. Ayrıca, Hakkari ili Şemdinli ilçesi Derecik bölgesinde, Irak sınırına 4 km mesafede bir grup terörist tespit edilmiş, yapılan müdahale sonucu 4 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

4. Şırnak ili Cudi Dağı bölgesinde icra edilen operasyon esnasında ise 1 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

5. Şehitlerimize Tanrıdan rahmet, ailelerine, silah arkadaşlarına ve Yüce Milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur
kaynak; GK internet sitesi

Devamını BURADAN okuyun...>>>

14.10.08

TARAF AKTÜTÜN GERÇEĞİNİ AÇIKLADI

Hain baskının şok eden görüntüleri !

Tıkla Resmi Büyüt
Taraf'ın yayımladığı anlık istihbarat belgeleriyle istihbarat raporları Genelkurmay'ın Aktütün baskınını, aynı Dağlıca gibi, ayrıntılarıyla bildiğini gösterdi.

BİR AY ÖNCEDEN HABERDAR EDİLDİ
İç Güvenlik Harekat Durum raporları ve İnsansız Hava Araçları'nın ilettiği anlık istihbarat bilgileri Aktütün baskınından Genelkurmay'ı bir ay önce haberdar etti.

GENELKURMAY HAZIRLIKLARI İZLEDİ
İnsansız hava aracı saldırı günü 9.35'ten itibaren, aldığı görüntüleri Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı'na ve İkinci Başkan'a saatlerce ve naklen iletti.
SONRA DA SALDIRIYI SEYRETTİLER
Saldırının önceden bilindiğini gösteren temel kanıt: Hava aracı, koornitanları Aktütün'e kilitlenmiş olarak saldırı sırasında da görüntü nakline devam etti.
Bu ilk görüntü. Saldırı günü, 3 ekimi gösteriyor. PKK'lılar K. Irak sınırında, Aktütün yakınlarında siper kazıyor, mayın döşüyorlar.
Saldırı hazırlığı ikinci görüntüde de var. Saat Greenwich'e göre 6.35'i, Türkiye saatiyle 9.35'i gösteriyor. Saldırının 3.5 saat öncesi.

Kamera kaydı bir anda PKK timinden Aktütün'e dönüyor. Saldırıbölük karakoluna yönelmi. Saat Greenwich'e göre 11, Türkiye saatiyle 14.
JANDARMA'NIN İÇ RAPORLARI DA GENELKURMAY'I YALANLADI

Asayiş Kolordu Komutanlığı'nın Aktütün saldırısı raporu, iki gün sonra açıklama yapan Genelkurmay 2. Başkanı Iğsız'la dört noktada çelişiyor.

Takviye Birlik Var Mıydı?

Iğsız saldırı öncesinde Aktütün'e özel birlik ve komanda takviyesi yapıldığını söylemişti. Jandarmaya göre bu birlikler sonradan geldi.

F-16'lar Harekete Geçti Mi?

Iğsız baskından hemen sonra PKK grubunu iki F -16'nın vurduğunu söyledi. Jandarma raporunda ise sadece helikopterlerden söz edildi.

Bayraktepe Kimin Elindeydi?

Iğsız baskında Bayraktepe'nin düşmediğini söyledi. Jandarma ise tepenin sekiz saat sonra, PKK çekildikten sonra alındığını rapor etti.

Baskında Kaç PKK'lı Öldürüldü?

Iğsız'a göre baskın sırasında PKK 23 zaiyat vrdi. Jandarma raporuna göre kesin sayı beş. Geri kalanlar için tahmin yapılmış: 30 kadar.

AKTÜTÜN'Ü BASACAK KOMUTANIN İSMİ BİLE BİLDİRİLMİŞ

Bir gün öncenin raporunda Aktütün baskınını yapacak PKK komutanının adı bile belirtiliyor:

"Habat Kapsamlı Eylem Hazırlığında"

2 Ekim tarihli istihbarat raporunda PKK'nın kadın liderlerinden Habat'ın yeni bir saldırı için bölgeye döndüğü, ağır silah taşıyacak 25-30 katırın Aktütün karşısında Mezi deresinde bekletildiği bildirilmiş.

Haberin inanılmaz detayları ve fotoğrafları bugünkü Taraf Gazetesi'nde 2 tam sayfa yayınlandı.


14.Ekim.2008

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License