Güzel Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güzel Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.10.09

PKKLI GRUP TÜRKİYEDE

34 PKK'lı Geldi

Kandil Dağı ve Mahmur Kampı’ndan gelen 34 PKK üyesi, 4 savcı tarafından sorgulandı. 29 kişi serbest bırakılırken, 5 örgüt üyesiyle ilgili karar için yazışma sonucu bekleniyor

SİLOPİ - Kandil'den 8, Mahmur Kampı'ndan da 26 kişi olmak üzere toplam 34 kişi, öğleden sonra Irak'ın Zaho kenti yakınlarındaki İbrahim Halil Gümrük Kapısı'na geldi.

Burada, bir süre işlemleri yapılmak üzere bekletilen grup, daha sonra Habur Sınır Kapısı'na geldi.

Türkiye ile Irak arasındaki köprüyü yürüyerek gelen grup jandarmaya teslim oldu.

Grup, ifadeleri alınmak üzere tabur komutanlığına götürüldü.'ÖRGÜTLE BAĞLANTIN VAR MI?'
Özel yetkili 4 savcı, Habur Sınır Kapısı'nda oluşturulan bir merkezde 34 kişinin ifadesini aldı.

İlk etapta Mahmur Kampı'ndan gelenler öncelikli olarak savcı karşısına çıktı.

Tek tek ifadesi alınan kişilere birer avukat da eşlik etti.

Gruptakilere, "Ne zaman gittin?", "Neden gittin?" ve "Örgütle bağlantın var mı?" gibi sorular yöneltildi.

Verilen cevaplarda Mahmur kampından gelen kişilerin "örgütle ilgim, bağlantım yok" dediği öğrenildi.

Bu kişilerden 4 çocuk hakkında ise hiç işlem yapılmadığı açıklandı.

Savcılar, PKK'lardan 29'unun serbest bırakılmasına karar verdi.

3'ü Kandil'den 2'si ise Mahmur'dan olmak üzere 5 örgüt üyesiyle ilgili tutuklama istendi.

Ancak karar için yazışmaların bekleneceği belirtildi. Yazışma cevaplarına göre, 5 örgüt üyesiyle ilgili kararın netleşeceği açıklandı.

NTVMNBC

Teslim olan PKK'lılardan 31'i serbest bırakıldı


Irak'taki Kandil ve Mahmur bölgelerinden gelen ve savcılıkça ifadeleri alınan 34 terör örgütü PKK üyesinden 29'u serbest bırakılırken 5'i tutuklanmaları talebi ile mahkemeye sevk edilmişti. Ancak 5 kişiden ikisi daha serbest bırakıldı.

Habur Sınır Kapısı'nda güvenlik güçlerine teslim olan PKK'lı gruptan mahkemeye sevk edilen 5'inden 2'si serbest bırakıldı. Diğer 3'ünün işlemleri ise devam ediyor.

Habur Sınır Kapısı'nda güvenlik güçlerine teslim olan 34 kişinin savcılıkça ifadelerinin alınması tamamlandı.

Diyarbakır'dan gelen 4 özel yetkili savcı tarafından ifadeleri alınan 34 kişiden 29'u serbest bırakıldı. 5 örgüt üyesiyle ilgili de yazışmaların beklenmesinin kararlaştırıldığı belirtildi. Yazışma cevaplarına göre, 5 örgüt üyesiyle ilgili kararın verileceği bildirildi.

5 PKK'lı tutuklanmaları istemiyle mahkemeye gönderildi

Şırnak'ın Silopi ilçesi yakınlarındaki Habur Sınır Kapısı'nda teslim olan terör örgütü üyelerinden 5'i, tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Irak'taki Kandil ve Mahmur bölgelerinden gelen ve savcılıkça ifadeleri alınan terör örgütü PKK üyesi 34 kişiden 29'u serbest bırakıldı, 5 örgüt üyesiyle ilgili de yazışmaların cevabının beklenmesi kararlaştırıldı.

Cevabi yazının gelmesinin ardından H.İ, B.Y, E.U, M.T ve N.T. TCK'nın 314. maddesi uyarınca terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. 34 PKK'lıyı sorgulayan savcılar, her kişiye ortalama 10 dakika ayırdı. Savcılar PKK'lılara, "Ne zaman örgüte katıldınız, kaç yıl kaldınız?" gibi sorular yöneltti. Pişmanlık yasasının ise sorgulama sırasında gündeme gelmediği bildirildi.

Tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan kişiler halen Habur Sınır Kapısı'nda bulunuyor.

zaman.com.tr

Devamını BURADAN okuyun...>>>

17.9.09

CEM GARİPOĞLU YAKALANDI

Cem Gariboğlu teslim oldu

7 aydır aranan Münevver Karabulut'un katil zanlısı, avukatları tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne teslim edildi.

İstanbul Valisi Muammer Güler, başı kesilerek öldürüldükten sonra cesedi Etiler'deki bir çöp konteynırında bulunan Münevver Karabulut'un katil zanlısı C.G'nin gözaltında olduğunu bildirdiGüler, Gayrettepe'deki Asayiş Şube Müdürlüğünde gazetecilere yaptığı açıklamada, katil zanlısı C.G'nin şu an itibariyle İstanbul emniyetinde olduğunu kaydetti.

Vali Güler, zanlı C.G'nin İstanbul Bahçelievler'de avukatı tarafından emniyet güçlerine teslim edildiğini söyledi.

Avukatı Cem'in teslim ediliş anını anlattı

Münevver Karabulut'un katil zanlısı C.G'nin ailesinin avukatı Aytekin Kaya, C.G'nin, ''Babam için teslim oluyorum, babamın tutuklu olmasına üzülüyorum'' dediğini bildirdi.

Kaya, gazetecilere yaptığı açıklamada, geçmişte C.G'nin babasının gözaltına alınış şeklini de bildiğini ifade ederek, bu kez polislerin daha profesyonel olduğunu söyledi. Yasalarda yaşı küçükler için özel usul hükümleri bulunduğunu dile getiren Kaya, bunlara uygun davranıldığını ifade etti.

Gazetecilerin, ''C.G'nin polisler tarafından teslim alındığında 'Babam için teslim oluyorum' dediği şeklindeki iddiaları hatırlatması üzerine avukat Kaya, ''Evet, 'Babam için teslim oluyorum, babamın tutuklu olmasına üzülüyorum' dedi. Neden diye sormadım'' şeklinde konuştu.

Kendisinin C.G'nin avukatı olduğunu, suçlamaları herkesin bildiğini dile getiren Kaya, ''Sonuç çok vahim. Çocukla ilgili bir şey söylediğimde yanlış anlaşılmasın. Şimdiye kadar hep yanlış anlaşıldı. Orada hayatını kaybetmiş bir genç kız var, burada da bu var anlamında söylemiyorum. Yani bir suçlu varsa cezasını çeker, ama bir de bu nasıl olmuş, bunu hepimizin düşünmesi lazım'' ifadesini kullandı.

-TESLİM EDİŞ SÜRECİNİ ANLATTI-

Avukat Kaya, bir soru üzerine, telefonla arandığını, C.G'nin E-5 üzerindeki Bakırköy sapağına yalnız geldiğini, yanında çanta bulunmadığını, sakallı ama bakımlı olduğunu anlatarak, C.G'ye nerede olduğunu, kimin telkiniyle teslim olduğunu sormadığını söyledi.

Hemen emniyeti aradığını, 15-20 dakika sonra 2 ekip otosunun geldiğini ifade eden Kaya, polisleri beklerken C.G'ye onu rahatlatacak telkinlerde bulunduğunu anlattı.

Polisleri beklerken C.G'nin acıktığını söylemesi üzerine, yakındaki bir büfeden sucuk-ekmek aldıklarını anlatan Kaya, yemek yerken kendi kendine ''Acaba suçlu bu çocuk mu?'' diye sorduğunu dile getirdi.

Kaya ayrıca, C.G. ile buluştuktan sonra Hayyam Garipoğlu'nu aradığını ve yeğeni hakkında bilgi verdiğini belirterek, onun da kendisine, bir amcanın ne sorması gerekiyorsa onu sorduğunu kaydetti.

Cinayetle ilgili yargılama sürecinin başlamadığını ve henüz davanın açılmadığını hatırlatan Kaya, davanın açılmasıyla birlikte her şeyin daha ayrıntılı şekilde ortaya çıkacağını aktardı.

Avukat Kaya, C.G'nin 24 saat içinde adliyeye sevk edileceğini dile getirerek, ''Soruşturma tabii ki gizli. Mutlaka taleplerimiz olacak. Şahsi görüşüm, Bakırköy Adliyesi'ne sevk edileceği yönünde'' şeklinde konuştu.

Cem teslim oldu, şimdi ne olacak? İşte hukuki süreç

Münevver Karabulut'un katil zanlısı C.G'nin ailesinin avukatı Aytekin Kaya, C.G'nin tedirgin olduğunu, psikolojisini çok normal görmediğini söyledi.

Asayiş Şube Müdürlüğü'nde zanlı ile görüşen avukat Kaya, çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada, C.G'nin Asayiş Şubesi'nde ifade vermesinin söz konusu olmadığını ifade etti. Kaya, C.G'nin Cocuk Şube'ye sevk edileceğini ve ifade verecekse orada vereceğini belirtti.

Gazetecilerin, C.G'nin durumunu sormaları üzerine avukat Kaya, ''Tedirgin, psikolojisini çok normal görmedim'' dedi.

Kaya, C.G ile görüşmesinde, tutuklanırsa cezaevine konulacağını, hakkında iddianame hazırlanacağını, yargılanacağını ve hakkında bir hüküm verileceğini anlattığını kaydetti.

Avukat Kaya, olaya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı el koyduğu için C.G'nin Çocuk Şubesi'nden Sultanahmet'teki İstanbul Adliyesi'ne gönderilebileceğini sözlerine ekledi.

Vahşi cinayetin kronolojisi

3 Mart 2009: Münevver Karabulut, Bahçeşehir'de bir villada bıçaklanarak öldürüldükten sonra başı gövdesinden ayrıldı. Valizlere ve gitar kutusuna konulan ceset Etiler'de çöp konteynırına atıldı. Aynı gece cesedin kime ait olduğu belirlenip failin Cem G. olduğu ortaya çıkarıldı. Cinayetin işlendiği villada gece lüminor ile yapılan aramada kan lekeleri tespit edildi.

7 Mart 2009: Cem G.'nin babası Mehmet Nida Garipoğlu, annesi Makbule Tülay Garipoğlu ile ceseti korsan taksiyle taşıyan taksici M. C. B. gözaltına alındı. Çıkarıldıkları mahkemede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

25 Nisan 2009: Cinayet ile ilgili olarak ön otopsi raporu tamamlanarak soruşturmayı yürüten savcılık ve emniyete gönderildi.

