8.9.09

DOĞAN'A REKOR CEZA

Aydın Doğan'a Ceza

Doğan Yayın Holding'in doğrudan ve dolaylı bağlı ortaklıkları Doğan TV Holding, D Yapım, Doğan Prodüksiyon ve Alp Görsel İletişim'e rekor vergi cezası..

.88 milyar TL vergi aslı, 1.88 milyar TL vergi ziyaı cezası, toplam 3 milyar 755 milyon TL ceza kesildi.

Doğan Yayın Holding: Bağlı ortaklıklarımıza 1.88 milyar TL vergi aslı, 1.88 milyar TL vergi ziyaı cezası, toplam 3 milyar 755 milyon TL ceza kesildi.İŞTE
ŞİRKETİN BORSAYA YAPTIĞI AÇIKLAMA

Doğrudan ve dolaylı bağlı ortaklıklarımız Doğan TV Holding A.Ş., D Yapım Reklamcılık ve Dağıtım A.Ş., Doğan Prodüksiyon Hizmetleri A.Ş. ile Alp Görsel İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin 2005, 2006 ve 2007 hesap dönemlerine ait 10.08.2009 ve 25.08.2009 tarihli 15 adet Vergi İnceleme Raporu'nun, Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri tarafından adı geçen Şirketlerimize tebliğ edildiği dün akşam saat 18:00 itibariyle öğrenilmiştir.

Söz konusu Vergi İnceleme Raporları; 1.877.454.857,-TL tutarında vergi aslı, 1.877.454.857,-TL tutarında vergi ziyaı cezası, 60.000,-TL tutarında usulsüzlük cezası ve 282.173,-TL özel usulsüzlük cezası içermektedir.

Vergi İnceleme Raporları'nda özetle;

1- Bağlı ortaklıklarımız arasındaki hisse değişim işlemlerinde, yönetim kontrolünün değişmemiş olduğu gerekçe gösterilmek suretiyle, hisse değişim işlemlerinin Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 19 ve 20'inci maddelerine uygun olmadığı; söz konusu işlemlerin sıradan hisse satış işlemi olduğu; bu çerçevede hisse devir işlemlerinin aktife kayıtlı değer yerine "Vergi İnceleme Raporu" ile belirlenen "emsal değer"den yapılması gerektiği iddia edilerek, saptanan "emsal bedelle" "defter değeri" arasındaki fark üzerinden Kurumlar Vergisi matrah farkı hesaplanarak cezalı Kurumlar Vergisi ile,

2- Sıradan hisse satışı olduğu iddia edilen söz konusu işlemler ile ilgili olarak ayrıca, "Vergi İnceleme Raporu" ile belirlenen "emsal değer" esas alınmak ve bu değer üzerinden hesaplanmak suretiyle cezalı Katma Değer Vergisi (KDV), talep edilmektedir.

Vergi İnceleme Raporları'nda yer alan söz konusu iddialara karşı görüşümüz ise şu şekildedir;

1- Vergi inceleme raporunda eleştiri konusu yapılan hisse değişimi işlemlerinde, iddia edildiğinin aksine, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 19 ve 20'nci maddelerinde yer alan şartlar eksiksiz olarak yerine getirilmiştir. Vergi İnceleme Raporları'nda, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yer almayan şartların öne sürüldüğü ve genel kabul görmüş yaklaşımların ötesine geçilerek kişisel değerlendirmelere ağırlık verildiği gözlemlenmektedir. Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 19 ve 20'inci maddelerinde yönetim değişikliği olmayan hisse değişimi işlemlerinin istisnadan yararlanamayacağı yönünde bir düzenleme bulunmamaktadır.

2- Senede bağlanmış hisselerin satışında KDV hesaplanması;

a. Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17/4-g maddesinde, hisse senedi teslimlerinin KDV'den istisna olduğu net olarak hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla tamamen karşılıklı hisse değişimi yapılarak gerçekleştirilen hisse senedi (ilmühaber) teslimi işleminde de KDV uygulanmaması gerektiği açık bir yasa hükmüdür. Maliye Bakanlığı'nın 232 sayılı GVK Genel Tebliği'nin 5'inci Bölümünde, "Geçici İlmühaberler" ile ilgili olarak; "bilindiği üzere geçici ilmühaberler anonim şirketler tarafından hisse senetlerinin yerini tutmak amacıyla çıkartılan menkul kıymetlerdir" denilmektedir.

