ilker başbuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilker başbuğ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4.1.11

TSK'DA NAMAZ OLAMAZMIŞ

Namaz TSK'nın Değerlerine Aykırı

TSK içinde namaz kılan askeri ve sivil personelin takip edildiği, uyarıldığı, emir yayınlanarak namaz kılanlar hakkında yasal işlem yapılması istendiği ortaya çıktı.
Eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'u yalanlayan bir belge daha ortaya çıktı. Yeni Akit'in bugün yayınladığı belgeye göre TSK içinde namaz kılan askeri ve sivil personelin takip edildiği, uyarıldığı, emir yayınlanarak namaz kılanlar hakkında yasal işlem yapılması istendiği ortaya çıktı.

Geçtiğimiz ağustos ayında yaş haddinden emekliye ayrılan Başbuğ, görev yaptığı iki yıl boyunca söylediği pek çok söz daha sonra belgelerle yalanlamıştı.Başbuğ, İrtica ile Mücadele Eylem Planı için kağıt parçası demişti ama sonradan bu belgenin aslı ortaya çıkmıştı. Lav silahlarına boru demiş fakat onların dolu lav silahı olduğu ortaya çıkmıştı. Balyoz darbe planında ortaya çıkan cami bombalama planları için"Allah Allah diye hücüm emri veriyoruz, hiç asker cami bombalar mı, lanetliyorum demişti ama o bombalama işlemlerini yapacak askerlerin rütbelerine kadar planladığı ortaya çıkmıştı.

Ve son olarak TSK içinde namaz kılanlar hakkında yasal işlem yapılması istendiği ortaya çıktı. Hem de belgeyle....

İşte Yeni Akit'in ortaya çıkardığı o belge...

Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığı Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi'nde Yıllık Değerlendirme Konuşması'nda “TSK'yı ‘din karşıtı' göstermek isteyenler var” derken, Akit'in ortaya çıkardığı belge TSK'nın din karşıtlığını belgeledi.

TSK içinde namaz kılan askeri ve sivil personelin takip edildiği, uyarıldığı, emir yayınlanarak namaz kılanlar hakkında yasal işlem yapılması istendiği ortaya çıktı. Akit'in ulaştığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Elektro-Optik Sistemler Bakım Merkezi Müdürü Yüksek Mühendis Albay İlhami Güler imzalı, LOJ: 2050-1-01/İSTH. ve GÜV. KS. 151 sayılı ‘personelin uyarılması' konulu ‘gizli' emir belgesinde namaz kılan askeri ve sivil personelin uyarıldığı görülüyor. Yüksek Mühendis Albay Güler imzasıyla yayınlanan emirde personelden açıkça namaz kılmaması, kılanlar hakkında da yasal işlem yapılması isteniyor.

İŞTE ‘O' ŞOK EMİR

15 Şubat 2001 tarihli emrin ‘K-1033 Mal Saymanlığı', ‘Kalite Güvenlik Müdürlüğü', ‘Des Grup Komutanlığı'na iletildiği görülüyor. Namaz kılan personellerin bazı değerleri suiistimal ettiği iddia edilen emir belgesinde, “Mesai saatleri içerisinde ve istirahat saatlerinde bazı askeri ve sivil personelin açık veya gizli namaz kılarak, uymak zorunda olduğumuz bazı değerleri suistimal ettiklerini tespit ettim. Bu personellerin, bu tür davranışlarını devam ettirmeleri halinde haklarında yasal işlem yapılacağının, personele tebliğ edilerek, aksaklığa meydan verilmemesini rica ederim” deniliyor.

İLKER BAŞBUĞ'U YALANLAYAN BELGE

Eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un, “Askerlere, ‘Allah Allah' diye hücum emri veriyoruz” diyerek, Balyoz Darbe Planı'ndaki cami bombalama eylem planı haberlerine sert çıkması, Yüksek Askeri Şura kararlarıyla ordudan atılan askerlerin tepkisine neden olmuştu. YAŞ mağdurları, “Biz Allah dediğimiz için ordudan atıldık. İlker paşa kimi kandırıyor” diye cevap verirken, Akit'in ortaya çıkardığı son belge YAŞ mağdurlarını haklı çıkarırken İlker Başbuğ'u bir defa daha yalanladı.
akyifhaber.com'dan alıntıdır

Devamını BURADAN okuyun...>>>

22.7.10

BAŞBUĞUN OĞLU KİMİNLE?