27 Nisan 2009: Cinayette ilk tutuklama meydana geldi. Cem G.'nin babası Mehmet Nida Garipoğlu, Münevver Karabulut'un tırnakları arasında DNA'sı bulunduğu tutuklanarak cezaevine gönderildi.

30 Nisan 2009: Münevver Karabulut'un günlükleri ortaya çıktı. Günlüklerde, Karabulut ve Cem G.'nin nasıl zaman geçirdikleri birbirleri hakkındaki düşünceleri belirlendi.

04 Mayıs 2009: Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut ve genç kızın arkadaşları öldürüldüğü villaya siyah çelenk bıraktılar.

14 Mayıs 2009: Firari zanlı Cem G. için kırmızı bülten çıkarılıp 176 ülkede aranmaya başlandı.

21 Mayıs 2009: Cinayet ile ilgili olarak adli tıp kurumu raporu ortaya çıktı. Raporda Karabulut'un vucudunda Cem G.'nin dışında başka kişilere ait olabilecek DNA örnekleri bulundu.

24 Mayıs 2009: Cem G.'nin arkadaşlarından ve ailesinden DNA örnekleri alınıp araştırılmaya başlandı.

30 Mayıs 2009: DNA örneklerinin Cem G. ve ailesine ait olmadığı ortaya çıktı.

10 Haziran 2009: Cem G. ve Münevver Karabulut'un MSN yazışmaları ve villaya nasıl girdiklerine dair görüntüler ortaya çıktı.

23 Haziran 2009: Süreyya Karabulut'u tehdit ettiği iddiasıyla Şinasi D. isimli şüpheli tutuklandı.

02 Temmuz 2009: Cem G. İnterpol'un baş sayfasında fotoğraflı ve videolu olarak aranmaya başlandı.

07 Temmuz 2009: Otopsi sırasında sperm bulaştığı ve pis masa skandalı ortaya çıktı.

19 Ağustos 2009: Cem G.'nin iş adamı amcası Hayyam Garipoğlu ve halasının evine baskın yapılıp bilgisayarlarına el konuldu.

20 Ağustos 2009: Garipoğlu Grubunun üst düzey şirket çalışanlarının evlerinde de arama yapılıp bilgisayarlarına el konuldu.

21 Ağustos: Cem G.'nin teyzeleri ve anneannesinin evlerine baskın yapılıp bilgisayarlarına el konuldu.

27 Ağustos 2009: Münevver Karabulut'un Ankara'da Jandarma Genel Komutanlığında görevli bir teğmenle mesajlaştığı ortaya çıktı.

28 Ağustos 2009: Münevver Karabulut'un mesajlaştığı teğmen'in cinayet günü İstanbul'da olduğu ve birbirlerine 4'er mesaj attıkları ortaya çıktı.

aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

14.7.09

NABUCCO RÜYASI GERÇEK OLDU

Nabucco Projesi İmzalandı

Orta Asya, Kafkaslar ve Ortadoğu gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştıracak Nabucco Doğalgaz Hattı Projesi devlet başkanlarının katılımıyla imzalandı..Ankara Rixos Otel'de düzenlenen zirve çerçevesinde, ilk olarak Nabucco Projesine ilişkin tanıtım filmi gösteriliyor.

Tanıtım filminin ardından katılımcıların kısa birer konuşma yapacağı genel oturuma geçilecek. Oturumun ardından projenin geçiş ülkelerini oluşturan Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya arasında ''Hükümetlerarası Anlaşma'' imzalanacak.

Söz konusu anlaşmayla, projenin inşasını uluslararası anlaşma avantajlarını sağlayarak kolaylaştırmak, hızlandırmak ve işletme safhasında uygulanacak vergilendirme gibi belli esasları karara bağlamak amaçlanıyor.

-KATILIMCILAR-

Nabucco Zirvesi ve imza törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikheil Saakashvili, Romanya Başbakanı Emil Boc, Avusturya Başbakanı Werner Faymann, Bulgaristan Başbakanı Sergei Stanishev, Macaristan Başbakanı Gordon Bajnai ve Irak Başbakanı Nuri El-Maliki ile AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso katılıyorZirve ve imza töreninde ayrıca, ABD Avrasya Enerji Özel Temsilcisi Büyükelçi Richard Morningstar, Senato Dış İlişkiler Komitesi Cumhuriyetçi Parti Grubu Başkanı Senatör Richard G. Lugar, AB Komisyonu Enerji Komiseri Andris Piebalgs, Almanya Federal Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı Devlet Sekreteri Jochen Homann, Avusturya Federal Ekonomi Bakanı Reinhold Mitterlehner, Azerbaycan Sanayi ve Enerji Bakanı Natık Aliyev, Bulgaristan Ekonomi ve Enerji Bakanı Petar Dimitrov, Gürcistan Enerji Bakanı Aleksandre Khetaguri, AB Dönem Başkanlığı Temsilcisi Mikael Eriksson, Macaristan Ulaştırma İletişim ve Enerji Bakanı Peter Honig, Mısır Petrol Bakanı Amin Sameh Samir Fahmy, Romanya Ekonomi Bakanı Adriean Videanu, Suriye Petrol ve Mineral Kaynaklar Bakanı Sufian Al-Allao, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Direktör Riccardo Puliti, Avrupa Yatırım Bankası Direktör Thomas Barret ve Nabucco Uluslararası Şirketi Yönlendirme Komitesi Başkanı Werner Auli hazır bulunuyor.

Çok sayıda yerli ve yabancı gazetecinin takip ettiği zirve için 100'ü yabancı yaklaşık 330 basın mensubu akredite oldu.

Toplantının düzenlendiği Rixos Oteli çevresinde ve içinde yoğun güvenlik önlemleri alındığı gözleniyor.

NABUCCO İMZA TÖRENİNE GENİŞ KATILIM



Asrın enerji projesi olarak adlandırılan Nabucco'nun imza törenine ortak ülkelerin yanı sıra ABD ve Avrupa Birliği'nden en üst düzey temsilciler katılıyor.

Ankara Rixos Otel'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliği yaptığı toplantıya katılan yabancı temsilciler şöyle:

AB: Komisyon Başkanı Jose Maanuel Barroso, Komisyon Enerji Komiseri Andris Piebalgs ve İsveç AB Dönem Başkanlığı Temsilcisi Mikael Eriksson.

Almanya: Federal Ekonomi ve Teknolhoji Bakanlığı Devlet Sekreteri Jochen Homann

Avusturya: Başbakan Werner Fayman, Federal Ekonomi Bakanı Reinhold Mitterlehner

Azerbaycan: Sanayi ve Enerji Bakanı Petar Dimitrov

Bulgaristan: Başbakan Sergei Stanishev, Ekonomi ve Enerji BakanıPetar Dimitrov

Gürcistan: Cumhurbaşkanı Mikhail Saakashvili, Enerji Bakanı Aleksandre Khetaguri

Irak: Başbakan NuriEl Mahiliki,

Macaristan: Başbakan Gordon Bajnai, Ulaştırma, İletişim ve Enerji Bakanı Peter Honig

Mısır: Petrol Bakanı Sameh Samir Fahmy

Romanya: Başbakan Emil Boc, Ekonomi Bakanı Adrian Videnau

Suriye: Petrol ve Minaral Kaynaklar Bakanı Sufian Al Allao

ABD: Senato Dış İlişkiler Komitesi Cumhuriyetçi Parti Grubu Başkanı Senatör Richard Lugar, Avrasya Enerji Özel Temsilcisi Büyükelçi Richard Mornigstar.

Toplantıda ayrıca, Nabucco Uluslararası Şirketi Yönlendirme Komitesi Başkanı Werner Auli ile birlikte Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Direktör Riccardo Puliti ve Avpura Yatırım Bankası Direktör Thomas Barret de hazır bulunuyor.

NABUCCO NEDEN ÖNEMLİ?

Tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu, Hazar ve Kafkaslar’daki doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını sağlayacak olan Nabucco Projesi’nde 7 yıl süren müzakerelerin sonunda tarihi imzalar dün atıldı.

Türkiye’nin Doğu sınırından başlayıp, Avusturya’ya kadar uzanacak 3 bin 300 kilometrelik Nabucco Projesi’nde hükümetler arasında anlaşmayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Başbakanı Werner Faymann, Bulgaristan Başbakanı Sergei Stanishev, Macaristan Başbakanı Gordon Bajnai, Ramonya Başbakanı Emil Boc ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barrosa imzaladı. 11 ülkeden bakanların da katıldığı imza töreniyle birlikte, hayal olarak görülen proje resmiyet kazandı.

ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR

Avrupa’yı Rusya’ya bağımlılıktan kurtaracak olan projenin hayata geçmesiyle birlikte, aynı zamanda Türkiye enerji koridoru haline gelirken, milyarlarca dolarlık vergi ve komisyon geliri elde edecek.

İmzaların atılması aynı zamanda Türkiye ile AB ilişkilerinde de yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Törende ilk konuşmayı yapan Başbakan Erdoğan da bu konunun altını çizerek Nabucco’nun, AB’ye tam üyelik yolunda ilerleyen Türkiye’nin AB’ye yeni bir boyut ve soluk getirmesini ümit ettiğini söyledi.

İzma törenine katılan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso ise projenin hayata geçirilmesinde herkesten çok Başbakan Erdoğan’a teşekkür etmek istediğini söyledi.

BAROSSO: YENİ BİR DÖNEM

Barosso, ‘Bakan Taner Yıldız’a, Türkiye için doğru çözümü bulmada gösterdiği liderlik ve öngörüsü için teşekkür ederim. Ama Başbakan Erdoğan, herkesten çok size teşekkür etmek istiyorum’ dedi.

Barroso, konuşmasını projeye ismini veren Giuseppe Verdi’nin sözleriyle bitirdi: ‘‘Mücadele vermek zorunda kaldığı birçok zorluk çıksa da, Nabucco operası, şans yıldızının altında doğdu.’ Umarım, bu çok önemli projede de aynısı olur.’ Konuşmaların ardından liderler ortak bir bildiri yayınlayarak projeye desteklerini imza altına aldılar.

En büyük dış yatırım

Nabucco’yu Türkiye’den BOTAŞ, Bulgaristan’dan Bulgargaz, Romanya’dan Transgaz, Macaristan’dan MOL, Avusturya’dan OMV ve Almanya’dan RWE olmak üzere 6 ülke firması ortak yürütecek

7.9 milyar Euro’ya mal olacak projenin inşasına 2010 yılında başlanacak, ilk gaz 2014 yılında pompalanacak.

Boru hattının toplam uzunluğu 3 bin 282 kilometreyi bulacak.

Nabucco’nun inşaatı sırasında Türkiye’de ilk etapta 15 bin kişi çalışacak.

NEDEN ÖNEMLİ?