Söz konusu Tebliğ'de ilmühaberler, sahiplerine genel kurul toplantılarına katılmak, oy kullanmak, kar payı almak vb. pay sahipliği haklarını kazandıran hisse senedi hükmünde menkul kıymetler olarak tanımlanmaktadır. Oysa, Vergi İnceleme Rapor'unda ilmühaberlerin kıyas yoluyla hisse senedi hükmünde sayılmayacağı iddia edilerek, hisse değişimi işlemi sıradan bir satış işlemi olarak değerlendirilmek suretiyle KDV'ye tabi tutulmuştur.

b. Genel kabul görmüş ve yerleşik uygulamalar dikkate alındığında, ilmühabere bağlanmış hisselerin değişiminde KDV hesaplanması gerektiği yönünde bir yorumla bilgimiz dahilinde ilk kez karşı karşıya kalınmaktadır,
Daha önce de kamuya açıkladığımız üzere; köklü bir şirketleşme kültürüne ve gelişmiş bir sermaye piyasasına sahip Ülkemizde, senede/ilmühabere bağlanmış hisselerin satışında KDV hesaplanması yönünde yapılacak yorumların, özellikle dış finansman ve kaynak ihtiyacının arttığı bir dönemde Ülkemiz için olumsuz sonuçlarının olması kaçınılmazdır.

Yurt dışında yerleşik yabancı yatırımcıların özellikle son beş yılda Ülkemize önemli yatırımlar yaptığı ve bu kapsamda, iştirak hissesi satın almak suretiyle, birçok şirketimize iştirak ettiği bilinmektedir. Vergi İnceleme Raporu'ndaki iddia kabul gördüğü takdirde, son beş yılda iştirak hissesini satmış birçok gerçek ve tüzel kişi için vergi matrah farkı ve vergi ziyaı cezası hesaplanması gündeme gelecektir.

Sonuç olarak tekraren önemle vurgulamak gerekirse; Vergi İnceleme Raporları'nda eleştiri konusu yapılan uygulamaların, yasal düzenlemelere ve Maliye Bakanlığı'nın tebliğ, sirküler ve muktezalarına uygun olduğu düşünülmektedir.

Vergi İnceleme Raporları'nda yer alan tüm iddialara karşı, uzlaşma dahil, her türlü yasal hak adı geçen bağlı ortaklıklarımız tarafından kullanılacaktır. Konuya ilişkin gelişmeler oldukça kamuya açıklanacaktır.

Yukarıdaki açıklamalarımızın, Kurul'un Seri: VIII, No: 54 sayılı Tebliğinde yer alan esaslara uygun olduğunu; bu konuda/konularda tarafımıza ulaşan bilgileri tam olarak yansıttığını; bilgilerin defter kayıt ve belgelerimize uygun olduğunu, konu ile ilgili bilgileri tam ve doğru olarak elde etmek için gerekli tüm çabaları gösterdiğimizi ve yapılan bu açıklamalardan sorumlu olduğumuzu beyan ederiz.

Saygılarımızla,

Murat Doğu Soner GEDİK

Koordinatör Yönetim Kurulu Üyesi

08.09.2009-08:45 08.09.2009-08:45

Yukarıdaki açıklamalarımızın, Sermaye Piyasası Kurulu'nun Seri: VIII, No:54 sayılı Tebliğinde yeralan esaslara uygun olduğunu, bu konuda/konularda tarafımıza ulaşan bilgileri tam olarak yansıttığını; bilgilerin defter, kayıt ve belgelerimize uygun olduğunu, konuyla ilgili bilgileri tam ve doğru olarak elde etmek için gerekli tüm çabaları gösterdiğimizi ve yapılan bu açıklamalardan sorumlu olduğumuzu beyan ederiz.

(Habertürk)


Devamını BURADAN okuyun...>>>

A. ARSLANIN DELİ OYUNU

Arslan'ın oyunu sona erdi

Ergenekon'un delilik planı tutmadı. Dengesiz davranışlarla akıl sağlığının yerinde olmadığına kamuoyunu inandırmaya çalışan Danıştay tetikçi Alparslan Arslan'ın bu oyunu hastanede sona erdi.
Akıl hastanesindeki 10 günlük gözetim süresi dolan Arslan'a anti-sosyal kişilik bozukluğu teşhisi kondu. Yani Danıştay saldırısını bir deli gerçekleştirmedi.

