5.11.08

DÜNYA OBAMAYI KONUŞUYOR

DÜNYA OBAMA'NIN ZAFERİNİ KONUŞUYOR

Ezici zafer manşetlerde !
Siyah Demokrat Senatör Barack Obama'nın Başkanlığı kazanması, ABD Başkanlık seçimleri tarihine yeni bir ezici zafer daha ekledi.
Adayların başkanı seçecek toplam 538 ikinci seçmen, yani delege için yarıştığı seçimde, Obama şimdiye kadar 349 delege kazanmayı başardı.

Sadece 3 eyalette seçim sonucu henüz kesinleşmemişken, Obama'nın rakibi Cumhuriyetçi aday John McCain'in kazandığı delege sayısı ise 147.

Başkan seçilebilmek için 270 delege kazanmak gerekiyor.

Son iki dönemin ABD Başkanı George W. Bush, 2000 yılındaki ilk seçiminde sadece başkan seçilmek için yeterli 270 delege, 2004'deki ikinci seçiminde ise 286 delege kazanmıştı.

Öte yandan Demokrat Partili Senatör Barack Obama'nın ABD'nin 44. başkanı seçilmesinin ardından dünya liderleri kutlamaya başladı. Obama'nın zaferi dünyanın değişik ülkelerinde değişimin başlangıcı olarak algılandı.

NEW YORK TIMES

ABD'nin saygın gazetelerinden New York Times (NYT), Demokrat Partili Senatör Barack Obama'nın ABD'nin 44. başkanı seçilmesinin bir başlangıç olduğunu belirterek, ülkenin karşı karşıya olduğu sorunların tek bir kişinin ya da tek bir siyasi partinin kendi başına çözebileceği sorunlar olmadığını yazdı.

Gazetenin internette yayınlanan başmakalesinde, Obama'nın seçim başarısının ''kesin ve ezici'' olduğu kaydedilerek, Obama'nın ABD'de yönetimin vatandaşlarını korumadaki başarısızlığını gördüğü ve bu yüzden seçildiği görüşü savunuldu.

Obama'nın her sorunu çözmeye çalışan bir hükümet yerine vatandaş olarak bireylerin tek başlarına yapamayacaklarını yapan bir yönetim önerdiğini yazan gazete, Obama'nın ekonomiyi adil ve kurallara uygun biçimde düzenleyecek, havayı temiz, gıdayı güvenli tutacak, sağlık hizmetlerine ulaşımı garanti altına alacak ve küreselleşen dünyada çocukların iyi eğitim görmelerini sağlayacak bir yönetim kurmayı istediğini belirtti.

Bu kapsamda ABD'de acil olarak ilgilenilmesi gereken sorunlar olduğunu kaydeden gazete, Amerika'da on milyonlarca insanın ve çalışan yoksul kesimin çocuklarının sağlık sigortasından yoksun olduğunu, çok sayıda Amerikalının da hem işini, hem sağlık sigortasını kaybetme korkusu yaşadığını vurguladı. Gazete, bu kapsamda vatandaşların ''korunması'' gerektiğini belirtti.

''Annesi beyaz, babası siyahi olan ve zengin olmayan büyükanne ve büyükbabası tarafından büyütülen Barack Hussein (Hüseyin) Obama isimli bir Amerikalının 44. ABD başkanı olarak seçilmesinin'' tarihi önemi olduğunu belirten gazete, Obama'nın tahminlerin aksine önce ''başkanlığı çok fazla isteyip yolunu şaşıran Hillary Clinton'u'' ardından da '' kızgınlık ve korkuya dayalı bir kampanya izleyip ilkelerini terk eden John McCain'i'' yendiğini kaydetti.

Obama'nın, Cumhuriyetçi yönetimin başarısız ekonomik politikalarını açıkça gözler önüne serdiğini belirten gazete, yeni başkanın söz verdiği gibi Irak'taki savaşı bitirerek, yeni sorunlara yol açmadan ABD'nin Irak'tan çekilmesi, ardından kaynaklarını terörle mücadelenin asıl yapılacağı yer olan Afganistan'a aktarması gerektiğini yazdı.

Obama'nın Bush yönetiminin bankaları kurtarma planının kontrollü, şeffaf ve adil yürütülmesini sağlamak için hemen harekete geçmesi gerektiğini de ifade eden gazete, ''iklim değişikliğini yıllardır reddeden ABD'nin artık bu konuda başı çekmesi gerektiğini ve ülkenin yeni, temiz enerji üretme, sera gazlarını ve yabancı petrol kaynaklarına olan bağımlılığını azaltması'' gerektiğini yazdı.

Chicago'daki zafer konuşmasında umut ve başarı mesajı veren Obama'yı dinleyenlerin, ''genç, kadın, erkek, siyahi ya da beyaz tüm insanların sevinç gözyaşları ve duyguları içinde kendisini dinlemesinin son derece önemli olduğunu belirten gazete, ''Obama'nın şimdi tüm Amerikalıların desteğine ihtiyacı var, bu bir başlangıç, ülkenin karşı karşıya olduğu sorunlar tek bir kişinin ya da tek bir siyasi partinin kendi başına çözebileceği sorunlar değil'' diye yazdı.
OBAMA'NIN ZAFERİ İNGİLİZ BASININDA

Demokratların adayı Barack Obama'nın Amerikan başkanı olarak seçilmesini değerlendiren The Guardian gazetesi, Amerika'nın kölelik geçmişini ve toplumu bölen bazı düşüncelerini bir kenara bırakarak Obama'da birleştiğini ve böylece tarihin ilk siyahi liderini seçtiğine dikkat çekti. Tarihi bir seçim olduğunu hatırlatan Guardian, ırkçılığın Amerika'da bu seçimlerle birlikte problem olmadığının bir göstergesi olduğunu yazdı.

THE INDEPENDENT:

Obama'nın seçilmesine ilişkin yorumunda Independent, siyahi liderin Amerikan eski başkanı Jimmy Carter'dan sonra bir seçimde yüzde 50'den fazla oy alan ilk lider olduğunu yazdı. Obama'nın yeryüzündeki en saygın ofise çıkmaya hak kazandığını yazan Independent, "Obama, ekonomik sıkıntıların kuşattığı ülkeyi ve Afganistan ile Irak'ta çamura batan bir ülkenin başkanlığını devralacak." yorumunu yaptı.