EKONOMİK

Nabucco Projesi’nin Türkiye kısmına yapılacak 4.5 milyar Euro’luk (6.3 milyar dolar) yatırım en büyük sıfırdan dış sermaye girişi olacak. Projenin inşaatında ilk aşamada 5 bin kişi çalışacak. İleri aşama ise bu sayı 15 bine çıkacak. Ayrıca Türkiye yıllık 450 milyon Euro’luk vergi geliri elde ederken, hattan uygun koşullarda gaz alabilecek. Böylece Türkiye’nin de gaz konusunda Rusya’ya bağımlılığını azaltacak.

STRATEJİK

Nabucco, Orta Asya gazının dünya pazarlarına açılmasında Rus tekelini kıracak. Ayrıca ilerleyen aşamada Ortadoğu’nun gazı ilk kez doğrudan Avrupa pazarına ulaşma şansına kavuşacak. Böylece Türkiye sadece kendi ekonomik çıkarları dışında bölgesel olarak kilit ülke konumunu pekiştirecek. Ayrıca Ortadoğu ve Orta Asya ülkeleri stratejik partner olarak AB ve ABD ile ortak çıkarlara kavuşacak. Bu da bölge barışı açısından önemli adım olarak kabul ediliyor.

POLİTİK

Başbakan Erdoğan’ın dünkü konuşmasında yer alan bir cümle aynı zamanda Nabucco’nun politik anlamda sağlayacağı değişimin özeti olarak kabul ediliyor. Erdoğan, ‘Sadece Nabucco bile AB’ye üyelik için yeter’ sözleriyle projenin önümüzdeki dönemde Avrupa ve Türkiye siyasetinde yaratacağı değişime işaret etti.

Erdoğan: AB üyeliği için Nabucco yeter

Nabucco Projesi’nin ortakları imza töreninin ardından, ‘aile fotoğrafı’ çektirerek tarihi anı ölümsüzleştirdiler.

Ankara Rixos Otel’de düzenlenen imza töreninde konuşan Başbakan Erdoğan, sadece Nabucco projesinin bile Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olması için yeterli olacağını açıkladı. Erdoğan ‘Bu proje başka projeleri de hızlandıracak’ diyerek Nabucco’nun sadece bir enerji projesi olmadığını, aynı zamanda ülkeleri birbirine bağlayacak bir hat oluşturacağını dile getirdi. Projenin ilk yılında Azeri, sonraki aşamalarda Türkmen, Irak, Suriye, Mısır’dan gaz sevk edilmesi ve Katar doğalgazının devreye girmesini temenni ettiklerini belirten Başbakan Erdoğan ‘Şartlar elverince İran ve belki Rus gazının Nabucco boru hattıyla Avrupa’ya taşınması mümkün olacak’ diye konuştu..

Hazar ve Ortadoğu'nun zengin doğalgaz kaynaklarını güvenli yoldan Avrupa'ya ulaştıracak Nabucco Projesi'ne hayat verecek imzalar dün Ankara'da atıldı. Projenin hukuki altyapısının en önemli metni olan anlaşmaya Türkiye, Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve Avusturya başbakanları imza koydu. Nabucco'nun altıncı ortağı olan Almanya ise, hattın kendi topraklarından geçmemesi nedeniyle anlaşmayı imzalamadı. 21'inci yüzyılın barış ve istikrar projesi olarak tanımlanan Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Hükümetlerarası Anlaşması'nın imza töreni "küresel enerji" zirvesine dönüştü. Nabucco Zirvesi'ne Erdoğan'la birlikte 6 başbakan ve Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikhail Saakaşvili de katıldı. AB Komisyonu Başkanı Barroso, ABD Avrasya Enerji Özel Temsilcisi Morningstar da tarihi imza törenine katılarak küresel iradeyi tescilledi.

4 MADDELİK GÜVENCE
Hazırlanan ortak bildiride 4 maddelik güvence verildi. İşte anlaşmaya taraf ülkelerin verdiği güvenceler:
* Taraflar, anlaşmanın yürürlük kazanmasını geciktirmemek koşuluyla anlaşmanın amacına ve hedefine engel olabilecek davranışlardan imtina edeceklerini teyit ettiler
* Anlaşmanın mümkün olan en kısa sürede yürürlüğe girmesi için tüm adımları atmaya çaba gösterecekler
* Anlaşmanın uygulanması için gerekli yasal mevzuatı ve gerekli tedbirleri alacaklar
* Tüm taraflar 6 ay içerisinde Nabucco Uluslar arası Şirketi ile anlaşma imzalayacak
aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

28.1.09

GENÇSİVİLLER'DEN ANLAMLI PROTETO

Gençsiviller yeni atamalara tepkili

Genç Siviller, Kanadoğlu'nun Ergenekon soruşturmasına 40 savcı baksın" açıklamalarına ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne 3 yeni savcı atanmasına tepkili...
Kanadoğlu'na "Sabih amca artık elini hayatımızdan çek" tepkisi gösteren Genç Siviller, Kanadoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı seçimindeki "367 şartı gerekir" sözlerine atıfta bulunarak "Ergenekon soruşturmasına 40 yetmez, 367 savcı atansın." isteğinde bulundu.

Genç Siviller üyesi yaklaşık 15 kişilik grup, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi önünde toplanarak İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne 3 yeni savcı atanması ve Sabih Kanadoğlu'nun "Ergenekon soruşturmasına 40 savcı atansın" açıklamalarına tepki gösterdi. "Kırk savcı yetmez 367 olsun", "Genç Siviller Rahatsız", "YARSAVların lüle lüle ERGENEKON sana güle güle" yazılı dövizler taşıyan grup, yaşanan son tartışmaları esprili bir şekilde eleştirdi.

Grup adına basın açıklamasını okuyan Pınar Ak, "Sabih Kanadoğlu 40 savcı olsun istedi, savcı sayısı 7 kocalı Hürmüz şarkısı gibi artmaya başladı. Sabih Amca! Artık elini biraz hayatımızdan çeksen, bizi rahat bıraksan nasıl olur. Anlaşılan o ki; biz şu genç halimizle üç tane merdiveni zor çıkarken hayatı televizyonlarda, konferanslarda geçen Kanadoğlu'nu 40 değil 367 savcı bile kesmeyecektir." diye konuştu.

Kazılarda çıkan mühimmat ve bombalar sonrasında Ergenekon davasını sulandıramayacaklarını anlayanların son numarasının Ergenekon davasının savcılarını sulandırmak olduğunu savunan Ak, "Ama biliyoruz ki Ergenekon'un İtalyan kardeşi Gladyo'yu savcı Felice Casson tek başına çökertti. Aralarında Cumhurbaşkanları, işadamları, askerler olan 600 kişiyi o mahkum ettirdi, binlerce kişiyi o sorguladı. Onun da başına Sabih Kanadoğulları, YARSAV'lar musallat edildi ama derin devlet yorgunu İtalyanlar savcının işine karışılmasına izin vermediler." şeklinde konuştu.

Türkiye halkının daha önce üzeri kapatılan Susurluk ve Şemdinli gibi olaylardan ders aldığını vurgulayan Ak sözlerini şöyle tamamladı: "Gözlerimiz bunca şey gördükten sonra böyle ucuz numaralarla bu kez üstünü kapatmanıza izin vermeyeceğiz."

Genç Siviller, yaklaşık 5 dakika süren kısa açıklamanın ardından olaysız dağıldı.GENÇ SİVİLLER’İN İNTERNETTEN YAPTIĞI KISA ve ÖZ BASIN AÇIKLAMASI

40 Savcı da yetmez 367 savcı olsun

Ergenekon davasına dün üç yeni savcı daha atandı.

Sabih Kanadoğlu 40 savcı olsun istedi, savcı sayısı 7 kocalı hürmüz şarkısındaki gibi artmaya başladı.

Sabih Amca! Artık elini biraz hayatımızdan çeksen, bizi rahat bıraksan nasıl olur?

Anlaşılan o ki; biz şu genç halimizle üç tane merdiveni zor çıkarken hayatı televizyonlarda, konferanslarda geçen Kanadoğlu’nu 40 değil 367 savcı bile kesmeyecektir.

Vatan toprağını sıktıkça fışkıran bombalarla Ergenekon davasını artık sulandıramayacaklarını anlayanların son numarası, Ergenekon davasının savcılarını sulandırmaktır.

Ama biz biliyoruz ki Ergenekon’un İtalyan kardeşi Gladio’yu savcı Felice Casson tek başına çökertti. Aralarında Cumhurbaşkanları, işadamları, askerler olan 600 kişiyi o mahkum ettirdi, binlerce kişiyi o sorguladı. Onun da başına Sabih Kanadoğlulları, YARSAV’lar musallat edildi ama derin devlet yorgunu İtalyanlar savcının işine karışılmasına izin vermediler.

Gördüğünüz gibi hepimiz okumuş, dünyayı bilen çocuklarız. Ergenekon davasına yeni savcı atamalara doyamamanın ne anlama geldiğinin gayet iyi farkındayız.

Galiba bu aklıevvellerin unuttukları bir şey var.

Yine böyle numaralarla üzerini kapattığınız Susurluk’tan, Şemdinli’den bayağı tecrübe kazanmış bir halkız biz.

Yani zannettiğiniz kadar geri zekâlı değiliz.

Gözlerimiz bunca şey gördükten sonra böyle ucuz numaralarla bu kez üstünü kapatmanıza izin vermeyeceğiz.

Haberiniz olsun!

GENÇ SİVİLLER

28.Ocak.2009

Devamını BURADAN okuyun...>>>

14.1.09

GÜNEYİN O İFADELERİ NİHAYET YAYINDA

T. GÜNEY'İN O ŞOK İFADESİ

Ergenekon Terör Örgütü'nün (ETÖ) en çok kunuşalan ismi Tuncay Güney'in Ergenekon tutuklusu Saçan'a Emniyette verdiği 2001 yılındaki ifadesi. VİDEO

Eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan'ın 2001 yılında Tuncay Güney'i sorgulama görüntüleri yayınlandı.

Avukatlara dağıtılan 6 saatlik görüntüler, haber kanallarında yayınlanmaya başlandı.

Ergenekon soruşturmasının kilit ismi Tuncay Güney’in 2001 yılında polise verdiği 4 DVD’den oluşan ifadeler, 5 sanık avukatına tutanak imzalatarak verildi.

Güney, kayıttaki ilk ifadesinde öne çıkan bazı başlıklar şöyle:


VELİ KÜÇÜK’ÜN K. IRAK’TA OKULU VARDI

Ergenekon’un Kuzey Irak’ta da örgütlenmesi var.

Veli Küçük’ün Kuzey Irak’ta okulu vardı.

Veli Küçük ile Turan Yazgan’ın ilişkisi vardı

Adnan Hoca’nın İsrail tarafından finanse edildiği söylendi.

KÜÇÜK İLE PERİNÇEK’İN ARASI BOZULDU

Hizbullah olayından sonra Veli Küçük ile Doğu Perinçek’in arası bozuldu.

Veli Küçük bana Hizbullah’ın normalde askerlerin gözetiminde olduğunu söyledi.