Danıştay Saldırısının tetikçisi Alparslan Arslan'ın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıları Hastanesindeki 10 günlük gözetim süresi doldu. Tetikçi, beklediği deli raporunu alamadı"DELİLİĞE ÇALIŞIYORLARDI"

Danıştay saldırısının Ergenekon Davasına eklenmesinden sonra sanıklar arasında bir çok kişi "delilik" oyununa başlamıştı. Hatta bazılarının, hakim ve doktorları kandırabilmek için Hacettepe Üniversitesi'nden psikoloji kitabı getirterek delilik dersi çalıştığı bile iddia edildi.

"MAHKEMEDE BAŞKA HASTANEDE BAŞKA"

Alparslan Arslan da bu süreçte, agresif ve abartılı davranışlarla dikkat çekiyordu. Katıldığı duruşmada "beyinsel problemim var" diyerek manzaranın adını da koymuştu. Ancak Arslan hastanede fikir değiştirdi ve doktorların önünde başka türlü konuştu.

D.R: ŞU AN NEREDESİN, BURASI NERESİ?

A.A: AKIL HASTANESİNDEYİZ

D.R: AKLINIZLA İLGİLİ BİR SORUNUNUZ VAR MI?

A.A: AKLIM YERİNDE. NİYE BURAYA GETİRDİLER BİLMİYORUM

"TUTARSIZ DAVRANIŞLARA DEVAM "

10 gündür Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Acil Psikiyatri Servisi'nde gözetim altında tutulan Alparslan Arslan'ın durumu artık net. Ancak ilk teşhiste "rol yapıyor" denilen Arslan'ın, Bakırköy'deki doktorlarla diyaloglarından abartılı davranışlara hastanede de devam ettiği anlaşılıyor.

D.R: LÜTFEN OTURUN

A.A: BEN ÖZGÜRÜM, OTURMAK İSTEMİYORUM

D.R: BUGÜN GÜNLERDEN NEDİR, HANGİ AYDA VE YILDAYIZ?

A.A: HANGİ GÜN BİLMİYORUM. AMA AĞUSTOS AYI VE YIL 2009

Yaşını soran doktora hareketlerle yanıt verdiği söylenen Arslan'ın bir de tik bahanesi bulduğu görülüyor. Arslan'ın doktorlardan istediği şey ise cezaevindekilere af.

D.R:LÜTFEN BENİMLE KONUŞUN

A.A: TİKİM VAR

D.R: RAHATSIZLIĞINIZ NEDİR?

A.A: İNSANLARI İÇERİ TIKMIŞLAR. HEPSİNİN HAYATI BİTMİŞ, HAYATLARI KAYMIŞ. BUNLARI DIŞARI ÇIKARTIN. AF GETİRİN

D.R: SAĞLIK SORUNUNUZ VARSA ONU SÖYLEYİN.

"DELİ DEĞİL ANTİ SOSYALMİŞ"

10 gün boyunca Arslan'ın hareketleri detaylı şekilde gözlendi. Bu süre sonunda doktorlar Arslan'a Anti Sosyal Kişilik Bozukluğu tanısı koydu. Delilik oyunu tutmayan tetikçinin bugün cezaevine dönmesi bekleniyor..


08.09.2009 SAMANYOLUHABER

Devamını BURADAN okuyun...>>>

EM. TUĞGENERAL YEDİYILDIZ ÖLDÜ

Emekli Tuğgeneral öldürüldü mü?

Diyarbakır'da yedi kişinin öldüğü Kulp olayları nedeniyle hakkında soruşturma açılan ve emekli oldukten sonra Trabzon'da trafik kazası geçiren Emekli Tuğgeneral İsmet Yediyıldız Ergenekon dosyasına girdi
DİYARBAKIR'ın Kulp İlçesi'nde 1991 yılında PKK'lıların cenaze töreninde çıkan, 7 kişinin ölümü ve 2 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar dolaylı da olsa Engenekon incelemesine alındı. O dönemde savcı tarafından ‘adam öldürmek ve adam öldürmeye teşebbüs' suçlamasıyla hakkında müzekere yazılan dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay İsmet Yediyıldız'ın, tuğgeneral rütbesiyle emekli olduktan sonra Trabzon'da yaşamını yitirdiği kazanın, şüpheli bulunarak Ergenekon savcıları tarafından araştırıldığı belirtildi.Diyarbakır'ın Kulp İlçesi'nde 24 Aralık 1991 tarihinde Bingöl'ün Solhan İlçesi kırsalında öldürülen 3 PKK'lı için cenazesinde olaylar çıktı. Kulp Jandarma Komando Taburu yakınlarında olaylar çığırından çıkınca silah kullanıldı. Açılan ateşle Mehmet Nesip Altın, Neytullah Tekin, Hayrettin Demirtuyi, Felemez Bulut, Ömer Öztürk, Ali Miltaş ve Şahin Tekin olay yerinde ölürken, Mehmet Şah Tektekin ve Şeyhmus Altındağ ise yaralandı.

Kulp'ta ölen 7 kişinin yakınlarıyla yaralanan 2 kişi, 2004 yılında çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Kanunu çerçevesinde tazminat almak için Diyarbakır Valiliği'ne başvurdu. Diyarbakır Valiliği'nde oluşturulan tespit komisyonu, 7 kişinin öldürülmesiyle ilgili belgeleri Kulp Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan istemesi üzerine, gelen belgeler arasında olayla ilgili ilginç bir detay ortaya çıktı. Kulp'ta o dönem Cumhuriyet Savcısı olan Mustafa Akkuş'un 25 Ağustos 1992 tarihinde yazıp Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği fezlekede, Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Albay İsmet Yediyıldız'ın ‘görevin ifası sırasında adam öldürmek ve aynı suça teşebüs' suçlamasıyla yargılanmasına izin istendiği yazılıydı.

Savcının fezlekesinin kanaat bölümünde gvenlik güçlerinin kalabalığa ateş açtığı ileri sürülerek, “Ergani, Hazro ve Silvan İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı'nda görevli askerlerin orada olduğu, görevli şahısların münferit olarak yada bütün araştırmalara rağmen tespitinin mümkün olmadığı ancak, bu birliklere üst komutan olarak İl Jandarma Alay Komutanı Albay İsmet Yediyıldız'ın güvenlik güçlerine emir ve talimat verdiği anlaşılmıştır” denildi. Albay Yediyıldız'ın verdiği ifadede, ‘moral destek açısından olay yerinde olduğunu beyan ettiği' de yer aldı. Savcının bu fezlekesine karşın, bir işlem yapılmadığı ileri sürüldü.


ERGENEKON SAVCILARI İNCELEDİ

Albay İsmet Yediyılız, tuğgeneral rütbesiyle emekli olduktan sonra 6 Kasım 1999 tarihinde Trabzon'da trafik kazasında yaşamını yitirdi.
Kulp olayları ve bölgede bazı olaylarla ilgili hakkında suçlamalarda bulunulan Emekli Tuğgeneral İsmet Yediyıldız'ın yaşamını yitirdiği kazayı şüpheli bulan Ergenekon savcılarının bununla ilgili inceleme yaptığı ortaya çıktı.

PKK'lılar, Kulp'daki olaydan bir gün sonra İstanbul Bakırköy'de gösteri yaparak dönemin Olaganüstü Hal Bölge Valisi Necati Çetinkaya'nın kardeşlerine ait bir mağazaya molotof kokteylleriyle saldırı düzenlemişti. Saldırıda mağazada meydana gelen yangında 12 kişi yanarak can vermiş, 19 kişi de yaralanmıştı.

DHA

07.09.2009

Devamını BURADAN okuyun...>>>

3.9.09

İST. BAROSUNUN ERGENEKON AŞKI

İstanbul Barosu'ndan çifte skandal

Ergenekon soruşturmasının başlangıcından bu yana dava aleyhindeki girişimleriyle gündeme gelen İstanbul Barosu, çok tartışılacak iki karara imza attı

Baro, görülmekte olan Ergenekon davasını araştırmak için 'Silivri Cezaevi Yargılamaları' başlıklı bir rapor hazırlattı. Çalışmayı da kendi bünyesinde bulunan 'Silivri Cezaevi Yargılamalarını Teknik İzleme Komisyonu'na yaptırdı. Dava sürecinin eleştirildiği raporu hazırlayan komisyonun başkanı ise Ergenekon'un tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün avukatı Ali Rıza Dizdar.

17 Ağustos 2009'da kabul edilen çalışmada, davanın hukuksuzluklar ve usule ilişkin aykırılıklar barındırdığı iddia ediliyor. Ancak, yargılamalar sırasında savcılara ve mahkeme heyetine yönelik hakaretlere hiç değinilmiyor. 10 başlık halindeki raporda yer alan ifadelerin, Ergenekon davası sanıklarının ve avukatlarının söylemleriyle örtüşmesi dikkat çekiyor.Mahkemeyi etki altında bırakacak yöntemler deneyen İstanbul Barosu'nun son girişimini ise savcı Mehmet Ali Pekgüzel deşifre etti. Baro, Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırılarının nasıl planlandığıyla ilgili mahkemeye bilgi veren sanık Osman Yıldırım'ı savunması için Ergenkon'un avukatlarından birini görevlendirdi. Son duruşmada avukatların değiştirilmesini isteyen Savcı Pekgüzel, birleşen davaların sanıklarının aleyhine menfaat çatışması doğabileceğini ifade etti.

Ergenekon yargılamasıyla ilgili rapor 17 Ağustos 2009'da kabul edildi. Raporda, Ergenekon yargılamasının başından bu yana ciddi hukuksuzluklar ve usule ilişkin aykırılıklar barındırdığı iddia ediliyor. Ancak yargılamalar sırasında dava savcılarına ve mahkeme heyetine yönelik hakaret ve aşağılamalara hiç değinilmiyor. 10 başlık halinde hazırlanan raporda yer verilen ifadeler, Ergenekon sanıklarının ve avukatlarının söylemleriyle örtüşüyor.

İstanbul Barosu'nun internet sitesindeki basın köşesi Ergenekon davasına ayrılmış durumda. Soruşturma kapsamında gerçekleştirilen gözaltı dalgalarına ve Mustafa Balbay, Kuddusi Okkır gibi bazı şüphelilerin sorgulanma süreçlerinin eleştirildiği haberlere önem atfedilmiş. Siteye iki köşe yazarı alınmış: Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Bulut ve Hürriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun. YARSVAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun hükümete yönelik eleştirilerine de yer veriliyor.

Bu arada baronun Danıştay sanıkları için Ergenekon davasında görevli bazı avukatlar ataması tartışılıyor. Birinci Ergenekon davasının salı günü görülen duruşmasında Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırıları davası sanıklarına İstanbul Barosu'nca atanan avukatların değiştirilmesini istedi. Atanan avukatların aynı zamanda Ergenekon davasındaki bazı sanıkların da avukatı olduğunu belirten Pekgüzel, birleşen davaların sanıklarının aleyhine menfaat çatışması doğabileceğini ifade etmişti. ZAMAN

KADİR KÖKTEN / İSTANBUL
03 Eylül 2009, Perşembe

Devamını BURADAN okuyun...>>>

2.9.09

SONER YALÇIN'IN EFENDİSİ

Soner Yalçın'ın Efendisi Kim?

Biliyorsunuz Ergenekon İddianamesi ile birlikte Türkiye “Karargâh Evleri”, “Cumhuriyet Evleri” ve “Ata Evleri” gerçeği ile tanıştı.

Cumhuriyet ve Ata Evleri, laik azize Türkan Saylan’ın başında bulunduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği himayesinde, yönetiminde işleyen ve askeriyede örgütlenmeyi hedefleyen yapılardı.

Bugün bu yapı ile ilintisi bulunan onlarca denizci subay tutuklu, yargılanmayı bekliyor.

Bu subaylar Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Metin Ataç ile bu oluşumlara hiç de sıcak bakmadığı bilinen Donanma Komutanı Ora. Uğur Yiğit’e suikast yapmaya hazırlanırken yakalandılarGepegenç teğmenler, yaşını başını almış, amirallik sırası gelmiş albaylar şimdi yargılanmayı bekliyor.

Bir de Karargâh Evleri yapılanması var. Bu yapılanma iddia olunan Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik yapılan operasyonlar sırasında İşçi Partisi’ne yapılan bir baskında ortaya çıkartıldı.

