2.11.10

BOMBACI VEDAT ACAR

Bombacının kimliği belirlendi

Saldırgan Vedat Acar 24 yaşında ve Van Gürpınar nüfusuna kayıtlı. Acar'ın olaydan önce İstanbul Şirinevler'deki bir evde kaldığı öğrenildi.

Saldırganın öldüğü, 32 kişinin yaralandığı olayın faili, Van nüfusuna kayıtlı Vedat Acar. Acar'ın fotoğrafları bir gün önce basın mensuplarına dağıtılmıştı.

İstanbul Valiliği'nden konuya ilişkin yapılan açıklamada; "31 Ekim 2010 Pazar günü saat 10:40 sıralarındaİstanbulBeyoğlu İlçesi Taksim Meydanı'nda Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü bekleme noktasına yönelik olarak yapılan menfur saldırı ile ilgili olarak, eylemin failinin tespiti amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda;

Eylemi gerçekleştiren kişinin, Van Gürpınar nüfusuna kayıtlı 1986 doğumlu Vedat Acar isimli şahıs olduğu, 2004 yılında bölücüterörörgütüne katıldığı tespit edilmiş olup, olay ve şahsın irtibatlarına yönelik çalışmalar çok yönlü olarak devam etmektedir." denildi. Vedat Acar'ın fotoğrafları bir gün önce basın mensuplarına dağıtılmıştı.

Öte yandan Taksim'deki patlamayla ilgili 8 kişi gözaltına alındı.





Taksim bombacısı eylemden 1 gün önce kendisine lahmacun sipariş etmiş

Pazar günü taksimde meydanında üzerine bomba yerleştirerek polis noktasına saldırı düzenleyen terörist Vedat Acar'ın evine polis baskın düzenledi.

Canlı bomba Acar saldırı öncesinde evinin anahtarlarını oturduğu apartmanın altındaki lokantaya bırakarak, eylem için taksim meydanına gittiği öğrenildi.

İstanbulterörle mücadeleekipleri Pazar günü taksim meydanındaki polis noktasına bombalı saldırı düzenleyen Vedat Acar'ın evine baskın yaptı. Teröristin kaldığı evde arama yapan polis ekipleri daha sonra olay yerinden ayrıldı. Teröristin kaldığı evin altındaki lokanta sahiplerinin yaptığı açıklamada, teröristin yaklaşık 3 hafta önce eve taşındığını söylediler. Olaydan 1 gün önce lokantadan kendisine lahmacun söyleyen terörist, eylemi gerçekleştireceği Pazar günü sabahı ise evinin anahtarını lokanta sahibine bırakarak ayrıldığı öğrenildi.

Lokanta sahibi Osman Gülağacı yaptığı açıklamada teröristin dükkanından kendisine yemek söylediğini söyleyerek, "Cumartesi günü bizden kendisine lahmacun söyledi. Pazar günü ise gelip evinin anahtarını bıraktı. Daha sonra da olayı gerçekleştirdiğini öğrendik" dedi. Polis ekipleri çeşitli adreslerde yaptıkları operasyonlarda 8 kişiyi gözaltına aldı.


CİHAN


Devamını BURADAN okuyun...>>>

TAKSİMDE CANLI BOMBA

Taksim'de canlı bomba saldırısı

Taksim Meydanı'nda çevik kuvvet polis araçlarının bulunduğu noktada saat 10.38'de meydana gelen "canlı bomba" saldırısında 32 kişi yaralandı. Yaralıların tedavileri çevredeki hastanelerde devam ediyor.

YARALILARDAN 25'İNİN KİMLİĞİ BELİRLENDİ

Taksim Meydanı'nda meydana gelen patlamada yaralanan 32 kişiden 25'inin kimlikleri belirlendi. Taksim Meydanı'ndaki patlamada Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli İlker Avat, Erkan Serbay Sığırcı, Mustafa Aslan, Halil Keskinbıçak, Muzaffer Aslan adlı polis memurlarının yanı sıra trafik polisi İdris Nergis ile Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları Savaş Ateş, Mehmet Kızıltop, Saim Yamanlı, Emre Yıldırım, Bilal Çalışkan ve Ahu Sunu'nun yaralandığı bildirildi. Patlamada yaralanan 17 vatandaştan 13'ünün kimlikleri ise şöyle: Nuri Yılmaz, Gülden Güngör, Süleyman Karanlık, Recep Langin, Yeter Ünsal, Hüseyin Sarı, Hıdır Aydoğdu, Ahmet Eftada, Ayşe Elemeç, Saliha Aygördü, Sami Özverel, Sami Gürsel ve Ragıp Batur.

PATLAMADA 32 KİŞİ YARALANDI

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Taksim'de meydana gelen patlamada 15'i polis toplam 32 kişinin yaralandığını söyledi. Mutlu, olay yerinde patlamamış el butonlu plastik patlayıcının da ele geçirildiğini belirtti.