Doğu Perinçek, PKK’nın Türk gladyosu içindeki adamı.

ERGENEKON’UN SAĞI-SOLU YOK

Ergenekon örgütlenmesinin sağı-solu yok.

Veli Küçük önemli bir general değildi, jandarma içine nüfuz edemezdi.

Özel kuvvetlerle Ergenekon arasında hizipleşme vardı.

KÜÇÜK, KENYA’DAKİ OPERASYONA KARŞIYDI

Öcalan’ın avukatı Doğan Erbaş’la görüştüm.

Öcalan Moskova’da teslim olacaktı, Veli Küçük Kenya’da yapılan operasyona karşıydı.

PKK Lübnan’da Çevik Bir ile görüştü.

VELİ KÜÇÜK, ‘YEŞİL’ İÇİN PATRONDU

Ergenekon özel kuvvetler komutanlığını Amerikan uşağı olarak görüyor.

Veli Küçük ile Öcalan’ın avukatı Doğan Erbaş hiç görüşmedi.

Veli Küçük ‘Yeşil’ için patrondu.

Yeşil’in ölümü Veli Küçük’ün işine yaramazdı.

Mehmet Eymür ile Veli Küçük’ün arası açıktı.

KİMSE ‘YEŞİL’İ KÜÇÜK’TEN HABERSİZ ÖLDÜREMEZ

Kimse Güneydoğu’da kalmak istemezdi, ama Cem Ersever orada kaldı

Cem Ersever, JİTEM’in 4. Bölge Komutanı’ydı ama hiçbir zaman muhalif değildi.

Cem Ersever tarafında olanları tasfiye eden Veli Küçük’tü.

‘Yeşil’in hayalet olması Veli Küçük’ün işine yarardı.

Kimse ‘Yeşil’i Veli Küçük’ten habersiz öldüremez.

ERGENEKON’A MAFYADAN DA KAYNAK AKIYOR

Ergenekon’da sadece devletten değil, değil bankalardan mafyadan da kaynak akıyor

Siyasete girmeyi hiç düşünmedi. Perde arkasındaki lider olmak daha çok hoşuna gidiyor.

Veli Küçük’ü Ergenekon’un yöneticisi olarak görüyorum.

Ergenekon’un İran, Azerbaycan ve Ortadoğu’da da örgütlenmesi var.

SABANCI CİNAYETİ KARATAŞ’A İHALE EDİLDİ

Sabancı cinayetinin ardından Sabancılar, eski istihbaratçılarla bir dedektifler ekibi kurdu.

Fehriye Erdal’a Sabancı Center’da çalışması için referans veren Hüseyin Kocadağ.

Sabancı cinayeti ile ilgili dosyaları bana Doğu Perinçek verdi.

Abdullah Çatlı, Levent’teki İETT garajında bir minibüs içinde Fehriye Erdal ve Mustafa Duyar ile görüştü.

Sabancı cinayeti Dursun Karataş’a ihale edildi.

Bedri Yağan’ı askerler, Dursun Karataş’ı polis destekliyor.

CUMHURİYET GAZETESİ GÜNDEME GELDİ

Gürbüz Çapan Cumhuriyet gazetesinin hisselerini alıyor.

Cumhuriyet’te İlhan Selçuk, 28 Şubat’tan sonra Kıvrıkoğlu’nu rencide eden bir yazı yazdı.

Veli Küçük, ‘İlhan Selçuk’la gazete olmaz’ dedi.

Veli Küçük ‘Bir gazete bir de televizyon lazım’ dedi.

Veli Küçük, ‘Güçlenmek için basına girmeliyiz’ dedi.

Veli Küçük’ün gazete istemesi üzerine Cumhuriyet gazetesi gündeme geldi.

Gürbüz Çapan, ‘Pentagon’a gittim’ dedi.

Cumhuriyet’in hisse yapılanması konuşuldu. Gürbüz Çapan, Veli Küçük’le iş yapmaya hazırdı. Ancak Veli Paşa, Gürbüz Çaban’la uğraşmak istemiyordu.

ERGENEKON YERALTI ÖRGÜTLENMESİ

Sadece Mehmet Eymür Veli Küçük’e yakındı.

Abdullah Çatlı, İzmit’te Veli Küçük’ün yanına gidip gelirdi.

Ergenekon bir yeraltı örgütlenmesi olarak geçiyor.

Ben de olan tüm belgelerin hepsi Veli Küçük’te de var.

Necip Hablemitoğlu’nun Fethullah Hoca raporu vardı.

Veli Küçük, Teoman Koman Paşa ile de ilişkideydi.

Veli Küçük, Abdullah Çatlı’dan hoşnut değildi.

Veli Paşa’nın Sedat Bucak’la arası çok iyiydi.

Kısmetim-1 gemisi battı ama uyuşturucuya bir şey olmadı, yerine ulaştırıldı.

Kısmetim-1 gemisi ile ilgili yazı yazmadım. Bana yaz dedikleri konuda yazıyorum.

DİĞER BAŞLIKLAR:

ADANAN HOCA İSRAİL'DEN FİNANSE EDİLİYOR

PKK ÇEVİK BİR İLE GÖRÜŞTÜ

DALAN'IN OKULLARINDA YEMEK DAĞITIYORDUM

VELİ KÜÇÜK'ÜN OKULU VAR

HİZBULLAH LİDERİ ÖLMEDİ

VELİ KÜÇÜK TRİŞKADAN GENERAL

ÖZEL KUVVETLERLE ERGENEKON HİZİPLEŞMESİ

ÇEVİK BİR PKK'YLA GÖRÜŞTÜ

YEŞİL'İN PATRONU VELİ KÜÇÜK'TÜ

CEM ERSEVER'İN CİNAYETLERİ

ERGENEKON'A DEVLET DIŞINDAN DESTEK

ERGENEKON'UN YÖNETİCİSİ VELİ PAŞA
DİĞER BAŞLIKLAR:

AĞAR VE KÜÇÜK AYRI BİR GRUPTU

SABANCI CİNAYETİ

GAY OLDUĞUMU HERKES BİLİYORDU

VELİ KÜÇÜK İLHAN SELÇUK'U İSTEMEDİ

HİZBULLAH'I KÜÇÜK EĞİTİYORDU

ÇİLLER'İ KABUL ETMEDİ

EYMÜR KÜÇÜK'E YAKINDI

ERGENEKON'UN ÇEKİRDEK KADROSU

KISMETİM-1’DEKİ UYUŞTURUCU
Kısmetim-1 gemisi battı ama uyuşturucuya bir şey olmadı, yerine ulaştırıldı.
Kısmetim-1 gemisi ile ilgili yazı yazmadım. Bana yaz dedikleri konuda yazıyorum.
ERGENEKON’UN ÇEKİRDEK KADROSU
Ergenekon’un çekirdek kadrosu: İsmail Hakkı Karadayı, Necip Torumtay, Teoman Koman, Rasim Betir, Nejad Müldür, Engin Hoş, Güven Erkaya, Veli Küçük, Osman Özbek.

BORAN KAYA'YA PROGRAM YAPTIRDI

- Veli Küçük televizyonlarda program yaptırarak para kazanmak istiyordu. Boran Kaya onun postasıydı. Kaya'yı Dinç Bilgin'e götürdüm. "İner misin Çıkar mısın?" programı yapıldı. Sonra Paşa'nın Kaya ile arası bozuldu. Çocuk kazada öldü.

- Veli Küçük Seda Sayan'ı da istiyordu.


aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

17.12.08

NİHAYET DANIŞTAYDA DOĞRU KARAR

Ergenekon’a Danıştay şoku

Yargıtay 9. Ceza Dairesi Danıştay cinayetiyle ilgili 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını bozdu ve dava dosyasının Ergenekon dosyasıyla birleştirilmesini istedi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Yargıtay Başsavcısı’nın Danıştay Cinayeti davasıyla ilgili kararın bozulması talebini yerinde buldu ve dosyanın Ergenekon dosyasıyla birleştirilmesini istedi. Bu hükme, ilk kararı veren Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi uyarsa davanın tetikçi sanığı Alparslan Arslan Ergenekon davasında Veli Küçük ve öteki sanıklarla birlikte yargılanacak


Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Danıştay'a silahlı baskın ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması davasıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını oybirliğiyle bozdu. Daire, Danıştay davası ve Ergenekon davası arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu yönündeki iddia nedeniyle öncelikle iki davanın birleştirilmesini istedi. Mahkeme, Yargıtay'ın bozma kararına uyarsa iki dava birleştirilecek tetikçi Alpaslan Arslan ve arkadaşları Ergenekon terör örgütü yöneticiliğiyle suçlanan sanıklarla birlikte yargılanacak.

Hukuki ve fiili irtibat
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Danıştay 2. Dairesi üyelerine ve Cumhuriyet gazetesine yapılan saldırılarla ilgili davanın temyiz incelemesini tamamladı. Daire'nin kararında, "Tüm dosya kapsamına göre sanıkların mensubu bulundukları iddia edilen örgütün niteliği, atılı suçların vasfının belirlenmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi yönünden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan (Ergenekon) davası ile bu dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun iddia edilmiş olması karşısında öncelikle davaların birleştirilmesinde zorunluluk bulunduğunu" vurgulandı.
Kararda, "Sanıklar Alparslan Arslan, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu, Tekin İrşi, Süleyman Esen müdafileri ile katılanlar Cumhuriyet Vakfı, Yeni Gün Haber Ajansı Basın Yayıncılık A.Ş, Ayşe Sema Özbilgin, Serkan Özbilgin, Gökhan Özbilgin vekilleri ve Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından resen de temyize tabi olan hükmün sair yönleri incelenmeksizin öncelikle bu sebeplerden dolayı bozulmasına oy birliğiyle karar verildi" dendi.

Dava yeni baştan
Yargıtay'ın bozma kararından sonra şimdi gözler davayı ilk görüşen mahkemeye çevrilecek. Yargıtay'ın kararı, gerekçeleri yazıldıktan sonra Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilecek. Mahkeme, sanıkları ve müdahilleri de çağırdıktan sonra yeni duruşma açacak. Mahkeme ilk duruşmada tarafları da dinledikten sonra Yargıtay'ın bozma kararına uyup uymayacağına karar verecek. Mahkeme, Yargıtay'ın bozma kararına uymayıp direnirse dosya bu kez Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gidecek.

