Mehmet Haberal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Haberal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.1.11

ÖNCEDEN "HABERAL"IYOR

Haberal 'Sevk Edilmesin' Hazırlığı

Kardiyoloji Enstitüsü “Haberal Adli Tıp’a götürülemez, götürülürse ölür. Adli Tıpçılar yatağı başında muayene etsin, dosyasındaki raporlarımıza göre de nihai kararını versin” şeklinde rapor hazırladı.
Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Üst Düzey Yöneticisi iddiasıyla tutuklu yargılanan ancak 665 gündür tutuklu olmasına rağmen hiç cezaevinde kalmayan Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın hastane serüveniyle ilgili yeni bir skandal daha ortaya çıktı. ‘Taburcu’ raporu 1 yıl mahkemeden saklanan Haberal için “Her türlü şartlar altında Adli Tıp’a sevk edilmesi” kararı çıkmadan bu karara önlem olarak rapor düzenlendiği ortaya çıktı.‘HER TÜRLÜ ŞART’ KARARINA RAĞMEN SEVK EDİLMEDİ

Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Kasım 2010 günü “Haberal’ın nihai sağlık durumuyla ilgili rapor aldırılması için Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine” karar verdi. Ancak bu sevk 20 Aralık 2010 gününe kadar gerçekleştirilmedi. 20 Aralık günü Haberal’ın tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’ne giden jandarmalara son dakikada hazırlanan “Yeriden oynatılırsa ölür” raporu verildi ve sevki engellendi.

AVUKATLAR SORDU VE CEVAP ALDI

Haberal’ın Adli Tıp’a gitmemek için 20 Aralık’tan çok önce hazırlık yaptığı ortaya çıktı. Mahkeme’nin “Adli Tp’a sevk” kararından hemen sonra avukatları, Kardiyoloji Enstitüsü’ne Haberal’ın Adli Tıp’a sevkinin ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatacak 4 soru sormuş ve cevap istemiş. Prof. Dr. Nazmi Gültekin, Doç. Dr. Barış Ökçün, Doç. Dr. Alev Arat Özkan ve Prof. Dr. Zerrin Yiğit, Haberal’ın avukatlarının sorularına istenilen cevapları 23 Kasım günü raporlaştırmış.

‘TIBBİ VE YASAL ZORUNLULUK’

Kardiyoloji Enstitüsü Başkanlığı’na gönderilen yazıda, Haberal’ın Adli Tıp Kurumu’na sevk edilemeyeceği, Adli Tıp raporunun da kendileri tarafından verilecek raporlar üzerinden hazırlanabileceği iddi adilmiş. 13 Kasım 2010 tarihli yazıda, “Haberal’ın muayenesinin Adli Tıp Kurumu uzmanlarınca Enstitümüzde hasta yatağı başında yapılması ve hasta dosyası içeriğindeki dökümanlar üzerinden sonuçlandırılmasının tıbbi ve yasal zorunluluk olduğu kanaatinde” olunduğu belirtilmiş.

‘Biz ne dediysek Adli tıp aynen kabul etsin’

Ergenekon davasına bakan İstanb ul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne Adli Tıp Kurumu uzmanlarının Mehmet Haberal’ın ayağına gitmesine karar verdiren 23 Kasım 2010 yazıdaki Haberal’la ilgili bazı tespitler şöyle:

TUTUKLANINCA PSİKOLOJİSİ BOZLDU

• Hastanın bekemediği bir anda tutuklanması posttravmatik stres sendromuna bağlı yoğun anksiyete ve müteakiben muhtemelen psikoz eşdeğeri iki uçlu major depresyon gelişmesine neden olmuştur. Tutukama durumunun devam etmesi hastada ani öfke patlamaları ve bir kaç dakika gerçek dünyadan kopuş nöbetlerine neden olmuştur.

PSİKOLOJİSİ ÖLÜME GÖTÜREBİLİR

• Psikosomatik açıdan yaklaşıldığında mevcut psikiyatrik tablonun vazospastik anginayı tetikleme potansiyeli hala vardır. Ayrıca katekolaminerjik deşarjın tabloyu şiddetlendirmeye ve ölüme yol açma olasılığı yüksektir.

ADLİ TIP YENİ TESTLER YAPMASIN

• Ölüm riski yüksek olan hastanın tutukluluk durumu halihazırdaki ruhsal ve bedeni yönden sağlık durumunu gün geçtikçe olumsuz yönde etkilemektedir. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nca Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın muayenesinin Enstitümüzde, hasta yatağı başında yapılması ve hasta dosyası içeriğindeki dökümanlar üzerinden sonuçlandırımasının tıbbi ve yasal bir zorunluluk olduğunun görüş ve kanaatindeyiz.

Sevk günü ‘ölebilir’ raporu böyle verildi

20 Aralık günü Haberal’ı Adli Tıp’a sevketmek için Kardiyoloji Enstitüsü’ne giden jandarma görevlilerine, 23 Kasım tarihli yazı ile 17 Aralık 2010’da Prof. Dr. Kema Arıkan, Prof. Dr. Nazmi Gültekin ve Dr. Ümit Yaşar Sinan tarafından verilen “Haberal’ın 16 Aralık akşamı deliryum tablosu geliştirdiği ve bu şartlarda yatarak tedavisi gerektiği” raporu gösterilen Prof. Dr. Nazmi Gültekin ve Dr. Rıza Kaya “Haberal’ın Adli Tıp’ta hazır edilmesi mümkün değildir” raporu veriyor.

Kaynak: Star

Devamını BURADAN okuyun...>>>

17.11.09

HABERAL'A TSK SPARİŞİ

TSK'dan Haberal'a Özel Sipariş

Genelkurmay'ın, Başkent Üniversitesi'ne 'Ilımlı İslam' 'İrtica ile mücadele' gibi konularda sempozyum yaptırmayı planladığı ortaya çıktı.

Genelkurmay'ın, kamuoyu oluşturmak için Ergenekon sanığı Prof. Mehmet Haberal'ın sahibi olduğu Başkent Üniversitesi'ne 'Ilımlı İslam' 'İrtica ile mücadele' gibi konularda sempozyum yaptırmayı planladığı ortaya çıktı.

İkinci isimsiz subayın Başbakanlık, Adalet Bakanlığı ve muhalefet liderlerine ihbar mektubuyla birlikte gönderdiği CD'den 'Harekat Başkanlığı Faaliyet Çizelgesi' başlıklı Powerpoint sunusu dikkat çekti.'Gizli' ibareli belgenin 'Kamuoyunu etkileme amaçlı bilimsel etkinlik toplantılarının düzenlenmesi' başlıklı bölümünde Ergenekon sanığı Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın sahibi olduğu Başkent Üniversitesi ve Vakıf
200 gibi kuruluş ve üniversitelere 'Ilımlı İslam' 'TSK'nın Türk toplumundaki yeri' 'Anayasa ve askeri yargı' 'irtica' konularında sempozyum ve seminer yaptırılması öngörülüyor.

Sunumda sempozyum ve seminerlerin her biri için 250-350 bin TL'nin, Harekat Başkanlığı'nın örtülü ödeneğinden karşılanması öneriliyor. Harekat Planı'nın 21'inci sayfasında yer alan o bölümde, araştırma şirketinin ve danışmanın Başkent Üniversitesi ile benzer anket çalışmaları yapabileceği belirtildi. Bu bölümde Başkent Üniversitesi ile Derya Araştırma Şirketi'nin ortak çalışması örnek olarak gösterildi

Anketten 'türban' çıkardılar


Lahikanın uygulanması kapsamında “Emre Kongar, İlber Ortaylı, Orhan Türkdoğan, Bekir Coşkun ve Ece Temelkuran gibi” kişilerin danışmanlığında anket yaptırılması talimatı veriliyor. Bu anketlerin sonuçları da önceden dikte ettiriliyor: "Türk toplumu yüzde 93'le en çok TSK'ya güveniyor, hükümete güven yüzde 45, halkın yüzde 85'i Irak'a operasyon yanlısı." Aynı ankette, başörtüsü konusunda da yönlendirme anketler ve haber başlıkları veriliyor. İşte o başlıklardan bazıları: " “Türkiye'de türban takan kadın sayısı son beş yılda yüzde 10 arttı, Türkiye'ye yaşayan yabancılara göre, Türkiye hızla dinci bir toplum haline geliyor, Arap ülkelerine daha fazla benzemeye başladı. Türban takan kadın/kızların yüzde 65'i çevre, aile ve eş baskısı nedeniyle türban takıyor.”


Düşmandan para aldıkları yazılacak


Psikolojik harp belgesinde TSK'ye karşı olan sivil toplum örgütlerinin karalanması için dezenformasyon yapılması öngörülüyor. Harekat planında “TESEV ve İHD”, TSK karşıtı faaliyetler içinde olmakla suçlanıyor. "Bu STÖ'lerin kamuoyundaki saygınlığını ortadan kaldıran ürünler gri ve kara yöntemlerle üretilecektir" denilen belgede, izlenecek yöntemler ise şu ifadelerle tarif edildi: "Bu STÖ'lerin yabancı güç merkezlerinin hizmetinde oldukları ve bunun çin Türkiye düşmanlarından para aldıkları belirtilecektir.”


Ümit Zileli sağlıklı bilgi verir


Belgede Ümit Zileli'nin de aralarında bulunduğu bir grup gazeteciden Psikolojik Harekat personeli olarak bahsedildi. 27 Haziran 2001 tarihli 1. Psikolojik Harekat Tabur Komutanı Tank Yarbay Bahadır Turgut imzalı belgede, Psikolojik Harekat Taburu sorumluluk sahasında ilişki kurulan kişiler şu şekilde sıralandı: "Ümit Zileli, Ali A., Hasan D., İsmail K., Süleyman Sefer C., Ömer E., İsmail B., Uğur Y., Sevgi E., Levon Panos D., Paşa Ümit E., Abdurrahman D., Bilge B., Erol K., Rıfat S., Şenol B., Ahmet B., Burhan P., Hasan Y., Cemal T., Mehmet Ali Ç., Savaşan T., Yavuz S., Azki Ş., Cihan Ç., Mehmet İzzet A., Selda P." Bunlar arasında Ümit Zileli, için şu değerlendirme yapıldı: "Sağlıklı ve somut bilgiler verir. Makam ve mevki hırsı vardır. Yekta Güngör Özden ile yakın ilişki içerisindedir. İşçi Partisi üyesidir."
aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License