THE TIMES:

Obama'nın zaferini değerlendiren bir diğer İngiliz gazetesi The Times, Obama'nın seçimleri kazanmasıyla omuzlarına aldığı büyük sorumluluğa dikkat çekti. Obama'nın Cumhuriyetçi Parti'nin kalesi olarak bilinen bazı yerleri de uzun yıllardan bu yana ilk kez ele geçirdiğini yazan Times, ekonomiyi birinci öncelik olarak gören seçmenler arasında da Obama'nın büyük bir oy çoğunluğuyla McCain'in önüne geçtiğine dikkat çekti. Times gazetesi ayrıca, "Dünkü tarihi seçimler sadece bir Amerika'nın enerjisinin, heyecanının ve beklentilerinin değil, aynı zamanda tarihin yol ayrımında bekleyen bir ülkenin korkularının da bir göstergesiydi." yorumunu yaptı.

DAILY TELEGRAPH:

Obama'nın zaferini bir dönüm noktası olarak değerlendiren Daily Telegraph gazetesi ise, seçim kampanyasına iki yıl önce başlayan Obama'nın ırk eşitliği için mücadelenin olduğu bir ülkede başkan seçilmesinin bir dönüm noktası olduğunu yazdı. Telegraph ayrıca, "Obama'nın Kenyalı bir baba ve Amerikalı bir annenin çocuğu olarak 1961 yılında doğduğunda birçok Amerikan eyaletinin farklı ırklar arası evliliği yasakladığını ve 4 yıl sonra ise siyahilerin vatandaşlıktan çıkarıldığı bir dönemde dünyaya geldiği" ifadelerini kullandı.

BBC:

47 yaşındaki Barack Obama, ABD tarihinin ilk siyah başkanı seçildi ve kampanyasında vaadettiği değişim şansını artık yakaladıklarını söyledi. Demokrat Senatör Obama, Chicago'daki Grant Park'ta düzenlenen büyük kutlamaya katılan 125 bin destekçisi önünde bir zafer konuşması yaptı. Kampanyaları süresince vaadettikleri hedefe ulaşacaklarını belirten Obama, ABD'yi tüm farklılıklarıyla bir araya getireceğini söyledi.

Obama, destekçilerine ayrıca, "Amerika'da herşeyin mümkün olup olmadığından, demokrasimizin gücünden kuşkulu olanlara cevap verdiniz" diye seslendi. Obama'nın rakibi Cumhuriyetçi aday John McCain'de, yenilgiyi kabul ettiği konuşmasında, "Amerikan halkı sözünü söyledi ve bunu açıkça söyledi" diyen MCCain, "Obama'yı ikimizin de sevdiği bu ülkenin yeni başkanı olmasından dolayı kutlama onurunu yaşadım" dedi.

OBAMA'NIN ZAFERİ FRANSIZ BASININDA

Fransız gazeteleri, ABD'de dün yapılan seçimlerin ardından Demokratlar'ın adayı Barack Obama'nın başkan seçilmesini birinci sayfadan okurlarına duyurdu.

LIBERATION:

Liberation gazetesi, "ABD'de değişim zamanı" başlığıyla verdiği haberde, seçimlere tarihi bir katılım oranı yaşandığını yazdı ve yeni başkanın göreve başlar başlamaz çok ciddi sorunlarla boğuşmak zorunda kalacağını bildirdi. Gazete, Barack Obama'yı özellikle içeride ekonomi, konut, sağlık ve göç sorunları, dışarıda ise Afganistan, Irak, İran gibi dosyaların beklediğini yazdı.

LE FIGARO:

Le Figaro gazetesi de "Yeni Amerika" başlığıyla manşetten verdiği haberde, rekor sevide katılımı ön plana çıkardı. Gazete, küresel mali krizi, yeni ABD başkanını bekleyen en önemli sorunların başında gösterdi.

DÜNYA LİDERLERİ OBAMA'YI KUTLADI

Demokrat Parti'nin adayı Barack Obama, iki yıllık 'sıradışı' çalışmalarının meyvesini aldı ve ülkesinin 44. Başkanı seçildi. 47 yaşındaki Obama, ABD'nin ilk siyahi Başkanı. Obama'yı ilk kutlayan liderler arasında Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de vardı.

Demokrat Parti'nin adayı Barack Obama, iki yıllık 'sıradışı' çalışmalarının meyvesini aldı ve ülkesinin 44. Başkanı seçildi. 47 yaşındaki Obama, ABD'nin ilk siyahi Başkanı. Obama'yı ilk kutlayan lider Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy oldu

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy: "Obama'nın üstün başarısı olağanüstü seçim kampanyasını taçlandırdı. Amerikan halkı sizi seçerek değişimi, açılmayı ve iyimserliği tercih etti. Karışıklıklar içindeki dünyada, Amerikan değerlerine inanan halk, geleceğe ve gelişime olan inançlarını gösterdi. Fransa ve Avrupa, dünya barışına uzanan yolda yeni bir güç umudu buldu"

Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai: "Amerikan halkını bu çok büyük kararından dolayı kutluyorum. ABD'nin bu yeni yönetiminin, insanoğlunun en büyük endişelerini dikkate almayı, aynı seçim kampanyasında olduğu gibi ırk ve renk ayrımı yapmamayı ve benzer değerleri bütün dünyaya er ya da geç yayabilmesini ümit ediyorum. Umut ediyorum ki Obama'nın gelişi Afganistan'a da barışı getirir"


Kenya Cumhurbaşkanı Mwai Kibaki: "Kenya halkı olarak Obama'nın Kenya kökleriyle gurur duyuyoruz. Obama'nın seçim galibiyeti sadece dünyadaki milyonlarca insana ilham vermekle kalmayacak, Kenya'da da özel bir rezonans hissedilecek"

Kanada Başbakanı Stephen Harper: "Yeni Başkan ile görüşmeyi ve Kanada ile ABD arasındaki özel bağları daha da güçlendirmeyi umuyorum. Haftalar ve aylar içinde Kanadalı yetkililer ile diplomatlar, Amerikalı meslektaşlarıyla daha yakından çalışıyor olacaklar. Obama kabinesiyle güçlü bir ilişki bina etmek istiyoruz"

Japonya Başbakanı Taro Aso: "Dünyada şu sıralar zor durumlar yaşanırken, ABD'nin Obama liderliğinde mükemmel yönetileceğine eminim. Obama'nın uluslar arası toplumla daha fazla işbirliği içinde olacağına eminim. Asya-Pasifik bölgesinde Japonya-ABD ittifakı bölgenin barış ve istikrarı için önemlidir. Çevre, terör ve ekonomi gibi konularda Obama ile ilişkileri güçlendireceğim"

Yeni Zelanda Başbakanı Helen Clark: "Yeni Obama yönetimiyle birlikte çalışmak istiyoruz. Obama, uluslararası topluluğun birçok zorlukla karşı karşıya olduğu bir dönemde başkanlık koltuğuna oturdu"