Arslan ile Küçük yan yana
Mahkeme bozma kararına uyarsa Danıştay davası ile Ergenekon davasının birleşmesi gündeme gelebilecek. Bunun için bozmaya uyan mahkeme, Ergenekon davasını sürdüren İstanbul 13. Ağır ceza Mahkemesi'nden talepte bulunacak. İstanbul Mahkemesi'nin de kabulü halinde iki dava birleştirilecek. Ancak iki mahkeme arasında davaların birleştirilmesi yönünde görüş ayrılığı yaşanırsa dava dosyası bu kez sadece bu görev uyuşmazlığının çözümü için yeniden Yargıtay'a gidecek.
İki davanın birleştirilmesi ise ilginç bir görüntü oluşturacak. Bu durumda Danıştay tetikçisi ve Cumhuriyet bombacısı Alpaslan Arslan ile kendisine eylem talimatlarını ve bombaları verdikleri ileri sürülen ve Ergenekon yöneticiliğiyle suçlanan Veli Küçük ve Muzaffer Tekin gibi sanıklarla birlikte yargılanacak.Danıştay Ergenekon ilişkisini söylemişti
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, gerek Cumhuriyet'e bomba eylemlerini gerek ölüm ve yaralamalarla sonuçlanan Danıştay'a baskın davasını türban amaçlı eylemler olarak nitelemiş, o aşamada soruşturulan Ergenekon ile bir ilişki tespiti yapmamıştı.
Danıştay sanıklarından Osman Yıldırım'ın karar sonrası yaptığı açıklamalar davanın seyrini değiştirmişti. Yıldırım Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'e ayrıntılı anlatımlarda bulunmuş Ergenekon ilişkisini deşifre etmede önemli rol üstlenmişti. Savcı Öz de Ergenekon iddianamesine Danıştay ve Cumhuriyet'e saldırı olaylarını örgütün eylemleri arasında göstermişti. TARAF

Devamını BURADAN okuyun...>>>

8.11.08

GÖSTERE GÖSTERE ANAYASA OYLAMASI


Tüm sandıklar açıldı: %99,2 Hayır

7 Kasım 1982 günü yapılan referandumla %91 evet ile kabul edilen 12 Eylül Anayasası’nın 26. yıldönümünde Türkiye yine sandık başındaydı. Kesin sonuçlar belli oldu.
7 Kasım 1982 günü yapılan referandumla %91 evet ile kabul edilen 12 Eylül Anayasası’nın 26. yıldönümünde Türkiye yine sandık başındaydı.

Genç Siviller’in “Sahibinden Anayasa” kampanyası kapsamında Muğla’dan, Batman'a Bursa'dan 1982’de en çok hayır oyunun çıktığı Bingöl’e kadar Türkiye’de 42 ayrı merkezde ve yurtdışında Paris, Brüksel, Berlin, Stockholm, Londra gibi şehirlerde şehir meydanlarına, üniversitelere konulan referandum sandıklarıyla 82 Anayasası yeniden oyladı.

Yeşiller Partisi'nin ev sahipliği yaptığı kampanya merkezinden tüm seçim noktalarına canlı telefon ve MSN bağlantıları yapıldı. Tüm sandıklardan kesin sonuçlar alındı.

Sabah saatlerinden itibaren oldukça yoğun katılım olan gayri-resmi referandumunun kesin sonuçlarına göre 82 Anayasası %99,2 HAYIR oyu ile bu kez reddedildi. Sandıklarda ve internet üzerinde kullanılan oyların toplamı 100 bini geçti.

Referandum sandığı İstanbul’da yedi ayrı ilçe merkezinde ve üniversitelerde Ankara’da Konur Sokak’ta ve Diyarbakır’da ise Sanat Sokağı’ndaydı.Galatasaray Meydanı’ndaki referandum sandığında oy kullananlar arasında tanıdık yüzler vardı. Etyen Mahçupyan, Ömer Laçiner, Ümit Fırat, Mutlu Tönbekici ve sivil anayasa komisyonu üyesi Prof Dr. Serap Yazıcı da Galatasaray Meydanı’nda 82 Anayasası’na Göstere Göstere Hayır dedi. Beyoğlu’ndaki sandıkta hayır diyenlerden biri de 1982’deki referandumda Hayır Kampanyası yaptığı için tutuklanan gazeteci Hasan Çoşar’dı.

Ankara’daki sandıkta ise Baskın Oran, Bekir Berat Özipek, AKP Ankara milletvekili Burhan Kayatürk anayasaya hayır oyu verdi. Referanduma halkın yoğun ilgi gösterdiği Diyarbakır’da sivil toplum örgütleri temsilcileri yeni bir anayasa dileğinde bulundu.

Akşam saatlerinde biten oy verme işleminin ardından illerden gelen sonuçlar MSN ve Skype bağlantılarıyla Kampanya merkezinde izlendi. Genç Siviller referandumu Yeşil Evde düzenlenen Anayasal Parti ile kutluyor.

www.darbedevamediyor.com adresinde sürecek sivil anayasa kampanyasında Genç Siviller’in bundan sonraki etkinliği dünyadaki anayasa tecrübelerinin masaya yatırılacağı Meclis’te bir sempozyum düzenlemek.

gencsiviller.net

Devamını BURADAN okuyun...>>>

18.10.08

TÜRKİYE BM GÜVENLİK KONSEYİNDE

Türkiye iki yıl Güvenlik Konseyi'nde

Türkiye, yaklaşık yarım asır sonra BM Güvenlik Konseyi'ndeki yerini yeniden aldı. 2009-2010 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliği için Batı Avrupa bölgesinden İzlanda ve Avusturya ile yarışan Türkiye, dün Genel Kurul'da yapılan seçimlerde, 1. turda aldığı 151 oyla BMGK üyesi oldu.
Grubunda en fazla oyu alarak seçilen Türkiye böylelikle son yılların en önemli diplomatik başarılarından birisine imza attı. 192 ülkenin oy kullandığı BM Genel Kurulu'nda Avusturya da 132 oy alarak seçilmiş oldu. İzlanda ise gerekli olan 128 oyun altında kalarak 87 oyla elendi. Diğer bölgesel gruplarda ise Afrika bölgesinden Uganda, Latin Amerika ve Karayipler bölgesinden Meksika ve Asya grubunda Japonya (İran'ı geride bırakarak) BMGK'nin 2009-2010 dönemi üyesi oldu. 5 yıldır sürdürülen yoğun diplomasi sonucunda üyeliği elde eden Türkiye, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren BMGK'da görev yapacak.BMGK üyeliğinin tüm ülkeler açısından "büyük prestij'' olarak algılandığını dile getiren diplomatik kaynaklar, konseye üyelikle başta Kıbrıs ve Irak konusu olmak üzere birçok konuda Türkiye'nin dünyayı daha sağlıklı bilgilendireceği görüşünde.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye'nin BMGK geçici üyeliğine seçilmesini, "Bugün Türkiye için, Türk hariciyesi için güzel bir gün, tarihi bir gün" sözleriyle değerlendirdi. Türkiye'nin üye ülkelerin yaklaşık yüzde 80'e varan desteğiyle seçildiğine dikkat çeken Babacan, Türkiye'nin sınavının aslında şimdi başladığını, ancak bu sınavı başarıyla vereceklerinden de emin olduğunu söyledi. Türkiye'nin, BMGK'ya kendi özgün bakış açısını, kendi bağımsız ancak gittikçe dünyanın takdirini kazanan dış politika perspektifini getireceğini kaydetti. Babacan, Türkiye uluslararası toplum karşısında önüne gelen her durumda hep doğruları yapan, hep ilkeli davranan bir ülke olmaya devam etmesi gerekiyor, bunun için çalışacağız.'' dedi.

Türkiye, artık tezlerini daha iyi anlatabilecek

Diplomatik kaynaklar, Güvenlik Konseyi geçici üyeliğini Türkiye'nin BM'de yapacağı faaliyetleri açısından büyük bir fırsat olarak değerlendiriyor. Türkiye, üyelikle BM'nin ilgilendiği tüm konuları daha yakından takip edebilecek. Konsey üyelerini doğrudan bilgilendirecek. Kaynaklar, gelecek yıllarda birçok uluslararası sorunun BM gündemine geleceği ve burada karara bağlanacağı görüşünde. Bu nedenle Türkiye açısından özellikle Kıbrıs konusu gündeme geldiği zaman daha iyi bilgilendirme yapılabilir. Üyelikle birlikte Ankara, herhangi bir karar mekanizmasında toplantı salonunun dışında değil de içinde yer alacak. BM Güvenlik Konseyi; veto hakkı olan beş daimi üye (ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa) ile 10 geçici üyeden oluşuyor. Konseyin karar verebilmesi için 5 daimi üyenin yanı sıra en az 4 geçici üyenin de oy vermesi gerekiyor. Daimi üyelerden birisi veto hakkını kullanırsa karar alınamıyor.

Sezai Kalaycı
18 Ekim 2008, Cumartesi
ZAMAN

Devamını BURADAN okuyun...>>>

11.10.08

IRKÇI HAİDER KAZADA ÖLDÜ

Aşırı sağcı Haider trafik kurbanı

Avusturyalı aşırı sağcı lider Joerg Haider'in bugün meydana gelen trafik kazası sonucu öldüğü bildirildi.

Avusturya ulusal haber ajansı APA, polis yetkililerine dayanarak verdiği haberde, ülkenin güneyindeki Klagenfurt kenti yakınında meydana gelen kazada Haider'in aracının birkaç takla attığı belirtildi.

Haberde, Haider'in göğsünden ve başından aldığı ciddi yaralar sonucu öldüğü kaydedildi. Avusturyalı aşırı sağcı lider Jörg Haider'in, sabaha karşı öldüğü trafik kazasında kullandığı otomobilde yalnız olduğu bildirildi.

Avusturya ulusal haber ajansı APA ve Reuters'ın polisten verdiği bilgiye göre, ülkenin güneyinde Klagenfurt kenti yakınında meydana gelen kazada 58 yaşındaki Haider'in aracı birkaç takla attı.

Avusturya'nın aşırı sağcı Özgürlük Partisi Genel Başkanı Haider, göğsünden ve başından aldığı yaralar nedeniyle öldü. Avusturya'nın aşırı sağcı Gelecek İttifakı'nın lideri olan Haider, Carihthia Valisi'ydi.

1999'daki seçimde yüzde 27 oy alarak hükümete katılan Haider, Adolf Hitler'in ''çalışma örgütlenmesini'' benimsemesinden ötürü Avrupa Birliği'nin şimşeklerini çekince, hükümetten ayrılmak zorunda kaldı.

Yahudi düşmanlığıyla da tanınan Haider, uzun zamandır sloganlarını yumuşatmıştı. Haider, 2002'de Bağdat'a giderek Saddam Hüseyin'le görüşmüştü.

AA


11.Ekim.2008

Devamını BURADAN okuyun...>>>

9.10.08

TANSEL ÇÖLAŞAN MECBUREN EMEKLİ OLDU

27 Mayıs'ın destekçisi emekli oldu

Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan, iki yıldır yürüttüğü başsavcılık görevinden yaş haddinden emekliye ayrıldı.