Türkiye'yi Şok Eden Fotoğraf

Tüm Türkiye'yi hayretler içerisinde bırakacak bu fotoğraf, bir PKK teröristi ile PKK ile mücadelenin başındaki subayın oğluna ait...
Vakit gazetesi bugün Türkiye'yi şok eden bir habere imza attı.

İşte Vakit gazetesinin ulaştığı o fotoğraf ve bu kişilerle ilgili geniş bilgi:

09 Nisan 2009 tarihinde İstanbul'da PKK terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda, Burhan kod adlı Hasan Lala, Melike kod adlı Hacer Nar ve Ali kod adlı Yılmaz Ayyıldız isimli PKK teröristleri yakalanmıştı. Vakit, yakalanarak cezaevine konulan bu 3 teröristle ilgili detaylı bilgilere ulaştı. Yakalanan şahıslar, İstanbul Başsavcılığı'nda yapılan sorgulamada, örgüt adına kırsal ve siyasal alanda örgütsel faaliyet yürüttüklerini kabul ettiler. Şahısların ev aramalarında ruhsatsız silahların yanı sıra çok sayıda örgütsel doküman da ele geçirildi.KİM BU İSİMLER?

Hacer Nar savcıya verdiği ifadesinde, İbn-i Sina Hastanesi'nde 1992 senesinden itibaren 2 yıl hemşirelik yaptıktan sonra sol düşünceye mensup olduğu için arkadaşları ile beraber bazı zamanlar DEP'e gidip gelmeye başladığını, kendisini bu hareketliliğe kaptırarak, hemşirelik görevinden ayrıldığını, İran'a illegal yollardan çıktığını anlattı. Nar, 1994 yılında DEP'li Kars-Digor Belediye Başkanı Ali Ayman aracılığı ile kırsala çıktığını ve Madur kampına giderek burada kamp sorumlusu Şemdin Sakık ile görüştüğünü anlattı. Çok sayıda askerin öldürüldüğü eylemlerde yer aldığını itiraf eden Hacer Nar, terör örgütünde bayanlardan oluşan bölüğün komutanlığını yaptığı öğrenildi.

BDP'Lİ MİLLETVEKİLİNİ ANLATTI

Terörist Nar, BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel'in, örgütün tek tip elbisesini giyerek 2004 Haziran ayında Türkiye'den katılan PJA delegesi olarak kongreye katıldığını da söyledi.

BARIŞ ANNELERİ İNİSİYATİFİ İLE İLİŞKİLERİ

Nar'a örgüt tarafından 2004 yılının son aylarında, örgüt içerisinde almış olduğu eğitimler sonrası Türkiye'de yasal olarak faaliyet gösteren legal kurum ve kuruluşlarda görev alması yönünde talimat verilmiş. Sahte kimlikle Türkiye'ye geçişi sağlanan Nar, İstanbul'da bulunan Barış Anneleri İnisiyatifi'nde aktif görev almış.

UZAKTAN KUMANDALI BOMBA KONUŞMALARI

Evinde yapılan aramada çok sayıda örgütsel doküman ve yayın ele geçirilen diğer PKK'lı terörist Yılmaz Ayyıldız'ın, Ferit Baran isimli örgüt üyesi vasıtasıyla kırsala gönderdiği iki militan, Van Emniyet Müdürlüğü tarafından yakalanmış ve bu şahısların Yılmaz Ayyıldız'ın kullandığı telefonla irtibat kurdukları ve örgütsel içerikli konuşmaları adli olarak tespit edildi. Yine Yılmaz Ayyıldız'ın telefon görüşmesinde, görüştüğü şahsı öncelikle uygun telefon için yönlendirdiği ve akabinde uzaktan kumandalı bomba ve örgütsel malzeme teminine matuf konuşmaların gerçekleştiği de hukuki olarak tespit edildi.