Buna göre İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek ve ekibi orduya sızmak için Karargâh Evleri adında bir organizasyona girişmişti. Bunun için Erzincan ve yöresinde etkili olan bir Alevi aşiretini de yanlarına almışlardı. Ağırlıklı olarak Hava Kuvvetleri’nde örgütlenen isimler İşçi Partisi’nde yakalanan cd’nin ardından teker teker tutuklandı.

Bu yapıyla ilgili ilk tespitleri yapan ise MİT’nın Trakya Bölge Başkanlığı oldu.

Kırklareli ve Tekirdağ’da bazı subayların yeraldığı bir yapılanmanın İşçi Partisi ile temasını tespit etmişler ve hem MİT’nı, hem de Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nı yapıyla ilgili bilgilendirmişlerdi.

Ancak bu yapılanmaya yönelik operasyonu Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki bazı isimler üç yıl boyunca engellemişlerdi. Başını Hava Albay Cengiz Köylü’nün çektiği yapılanmayı yok etmek için emir veren emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Faruk Cömert’i ve şimdi Hava Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürüten Org. Aydoğan Babaoğlu’nu yıllarca oyalamışlardı. Ancak İşçi Partisi’nde yakalanan cd her şeyi açığa çıkardı ve yeniden başlattı. Şimdi Karargâh Evleri yapılanması darmadağın.

Ama TSK’ne sızma girişiminin ardındaki isimler halâ etkin. Bu isimler içerisinde hiç şüphesiz en önemlisi Soner Yalçın. İddia olunan Ergenekon Terör Örgütü’ne yönelik operasyonları karalamak ve karartmak için vargücüyle çalışıyor. Çetesi de ona yardımcı oluyor. Peki Karargâh Evleri yapılanmasının ardındaki asıl güç kim?

Bunun için de ABD’nde yayınlanan bir kitaba, “Tüm Zamanların Casusu”na bakmak lazım. Bu kitap eski bir CIA mensubu tarafından yazıldı ve dünyadaki Maocu hareketlerin nasıl kurdurulduğunu anlatıyor. Buna göre CIA dünyadaki Marksist-Komünist hareketleri bölmek için bir plan yapıyor ve bu planı Hindistan Komünist Partisi üzerinden uygulamaya koyuyordu. HKP eski çizgisini terk ederek Çin’in dümen suyuna giriyordu. Daha sonra bu sistem tüm dünyada başarı ile uygulandı.

Türkiye’de Maocuların başı “Kızıl Bozkurt” Doğu Perinçek’ti. CIA’in planını Türkiye’de uygulamaya koyan isim Perinçek ve ekibiydi. Soner Yalçın da bu ekibin en önemli ismiydi. Uzun yıllar Aydınlık dergisinde çalıştı.

Maocu hareketleri CIA kurduruyor, CIA’in kurdurduğu bu hareket Türkiye’de Doğu Perinçek liderliğinde faaliyet gösteriyor, Aydınlıkçılar TSK’ya sızıyor ve sızmayı, yapılanları Soner Yalçın savunuyor. Sizce Soner Yalçın, Doğu Perinçek, Aydınlık vb. kime hizmet ediyor, kime çalışıyor? Kim ve ne için TSK’ne sızıyor?

liberalses

Devamını BURADAN okuyun...>>>

ERUYGUR ÖDENEKLERİ SAVURMUŞ

İstihbarat Ödenekleri Savrulmuş

Ergenekon sanığı emekli orgeneral Şener Eruygur’un örtülü ödenekten harcadığı 13 milyon liranın belgelenen 5.5 milyon lirasıyla, istihbarat malzemesi dışında her şey alınmış...
Ergenekon ‘üst düzey yöneticisi’ olarak 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Şener Eruygur’un, Jandarma Genel Komutanlığı döneminde yaptığı örtülü ödenekle ilgili yeni bilgi ve belgeler ortaya çıktı. Görevde bulunduğu 2 yıllık dönemde örtülü ödenekten kendisine yakın 5 kişiye 7.5 milyon lira aktardığı tespit edilen Ergenekon sanığı Eruygur’un, aynı dönemde nereye ve ne için harcandığı belgelenebilen 5.5 milyon liralık örtülü ödenekle de “istihbarat” ile ilgisi bulunmayan harcamalar yaptığı belirlendi.USULSÜZLÜK İDDİALARI BİTMİYOR

Savcıların talebi üzerine Ergenekon’un finans ayağına ilişkin incelemelerini bitirmek üzere olan BDDK murakıpları ve Maliye Bakanlığı Kontrolörleri’nin hazırladıkları ön raporda Şener Eruygur dönemiyle ilgili usulsüzlük iddiaları sürüyor. Kamuoyunda “haber alma ödeneği” olarak bilinen ve istihbarat çalışmaları için kullanılan Jandarma Genel Komutanlığı’nın örtülü ödeneğinin, Eruygur’un komutanlığı döneminde jandarmanın normal işleri için de kullanıldığı belirlendi.

14 FORD RANGER JİP ALINMIŞ

Buna göre, Eruygur döneminde örtülü ödenekten yapılan toplam 13 milyon liranın 7.5 milyon liralık kısmı beş kişinin hesaplarına aktarıldı. Geri kalan yaklaşık 5.5 milyon liralık bölüm ise makam otomobili, inşaat, bilgisayar ve matbaa işleri gibi hizmet alımlarında kullanıldı. İstihbarat için verilen örtülü ödenekten yapılan harcamalar arasında 14 adet Ford Ranger marka jeep ile 10 adet Fiat Albea marka araçların alımı da bulunuyor. Bu araçların makam hizmetlerinde kullanıldığı belirtildi.

Rapor Başbakanlık Teftiş Kurulu’na gönderilecek

Şener Eruygur döneminde Jandarma Genel Komutanlığı’nın ‘istihbarat’ amaçlı kullanılması gereken örtülü ödeneğinden, ödeme yapılan şirketlerin listesine Star ulaştı. Bu listede, silah ve mühimmat alımı konusunda tek bir şirket dahi bulunmuyor. Şirketlerin tamamı, inşaat, otomotiv ve bilgisayar şirketlerinden oluşuyor. Yine, örtülü ödenekten ödeme yapılan şirketler arasında bazı matbaaların olması da dikkat çekti.

BDDK murakıpları ve Gelirler Kontrolörleri, örtülü ödenekten tüzel kişilere yapılan ödemelerin ayrıntılarının araştırılması için, hazırlanan raporların İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Başbakanlık Teftiş Kurulu’na gönderilmesini kararlaştırdı. Tüzel kişilerinden alınan hizmetlerin ayrıntıları ise yapılacak bu incelemenin ardından netleşecek.

STAR
02 Eylül 2009

Devamını BURADAN okuyun...>>>

1.9.09

ERUYGUR BU PARAYI NEREYE HARCADI

Eruygurun Örtülü 13 Milyonu Nerede

Ergenekon sanığı Şener Eruygur, Jandarmanın 13 milyon lirasını nereye harcadı?

Ergenekon sanığı Eruygur, Jandarma örtülü ödeneğinden 13 milyon lira harcadı. Eruygur’a yakın isimlere aktarılan 7.5 milyonun akıbeti bilinmiyor

Ergenekon silahlı terör örgütü iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, BDDK murakıpları ve Maliye Bakanlığı kontrolörleri tarafından “örgütün finans kaynakları”na yönelik incelemenin büyük kısmının tamamlandığı öğrenildi. ‘Üs düzey Ergenekon yöneticisi’ suçlamasıyla yargılanan Jandarma eski Genel Komutanı Şener Eruygur’un, iki yıllık komutanlığı döneminde, örtülü ödenekten yaptığı 13 milyon liralık harcamanın 7.5 milyon liralık kısmının beş şahsın hesabına aktarıldığı belirlendi. Eruygur’a yakın şahıslara yapılan 7.5 milyon liranın nerede kullanıldığı ise saptanamadı.ÖRGÜTÜN FİNANS AYAĞI İNCELENİYOR

BDDK murakıpları ve Maliye Bakanlığı kontrolörlerinin hazırladıkları ön rapora Star ulaştı. Murakıplar ve kontrölerler, Jandarma eski Genel Komutanı Eruygur’un da hesaplarını mercek altına aldı. Yapılan incelemede, Eruygur’un, Komutanlığı döneminde, komutanlık adına açılması ve yapılması gereken “örtülü ödenek harcamalarını” kendi hesabından ve kendine yakın kişiler üzerinden yaptığı belirlendi. Ve Eruygur’un, komutanlığı döneminde örtülü ödenekten yapılan rekor düzeydeki harcamaların büyük kısmında ise hiçbir bilgi ve belgeye ulaşılamadı.