Aynı zamanda gazeteci Emin Çölaşan'ın eşi olan Tansel Çölaşan, bir süre önce Ankara Barosu'nun düzenlediği panelde ''27 Mayıs toplumca coşku uyandırmıştı'' şeklinde açıklamalarda bulunarak, askeri darbeyi övmesinden ötürü büyük tepki toplamıştı.Panelde, dönemin Başbakanı Aydın Menderes ve iki bakanın idamıyla sonuçlanan 27 Mayıs 1960 darbesini değerlendiren Çölaşan, "Kimse idam cezasını istemez ama o dönemde bunlar (dönemin başbakanı Adnan Menderes ve iki bakanı) idam edildiğinde toplumsal bir coşku vardı. 27 Mayıs'ı burada ihtilal olarak görmek hata olur. 1960 ihtilali aslında bir devrimdir'' demişti.

Çölaşan için bugün Danıştay'da bir tören düzenlenirken başsavcılık makamına önümüzdeki günlerde Danıştay'da seçim yapılacağı öğrenildi.

1943'te Ankara'da doğan Başsavcı Tansel Çölaşan, 2001'de Danıştay Başkanvekilliğine, 14 Eylül 2006'da da Danıştay Başsavcılığına seçilmişti. (CİHAN)

Devamını BURADAN okuyun...>>>

23.9.08

MEDYA ACIMASIZCA LİNÇ ETMİŞTİ

Medya Linç Etti Mahkeme Akladı

Denizli'de öğrencilere 'namaz kitabı' dağıttığı iddiasıyla gazeteler tarafından hakarete uğrayan öğretmen, mahkeme kararıyla aklandı.

Din kültürü ve ahlâk bilgisi öğretmeni Mehmet Yıldız, basında yer alan haberler suç duyurusu kabul edilerek 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan davada beraat etti. Yaklaşık 1,5 yıl süren dava sonucunda, Mehmet Yıldız'ın, kitabın dağıtıldığı ileri sürülen 23 Nisan 2007'de Türkiye'de olmadığı da ortaya çıktı.

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), 15 Mayıs 2007'de Denizli Gazeteciler Cemiyeti'nde basın toplantısı düzenleyerek Yeşilköy İbrahim Cengiz Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda, Namaz Gönüllüleri Platformu tarafından hazırlanan 'Dinin Direği Namaz' isimli kitabın dağıtıldığını ileri sürdü. '27 Nisan e-muhtırası' olarak kayıtlara geçen Genelkurmay bildirisinin ardından ortaya atılan bu iddia özellikle Doğan Grubu gazetelerinde genişçe yer aldı. Hürriyet, 'Okulda cihat propagandası iddiası', Milliyet, '23 Nisan'da öğrencilere namaz kitabı', Radikal ise 'Türkiye, Denizli olmasın' manşetiyle iddiayı kamuoyuna duyurdu. Haberlerin ardından Denizli Valiliği olayı soruşturmak üzere müfettiş görevlendirdi. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı ise basında yer alan haberleri suç duyurusu kabul ederek 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açtı. Ancak müfettişler davanın sonucunu beklemeden Yıldız'a idari para ve kınama cezası verdi. Yıldız, evinin yakınında bulunan ve başmüdür yardımcısı olarak görev yaptığı Yeşilköy İbrahim Cengiz Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'ndaki görevinden alınarak, uzak bir mahalledeki Dr. Bekir Sıddık Müftüler İlköğretim Okulu'na öğretmen olarak atandı.

Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesi, 1,5 yıl süren yargılamanın ardından Yıldız'ın kendi branşıyla ilgili kitabı bazı öğrencilere dağıtmış olmasının görevi kötüye kullanma suçu oluşturmayacağına karar verdi. Mahkeme, yaptığı araştırmada, Yüksek İslam Enstitüsü mezunu olan, çalışkanlığından dolayı maaş mükafatı, üç takdir ve üç teşekkür belgesi verilen Yıldız'ın dağıttığı iddia edilen kitap hakkında yasaklama ve toplatma kararı olmadığına işaret etti. Mahkeme kararında şöyle denildi: "Söz konusu kitap, dosyada mevcut yazı ve raporlardan anlaşılacağı üzere İslâm dini ve dinin emirlerinden olan namazla ilgilidir. Kitabın bazılarımızca beğenilmemesi veya uygun görülmemesi, böyle bir suçu oluşturmasını gerektirmeyeceği anlaşılmakla sanığın beraatine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır." Yıldız, mahkemeye sunduğu belgelerde kitabın dağıtıldığı iddia edilen 23 Nisan'da yurtdışında (Suriye'de) olduğunu, izin ve pasaport belgeleriyle ispatladı.

Memur Sendikaları Konfederasyonu'na bağlı Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Denizli Şube Başkanı Ahmet Sert, Yıldız'ın yalan bir bilgi sebebiyle linç edildiğini söyledi. Eğitim-İş'in olaylarda siyasi davrandığını ifade eden Sert, ilgili sendikanın "çamur at, izi kalsın" mantığıyla hareket ettiğini söyledi. Sert, Yıldız'ın bütün haklarının iade edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

13.9.08

12 EYLÜL VİCDAN MAHKEMESİNDE YARGILANDI

Darbeciler için 'Vicdan Mahkemesi

Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu, 12 Eylül 1980 darbesinin 28. yıldönümünde "Vicdan mahkemesi" kurdu.

Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu'ndaki sembolik mahkemede 12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren ve Mili Güvenlik Konseyi üyeleri yargılandı. Dönemin mağdurlarının tanık olarak katıldığı sembolik mahkemede darbeciler vicdanlarda mahkum edilirken, gerçek savcı ve hakimler de göreve çağırıldı. Mahkeme heyeti 5 sanık hakkında demokratik Türkiye için çalışmalarını ve demokratik ve yeni bir anayasa yapmak için çalışmaları kararını verdi.
Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu'ndaki sembolik mahkemede 12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren ve Mili Güvenlik Konseyi üyeleri yargılandı. Dönemin mağdurlarının tanık olarak katıldığı sembolik mahkemede darbeciler vicdanlarda mahkum edilirken, gerçek savcı ve hakimler de göreve çağırıldı. Mahkeme heyeti 5 sanık hakkında demokratik Türkiye için çalışmalarını ve demokratik ve yeni bir anayasa yapmak için çalışmaları kararını verdi. CHA

Devamını BURADAN okuyun...>>>

12.9.08

MERAKLA BEKLENEN DENEY BAŞLADI

Protonlar yola çıktı

Kainatın varoluş sırlarına ışık tutması beklenen deneyin ilk aşaması başarıyla tamamlandı. Artık protonlar hareketli ve Büyük Patlama’nın simülasyonunu yapacak çarpışmaya hazır. Beklenen çarpışma, eğer deneyin diğer aşamalarında herhangi bir sorun yaşanmazsa, 21 ekimde gerçekleştirilecek ve bilim tarihinde bir milat olacak

Evrenin nasıl meydana geldiğini anlamak için yapılan dünyanın en büyük fizik deneyinin ilk aşaması başarıyla tamamlandı. Dün sabah Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi’nde (CERN) toplanan bilim adamları tezahüratlar arasında deneyin yapılacağı ‘Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nı (LHC) çalıştırdı. Ardından ilk proton huzmesi tünelin üçte birlik bölümüne başarıyla gönderildi.Bilim adamları bunun büyük başarı olduğunu zira proton huzmelerinin, yüksek düzeyde soğutulmuş mıknatıslarla yönlendirildiğini ifade ediyor. Şimdi gönderilen proton huzmesinin çemberi tamamlayıncaya kadar yoluna devam ettirilmesi gerekiyor. Bu işlem tamamlandıktan sonra tünele zıt yönde başka bir proton huzmesi gönderilecek.
21 ekimde ise protonlar ışık hızına yaklaşınca, çarpıştırıcı içindeki süper iletken mıknatıslar, proton huzmelerini birbirine çarpıştıracak. Bu çarpışmanın ardından evrenin meydana geldiği Büyük Patlama’dan (Big Bang) mikrosaniyeler sonra oluşan ortam yeniden yaratılacak. Bu ortam yapay olarak yeniden yaratıldıktan sonra bilim adamları maddenin sır perdesini aralayabilmeyi amaçlıyor. Tünelin çevresinde olan dört büyük algılayıcıdan ikisi Atlas ve CMS, ‘Higgs Alanı’nın’ izini sürecek.
Deneyde kanıtlanmaya çalışılan 1960’lı yıllarda Edinburg Üniversitesi teorik fizikçilerinden Peter Higgs’in ortaya koyduğu model. Higgs, Büyük Patlama’dan sonra oluşan ortamda maddenin kütle kazandığını söylemişti. Maddeye kütle kazandıran da ‘Higgs Parçacığı’ adlı parçacıklar.
LHC evrenin yüzde 23’ünü oluşturan karanlık maddenin ne olduğunu anlamaya da çalışacak. LHCb adlı üçüncü bir algılayıcı da Büyük Patlama anında maddeye eşit miktarda olduğu düşünülen antimaddenin nereye kaybolduğunu bulmaya çalışacak. taraf

Devamını BURADAN okuyun...>>>

GECE YARISI İST. RADYOSUNDA PROTESTO

SABAHA KARŞI DARBEYE KARŞI

Genç Siviller, 12 Eylül darbesinin yıldönümünde darbenin ilan edildiği saat olan sabaha karşı 03.59’da darbenin ilan edildiği TRT Radyosu’nun İstanbul binası önünde 12 Eylül’ü protesto etti!

BİR DAHA ASLA

Bundan 28 yıl önce bugün, biz evlerimizde uyurken, gecenin en karanlık saatinde 03.59’da, ancak şehir eşkiyalarına yakışacak bir şekilde bu radyoyu bastılar.
Bu işi yapanlar devletin maaşlı askerleriydi ve güçlerini bizim ödediğimiz vergilerle alınmış silahlardan ve üniformalardan alıyorlardı.
Bundan 28 yıl önce tam bu saatlerde binlerce kapı çalındı, binlerce kişi sıcak yataklarından kaldırıldı, soğuk zindanlara tıkıldı, işkencecilere teslim edildi.
Bundan 28 yıl önce tam bu saatlerde Türkiye’nin üzerine bugün hala üzerimizden atmaya çalıştığımız bir karabasan çöktü.
Ama bu gecenin en karanlık saatinde burada, 28 yıl önce olmuş bitmiş bir darbeyi değil, hala süren ve sürmeye de devam edecek gibi gözüken bir darbeyi kınamak için toplandık.
Darbeyi yapanlar, darbe düzenini 82 Anayasası ile otomatik pilota bağladılar.
82 Anayasası ile 28 yıldır her gece bu darbe tekrarlanıyor.
Karabasan hala üzerimizde.Bu yıl hepimiz için, demokrasimiz icin yine cok zor bir yıldı.
Bu yıl bu ülkede demokratlar en az darbeciler, Ergenekoncular kadar cesur olmadıkça Türkiye’nin rahat yüzü görmeyececeğini keşfettik.
Bu yıl bir gece yarısı kalkıp darbe yapanlara karşı, bir gece yarısı kalkıp darbe karşıtı eylem yapma fedakarlığı göstermedikçe bir demokrasimiz olamayacağını keşfettik.
Bugün bu gece yarısı burda biz bundan 28 yıl önce tam bu saatte hepimizi ansızın yakalayan karabasana karşı artık uyanık olduğumuzu göstermek için toplandık.
Bundan sonra bir daha gece yarıları yataklarımızdan kaldırılmamak için bu gece yataklarımızdan kalkıp geldik.
Bir daha sıcak yataklarımızdan bu saatlerde kaldırılmak istemiyoruz. Bir daha kapılarımızın bu saatlerde çalınmasını istemiyoruz. Bir daha sabaha karşı 03.59 da darbe karşıtı eylem yapmak istemiyoruz.
28 yıldır yapamadınız ama ne olur bari bu yıl bitmeden doğru düzgün bir anayasa yapın. Ergenekoncuları yargının onune cıkartın.
Ve Bir daha bizim rahatımızı bozmayın.
GENÇ SİVİLLER gencsivller.net

Devamını BURADAN okuyun...>>>

20.8.08

TESETTÜRLÜ ATLET BİRİNCİ OLDU

Dünya O'nu konuşuyor !