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Kgalema Motlanthe: "Sizin başarınızla gurur duyan Afrika, sizinle güçlenecek ilişkilerin meyvelerini görebilir ve daha yaşanabilir bir dünya kurmak için üst düzeylerde temaslar gerçekleşebilir. Yoksulluk ve gelişmemişlik içinde kıvranan Afrika'ya ABD'deki hükümetin daha fazla odaklanacağını umut ediyoruz"

Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Barack Obama'nın başkanlığındaki yeni Amerikan yönetiminin Irak politikasında yakın zamanda değişiklik beklemediklerini söyledi. Zebari, El Arabiya televizyonuna yaptığı açıklamada, "Amerika'nın Irak politikasında veya bulunduğu taahhütlerde ani değişiklik yapacağını sanmıyoruz" dedi. ABD'deki başkanlık seçiminin tarihi olduğunu belirten Zebari, Obama'nın zaferini, iki ülke arasında başarılı bir ortaklık kurulması açısından fırsat olarak gördüklerini kaydetti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da Obama'yı kutladığı açıklamasında, sorunlarla başa çıkmak, yeni bir dünya konusunda uzlaşmak için değişikliklere ihtiyaç olduğunu, ABD Başkanı Baracak Obama'dan, Avrupa'nın bu düşüncesine ortak olmasını beklediklerini söyledi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın yardımcılarından Saib Erekat, yeni ABD başkanının, barış yolundaki çabalara ara vermeden devam etmesini umduklarını belirtti. Erekat, Filistin ile İsrail arasındaki iki devletli çözüm anlayışının ileriye götürülmesini istedi.

Güney Kore Devlet Başkanlığından yapılan açıklamada, Amerikan halkının Obama'yı başkan seçerek, değişiklik ve yeni umutlar konusunda mesaj verdiği belirtildi.

Çin lideri Hu Jintao da Obama'yı tebrik etti. Hu, yeni Amerikan hükümeti döneminde iki ülke arasındaki ilişkilerin, işbirliğinin ve diyaloğun ortak çabalarla daha güçleneceğini umduğunu ifade etti.

Almanya Cumhurbaşkanı Horst Köhler de Obama'yı tebrik edenlere katıldı. Obama'nın Almanya'ya güvenebileceğini belirten Köhler, iki ülkenin ortak değerler ve fikirlerle birbirlerine bağlı olduğuna işaret etti ve bunun ikili işbirliğinin temelini oluşturduğunu vurguladı.

İngiltere Başbakanı Gordon Brown da Obama'yı tebrik ederken, onun "ilerici değerleri ve gelecek vizyonunu" memnuniyetle karşıladığını kaydetti. Brown, ABD ile İngiltere arasındaki ilişkinin, güvenlik ve refah açısından hayati öneme sahip olduğunu bildirdi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de ikili ilişkilerin geleceğinin çok güzel olacağı yorumunu yaptı. Sözcü, "İsrailliler Obama'yı seçim zaferi dolayısıyla kutlamakta. Aramızdaki dostuluğun güzel bir geleceğe doğru ilerleyeceğinden eminiz" ifadesini kullandı.

İRAN, OBAMA'YI ÜSTÜ KAPALI UYARDI

Tahran yönetimi, Irak'taki Amerikan hava kuvvetlerinin İran'ın hava sahasını ihlal etmesi durumunda karşılık vereceklerine dair bugün bir mesaj yayınladı. Zamanlamaya dikkat çeken uzmanlar, bunun Barack Obama'ya bir uyarı olduğunu belirtiyor.

İran ordusunun devlet radyosundaki açıklamasında, "Geçtiğimiz günlerde Amerikan helikopterleri Irak-İran sınırına yakın mesafede uçtular. İran sınırını ihlal mümkün olabilir. Herhangi bir ihlal halinde İran güçleri karşılık verecektir" denildi. Geçtiğimiz ay ABD'nin Suriye'de yaptığı operasyon, Şam ve Tahran hükümetlerince kınanmıştı.

İsmini vermeyen bir İranlı yetkili, mesajın bugün yayınlanmasının amacının, ABD Başkanlık seçimlerinden galibiyetle ayrılan Barack Obama'nın uyarılması olduğunu söyledi. Obama, nükleer programdan dolayı İran'a yönelik yaptırımların sıkılaştırılmasını önerse de, Tahran'la direkt temaslar kurularak sorunlara çözüm bulunması taraftarı.

ASYA BORSALARINA OBAMA ETKİSİ

Tokyo ve Asya Menkul Kıymetler Borsaları yükselişle kapandı. Tokyo Menkul Kıymetler Borsası günü yüzde 4,5 oranında değer kazanarak, 9.521,24 puandan tamamladı. Hong Kong'daki Hang Seng endeksi yüzde 5,2, Avustralya Borsası yüzde 2,9, Singapur Borsası yüzde 4,4 oranlarında değer kazandı. Asya borsalarının yükselmesinde, ABD'deki başkanlık seçimini kazanan Barack Obama'nın, Amerikan ekonomisini toparlayacağı beklentisi etkili oldu.

OBAMA KASABASINDA BAYRAM HAVASI

Japonya'nın balıkçılıkla geçinen sakin Obama kasabası halkı, Barack Obama'nın ABD'nin 44. Başkanı seçilmesiyle coşkulu kutlamalara sahne oldu. Obama ile adaşlık, kasabaya yeni bir heyecan getirdi. Seçim sürecini takip eden ve seçim gecesi nefeslerini tutarak sonucu bekleyen Obamalılar, sonuçların açıklanmasının ardından büyük bir parti yaptı. Kasaba merkezinde toplanarak televizyonda oy verme işlemini izleyen ve "I love Obama" tşörtleri giyen 100'den fazla Obama sakini, ilk sonuçların açıklanmasının ardından sevinç çığlıkları attılar.

Obama'da hediyelik eşya satan 45 yaşındaki Tatsuya Sano, "Bundan sonra istediğimiz şey Beyaz Saray'a gitmek ve Obama'nın göreve başladığı gün hula dansı etmek" dedi. Kasabanın yerel hula dans grubunun lideri olan 35 yaşındaki Chikako Shimizu ise, "Seçimleri sakin izledim, çünkü Obama'nın kazanacağına dair en ufak bir şüphem yoktu. Bundan daha mutlu olamam" diye duygularını dile getirdi. 32 bin nüfuslu kasabaki 'Obama partisi' gece geç saatlere kadar sürecek.

AŞKABAT'TA SEÇİM SONUÇLARI CANLI YAYINLANDI

ABD'nin Aşkabat Büyükelçiliği, başkanlık seçim sonuçlarını kendi vatandaşlarına ve davetlilere canlı olarak izleme imkanı sundu. Aşkabat'ta yaşayan Amerikalılar arasında yapılan oylama neticesinde de 47 oy Demokrat aday Obama'ya çıkarken 7 oy da Cumhuriyetçi aday McCain'e çıktı.

Başkent Aşkabat'ta, Ak Altın Oteli'nde sabahın erken saatlerinde toplanan davetliler, dünyanın merakla takip ettiği Başkanlık seçim sonuçlarını canlı olarak izledi. ABD'nin geçici Aşkabat Büyükelçisi Sylvia Curran'ın ev sahipliği yaptığı davette, misafirlere açık büfe kahvaltı ikramı yapıldı. Sabah saat 07:00 (TSİ 04:00)'de başlayan, yaklaşık 3 saat devam eden seçim sonuçlarını takip toplantısında, Türkmenistan'daki Amerikan vatandaşları da oy kullandı. Toplantının yapıldığı otelin büyük salonunda, sinema perdesi büyüklüğünde ekranlardan yansıyan seçim sonuçlarının açıklandığı son anlar dikkatle takip edildi.

ABD'nin CNN televizyon kanalında, seçimleri Demokrat Parti adayı Barack Obama'nın kazandığının ilan edilmesiyle, salondaki Amerikan vatandaşları arasında çoğunluğun sevinç gösterisinde bulunması dikkat çekti.

Toplantıya, aralarında Türk işadamları da olmak üzere yabancı misyon şefleri, basın mensupları ve çok sayıda yerli davetli katıldı.

AA - CİHAN


05.Kasım.2008

Devamını BURADAN okuyun...>>>

OBAMA'NIN PORTRESİ

Portre: Barack Obama

Amerikalı siyasetçilerin "rock yıldızı" ve "kumsal güzeli" gibi lakaplarla anılması pek olağan bir durum değil.

Ancak İllinois'nin Demokrat Senatörü ve Demokrat Parti'nin resmen başkan adayı Barack Obama'nın medya ve kamuoyunda yarattığı hareketlilik de sıkça rastlanan bir durum değil.

Obama, siyaset sahnesinde nispeten taze bir isim.

2008 Kasım ayında sandık başına gidildiğinde, Obama başkente gideli sadece dört yıl olmuş olacak.

Obama'nın adı, ulusal ve uluslararası ölçekte ilk kez 2004 yılındaki Ulusal Parti Kongresi sırasında yaptığı ateşli bir konuşmayla duyuldu.

Kenyalı bir baba ile beyaz bir Kansaslı'nın çocuğu olan Obama, şahsi öyküsünü kendi ayakları üzerinde durarak hedeflerine ulaşma ideallerinin bir yansıması olarak ifade ediyor.

Buradaki konuşmasında "Babam çok çalışıp sebat ederek büyülü bir yerde -daha önce gelmiş olan pek çokları için özgürlük ve fırsatlar meşalesi olmuş olan Amerika'da okumak için bir burs kazandı" demişti.

Bundan bir kaç ay sonra, İllinois'de açık farkla senatör seçilmesinden bu yana medyanın çok yakından izlediği ve başkent kulislerinde sivrilen bir isim oldu.

Yazdığı iki kitap da en çok satanlar listesinde yer aldı.

Popüler sohbet programları yapan Oprah Winfrey, programında ona aday olma çağrısı yapmakla kalmadı, kampanyasının bir çok durağında onunla birlikte kürsüde yer aldı.

Güney Carolina'da düzenlediği bir mitinge yaklaşık 30 bin kişi katıldı. Bu toplantı 2008 seçim sürecinin en geniş katılımlı etkinliği kabul ediliyor.

Kampanyası için daha evvel benzeri görülmemiş miktarlarda bağış toplayan Obama'nın finansal imkanlarına sadece Hillary Clinton rakip olabilmişti.

Obama senatörlüğü sırasında genelikle oylarını liberal şekilde kullandı. Ancak AIDS eğitimi ve önlenmesi konusundaki girişimlerde Cumhuriyetçilerle işbirliği yaptı.Yabancı babalar

Obama adını Kenya'da keçi çobanlığı yaparak büyüyen ancak bir burs kazanarak Hawaii'de eğitim imkanı kazanan babasından alıyor.

Obama'nın annesi Ann ise bu sırada ailesi ile Honolulu'da yaşıyordu.

Barack Obama küçük yaştayken babası eğitimini Harvard'da sürdürme fırsatı buldu ancak ailesini beraberinde götürmek için yeterli mali imkanları bulamadığından bunu hayata geçiremedi.

Obama Kenya'ya dönerek hükümete bağlı bir iktisatçı olarak çalışmaya başlarken, çift boşandı.

Obama altı yaşındayken annesi Ann, bu kez bir Endonezyalı ile evlendi ve aile Cakarta'ya taşındı.

Babası ve üvey babası Müslüman olsa da Obama Hıristiyan. Endonezya'da yaşadığı süre dahil olmak üzere eğitimini laik ve Katolik okullarında almış.

Daha sonra eğitimi için Hawaii'ye dönen Obama, büyükanne ve büyükbabası ile birlikte yaşamaya başladı.

New York'taki Columbia Üniversitesi'nde siyaset bilimi eğitimi alan Obama daha sonra üç yıl Chicago'da avukatlık yaptı.

1988'de Harvard Hukuk Fakültesi'ne giren Obama burada saygın hukuk dergisi Harvard Law Review'un ilk Afrikalı Amerikalı başkanı oldu.

Mezuniyeti sonrasında Chicago'ya dönen Obama, yurttaşlık hakları alanında uzmanlaştı ve konut ve istihdam alanında ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin davalarına baktı.

Eşi Michelle de kendisi gibi bir avukat. Çiftin iki kızları var.

Obama, yaklaşık 20 yıldır Chicago'da ülkenin en büyük kiliselerinden olan Trinity United Church of Christ'a devam ettiğini söylüyor.

İşgal aleyhtarı

Obama, Irak savaşını baştan bu yana eleştiren bir isim oldu. 2003 Mart'ında başlayan işgalden aylarca öncesinde savaş ihtimaline muhalif olduğunu dile getiriyordu.

2007 Eylül ayında Iowa'daki kampanya gezisi sırasında diğer siyasetçileri Başkan Bush'un savaşın gerekçesi olarak ortaya koyduğu unsurları sorgulamamakla eleştirdi.

"Ben, önceliğimizin Afganistan'daki mücadeleyi sona erdirmek olması gerektiğini düşünmüştüm" diyen Obama, "Ben Irak'ta aceleci bir şekilde savaşa girilmemesi gerektiğini söyledim, süresi bilinmeyen, maliyeti kestirilemeyen, sonuçları belli olmayan bir işgal beni kaygılandırıyordu." diye konuştu.