HESABINA MİLYON DOLARLAR AKTARILDI

Yapılan incelemede, Şener Eruygur’un bir kamu bankasının Ankara Bakanlıklar Şubesi’nde açılmış 39 adet hesabı bulunduğu belirlendi. Söz konusu hesaplarda, milyon TL’lik para transferlerin yapıldığı tespit edilirken, yine aynı şubede açılmış olan Jandarma Komutanlığı’nın hesaplarından da, Eruygur’un hesaplarına milyon dolarlık transferlerin yapılması dikkat çekti.

ÖRTÜLÜ ÖDENEKTEN 13 MİLYON LİRA GİTTİ

Jandarma Genel Komutanlığı hesaplarında bulunması gereken örtülü ödenekten, Eruygur’un şahsi hesaplarına 13 milyon lira aktarıldığı belirlendi. Bunun 7.5 milyon liralık kısmının ‘beş kişinin’ hesabına aktarıldığı ve bu kişilerin parayı nakit olarak çektikleri tespit edildi. Bu paranın hangi amaçla kullanıldığına ilişkin hiçbir belgeye ulaşılamadı.

7.5 MİLYONUN HİÇBİR BELGESİ VE KAYDI YOK

Uzmanlar, 7.5 milyon liranın nerelerde kullanıldığına tespit edebilmek için, Maliye ve İçişleri bakanlıklarından bilgi istedi. Ancak her iki bakanlıkta da, 7.5 milyon liranın nasıl kullanıldığına ilişkin bilgi ve belgenin kendilerinde olmadığını bildirdi. 7.5 milyon lira raporlarda ‘kayıp para’ olarak nitelendirildi. Bununla ilgili olarak, araştırmanın genişletilmesi için Başbakanlık Teftiş Kurulu’na ve Maliye Bakanlığı’na raporlar gönderildi.

7.5 milyon lira yakın adamlarda

Rapora ‘kayıp para’ olarak giren 7.5 milyon liranın şu 5 isme gönderildiği belirlendi:

1-MEHMET SANİBAL: Jandarma Komutanlığı’nın hesaplarından Eruygur’un hesaplarına aktarılan örtülü ödenekten, Sanibal’ın hesaplarına toplam 5.3 milyon liralık kaynak aktarıldı. Yapılan incelemede, Sanibal’ın hesaplarına yatan 5.3 milyon liranın tamamının nakit olarak çekildiği belirlendi. Yapılan araştırmada, Sanibal’ın Rem Mümessillik ve Dış Ticaret A.Ş.’nin bir yetkilisi olduğu belirlendi. Rem Mümessillik’in ismi ise Ergenekon iddianamesinde, dinleme cihazları ithal eden şirket olarak geçmişti. Şirketin yöneticilerinden Hakan Şanlı da operasyon kapsamında tutuklanmıştı.

2- RECEP CÖMERT: Örtülü ödenekten Recep Cömert’in hesaplarına 1.1 milyon liralık kaynak aktarıldı. Söz konusu kaynakların tamamı, nakit olarak çekildi. Recep Cömert’in, Eruygur’un yakınında bulunan Jandarma Kıdemli Başçavuşu olduğu belirlendi.

3- ŞÜKRÜ MUAMMER ÖNER: Örtülü ödenekten 900 bin lira aktarıldı. Paranın tamamı Öner veya yakınları tarafından nakit olarak çekildi. Öner’in yurt dışındaki bazı şirketler adına çalıştığı belirlendi.

4- SEDAT KIYAK: Örtülü ödenekten 180 bin lira ödeme yapıldı. Söz konusu şahsın da Ergenekon Sanıklarından Hakan Şanlı’nın sahibi olduğu Sama Savunma Hizmetleri Ticaret A.Ş. ile Hasan Atilla Uğur’un ortağı olduğu Amaç Petrol Ürünleri Şirketi’nin yöneticisi olduğu tespit edildi.

5- MUSTAFA CEM BEYAZIT: Örtülü ödenekten bu şahsın hesaplarına da 45 bin lira aktarıldığı belirlendi.

Kaynak: Star


Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License