Çin'in başkenti Pekin'de yapılan olimpiyat oyunlarında dün 200 metre bayanlar yarışını Bahreynli atlet Rukiye El Ghasra (26) kazandı.

Olimpiyatlara katılan 12 tesettürlü bayan sporcudan biri olan El Ghasra yarışı 1. olarak bitirdikten sonra önce secdeye kapandı, ardından Allah'a dua ettiBahreynli atlet "Tesettürlü koşmanın sporda başarıya engel olmayacağını gösterdim" dedi.

Devamını BURADAN okuyun...>>>

12.8.08

HÜRRİYET HAYDARPAŞADA PROTESTO EDİLDİ


Hürriyet'e Haydarpaşa şoku!

Hürriyet Gazetesi'nin 60'ıncı kuruluş yıl dönümü nedeniyle, Kars'tan yola çıkardığı 'Hürriyet Hakkımızdır; Tren Özgürlüktür Treni" son durak olan Haydarpa Garı'nda Genç Siviller tarafından protesto edildi. Treni Selamsız Bandosu ile karşılayan Genç Siviller, garda kahkaha yarışması düzenledi.
TCDD ile birlikte organize edilererek 1 Temmuz'da Kars'tan yola çıkan özgürlük treni, son durak olan Haydarpaşa Garı'nda süprizle karşılaştı. Hürriyet'in kirlenmiş marka kimliğini aklamak için böyle bir organizasyon gerçekleştirdiğini iddia eden Genç Siviller üyeleri, treni "Selamsız Bandosu" ile karşıladı. Trenin geçtiği önceki istasyonlarda da çeşitli protesto gösterileri yapan Genç Siviller ayrıca, Haydarpaşa Garı'nda kahkaha yarışması düzenledi. Yazı Boyutu: 12 14 16

Hürriyet'e Haydarpaşa şoku!

Hürriyet Gazetesi'nin 60'ıncı kuruluş yıl dönümü nedeniyle, Kars'tan yola çıkardığı 'Hürriyet Hakkımızdır; Tren Özgürlüktür Treni" son durak olan Haydarpa Garı'nda Genç Siviller tarafından protesto edildi. Treni Selamsız Bandosu ile karşılayan Genç Siviller, garda kahkaha yarışması düzenledi.



TCDD ile birlikte organize edilererek 1 Temmuz'da Kars'tan yola çıkan özgürlük treni, son durak olan Haydarpaşa Garı'nda süprizle karşılaştı. Hürriyet'in kirlenmiş marka kimliğini aklamak için böyle bir organizasyon gerçekleştirdiğini iddia eden Genç Siviller üyeleri, treni "Selamsız Bandosu" ile karşıladı. Trenin geçtiği önceki istasyonlarda da çeşitli protesto gösterileri yapan Genç Siviller ayrıca, Haydarpaşa Garı'nda kahkaha yarışması düzenledi.

İnsan Hakları Beyannamesi ile Hürriyet Gazetesi'nin aynı yaşta olmalarını 'talihsiz bir tesadüf' olarak nitelendiren Genç Siviller adına açıklama yapan Erkan Şen" Şükürler olsun ki; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni yazanları mezarlarında aylardır ters döndüren bu çile çok yakında bitiyor. Hürriyet Treni'nin memleketin her köşesinden insan haklarını çiğneye çiğneye geçip sürdürdüğü yolculuğun sona ermesini tüm yurtta, dış temsilciliklerde ve KKTC'de törenlerle kutluyoruz. 60 yıldır Türkiye'deki insan hakları ihlallerini öküzün trene baktığı gibi izlemiş, yaptığı yayınlar, attığı manşetlerle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin çiğnenmemiş maddesi bırakmamış bir gazetenin bu cüretkarlığı karşısında 'pes doğrusu' diyoruz. Hürriyet'in insan hakları ihlali sicilini temizlemek ve kendini aklamak için İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni kullanmasını trenin geçtiği tüm şehirlerde protesto ettik. Bu trenle öküz yerine konulmaya tepki gösterdik." dedi.

Basın açıklamasının ardından kahkaha yarışması düzenleyen Genç Siviller, "Kargaların bile güldüğü Hürriyet gazetesinin özgürlük masalına katıla katıla gülüyoruz." ifadelerini kullandı.
habervaktim.com



Devamını BURADAN okuyun...>>>

27.7.08

DARBELERE KARŞI SES ÇIKARDILAR

Darbelere Karşı Ses Çıkar..

Darbeye Karşı 70 Milyon Adım Platformu, 'Ankara'yı çok başıboş bıraktık' sloganıyla Başkent'te darbe karşıtı miting düzenledi..

Darbeye Karşı 70 Milyon Adım Platformu'nun eylemlerinin adresi bu kez Ankara oldu. Sıhhiye Köprüsü'nden yürüyüşe geçen darbe karşıtı grup, Kolej kavşağına geldi. Burada düzenlenen mitingte "Meclis'e, demokrasiye, özgürlüğüme dokunma" mesajı verildi.

Genç Siviller ile 15 sivil toplum örgütünün oluşturduğu 'Darbeye Karşı 70 Milyon Adım Platformu', Ankara'da 'demokrasi' çağrısı yaptı. Daha önce İstanbul'da geniş katılımlı miting düzenleyen darbe karşıtları, 'Ankara'yı çok başıboş bıraktık. Şimdi darbelere karşı çıkma zamanı. Darbeye karşı ses çıkar' sloganıyla yürüdü
Miting, Ergenekon davasında yargılanan Doğu Perinçek'in genel başkanlığını yaptığı İşçi Partisi Genel Merkezi'nin önünde başladı. Sıhhiye Köprüsü'nden yürüyüşe geçen beyaz eldiven ve flamalı 2 bin kişi, alkışlarla tempo tuttu; protesto düdükleri çaldı. 'Darbeye karşı ses çıkar' yazılı pankartlar taşıyan grup, 'Darbelere dur de', 'Biz bu darbecileri durdurabiliriz' ve 'Darbeye hayır' şeklinde sloganlar attı. Yürüyüş esnasında grubun önünde bulunan araçtan konuşan tertip komitesi üyesi, "Biz buraya çocukların ölmemesi, yetim kalmaması, başbakanların asılmaması için geldik." dedi.

Genç Siviller, Mazlum-Der, DSİP gibi sivil toplum örgütlerinin düzenlediği mitinge, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu ile milletvekilleri Zeynep Dağı ve Burhan Kayatürk de katıldı. Konuşmaların yapıldığı sahneye büyük boy Hrant Dink posteri asıldı. Ardından şu mesaj verildi: "Darbeler, muhtıralar, derin örgütlenmeler, faili meçhul cinayetler, parti kapatmalar, idamlar, işkenceler hep Ankara'da konuşuldu, Ankara'da planlandı. Tüm bunlar olurken biz Ankara'yı çok başıboş bıraktık. Ankara da bu ülkede 70 milyon insan yaşadığını çoğu zaman unuttu. Şimdi darbeye karşı, Ergenekon çetesine ve parti kapatmalara karşı ses çıkarmak zamanıdır."

Mitinge katılanlar arasında dikkat çekenlerden biri de 70 yaşındaki Ömer Karaduman'dı. 1960'ta Diyarbakır'da askerken darbeyle tanışan Karaduman, hiç istemediği halde görev yaptığını belirtiyor. 48 yıl sonra, halkın özgürlüğüne müdahale etmenin üzüntüsünü yaşıyor. 'Adnan Menderes ve arkadaşlarının asılmasını' unutamamış. Karaduman, 'Darbeye hayır' sloganı atarken şunları kaydediyor: "Ayağımızda ayakkabımız yokken, bizi sıkıntılardan kurtaran Menderes'in asılmasını unutamadım." aktifhaber

Devamını BURADAN okuyun...>>>

22.7.08

YÜZBİNLERİN KATİLİ NİHAYET YAKALANDI

Savaş suçlusu Sırp katil Karadziç nihayet yakalandı


Savaş suçlusu Radovan Karadziç, Sırp güvenlik güçlerince düzenlenen operasyon sonucunda yakalandı.
Sırbistan Devlet Başkanı Boris Tadiç'in bürosundan kaçak savaş suçlusu Radovan Karadziç'in tutuklanması hakkında yapılan açıklamada, Karadziç'in Sırp güvenlik güçlerince dün düzenlenen bir operasyon sonucu tutuklandığı bildirildi.

Eski Yugoslavya'daki savaş suçlularını yargılamak amacıyla Hollanda'nın Lahey kentinde oluşturulan uluslararası savaş suçları mahkemesinde başsavcılık görevini yürüten Serge Brammertz de konuya ilişkin açıklamasında Karaciç'in tutuklanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Brammertz açıklamasında şunları kaydetti:''Savcı Bürosu adına, Sırp yetkilileri, özellikle de Sırbistan'daki Ulusal Güvenlik Konseyi'ne bağlı olarak çalışan, kaçakların izini sürmekle görevli Sırbistan Harekat Timi ve Savaş Suçları Savcılık Bürosu'nu kutluyorum. Bu, on yıldan daha uzun bir süreden beri bu tutuklanmayı bekleyen savaş suçları kurbanları için çok önemli bir gün. Bu aynı zamanda uluslararası adalet için de önemli bir gün. Çünkü bu hiç kimsenin kanunun pençesinden kaçamayacağını ve eninde sonunda tüm kaçakların adalet önüne çıkarılacağını açıkça gösteriyor.''

Sırbistan Cumhuriyeti eski devlet başkanı olan Karadziç, Sırbistan Demokratik Partisi başkanlığı ve Bosnalı Sırp Ordusu Yüksek Komutanlığı görevlerini bir süre yürütmüştü. Karadziç, Srebrenitsa'da 8 bin Müslümanın 1995 yılında katledilmesini organize etmek ve 1992-1995 yılında yapılan Bosna savaşında işlenen diğer savaş suçları nedeniyle aranıyordu.

İlk kez 24 Temmuz 1995'te hakkında suçlamada bulunulan Karadziç, 13 yıldan beri adaletten kaçıyordu. Karadziç'e yöneltilen suçlamalar arasında; ''soykırım yapmak'', ''soykırıma suç ortaklığı yapmak'', ''yoketme'', ''cinayet'', ''kasıtlı adam öldürme'', ''insanlara eziyet etme'', ''zorla göç ettirme'', ''insanlık dışı fiilleri işleme'' ve ''1992-1995 yılları arasında Bosna Hersek'te, Bosnalı Müslümanlar, Bosnalı Hırvatlar ve Bosna'daki Sırp olmayan diğer sivillere karşı diğer suç fiillerini işleme'' bulunuyor.

Radovan Karadziç, eski Yugoslavya'daki savaş suçlularını yargılamak amacıyla oluşturulan özel uluslararası savaş suçları mahkemesine iade edilmesi durumunda mahkeme tarafından yargılanacak 44. Sırp savaş suçlusu sanığı olacak.


Karadziç'in babası da çetnikmiş
13 yıldır kaçak bir şekilde yaşayan Sırp siyasetçi Radovan Karadziç, 19 Haziran 1945'te şu an Karadağ sınırları içinde kalan Petnjica'da dünyaya geldi. Babası da çetnik olan Karadziç, 1960'da psikologluk eğitimine devam etmek için Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'ya geldi. 1974-75 yıllarında Columbia Üniversitesi'nde eğitime devam eden Karadziç, Yugoslavya'ya dönüşünde Kosevo Hastanesi'nde çalıştı. Psikologluk yaparken şiire de merak salan Karadziç, Sırp yazar Dobrica Cosiç'in etkisi ile siyasete atıldı.

Siyasete atılmasının ardından Karadziç, Sırbistan Demokratik Partisi'nin kurulucuları arasında yer aldı. Parti, Yugoslavya'nın parçalanması ardından Bosnalı ve Hırvat Sırpları bir arada tutmayı hedefledi. Bosna Hersek'in 6 Nisan 1992'de bağımsızlığının tanınması ardından Karadziç, Pale'de kurulan Sırp bölgesinin başkanı oldu.


Bosna'da Karadziç bayramı
Öte yandan Sırp lider Radovan Karadziç'in yakalanması, Boşnakları sokağa döktü. Yağan yağmura rağmen sokaklara çıkan Boşnaklar, sevinç gosterileri yapıyor. zaman

Devamını BURADAN okuyun...>>>

20.7.08

DARBELERE ON BİNLERCE HAYIR

DARBELERE ON BİNLERCE HAYIR

Ortak Akıl Hareketi, üçüncü miting için Bursa'daydı. Meydana on binler toplandı.

"Kayıt yok şart yok" diye yola koyulan Ortak Akıl Hareketi, üçüncü miting için Bursa'daydı. 298 sivil toplum kuruluşunun destek verdiği mitinge on binlerce kişi katıldı.

Ellerinde Türk bayrakları ile Fomara Meydanı'nı dolduran coşkulu kalabalığa seslenen Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Necati Ceylan, 'Ergenekon'a hayır' demek ve millet iradesinin engellenemeyeceğini göstermek için meydanlarda olduklarını söyledi. Ceylan, amaçlarını, "Özgürlük alanını genişletmek, yeni anayasa talebini diri tutmak." olarak açıkladı.
Ortak Akıl Hareketi, 'darbe ve demokrasi dışı girişimlere dur demek' amacıyla başlattığı miting serisini sürdürüyor. Malatya ve Samsun'dan sonra üçüncü miting, dün Bursa Fomara Meydanı'nda gerçekleştirildi. 400 sivil toplum örgütünün destek verdiği mitinge her kesimden ve her yaştan on binlerce vatandaş katıldı. Ellerinde Türk bayraklarıyla yürüyen on binler, düdük çalarak 'darbeye hayır' dedi. 'Kayıt Yok, Şart Yok, Egemenlik Milletindir' sloganıyla demokrasi mesajı veren kalabalıklar, sivil anayasa talebini tekrarladı. Mitingde, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Başkanı Necati Ceylan, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Hak-İş Başkanı Salim Uslu ve eski Devlet Bakanı Hasan Celal Güzel birer konuşma yaptı.

TGTV Başkanı Ceylan, meydanı dolduran insanların, Ergenekon'a 'hayır' demek ve 411 sayısının 9'dan büyük olduğunu haykırmak için geldiğini söyledi. Millet iradesinin kayıtsız şartsız, bütün güçlerin üstünde olduğunu belirten Ceylan, muhteşem kalabalığı, darbe yapmak isteyenlerin izlemesi gerektiğini ifade etti. "Susurluk'a karşı çıkanlar, neden var güçleriyle Ergenekon'u savunuyor?" diye soran Ceylan, millet iradesinin çeteleri tasfiye edeceğini kaydetti. Hak-İş Başkanı Salim Uslu da, Türkiye'nin, Ergenekon soruşturmasıyla büyük bir eşik atladığını vurguladı.

Uslu, Türk halkının bu operasyona destek veren savcıların yanında olunması gerektiğini söyledi. Cumhuriyet mitinglerini abartarak, çarşaf çarşaf veren medyanın Ortak Akıl Hareketi'ni yok saydığını ifade eden Uslu, meydanları dolduran binlerce kişiye desteklerinden dolayı teşekkür etti. Mitinge destek veren Genç Siviller de 'darbelere hayır' çağrısında bulunarak sloganlar attı. Tekerlekli sandalyesiyle mitinge destek veren Hayrettin Özdemir isimli vatandaş ise millet iradesinin 'sözde değil özde egemen' olmasını temenni etti.

Bu millet, artık darbelere sessiz kalmaz

Bursa mitinginin sürpriz konuğu eski bakan Hasan Celal Güzel'di. Sloganlar eşliğinde kürsüye çıkan Güzel, milli iradeyi sekteye uğratanların, tarih önünde yargılanacağını söyledi. "Birkaç kahraman savcı olmasaydı, Türkiye bugün çok farklı bir durumda olabilirdi." diyen Güzel, ülkenin en kısa zamanda sivil anayasaya ihtiyacı olduğunu kaydetti. Güzel, "Türk tarihinde meydana gelen birçok darbeye, muhtıraya karşı bu millet sessiz kaldı. Ancak, bugünden sonra anlıyoruz ki millet, iradesinin arkasında durarak bu tür girişimlere sonuna kadar karşı çıkacak." diye konuştu.

Menderes'in şehit edildiğini hatırlatan güzel, demokrasinin olmaması halinde nelerin yaşanabileceğini örneklerle anlattı. Ordunun Peygamber ocağı olduğunu hatırlatırken, "Tanklar düşmana çevriliyorsa, ben de o tankın yanında yer alarak savaşırım, fakat aynı tank millete doğrultulursa, işte o zaman ben bunun karşısında dururum." ifadelerini kullandı. 'Siyasallaşmış yargı mensupları'nın Türkiye'nin kaderini değiştiremeyeceğini anlatan Güzel, şöyle devam etti: "Millet, son seçimde cevabını bu tür oluşumlara destek veren insanlara ve partilere açıkça gösterdi. Kapatma davasıyla milletin iradesi çöp kutusuna atılmak isteniyor. Millet, bu oyunu milli iradeye gösterdiği büyük teveccühle bozacak." aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

6.7.08

DARBEYE KARŞI YÜRÜDÜLER

On Binler Darbeye Karşı Yürüdü

Ortak Akıl Hareketi adıyla güçbirliği yapan sivil örgütler, Samsun ve Konya'da meydanlara indi. Bayraklarla yürüyen vatandaşlar, düdük çalarak 'darbeye hayır' dedi.

Gözaltına alınan eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un "Ayışığı" adını verdiği darbe planına göndermede bulunmak için uyarlanan "Ay akşamdan ışıktır" türküsünü hep birlikte söyledi. Meydandaki coşkulu kalabalığa seslenen sivil örgüt liderleri, Ergenekon terör örgütünün bu kez çökertilmesi çağrısında bulundu.
Hak-İş, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı, Memur-Sen, Mazlum-Der ve Genç Siviller başta olmak üzere 300'den fazla dernek, vakıf ve sendikayı aynı platformda buluşturan Ortak Akıl Hareketi'nin Samsun'daki mitingine Karadeniz'deki 12 ilden gelen vatandaşlar katıldı. Meydanı dolduran on binlerin elinde Türk bayrakları ve darbe karşıtı pankartlar, ağızlarında düdükler yer aldı. İlk sözü alan Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, "demokrasi ve hukuk zedelenmesin'' diyenlerin, barışa ve demokratik değerlere sahip çıkanların tek yumruk olduğunu söyledi. Uslu, şöyle konuştu: "Parti kapatmayla Ergenekon'u eleştirmeye, aynı kefeye koymaya çalışıyorlar. Ergenekon davası, bombalar ve cesetler üzerinden yürüyor. Niyetle cesedi aynı kefeye koyan vicdan, halkın vicdanı değildir. Yasa ve yargı ne karar verirse versin, halk adaleti hükmünü vermiştir. Niyetle cesedi bundan böyle aynı terazide tartmayacaktır.''

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, fildişi kulelerinde oturup toplum mühendisliği yapanların boş hayallere kapıldığını, Ankara'daki oyunların millete çarpıp geri döneceğini kaydetti.

Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı Necati Ceylan da Milli Mücadele'nin başladığı Samsun'un millet adına yeni bir tarihî uyanışa şahitlik ettiğini söyledi. Ergenekoncuların asker, sivil her kanattan adamları olduğuna işaret eden Ceylan, "Ergenekon, Silahlı Kuvvetler'e, yargıya, üniversite ve medyaya sızmış. Çeteler devletin içine girmiş. Bunların ayıklanması için, darbelere hayır demek için buradayız." ifadelerini kullandı. Ceylan, konuşmasında, Ayışığı ve Sarıkız adlı darbe planlarından söz edince meydanı dolduran on binler "Ay akşamdan ışıktır" türküsünün uyarlanmış halini hep bir ağızdan okudu: "Ay akşamdan ışıktır / Yaylalar yaylalar / Söz daima halkındır / Dilo dilo yaylalar / Halk sözünü sağlam tut / Yaylalar yaylalar / Sanma bu halk unutur / Dilo dilo yaylalar."

Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ergenekoncuların Türkiye'de "Müslümanlar işledi" denilen cinayet, suikast ve eylemlerin gerçek faili olduğunu, 1 Temmuz operasyonuyla bunların ortaya çıktığını anlattı. Gergerlioğlu, "Türk Lirası'na itibar kampanyası düzenleyenlerin kasasından 3 milyon Euro çıkıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu." tepkisini gösterdi. aktifhaber.com


Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License