Taksim Meydanı'nda meydana gelen patlama ile ilgili İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Emniyet Genel Müdürü Hüseyin Avni Mutlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın birlikte basın açıklaması yaptı. Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal ise saldırıda yaralanan polislerin hayati tehlikelerinin olmadığını açıkladı. Köksal, "Ekiplerimiz detaylı inceleme ve araştırma içerisinde. Kısa süre içinde daha geniş bilgilere ulaşacaklar. Olay yeri inceleme ekiplerimiz olay yerindeki delilleri topladılar ve onlar üzerinde çalışılıyor. Yaralanan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Olay anında basın mensuplarının gösterdiği duyarlılıktan dolayı teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Saldırıda 32 kişinin yaralandığını ve yaralanan polislerin durumunun iyi olduğunu açıklayan Vali Mutlu şunları söyledi: "Bugün saat 10.40 sıralarında çevik kuvvet şube müdürlüğünün sabit görev yaptığı noktada emniyet personellerimize yönelik bir erkek şahıs tarafından gerçekleştirilen eylem neticesinde eylemi gerçekleştiren terörist olay yerinde ölmüş meydana gelen patlama sonucunda 5'i ağır olmak üzere 15 polis memurumuz ve 17 vatandaşımız toplam 32 kişi yaralanmıştır. Öncelikle bu menfur saldırıda yaralanan polis memurlarımıza emniyet teşkilatımıza güvenlik güçlerimize ve yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Özellikle durumu ağır olduğunu ifade ettiğimiz polis memurlarının durumlarının gayet iyi olduğunu hastanede tedavilerinin devam ettiğini ifade etmek istiyorum. Özellikle yaralanan polis memuru ve vatandaşlardan durumu hafif olan 23 kişi ayakta tedavi edilmişlerdir. Olay yerinde eylemi gerçekleştiren kişinin bulunduğu yerde el butonu düzenekli patlamamış plastik patlayıcı madde de ele geçirilmiştir. Olayla ilgili emniyet birimlerimiz koordineli şekilde çalışmalarını yürütmektedir. Bölgedeki MOBESE kameraları vasıtasıyla eylemcinin bu eylemi düzenlerken yapmış olduğu eylemin niteliği yönünde çok detaylı bir çalışmayı sürdürüyoruz. Bu konuyla ilgili gelişmelerden yeni gelişmeleri basınımızla doğrudan doğruya paylaşmaya devam edeceğiz. Bu tür eylemleri şiddetle kınıyoruz. Olayda hedef güvenlik güçlerimiz olmakla birlikte sivil vatandaşlarımız da etkilenmiştir.Terörün ne derece acımasız olduğunun bu bir göstergesidir. Bu bir insanlık suçudur. Bu suçu işleyenlerin çıkış yolu yanlıştır. Bu tür eylemlerle hiçbir şekilde ülkemizde milletimizin içerisinde huzursuzluk yaratarak netice elde etmeleri de asla mümkün değildir."

"Saldırganın kimliği ile ilgili açıklama yapmak durumunda değiliz." diyen Vali Mutlu, saldırganın iki kişi olduğu yönündeki değerlendirmelerin yanlış olduğunu ve erken değerlendirme yapmak istemediklerini belirtti. Vali Mutlu ölü ele geçirilen eylemci dışında gözaltına alınan bir eylemcinin bulunmadığını ifade etti.

AĞIR YARALI POLİSLERİN İSİMLERİ BELİRLENDİ

Taksim Meydanı'nda çevik kuvvet polis araçlarının bulunduğu noktada saat 10.38'de meydana gelen bombalı saldırıda ilk belirlemelere göre, 2'si ağır 15 kişi yaralandı. Durumu ağır olan polis memurlarının isimlerinin Halil Keskinbıçak ve Muzaffer Aslan olduğu belirlendi. Aralarında sivillerin de bulunduğu yaralılar, ambulanslarla Taksim İlkyardım Hastanesi'ne kaldırıldı. Konuya ilişkin açıklama yapan İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yaralı polislerin durumunun ağır olduğunu ancak, hayati tehlikesinin bulunmadığını söyledi. Çapkın, patlamayla ilgili "canlı bomba" ihtimali üzerinde durulduğunu kaydetti.
YARALI İKİ POLİS AMELİYATA ALINDI

Taksim'de meydana gelen patlamada yaralanan iki çevik kuvvet polisinin ameliyata alındığı bildirildi. Edinilen bilgiye göre, Taksim Meydanı'ndaki çevik kuvvetin bulunduğu noktada yaralanan ve Şişli Etfal İlkyardım Hastanesine kaldırılan çevik kuvvet polisleri Halil Keskinbıçak ile Muzaffer Aslan ameliyata alındı. Yaralı polislere kan vermek için çok sayıda polis memuru hastaneye geldi
YARALILARDAN 25'İNİN KİMLİĞİ BELİRLENDİ

Taksim Meydanı'nda meydana gelen patlamada yaralanan 32 kişiden 25'inin kimlikleri belirlendi. Taksim Meydanı'ndaki patlamada Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görevli İlker Avat, Erkan Serbay Sığırcı, Mustafa Aslan, Halil Keskinbıçak, Muzaffer Aslan adlı polis memurlarının yanı sıra trafik polisi İdris Nergis ile Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları Savaş Ateş, Mehmet Kızıltop, Saim Yamanlı, Emre Yıldırım, Bilal Çalışkan ve Ahu Sunu'nun yaralandığı bildirildi. Patlamada yaralanan 17 vatandaştan 13'ünün kimlikleri ise şöyle: Nuri Yılmaz, Gülden Güngör, Süleyman Karanlık, Recep Langin, Yeter Ünsal, Hüseyin Sarı, Hıdır Aydoğdu, Ahmet Eftada, Ayşe Elemeç, Saliha Aygördü, Sami Özverel, Sami Gürsel ve Ragıp Batur.

6 VATANDAŞ 9 POLİS YARALANDI

Taksim Meydanı'nda bekleyen çevik kuvvet polislerinin bulunduğu noktada saat 10.30 sıralarında meydana gelen patlamanın ardından 6'sı vatandaş, 9'u polis olmak üzere 15 kişi yaralandı. Yaralılar çeşitli hastanelere kaldırıldı. Taksim İlk Yardım Hastanesinde 10, Şişli Etfal Hastanesinde ise 3 kişinin tedavi altına alındığı bildirildi. Şişli Etfal İlkyardım Hastanesine kaldırılan çevik kuvvet polisleri Halil Keskinbıçak ile Muzaffer Aslan ameliyata alındı. Olay yerinde bulunan cesedin üzeri gazeteyle örtülürken, çevrede geniş güvenlik önlemi alındı. Cesedin vatandaşlara mı yoksa saldırıyı gerçekleştiren kişiye mi ait olduğu araştırılıyor.

PATLAMADA CANLI BOMBA ŞÜPHESİ

Taksim Meydanı'nda çevik kuvvet polisinin araçlarının bulunduğu noktada saat 10.38'de patlama meydana geldi. Olay yerinde bir kişinin öldüğü ve üzeri polisler tarafından gazete ile örtüldüğü dikkat çekti. Polis ekiplerinin telsiz konuşmalarından geçen ilk anonslarda bu ölen kişinin "canlı bomba" olabileceği şüphesi ifade edildi.Patlamanın PKK'nın daha önce açıkladığı "eylemsizlik" kararının bittiği güne denk gelmesi ise dikkat çekti.

ÇAPKIN PATLAMA BÖLGESİNDE

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yaşanan olayın çok üzücü olduğunu ifade eden Çapkın, ''Canlı bomba olduğu görülüyor. 22 yaralı var. Ölenimiz, şehidimiz yok'' dedi.
Çapkın, patlamanın meydana geldiği Taksim Meydanı'nda incelemelerde bulunarak ilgililerden bilgi aldıktan sonra basın mensuplarına açıklama yaptı.
Olayın çok üzücü olduğunu ifade eden Çapkın, ''Canlı bomba olduğu görülüyor. 22 yaralımız var. Ölenimiz, şehidimiz yok. Şu anda bildiklerimiz bunlar. Hepimize, ülkemize geçmiş olsun. Ağır olan 2 yaralı var gibi gözüküyor. Şimdilik söyleyebileceğim bunlar'' dedi.
Çapkın, olayı kimin yaptığının sorulması üzerine, ''Şu anda bir bilgimiz yok. Onlar şu anda araştırılıyor. Canlı bomba. Kendisi parçalanmış gördüğünüz gibi. Ceset erkek görünüyor'' karşılığını verdi.
Canlı bombanın polis otobüsüne girip girmediği yönündeki bir soruya da Çapkın, ''Evet polis minibüsüne girmeye çalışmış'' dedi.

SAVCI ZEKERRİYA ÖZ, PATLAMA YERİNDE

Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, Taksim Meydanı'nda canlı bomba saldırısının meydana geldiği olay yerine geldi.
Zekeriyya Öz'ün nöbetçi olduğu için gelmiş olabileceği tahmin ediliyor.

BUGÜNKÜ SALDIRI SON 11 YILDA TAKSİM MEYDANI'NDA POLİSE YÖNELİK 3. CANLI BOMBALI SALDIRISI OLDU

Bu sabah düzenlenen saldırı son 11 yılda Taksim Meydanı'nda polise yönelik gerçekleştirilen üçüncü canlı bombalı saldırısı oldu.
Taksim Meydanı'nda 27 Mart 1999 yılında Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı otobüsler ile bir panzerin beklediği yerde meydana gelen olayda, canlı bomba eylemcisi terörist üzerindeki bombayı patlatmıştı. Saldırıda 3'ü polis memuru 10 kişi yaralanmıştı.
Bir diğer canlı bombalı saldırı ise 10 Eyül 2001 tarihinde Gümüşsuyu Çevik Kuvvet bekleme noktasına meydana gelmişti. Bu saldırıda da 2 polis memuru şehit olmuş, 2'si ağır 13 polis memuru ve 7 vatandaş yaralanmıştı.

MEYDANA ÇIKAN YOLLAR KAPATILDI

Taksim'de meydana gelen patlama sonrasında birçok yol trafiğe kapatıldı. Taksim Meydanı'nda saat 10.30 sıralarında meydana gelen patlamanın ardından, The Marmara Oteli önünden Beşiktaş'a inen, Sıra Selviler Caddesi ile Gümüşsuyu'ndan Taksim'e çıkan bütün yollar trafiğe kapatıldı. Meydandaki otobüs duraklarında bulunan bütün otobüsler boşaltılırken, vatandaşlar ve basın mensupları bölgeden kontrollü bir şekilde uzaklaştırıldı. Çevik Kuvvet polis noktasındaki otobüste büyük çapta maddi hasar oluşurken, çevredeki emniyet araçlarıyla, bazı iş yerlerinin camları da patlamanın şiddeti ve isabet eden şarapnel parçalarıyla kırıldı. ''Canlı bomba''ya ait olduğu belirtilen ceset de Çevik Kuvvet ile diğer emniyet araçlarının arasındaki bölümde görülüyor. Patlamanın meydana geldiği bölgede bir piknik tüpü olduğu gözlenirken, Taksim Meydanı ile çevresi üzerinde izleme ve güvenlik gerekçesiyle sürekli bir polis helikopteri uçuş yapıyor.

KÖKSAL, İNCELEMELERDE BULUNMAK ÜZERE İSTANBUL'A GELDİ

Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, Taksim'de meydana gelen patlama ile ilgili incelemelerde bulunmak üzere İstanbul'a geldi.
THY ait uçakla Ankara'dan gelen Köksal, Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin patlamaya ilişkin soruları üzerine, İstanbul Emniyet Müdürülüğüne geçeceğini ve burada İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ile bir değerlendirme yapacaklarını, gerekli açıklamanın daha sonra yapılacağını bildirdi.
Köksal, yaralılara geçmiş olsun dileğinde bulundu.

TÜRK KIZILAYI ALARM DURUMUNA GEÇTİ

Taksim'de meydana gelen patlamanın ardından Türk Kızılayı da alarm durumuna geçti. Kızılay'dan yapılan açıklamaya göre, yaralıların kaldırıldığı hastaneler ile temasa geçilerek, muhtemel kan ihtiyacının karşılanması için gerekli hazırlıklar tamamlandı. Türk Kızılayı Çapa Kan Merkezi'nden 15 ünite 0 Rh(-) taze kan Taksim İlkyardım Hastanesi'ne ulaştırıldı. Patlamadan etkilenenlere psikososyal destek sağlamak amacıyla Türk Kızılayı Marmara Bölge Afet Yönetimi Müdürlüğü'nden(MAFOM) 1 öncü araç ile 2 uzman psikolog alana gönderildi. Çevredeki Türk Kızılayı şubeleri de bölgedeki çalışmalara destek veriyor. Gelişmeler Türk Kızılayı Afet Operasyon Merkezi(AFOM) ve Marmara Bölge Afet Yönetimi Müdürlüğü(MAFOM) tarafından izleniyor.

BBC, TAKSİM SALDIRISINI FLAŞ HABER OLARAK VERDİ

İstanbul Taksim meydanında gerçekleştirilen bombalı saldırı, tüm dünyada yankılandı. BBC, flaş haber olarak verdiği olay için "İstanbul merkezinde patlamada en az 15 kişi yaralandı" derken patlamanın, çevik kuvveti hedef alan bir intihar saldırısının olduğunun bildirildiğini de kaydetti.
İngiliz yayın kuruluşu BBC, İstanbul'un merkezinde Pazar sabahı meydana gelen patlama sonucunda en az 15 kişinin yaralandığını belirterek polisin, bölgenin kordon altına aldığına dikkat çekti. Ambulansların yaralılardan bazılarını hastane taşırken, bazılarının da olay yerinde tedaviye alındığı da ifade edildiği haberde, Türk televizyonlarına dayanılarak intihar saldırısının sonucunda meydana gelen patlamanın çevik kuvveti hedeflediğini de söyledi.
zaman.com.tr foto galeri

Devamını BURADAN okuyun...>>>

27.10.10

CASUSLUK SKANDALI

Projeler Yabancı Servislerde mi?

‘Askeri Casusluk’ iddiasıyla gözaltına alınan çoğu muvazzaf subay 40 zanlıya ‘Çok önemli savunma projelerini yabancı istihbarat servislerine sızdırdın mı” diye soruldu

İstanbul Emniyeti Organize Suçlarla Mücadele Şube’nin Ağustos ayında yaptığı fuhuş operasyonu, Türkiye tarihinin en büyük casusluk operasyonuna dönüştü. Gözaltına alınan 30’u muvazzaf 36 asker ile 4 TÜBİTAK görevlisinden bazıları, fuhuş, şantaj ve tehdit yolu ile elde ettikleri çok gizli belgeleri yabancı istihbarat servislerine sızdırmakla suçlanıyor. Türkiye’nin savunma sanayi ile ilgili çok önemli projelerin de yer aldığı belgelerin hangi ülkelere sızdırıldığı araştırılıyor.GİZLİ BELGELER MİT’E DE GÖNDERİLMİŞTİ

Ağustos’ta çok sayıda gizli belgenin ele geçirilmesi ve fuhuşta yabancı uyruklu kadınların kullanılması nedeni ile polis şebekenin yabancı istihbarat birimleri ile irtibatından şüphelenmiş ve dosyayı MİT’e de göndermişti. Dün gözaltına alınanlardan Albay İbrahim Sezer’in evi de Ağustos’ta aranmış ve çok sayıda gizli belge ele geçirilmişti. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait gizli belgeleri dışarı çıkardığı iddia edilen Sezer, operasyonun hemen ardından emekliye ayrılmıştı.

BELGELER HEP AYNI İSİMLERE GİTMİŞ

Çetenin, yabancı hayat kadınlarını kullanarak kritik görevlerdeki subay ve bürokratları fuhuş ağına düşürüp görüntüledikten sonra tehdit ve şantajla gizli belgeleri elde ettiği tespit edildi. Gizli belgelerin, daha sonra hep aynı isimlere gönderildiği belirlendi. Yabancı hayat kadınları nedeniyle yabancı ülkelere casusluk şüphesi yaratmıştı.

ÇOK ÖNEM VERİLEN PROJE DE ÇALINMIŞ

Önceki günkü ‘casusluk’ operasyonunda gözaltına alınan kriptoloji uzmanı 4 TÜBİTAK çalışanı ile Sivil Savunma Müsteşarlığı’nda Daire Başkanı Ahmet Lütfü Varoğlu’nun, görev yaptıkları birimlerde sürdürülen güvenlik açısından çok önemli bazı belgeleri fuhuş şebekesine verdiği iddia ediliyor. Gizlilik derecesi çok yüksek olan bu projelerden birinin de Türkiye’nin çok önem verdiği bir projenin de olduğu iddia ediliyor.

‘Vatana ihanet’le yargılanıyorlar

Ergenekon savcısı Fikret Seçen’in başında olduğu “Askeri casusluk” iddiasıyla yürütülen soruşturmada, 6 muvazzaf asker dün Beşiktaş’ta bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

6’SI DA SERBEST BIRAKILDI

Zanlıların birini savcılık, 5’ini ise mahkeme serbest bıraktı. Savcı Seçen, şüphelilere, “Devletin gizli belgelerini yabancı istihbarat servislerine verdin mi” sorusunu yöneltti. Hukukçular gizli bilgilerin yurtdışına çıkarılma suçunun hem Askeri Ceza hem de Türk Ceza Kanunu’na göre ‘vatana ihanet’ cezasını gerektirdiğini belirtti. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şentop “Askeri casusluğun Askeri Ceza Kanunu’nda da, Türk Ceza Kanunu’nda da ilgili maddeleri bulunmakta. Askeri belgeleri yurtdışına kaçıranlar vatana ihanet suçu kapsamında da yargılanırlar” dedi. Vatana ihanet suçunu işleyen TCK’daki hükümlere göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılıyor. Bu arada soruşturma kapsamında Ankara’da gözaltına alınan üç kişi de gece İstanbul’a gönderildi.

BAZI PROJELERİ ENGELLEMİŞLER

TÜBİTAK ve Sivil Savunma Müsteşarlığı’nda yapılanan şebekenin devletin büyük bir gizlilik içinde yürüttüğü çok önemli projelerden bazılarını çeşitli yöntemler kullanarak engellediği tespit edildi. Şebekenin gizli belgelerle ne yaptığı ve hangi ülkelere servis ettiği araştırılıyor.


BÜNYAMİN DEMİRKAN İSTANBUL
stargazete.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

TSKYI KİM YIPRATIYOR?

TSK’yı Yıpratan Generaller!...

TSK halkın gözünde “Peygamber Ocağıdır”


TSK’ yı yöneten general ve amirallerin bazıları son yıllarda normal insan aklının alamayacağı kadar anormal olaylarda karşımıza çıktı.

***

Son yıllarda tüylerimizi diken diken yapan bazı olaylar şunlardır:


*Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil’ in yolsuzluktan rütbelerinin sökülmesi ,


*Emekli Orgenarller Hurşit Tolon, Şener Eruygur, emekli tuğgeneraller Veli Küçük, Levent Ersöz’ünn Ergenekon’dan sanık olmaları, emekli Org Çetin Doğan Balyoz’dan sanık olmaları.*Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu'nun çürük davasında şüpheliler arasında yer alması

*Orgeneral Saldıray Berk’ in Erzincan Davasındaki konumu


*Deniz Kuvvetleri’nde bir fuhuş çetesi bulunduğu ve bu çetenin bazı amirallere şantaj yaptığı iddiası üzerine soruşturma başlatılması.
30 muvazzaf askerin bulunduğu kişilerin gözaltına alınması ve operasyonda arama kararı çıkan adresler arasında Genelkurmay Başkanlığının da yer alması.


*KAFES Eylem Planı davasındaki askerler ve Poyrazköy davasının tutuksuz sanığı Tuğamiral Şafak Yürekli’nin de aralarında bulunduğu 14 subayın ise 8 Kasım 2010’dan sonra zorla getirilmesine (Merkez Komutanlığı’nda görevli yetkililer eşliğinde) karar verilmesi,Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve TÜBİTAK’ta arama yapılması.
V.s. Bunların hepsini yazmaya kalksak günlerce üzerinde çalışmak gerekir.
***
TSK’ nın içinde darbeci, cuntacı, hortumcu, fuhuşcu, en acısı birde casuslar çıkmasını içimize sindirmemiz mümkün değildir.

TSK içindeki bu yüz karaları TSK’ yı yıpratıyor.

Bir soruyu açık seçik ve yüreklice sormak gerekir.

Ne oldu da Peygamber Ocağı bu hallere düştü?

TSK’ yı neden ve niçin ve kimler bu hale düşürdü?


TSK’ yı yıpratan bu ayrık otlarıdır.


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’ in ilk işi TSK’ daki ayrık otlarını temizlemek olmalıdır.


TSK, içindeki ayrık otlarını taşımak ve beslemek zorunda değildir.


Org. Koşaner’ e önerim; TSK’da eğitim ve terfi sistemi tekrar gözden geçirilmelidir.

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) ın yapısı da değişmeli ve YAŞ üyelerinin sayısı artırılmalıdır.


YAŞ’ a her rütbeden temsilci alınmalıdır.

Tevfik DİKER

Devamını BURADAN okuyun...>>>

22.10.10

SANA YER YOK ANNE

Sıkmabaşınla sana bu kamusal alanlarda yer yok anne!

Senin başının örtülü olmasından bu devlet korkuyor anne. Kapılar sana ve senin gibi başını örten kadınlara kapalı. Senin yüzünden okullarda çocukların başlarını kapatacaklarından korkuyorlar. Senin yüzünden başı açık kızların üniversiteye gidemeyeceğini düşünüyorlar. Senin ve senin gibi başı kapalı kadınlar yüzünden bu ülkenin bir ‘İslam Cumhuriyeti’ olacağını söylüyorlar.Babamdan değil başın kapalı olduğu için senden korkuyorlar anne!

Sen ki iki ablama tek bir gün “Başını ört” dememişsin. Sen ki 3 tane Atatürkçü aydın çocuk yetiştirmişsin, nafile…

Sen başını senden korkanların sevdiği gibi onların sözleriyle ‘Anadolu usulü’ kapatıyorsun ama onlara bu da yetmiyor. Senin başörtünden biraz daha farklı başlarını bağladıkları için Cumhurbaşkanı’nın eşine küfür niyetine ‘sıkmabaş’ diyorlar. Başbakan’ın eşinin başı örtülü diye Canan Arıtman adında bir milletvekili “Araplar gibi giyinme” diye mektup yazabiliyor.

Ah benim öz be öz Ahıska Türkü annem bu kafatasçılar senin ve senin gibi başı örtülü kadınların Arap olduğunu zannediyorlar.

Anneciğim tek şansın üniversite çağını geçmiş olman. Bir de üniversite çağında olsaydın tarihin yüzkarası ‘utanç odaları’na alacaklardı seni. İkna olmazsan türlü şaklabanlıklar yapmaya zorlayacaklardı.

Boneyle, perukla, şapkayla girebilecektin bu ülkenin üniversitesine.

Bitirdikten sonra ise yallah evine…

Emekli asker babamın komutanları başı örtülü bir kadın ile yan yana gelmeyi kendilerine hakaret sayıyorlar.

Sana bu kamusal alanlarda yer yok, ağlama anne üzme beni…

Sana bunları anlattığımda savaşı kaybetmiş yenik bir komutanın titreyen sesiyle “Canları sağolsun” diyorsun ya..

Benim bu hoyrat adamlar karşısında canım hiç sağ olmuyor anne.

Başının örtüsü yüzünden biz çocuklarının yanlış anlaşılacağını düşündün durdun bunca yıl. Gizli gizli utandın…

Hiç utanma anne.

Senden korkanlar, utananlar utansın.

Devlet ana seni ve senin gibileri başınız kapalı diye sevmese de ben severim.

Sen benim anamsın.

CÜNEYT ÖZDEMİR RADİKAL 22.10.2010

Devamını BURADAN okuyun...>>>

TEMİZÖZ DOSYASI

Faili Meçhuller Dosyası

Faili meçhuller davasında avukatların “Temizöz’ün soruşturma evrakları kayboldu, bulunsun” dediği dosyayı star gazetesi buldu.
Faili meçhuller davasında avukatların “Temizöz’ün soruşturma evrakları kayboldu, bulunsun” dediği dosyayı star buldu. Temizöz’ün kaçakçılarla arasında anlaşmazlık çıkınca onları tehdit ettiği anlatılıyor

20 faili meçhul cinayetin infaz emrini verdiği iddiasıyla 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan emekli Albay Cemal Temizöz’ün, Cizre’de görev yaptığı dönemde hakkında açılan bir dava dosyasın kaybolduğu ortaya çıkmıştı. star, kaybolan o dosyaya ulaştı.‘TEMİZÖZ BİZİ ÖLÜMLE TEHDİT ETTİ’

Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1995 yılında hazırlanan soruşturma evrakındaki bilgilere göre o dönem Cizre’de kaçakçılık yapan Veysi Özcan, Şeyhmus Ceylan ve Ethem Aksal, dönemin Cizre İlçe Jandarma Komutanı Temizöz’ün kendilerini ölümle tehdit ettiği gerekçesiyle Cizre savcılığına suç duyurusunda bulundular.

SAVCILIK GÖREVSİZLİK KARARI VERDİ

Cizre Başsavcılığı, gasp, hürriyeti tahdit ve ölümle tehdit suçlaması ile Temizöz ve soyadı bilinmeyen astsubay Yavuz hakkında soruşturma başlattı. Ancak dosya daha sonra ‘görevsizlik’ kararı ile Cizre İlçe İdare Kurulu’na gönderildi.

Görevsizlik kararında “Temizöz ve Yavuz’un kaçakçılığın ortaya çıkmasında görev aldıkları, ancak sonradan müştekiler ile sanıklar arasında çıkan bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle şikayetçilerin araçları ve kimliklerini gasp ederek bir süre karakolda kanunsuz olarak tuttukları ve bu sırada ölümle tehdit ettikleri anlaşılmakla...” deniliyor.

İDARE KURULU’NA GİTTİ VE YOK OLDU

Savcılık, sanıkların asker olduğu ve görevleri sırasında bu suçu işlediklerini belirterek ‘görevsizlik’ kararı veriyor ve dosyayı Cizre İlçe İdare Kurulu’na gönderiyor. Temizöz davası müdafii avukatı Tahir Elçi, “İdare Kurulu’na giden evrakın akıbeti ile ilgili bir gelişme yok. Şu an evrakın Cizre ilçe idare kurulunda olduğu da net değildir” dedi.

Kaynak: Star

Devamını BURADAN okuyun...>>>

11.10.10

HSYK ARTIK TEMİZ

HSYK üyeleri istifa etti

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek, Kurul'un 17 Ağustos 2010 tarihinden beri fiilen çalıştırılmadığını ifade ederekk, kendisi ile birlikte Suna Türkoğlu, Musa Tekin, Orhan Cem Erbük, Fatma Anıl Genç, Hatice Ceyda Keyman ve Ayşe Albayrak Doğan'ın görevlerinden ayrıldıklarını açıkladı. Ali Suat Ertosun ise hala görevde.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) BaşkanvekiliKadir Özbekbaşta olmak üzere üyeler Musa Tekin, Ayşe Albayrak Doğan, H. Ceyda Keyman, Suna Türkoğlu, Fatma Genç 'Gündemi belli olmayan görev yaptırılmayan kurumda daha fazla kalmanın bir anlamı yok' diyerek istifa ettiler. İstifa eden üyeler, kararlarının münferit olduğunu bildirdiler.Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili Kadir Özbek, ''Gündemi belli olmayan, toplantı yaptırılmayan, karar verdirilmeyen, görüşlerini açıklaması dahi fiilen engellenen bir yapı içerisinde daha fazla kalmanın bir yarar sağlamayacağı görüşüyle, ben ve arkadaşlarım Suna Türkoğlu, Musa Tekin, Orhan Cem Erbük, Fatma Anıl Genç, Hatice Ceyda Kerman ve Ayşe Albayrak Doğan, görevimizden ayrılma kararı almış bulunuyoruz'' dedi.

Özbek, düzenlediği basın toplantısında, Kurul'un bir süredir kamuoyunun gündeminde çok yoğun bir biçimde yer aldığını söyledi. Hukukun toplum için olduğunu ve toplumla iç içe olduğunu söyleyen Özbek, şunları kaydetti:

''Sürekli tartışma konusu yapılması ve bu yolla yıpratılması, topluma, hukuka ve hukuk kurumlarına zarar vermektedir. Birinin her an hukukun koruması altında olduğunu hissetmeli, hukukun herkes için aynı ve tek olduğuna inanmalı, kurallar ve kurumlardan oluşan hukuk devletinde yaşamanın en temel hakkı olduğunu bilmeli ve bunun için de mücadele etmelidir. Hukuk kurumları ise bu süreçte kendilerine anayasa ve yasalarla verilen görevleri görev bilinci ve sorumluluğu içerisinde hukuk kurallarına göre yerine getirmek zorundadırlar. Bu bağlamdaHSYKhiçbir önyargı ve hiçbir art niyeti olmadan anayasanın çizdiği sınırlar içerisinde ve kanunların kendilerine verdiği yetkilerine sahip çıkarak görev yapmak amacını ısrarla ortaya koymuş olmasına rağmen, 17 Ağustos 2010 tarihinden itibaren fiilen çalıştırılmamaktadır.

Üzüntüyle ifade edelim ki bu husus Adalet Bakanlığına defalarca iletilmiş, sözlü ve yazılı başvurularla duruma resmiyet kazandırılmış, yapılamayan her toplantı için Kurulun seçimle gelen üyeleri tarafından tutanak tutularak durum ilgili makamlara iletilmiş olmasına rağmen bugüne kadar hiçbir sonuç alınamamıştır.