Obama sık sık, pek çok kişinin adını yanlış anlamasıyla dalga geçiyor, kendisine "Alabama" ya da "Yo Mama" dendiğini söylüyor.

Hatta Amerikan haber televizyonu CNN, adının yanlışlıkla Usame Bin Ladin ile ilgili bir haber sırasında ekrana yansıması nedeniyle özür dilemek zorunda kaldı.

Obama taraftarları, Senatörün adını bir gün herkesin öğreneceğine ve hiç kimsenin böyle bir hataya düşmeyeceğine inanıyorlar.

BBC

Devamını BURADAN okuyun...>>>

VE OBAMA ABD BAŞKANI

BEYAZ SARAY'A SİYAH BAŞKAN

Barack Obama Amerikan Tarihinin ilk siyahi Başkanı oldu.

47 yaşındaki Barack Obama, ABD tarihinin ilk siyah başkanı seçildi ve kampanyasına vaadettiği değişim şansını artık yakaladıklarını söyledi.

Obama, Chicago'daki Grant Park'ta düzenlenen büyük kutlama toplantısına katılan 125 bin destekçisi önünde bir zafer konuşması yaptı.

Kampanyaları süresinde koydukları hedefe ulaşacaklarını belirten Obama, ABD'yi tüm farklılıklarıyla bir araya getireceğini de söyledi.

Obama'nın zaferinin dev ekranlardan duyurulması ardından Chicago'daki toplantıda büyük bir coşku yaşandı.

Obama'nın rakibi Cumhuriyetçi aday John McCain'de, yenilgiyi kabul ettiği konuşmasında, "Obama'yı ikimizin de sevdiği bu ülkeye başkan seçildiği için kutluyorum" dedi.

McCain Obama'yı kutlaması sırasında salondaki kalabalıktan bir tepki yükselmesini de engelledi ve destekçilerinden Obama'ya iyi niyetle yaklaşmalarını istedi.

BBC'nin Amerika editörü Justin Webb, seçim sonuçlarının ABD üzerinde çok temel bir etkisi olacağını söylüyor.

Webb, "Obama'nın seçilmesiyle birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, Amerika her düzeyde değişecek" dedi.

Kritik eyaletler Obama'dan yana oldu

44. başkanlık seçiminin galibi Obama, önceki seçimlerde Cumhuriyetçilere oy veren ve kararsız seçmenlerin çoğunlukta olduğu birçok eyalette de önde bitirdi.

Obama, henüz başkanlık için gerekli 270 delege sayısına ulaşmamışken, Pensilvanya ve Ohio gibi kilit eyaletlerde galip geldiğini öğrendi.

Ardından California, Virginia ve Colorado'da da demokratların kazandığı haberi geldi.

Indiana ve North Carolina'da ise iki aday arasındaki oy farkının yüzde 0,5'lerde seyrettiği, henüz net bir öngörüde bulunulamadığı belirtiliyor.Obama'nın 338, McCain'in 155 delegesi var

Seçim sistemine göre, eyaletler başkanı seçmek için nüfuslarıyla orantılı sayıda seçici delege çıkarıyorlar.

Şu ana kadar eyaletlerden kesin olmayan sonuçlara göre Obama'nın 338 McCain'in 155 delegesi var.

Seçimlere katılımın rekor düzeylerde olduğu düşünülüyor. BBC'nin Amerika editörü Justin Webb 220 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede 130 milyondan fazla seçmenin oy kullanmış olabileceğini söylüyor.

Muhabirimiz, seçimlere katılım oranının da 1960'dan bu yana en üst düzeyde olduğunu da belirtiyor.

Kongre'de durum

Amerikalılar bu seçimlerde sadece başkanlarını değil, Senato'nun üçte birini ve Temsilciler Meclisi'nin tamamını da seçiyorlar.

Şu ana kadar gelen az sayıda sonuç Demokratların her iki mecliste de önde olduğunu gösteriyor.

Sayılar sürekli değişiyor ama şu ana kadar gelen sonuçlarla Demokratların Senato'da 53, Cumhuriyetçilerin 39 sandalyesi olması öngörülüyor.

Temsilciler Meclisinde şu andaki oyların genele yansıtılmasıyla beliren tablo Demokratların 184, Cumhuriyetçilerin 118 sandalyeyi garantilemiş göründüğüne işaret ediyor.

Kampanyanın sonu

Neredeyse iki yıl süren bir mücadelenin ardından Barack Obama bugün senatörü olduğu Illinois eyaletinin yönetim merkezi Chicago'da.

Kesin olmayan sonuçların Obama'nın başkan olduğunu ortaya koymasıyla birlikte, Chicago'nun büyük bir parti alanına dönüşmesi bekleniyor.

Obama, zafer konuşmasını da burada yapacak.

Cumhuriyetçi aday John McCain de yenilgiyi kabul ederek Obama'yı kutlayan bir konuşma yaptı.

Obama'nın zaferinde, Ohio, Pennsylvania ve Florida gibi kilit eyaletleri almasının da çok önemli bir payı var.

Florida, 2000'deki başkanlık seçiminde en büyük çekişmenin yaşandığı eyaletlerden biriydi.

Cumhuriyetçi George Bush, Demokrat Al Gore karşısındaki zaferi bu eyaletteki az sayıda oy farkıyla kazanmıştı.

Seçim sistemi

Ülke genelinde önde olmak bir adayın başkanlık seçimini kazanmasına yetmiyor.

Her eyaletteki seçmenler, başkan seçecek delegeleri seçiyor.

Ama delege sayıları da eyaletlerin büyüklüğüne göre dağıtılmış durumda. Bunların sayısı 538.

2000 seçimlerinde demokratların adayı Al Gore, ülke genelinde daha fazla oy almış olmasına rağmen, delege sayısında geride kaldığı için seçilememişti.