VE HASAN LALA'NIN EVİNDEN ÇIKAN DOKÜMANLAR



Bu 3 isimden sonuncusu ise Burhan kod adlı Hasan Lala. Bu ismin, dağa çıkacak gençleri sorumlu örgüt mensuplarına yönlendirdiği ve başkasına adına alınmış hatlar üzerinden telefon görüşmelerini gerçekleştirdiği, iddianamede yer almıştı. Vakit, terörist Hasan Lala'nın evinde yapılan aramada ele geçirilen dokümanların detaylarına ulaştı. Hasan Lala'nın ikametinde bulunan bilgisayarında PKK güdümünde yayın yapan internet sitelerinden indirilen dokümanlar ile terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM (Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi) tarafından yapılan faaliyetlerin fotoğraflarıyla birlikte, HPG (Halk Savunma Güçleri)‘nin açıklamalarını içeren bildiriler, araç yakma eylemlerinin üstlenildiğine ilişkin haberler ve örgütsel mail adresleri bulundu. Yakalan şahıslara ait evlerde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel dokümanın yanı sıra biri ruhsatsız Glock marka ruhsatsız silah ele geçirildi.

ÖCALAN'IN AÇIKLAMALARI ÇIKTI

Hasan Lala'nın bilgisayarında yer alan “export\File Finder 11-04-2009 03-49-21\Office97+ Compound Document Type (DOC, XLS, PPT)\1” adlı dosyanın içerisinde; PKK/KONGRA-GEL terör örgütü güdümünde yayın yapan internet sitelerinden indirilmiş haberler bulundu. Bu haberler içerisinde bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın, terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan'ın ve terör örgütünün askeri yapılanması olan HPG(Halk Savunma Güçleri)'nin açıklamalarının yayınlandığı, ayrıca terör örgütü mensuplarının gerçekleştirmiş oldukları araç yakma eylemlerinin üstlenildiğine dair haberlerin yayınlandığı word dosyaları bulundu.

Bilgisayarda, Abdullah Öcalan'ın avukatları ile yapmış olduğu görüşme notlarının, KCK sorumlusu Murat Karayılan'ın yaptığı propaganda konuşmalarının ve PKK'nın silahlı kanadı HPG'nin ve gençlik yapılanması olan YDG-M'nin yazılı açıklamaları da bulundu.

ELE GEÇİRİLEN BELGELER ŞÖYLE

“export\File Finder 11-04-2009 02-28-09\Zip\1” adlı dosyanın içerisinde bulunan belgeler şöyle:
PKK/KONGRA-GEL terör örgütü Askeri kanadı olan HPG (Halk Savunma Güçleri)‘nin açıklamaları

“Kadın Gerilla çiğdem can” isimli uzantısı değiştirilmiş belge

PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde sistemi olan olan KCK (Koma Ciwaken Kürdistan) Yürütme Konseyi‘nın yapmış olduğu “KCK AKP yeni savaşa davetiye çıkarıyor” isimli belge

“Bezele baskınına ilişkin ilk açıklama” isimli belge

“Çatışmada 6 asker öldürüldü” isimli belge

“Sivas'ta yaşamını yitiren gerillanın kimliği açıklandı” isimli belge

“HPG ANAKARARGAH KOMUTANLIĞININ AÇIKLAMASI” isimli belge

“HPG Medeni Norşinin intikamı alınacak!” isimli belge

“export\File Finder 11-04-2009 02-28-09\PNG\1” adlı dosyanın içerisinde; PKK/KONGRA-GEL terör örgütü güdümünde yayın yapan www.rojacıwan.com isimli internet sitesinin resmi ve PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM tarafından açılmış pankartın fotoğrafı olduğu görüldü.

SALDIRI ÖNCESİ ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLAR

Terörist Hasan Lala'nın ikamet adresinde elde edilen “LACIE_1207711085002KR2U2SA_160 GB Taşınabilir Hard Disk'te export\File Finder 11-04-2009 tarihinde Export edilen 02-28-09\JPG\1” adlı dosyanın içerisinde, PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensuplarının terör örgütünün sözde kırsal alanında üzerlerinde terör örgütünün sözde askeri elbisesi ve silah bulunurken örgütün sözde bayrağı önünde çekilmiş fotoğrafları bulundu. Dosyaların yapılan operasyon öncesi farklı tarihlerde oluşturulduğu tespit edildi.

FOTOĞRAFLAR SORULDU

Burhan kod Hasan Lala isimli örgüt üyesinin savcılıktaki sorgusunda şok iddialarda bulunduğu öğrenildi. Savcılık sorgulamasında bu fotoğraflarda yer alan şahısların kimler olduğu, bu örgüt üyelerinin isimleri ve örgüt içindeki konumları soruldu.



ŞOK BİLGİLER: MURAT BAŞBUