İsmet Berkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İsmet Berkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.7.10

KILIÇDAROĞLU ÇÖZEMEZ

Kılıçdaroğlu, bu kafayla
hiçbir şeyi çözemez!

Etrafta Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili yüksek bir beklenti olduğunun, medyanın deyişiyle ‘Bir Kılıçdaroğlu rüzgârı’nın esmekte olduğunun farkındayım elbette.
Ancak rüzgârı estiren ümit ve iyimserlik ile o rüzgârın sürmesini sağlayacak doğru siyasetçilik birbirine karıştırılıyor.
Rüzgârı estiren ümidi ve iyimserliği en azından seçim gününe kadar en yüksekte tutmak için hakkında iyimser bir ümit beslenen siyasetçinin de hep ‘doğru’ hareket etmesi gerekiyor. Siyasetçi ‘doğru’ hareket etmezse, arkasındaki rüzgâr hafiflemeye başlıyor.
Amerika’da Barack Obama, kendisiyle ilgili ümit ve iyimserliği seçim gününe, hatta seçimi izleyen aylara kadar başarıyla taşıdı, daha onunla ilgili hayal kırıklıkları yeni yeni başlıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili hayal kırıklıkları ise seçime bir yıldan fazla zaman varken başladı bile.Sadece son bir haftaya sığan şu ‘mühim’ siyasi gelişmelere bakın: Gediktepe’de çömelirsin, çömelmezsin... Ben onun gözlerinden korkuyu okudum... Türbanı iktidara gelince biz çözeriz...
Bunlar, siyasetin seviyesinin bizzat ana muhalefet lideri tarafından düşürülmesinin birkaç örneği. Aslında üstünde durmaya bile değmez, ama bunları yapan hakkında ümit beslenen bir siyasetçi olunca değinmek kaçınılmaz.
Bir askeri mevzide çömelmenin neden tartışıldığını, bundan neden ulusal gurur tartışması çıktığını anlayabilmiş değilim. Gediktepe dağın başı. Kemal bey (ve ulusalcı medya) zahmet edip etraflarına baksalar, Gediktepe’deki kum torbalı mevzilerin aynısının İstanbul’un, Ankara’nın göbeğinde de olduğunu görecekler.
Korkuyu gözlerinden anlamış. Bravo.
Türbanı o çözecekmiş. Ama daha cümlesi akşamı görmeden düzeltmesi geldi: ‘Mahkeme kararlarına saygılıyız.’
Ülkeyi yönetmeye talip siyasetçilerin, hakkında demeç verdikleri konularla ilgili en azından temel hukuki çerçeveyi iyi bilmelerini salık vermek yanlış bir şey mi?
Türbanla ilgili artık kalın bir kitap büyüklüğüne ulaşan hukuki metinleri bilmeden ‘Biz çözeriz’ demek çok saçma.
Eğer Kemal Kılıçdaroğlu’nun başka kimsenin bilmediği ve bulamadığı bir çözüm
yolu varsa, bunu hayata geçirmek için CHP iktidarını beklemesi de bence saçma. Şimdiden otursun Ak Parti’ye yardımcı olsun, bu toplumsal sorun çözülsün.
Ama korkarım ortada böyle bir çözüm formülü falan da yok. Boş konuşmalar, temenni mahiyetinde politika önerileri var sadece.
Yazık.

İSMET
BERKAN

radikal

03/07/2010
ismet.berkan@radikal.com.tr

Devamını BURADAN okuyun...>>>

24.2.10

GÜVENDİĞİN DAĞLARA...

Güvendiğin dağlara...

Etrafımdaki insanlar, önceki günden beri, daha önce onlarda görmediğim cinsten bir infial içindeler.
İnfialin sebebi belli: Aralarında dört yıldızlı general ve amirallerin de bulunduğu 49 emekli veya halen görevde askerin polis tarafından gözaltına alınmasının yarattığı şaşkınlık hali bu.
Bu çapta bir adli operasyonu bu ülkenin tarihinde daha önce hiç görmedik. Dünyada da sık rastlanan bir durum değil bu. Çok az sayıda ülkede çok az defa böyle yüksek askeri kişilerin de dahil olduğu adli operasyonlar yapıldı.
Hele hele, kendimizi mensubu saymaktan hiç beis duymadığımız uygar Batı ülkelerinde (belki Yunanistan, İspanya, Portekiz hariç) hiç olmamış ve herhalde olmayacak bir şeyi yaşıyoruz.
Öte yandan iddialar, yani bu adli operasyona temel teşkil eden belgeler vs. de vahim, halen infial içindekilerin hiç değilse bir bölümü bu vahameti de kabul ediyorlar. Ülkeyi darbeye sürüklemek için tasarlananlara, akıllardan geçirilen kimi şeylere kısa süre önce Genelkurmay Başkanı bile ‘vicdansızlık’ dedi, en hafifinden.
Peki ne oluyor? İnfial içinde çok sayıda Radikal okuru olduğunu düşündüğüm için yazıyorum esas olarak bu yazıyı: Ne oluyor?
Olan şu kabaca: Türk Silahlı Kuvvetleri, hep ‘Kol kırılır yen içinde’ mantığıyla ve kapalı bir kutu gibi hareket etmeye alışmış bir kurum. Bu kurum, temel meşruiyetini de, Anayasa ve yasaların da ötesinde, doğrudan sokaktaki vatandaşın ona duyduğu güvenden almaya fazlasıyla alışmış.Zaten bu alışkanlık nedeniyle TSK zaman zaman siyasi parti gibi davranabiliyor, örneğin kendi ilgi alanı dışındaki konularda bile basın açıklamaları yapabiliyor, kendine ‘Ulusun koruyucusu’ rolünü biçebiliyor.
Açıkçası TSK zamanın ruhunu okumakta güçlük çekiyor veya bu okumayı doğru yapsa bile uygulamaya geçemiyor, eski dönemin alışkanlıklarından kurtulamıyor. Bunu yapamadığı, kendi içinde ‘Demokrasinin ordusu’ haline gelmeyi başaramadığı için de, en istemediği durumla karşı karşıya kalıyor: Halk nezdindeki güveni aşınıyor.
Son gözaltılar, bu güven aşınmasının son unsurları.
Eğer TSK, kendi içinde geçmişte yasadışı ve demokrasi dışı heveslere kapılmış olanlara karşı kararlı ve inandırıcı bir adli süreç yürütebilmiş olsaydı, bugün belki de böylesine bir durumla karşılaşmayacaktı.
Şimdi olan şu: Bugün savunulamayacak bir planı hazırlayan, bugün arka çıkılamayacak davranışlar içine giren kimi eski mensupları savcılıkta ifade için beklerken Genelkurmay’dan çıt çıkmıyor.
Çıkmaması da normal. Çünkü bu Genelkurmay Başkanı, yerinde bir tutumla, daha en başta hukuk devleti ve demokrasiye olan inancını açıkladı, hukuk devleti ve demokrasiyle bağdaşmayan hevesleri olanların da TSK içinde BA-RI-NA-MAZ olduklarını açıkladı.
Şimdi, en azından hukuk devletine saygı, savcıların yürüttüğü hazırlık soruşturması süresinde yargıya müdahale anlamına gelecek sözleri söylememeyi gerektiriyor.
Kaldı ki, sorşturulan şeyin çok masum bir şey olmadığını en iyi bilenlerden biri, şimdiki Genelkurmay Başkanı. Soruşturulan plan hazırlanırken o Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı’ydı. 1. Ordu o vakit böyle istenmeyen işlere girişemesin diye bu orduya bağlı birlikleri başka yerlere kaydıran ekibin de önemli bir üyesiydi. Yani Genelkurmay Başkanı zaten çıkıp, ‘Hayali konular soruşturuluyor’ diyemez, demez.
Bugün infial gösterenler, güvendikleri bir kurum yara alıyor, yıpranıyor diye infial halindeler aslında.
Ama söylemeye çalıştığım gibi, ya o kurum önlem alacak ve kendi iç temizliğini kendisi gerçekleştirip güvenilir kalmaya devam edecekti; ya da bir hukuk devleti ve demokraside ordumuzu seveceğiz, sayacağız ama onu zaten hayat tarzımızın güvencesi olarak görmek yerine kendimize güveneceğiz.
Seçim bizim.

İSMET
BERKAN

Türkiye

24/02/2010
ismet.berkan@radikal.com.trRADİKAL

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License