Adalet Bakanlığı son olarak Adalet Bakanı imzasıyla göndermiş olduğu yazısında yeni oluşum tamamlanıncaya kadar mevcut HSYK'ya gündem yapılmayacağını, Kurul Başkanvekilliğine resmen bildirmiş bulunmaktadır. Bu süre içerisinde HSYK halen yürürlükte olan 2461 sayılı kuruluş kanunundan ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunundan kaynaklanan ve birçoğu ivedi olan, hiçbir görevini yapamadığı gibi bu ivedi işlerin adalet Bakanlığınca nasıl yürütüldüğü konusunda da hiçbir bilgisi bulunmamaktadır.

Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan ve 20 ayrı kuruluştan görüş istendiği bildirilen HSYK Kanun Tasarısının ön taslağının hazırlık çalışmaları sırasında kurulumuzun seçimle gelen üyeleriyle herhangi bir bilgi paylaşımında bulunulmadığı gibi taslak tamamlandıktan sonra bir iletişim kurulamamış, taslak hakkında görüşü istenen kuruluşlar arasında kurula yer verilmemiş, hatta kurulun bu taslak hakkında hazırladığı görüşlerini HSYK'nın kendiinternetsitesinde yayınlanmasına da olanak tanınmamıştır.

Bizim bugün basın toplantımızı yapacağımızı açıkladıktan sonra yaklaşık 1.5 saat kadar önce HSYK'nın internet sitesine bizim yeni taslakla ilgili kurulun görüşlerinin eklendiğini öğrenmiş bulunuyoruz.

Gündemi belli olmayan, toplantı yaptırılmayan, karar verdirilmeyen, görüşlerini açıklaması dahi fiilen engellenen bir yapı içerisinde daha fazla kalmanın bir yarar sağlamayacağı görüşü ile ben ve arkadaşlarım Suna Türkoğlu, Musa Tekin, Orhan Cem Erbük, Fatma Anıl Genç, Hatice Ceyda Kerman ve Ayşe Albayrak Doğan, görevimizden ayrılma kararı almış bulunuyoruz.''

"SEÇİM GÜNÜNÜ BEKLEMEDEN AYRILMA KARARI ALDIK"

"Bugüne kadar neden bekledikleri'' konusuna da değinen Özbek, bugüne kadar hiçbir evrakı imzalayamadıklarını, hiçbir konuda görüşme yapamadıklarını ve hiçbir karar alamadıklarını yineledi. Özbek, ''Ancak, hep kararnamenin geri kalan kısımlarının getirileceğini bekledik, getirilmesi gerektiği konusunda Bakanlıkla sürekli yazışmalar yaptık. Ayrıca, çok önemli gördüğümüz günlük ve ivedi işlerin gündem dışı olarak getirilip, bir karara bağlanması gerektiği ve bu eksikliğin, gereğin tamamlanması icap ettiği için de görevimizi devam ettirmeye çalıştık. Fakat, maalesef bugüne kadar herhangi bir kurulun işlemi, kararı, benzer bir tasarrufu olmamıştır. Ayrılmamızın en önemli gerekçesi budur, arkadaşlar'' diye konuştu.

Özbek, daha fazla beklemek istemediklerini ifade ederek, ''Bekleyip, 17 Ekim tarihinde gerçekleştirilecek seçimden sonra gelecek arkadaşlarımızın buraya gelmesinden veya isimlerinin belli olmasından sonra ayrılmanın da bir takım polemiklere sebep olacağı, yeni oluşacak kadronun beğenilmediği veya onlarla uyumlu bir şekilde çalışılamayacağı şekilde bir takım değerlendirmeler yapılabilir endişesiyle seçim gününü beklemeden ayrılma kararı aldık'' dedi.

Kararlarının tamamen ''münferit'' olduğunu vurgulayan Özbek, ''Her bir arkadaşımız, bu yoldaki iradesini, düşüncesini kendileri ifade etmişlerdir. Bugün birlikte de bu kararın uygulanmaya konmasını uygun gördük'' değerlendirmesinde bulundu.

HSYK üyelerinin haberdar olmadığı kanun tasarısı ön taslağı...

Bir gazetecinin "İstifanızı 17 Ekim sonrasına bırakmak istemiyoruz dediniz bu istifanızı bir seçim stratejisi mi. Görev sürenizin dolmasına bir süre kala gerçekleşmesi anlamlı değil mi?" sorusuna Özbek, "Günlük yaşamda konuşma imkanı olsa ucuz kahramanlık yapmıyoruz 17 Ağustos'tan beri bu konuları değerlendiriyorduk. O süreden beri kurum normal çalışmalarını yapamamaktadır. Bir hakim ciddiyetinde olayları yansıtmaya çalıştık. Yapabileceğimiz budur" diye cevap verdi.

Özbek başka bir soru üzerine de, "Biz Yargıtay veDanıştayüyeleriyiz eski görevlerimize geri dönüp görevlerimiz sürdüreceğiz" dedi.

samanyoluhaber.com
11.10.2010

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License