ABD'de bugün ayrıca Temsilciler Meclisi'nin tümü, Senato'nun üçte birinden fazlası (35 üye) ve bazı eyalet valilikleri için de seçim yapılıyor.

aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

4.11.08

ATATÜRK'Ü BİRDE ALTAN'DAN OKUYUN

Atatürk

Tabii ki insanlar saçmalayabilirler.
Ama saçmalığı bir ideoloji haline getirip “herkes bu saçmalığı tekrarlamak zorunda” dediğiniz zaman sorun da başlamış demektir.
Can Dündar’ın “Mustafa” filmi fevkalade ciddi bir saçmalama yarışı başlattı.
Filmle ilgili şöyle eleştiriler okudum:
“Atatürk’ü kısa göstermiş.”
Eee, ne olmuş?
Uzun boylu muydu Mustafa Kemal?
Yoo, kısa boylu, ince sesli bir adamdı.
Onun bu fiziksel özellikleri, onun yaptıklarını ya da yapmadıklarını değiştirir mi?
“Atatürk’ü içki içerken gösteriyordu,” diyorlar.
İçmiyor muydu?
Sıkı içiciydi ve içiyordu.
Ne var bunda?
Tabii filmle ilgili asıl söylemek istedikleri şu:
“Atatürk’ün insani zaaflarını gösteriyor.”
Yok muydu Atatürk’ün insani zaafları?
Vardı ve çoktu.
Kimin yok ki?
Hepimizin var.
Mesele tam da burada işte.
“Atatürk sıradan fanilere benzeyemez, benzetilemez, o bizler gibi değildir.”
“Onun insani zaafları olamaz.”
Türkiye’nin çok önemli kilitlerinden birini çözecek soru burada karşımıza çıkıyor işte.
“Neden Atatürk’ü insanüstü biri gibi anlatmak istiyorsunuz bize?”
Niye onun önemli bir lider, tarihte yerini almış bir şahsiyet olması yetmiyor da, ona “tanrısal” bir görüntü yüklemek istiyorsunuz?
Bir insanı, bütün insani zaaflarından soyarak tanıtmak, ona bir tür “dinî dokunulmazlık” sağlamaya uğraşmak, “laiklikle” ne kadar bağdaşır, o da ayrı bir soru.Her dinden insan için “peygamberi” kutsaldır, buna rağmen peygamberlerle ilgili filmler yapıldı.
Hatta Hıristiyanlar kendi peygamberleriyle dalga geçen filmler bile çektiler.
Bizde ise, Atatürk’e, neredeyse “peygamberlerin” bile sahip olmadığı bir “tanrısallık”, bir dokunulmazlık yüklemeye uğraşıyorlar.
Neden yapıyorlar bunu?
Çünkü Atatürk, bu ülkenin yaşadığı birçok çarpıklığın, çürümüşlüğün sorgulanmasını önleyen bir kalkan gibi kullanılıyor birçokları tarafından.
Atatürk’e “tanrısal” bir statü verip, onun arkasına saklanıyorlar.
Şu anda, halkı tarafından böyle algılanan ve böyle algılanması için çaba gösterilen bir tek “lider” var.
O da Kuzey Kore’nin yöneticisi.
Doğrusu ya, Atatürk’ün o adama benzetilmek isteyeceğini de hiç sanmıyorum.
Kendi yaptıklarını Atatürk’ün arkasına saklanarak yapmak isteyenler, saçmalıklarını gittikçe artırıyorlar.
Ne İskender, ne Napolyon, ne Lenin, ne Washington kendi halkları tarafından böyle değerlendirilmiyor.
Değerlendirilmemesi de gerekir.
Bu insanlar, özel yetenekleri olan liderlerdi.
Ama hepsinin de zaafları vardı.
O zaafların açıkça bilinmesine, söylenmesine rağmen hâlâ saygı görürler, halkları, insanları onları zaaflarıyla sever ve saygı gösterir.
Ya da sevmez ve saygı göstermez.
Atatürk bir diktatördü.
Bunu kendisi bizzat Fethi Okyar’a da söylemişti.
Katı bir adamdı.
Muhaliflerine karşı çok sertti.
Çok ihtiraslıydı.
Bir asker olarak kendisini çok mutlu edecek kadar büyük başarılara sahip değildi ve yaşadığı dönemde onu en çok kızdıran eleştirilerden biri “bir meydan savaşını bizzat kazanmamış olduğunun” söylenmesiydi.
Buna karşılık olağanüstü iyi bir örgütçü, dengeleri her zaman çok iyi gözeten yetenekli bir politikacıydı.
Kendi ilkeleri yoktu, duruma göre görüşlerini değiştirirdi, pragmatikti.
Kendine ait bir kuramı, derinliğine kapsamlı bir fikir sistemi bulunmuyordu.
“Bu, Mustafa Kemal’in kendi fikriydi, daha önce hiç söylenmemişti” diyebileceğiniz tek bir fikir bile bulamazsınız zaten.
Batılı bir hayat tarzını Türkiye’ye getirmek isterdi.
Ve o Batılı ülkeyi de kendisinin yönetmesini isterdi.
Bir asker olduğu için “emirlere” inanırdı.
Klasik Batı müziğini bile Türk köylüsüne emirle sevdirebileceğini sanmıştı.
Denemişti.
Bunu “iyi niyetli” bir şekilde yapmıştı, çünkü Sofya’da, Selanik’te, Berin’de gördüğü hayatın Türkiye’de de yaşanmasını istiyordu.
Sadece o hayatın nasıl şekillendiğini, hangi aşamalardan geçilerek o noktaya gelindiğini bilmiyordu.
Zorla şapka giydirip, zorla müzik dinleterek Batılı bir toplum yaratabileceğini sanıyordu.
Yaratılamazdı, yaratamadı.
Ama Kurtuluş Savaşı’nı çok iyi örgütledi, cumhuriyeti kurdu.
Liderliği ile ülkenin önemli bir dönemeçten geçmesini sağladı.
Bu gerçek değişmez.
Atatürk’ün zaafları bulunan bir insan olduğu gerçeği de değişmez.
Onun kurduğu cumhuriyetin hâlâ demokratikleşemediği gerçeği de değişmez.
Zaten gerçekleri değiştirmeye değil, o gerçekleri görmeye ihtiyacımız var.
O gerçekler görüldüğü zaman Atatürk’ün ne değeri eksilir ne de değeri artar, sadece onun arkasına saklananların asıl yüzü ve amaçları ortaya çıkar.
Esas korktukları da bu, onun için bu kadar saçmalıyorlar zaten.
AHMET ALTAN TARAF

Devamını BURADAN okuyun...>>>

3.11.08

CHP NEREDEYSE YAMYAMLAR ORADA

2.Yamyam ’Mersin Büyükşehir’de çıktı

Mersinli işadamı Metin Taşdelen, CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı, vekili ve bazı bölüm müdürleri ile CHP milletvekillerinin de aralarında olduğu 15 kişi için ihalede yolsuzluk nedeniyle suç duyurusunda bulundu.


CHP’DE Çankaya Belediyesi’nden sonra ikinci ‘Yamyam Vakası’ Mersin’de ortaya çıktı. KİMPA Gübre Şirketi sahibi Metin Taşdelen, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin gübre ihalelerinde yolsuzluk yaptığını ve bu durumu ortaya çıkarmaması için de CHP’li Mersin Belediye Başkanvekili Kemal Sığırcıkoğlu ve CHP’li milletvekilleri tarafından tehdit edildiğini ileri sürerek suç duyurusunda bulundu.

4 YIL BOYUNCA SÜRDÜ

METİN Taşdelen, Ankara Başsavcılığı aracılığıyla Mersin Başsavcılığı’na verdiği şikayet dilekçesinde, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın; 2004-2005-2006-2007 yıllarında yapılan gübre, palmiye vb. mal alım ihalelerinde usulsüzlük, yolsuzluk, rüşvet, dolandırıcılık yapıldığını ve kendisinin ve ailesinin ise tehdit edildiğini ileri sürdü.

Taşdelen, Başkan Macit Özcan, Mersin Belediye Başkanvekili Kemal Sığırcıkoğlu, Mersin Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal ve Satın Alma Daire Başkanı Bayram Saydam, Mersin Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Zeynel Kınık’ın da olduğu 15 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.

KOMİSYON ALDI

TAŞDELEN, 2004 yılında Oluş İnşaat ortaklarından CHP Çankaya ilçe üyesi İbrahim Sefer’in, CHP’li bir vekilin Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni gübre alımı konusunda ikna ettiğini belirterek, kendisiyle ticaret yapmak istediğini anlattığını söyledi. Taşdelen milletvekilinin bu iş nedeniyle komisyon aldığını ileri sürdü. Park ve Bahçeler Müdürü Zeynel Kınık ile daha sonra ihalenin şartlarını görüşmek için bir araya geldiğini anlatan Taşdelen ‘Kınık ‘böyle bir ihtiyacımız yok, ancak Başkan talimat verirse talep yazarım’ dedi’ şeklinde konuştu.70 YKR’LİK GÜBREYE 34 YTL

KINIK’IN odasında yapılan konuşmada ayrıca gübrenin fiyatlandırmasına da değinildiğini belirten Taşdelen , şunları söyledi: ‘Gübrenin fiyatı ile ilgili soru sorduğunda ben 1 litresinin 3 YTL olduğunu söyledim. Zeynel Kınık, ‘3 YTL’den neden fazla değil’ dedi. Ben bir şey söylemedim. İbrahim Sefer ve Zeynel Kınık konuşmaya devam etti. 1 litre gübrenin 14 YTL verilmesine karar verdiler ve Zeynel Kınık da bunun için bir pay istedi. O da ‘tamam’ dedi. Bu rakamlar daha sonra 34 YTL’ye kadar çıktı. Gübrenin asıl litre değeri 70 Ykr idi.’

ODAYA GİRDİYSEK TAMAM

ERTESİ gün Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan’ın kendilerini makamında kabul ettiğini belirten Taşdelen, ‘Bize asansörün bulunduğu makamının arka odasını göstererek ‘Bayram Bey ile içeride geçin işinizi halledin’ dedi. Satın Alma Başkanı Bayram Saydam ise bize dönerek ‘eğer bu odaya girdiysek tamam’ dedi’ diye konuştu. Taşdelen, Saydam’ın 5 bin litrelik gübre talebi yazısı yazdığını ve Özcan’ın onayını da aldığını söyledi. Taşdelen, ‘Bu arada ürünün tamamı işlemler başlamadan depolara 5 bin litre olarak indirildi. Ürünler 2004 yılında teslim edilmiş ancak ihaleler sonradan 2005’te yapılmıştır’ diye yazdı.

98 litre 600 litre fatura edildi

METİN Taşdelen, yaptıkları anlaşma gereği 5 bin litrelik gübreyi İbrahim Sefer’in de ortakları arasında yer aldığı OLUŞ İnşaat’tan alarak belediyeye sattığını söyledi. Taşdelen, Büyükşehir’in Adnan Menderes Bulvarı’ndaki palmiyeler için 98 litre humik asit siparişi verdiğini ancak bu miktarı 600 litre olarak faturalandırdığını da söyledi. Taşdelen, İbrahim Sefer’in daha sonra kurduğu ELOZA Kimya, KA Kimya gibi şirketlerle belediye ihalelerinde belirleyici olduklarını kaydetti. Taşdelen, ‘CHP’li Mersin Mezitli Belediyesi’nde de aynı firmalar tarafından aynı tarihlerde kat kat fiyatlarla bu alımlar yapılmıştır’ dedi.


LÜTFİ KAPLAN
STAR

Devamını BURADAN okuyun...>>>

ERGENEKONUN KİRALIK KALEMİ POYRAZ

Ergenekon'un Kaleminin Finansı

"Ergenekon'un Kalemi" Ergun Poyraz'ın bağlantıları, kitapları nasıl yazdığı bir bir ortaya çıkıyor. İşte CHP'den JİTEM'e uzanan finansör yapısı...

Ergenekon terör örgütü tutuklusu yazar Ergun Poyraz’ın propaganda amacıyla JİTEM’den para alarak yazdığı kitaplardan birini CHP Genel Merkezi önünde tanıttığı ortaya çıktı.

Poyraz’ın Refah Partisi’nin kapatılması davasında en büyük delillerden birisi olan ‘Refah’ın gerçek yüzü’ isimli kitabını, yayınladığı dönemde CHP ambelini kendisine fon yaparak tanıttığı ortaya çıktı. Poyraz’ın Genel Merkez önünde elinde bir koli kitap ile ile çektirdiği fotoğraf ‘CHP’nin, kitaba verdiği destek’ olarak değerlendirildi.

PARA ALIP SERİ KİTAP ÜRETİMİ YAPTI

Türkiye'nin kritik dönemlerinde Ergenekon tipi örgütlenmelerin hedef aldığı kişi ve kurumlara yönelik seri kitaplar yazmasıyla tanınan tutuklu sanık Ergun Poyraz’ın CHP amblemi önünde poz verdiği kitap 1998 yılında Refah Partisi’ne açılan kapatma davasının önemli delilleri arasında yer aldı. Ergun Poyraz’ın derin yapılanmaların siparişi ve yardımıyla hazırladığı kitaplar bu tarihten sonra da yayınlanmaya devam etti.

Poyraz’ın ‘Fethullah’ın Gerçek Yüzü’ adlı kitabı ise, Gülen hakkında hazırlanan iddianamenin temelini oluşturdu. ‘Patlak Ampül’ kitabı da, AK Parti hakkındaki kapatma davasının delilleri arasında yer aldı.JİTEM HER AY DÜZENLİ MAAŞ ÖDEDİ

Ergun Poyraz, Ergenekon terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla 2007 Temmuz ayında tutuklandı. Doğu Perinçek’in işyerinde ele geçirilen CD’ler içerisinde ‘(90) Tutanak (Ergun Poyraz) 1 milyar.doc.’’ adlı dosyada 5 adet tutanak çıkmıştı. Bu belgelerin Ergun Poyraz’a ‘istihbarat amaçlı çalışma’ karşılığı JİTEM tarafından değişik tarihlerde ödenen paralarla ilgili detaylar olduğu belirtilmişti. Tutanaklara göre İstihbarat Başkanlığı kasasından 1 Temmuz 2004’te 1.000.000.000 TL (Bir milyar), 28 Ocak 2004’te 850 YTL, yine 28 Ocak 2004’te 250 dolar ve 18 Aralık 2003’te 750 YTL verilmişti.

ÜÇ ASKERLE KORUNDU

Ergun Poyraz’a ödenen paralarla ilgili tutanaklarda ödemeyi onaylayan kişiler ise Ergenekon’un firari sanığı Eruygur dönemi Jandarma İstihbarat Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile Ergenekon tutuklusu Jandarma İstihbarat Teknik Takip Başkanı emekli Albay Atilla Uğur’un imzaları bulunuyordu. Perinçek’ten çıkan bir başka belgede ise Ergun Poyraz’ın JİTEM tarafından koruma altına alındığı belirtiliyordu. JİTEM tarafından Poyraz’ı koruması için biri astsubay ikisi uzman çavuş üç asker görevlendirilmişti. Bu askerler aynı zamanda Poyraz’ın sekreteryasını da yapıyorlardı.
aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

KILIÇDAROĞLUNA OĞLU TOSLADI

Kılıçdaroğlu'nun Usulsüzlüğü

Yolsuzluk dosyalarıyla öne çıkan CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu'nun yolsuzluğu ortaya çıktı. İşte Kılıçdaroğlu'nun müsteşarken oğluyla yaptığı usulsüzlük.

Baba Kemal Kılıçdaroğlu, Çalışma Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı koltuğunda Ankara'da, oğlu Kerem, ilköğretimde öğrenci, o da Ankara'da. Ancak oğul Kerem Kılıçdaroğlu, İstanbul'da sigortalı olarak çalışıyor görünüyor.

CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilköğretim okulu öğrencisi oğlunu 14 yaşında sahte sigortalı yaptığı ortaya çıktı.

SSK eski Genel Müdürü, dönemin Çalışma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Kılıçdaroğlu, 1997 yılında oğlu Kerem’i okula devam ettiği sırada İstanbul’da faaliyet gösteren Ekinciler Holding’te sigortalı olarak çalışıyor göstermiş. 1983 doğumlu Kerem Kılıçdaroğlu’nun SKK kayıtlarına göz atıldığında 1997/1 döneminde 60 gün, 1997/2 döneminde ise 1 gün sigortasının ödendiği görülüyor. SSK kayıtlarına göre 1 Mart 1997’de söz konusu şirkette çalışmaya başladığı görülen Kerem Kılıçdaroğlu, 1 Mayıs 1997’de işten ayrılmış. Kerem Kılıçdaroğlu 1997 yılında ilköğretim okulu son sınıf öğrencisiydi. Sigortalı yapıldığı sürelerin okulların açık olduğu döneme denk gelmesi de dikkat çekiyor. Baba Kemal Kılıçdaroğlu ise o dönemde Çalışma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı'ydı.ŞİRKET DOĞRULADI, KEREM BEY KONUŞMADI
Ekinciler Holding, kayıtlarında yaptığı inceleme sonrası Kerem’in, şirketlerince o dönemler arasında sigortalandığını doğruladı. Ekinciler Demir ve Çelik San. A.Ş.’den yapılan açıklamada, Kerem Kılıçdaroğlu’nun 01.03.1997 - 30.04.1997 tarihleri arasında şirketleri bünyesinde sigortalanmış olduğunu açıkladı. Şirket, Kerem Kılıçdaroğlu’nun holding bünyesindeki Ankara irtibat bürosunda part-time çalıştığını iddia ederken, ne iş yaptığı, işe hangi saatler arasında gidip geldiği yönündeki sorularımızı ise cevaplamaktan kaçındı.

Kemal Kılıçdaroğlu sözlü ve yazılı sorularımızı cevaplamaktan kaçınırken, cep telefonundan ulaştığımız Kerem Kılıçdaroğlu, “1997’de Ekinciler Holding’te çalıştınız mı? Çalıştıysanız ne iş yaptınız?” şeklindeki sorumuza, “Bilmiyorum, hatırlamıyorum, bu konuyla ilgili kesinlikle konuşmak istemiyorum” cevabını verdi. Kerem Kılıçdaroğlu’nun paniklemesi dikkat çekti.

YASAYA GÖRE SAHTE SİGORTA SUÇ
Yasalarımızda hayali çalışma ve sahte sigortalılık suç teşkil ediyor. Çocukların ‘fiilen çalışan’ olmadığının tespiti halinde işveren ve çocukların aileleri hakkında ‘sahtecilik’ suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunma prosedürü işletiliyor. Sahte sigortalılık SSK’ya bildirilen kişinin işyerinde gerçekte çalışmıyor olması olarak biliniyor. Muvazaa anlaşması ise tarafların aralarında, bu işten bir tarafın veya her iki tarafın da menfaati amacıyla SSK’yı aldatarak anlaşmaya varmaları olarak tarif ediliyor.

SAHTE SİGORTALI BİLDİRİMİNİN SONUÇLARI
Sahte sigortalı bildirimi tespiti halinde başta gerçek dışı olarak bildirilen sigortalı olmak üzere, işverenleri çok zor durumlara düşürecek sonuçlar doğuruyor.

Sahte sigortalı açısından durum değerlendirilecek olursa, çalışmaları fiili olmadığı halde SSK’ya bildirilen kimsenin çalışmaları tespit halinde iptal ediliyor. Eğer kişi ilk defa kuruma tescil ettirilmişse, sigorta sicil numarası da iptal ediliyor. Çalışmaları gerçek dışı olarak SSK’ya bildirilen gerçek dışı sigortalıya kısa vadeli sigorta kollarından (iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık) yapılan tüm masraflar 506 Sayılı Kanun'un 90. maddesi uyarınca sahte sigortalıyı bildiren işverenden talep ediliyor.

İşverenin işyeri kayıtları, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 21. maddesi uyarınca kayıtlar geçersiz sayılıyor. Bu nedenle işverene 506 Sayılı Kanun'un 140. maddesi gereğince ayrıca idari para cezaları uygulanıyor.
Ayrıca sahte sigortalıyı SSK’ya bildiren işveren hakkında da TCK md. 343 uyarınca Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuluyor
aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License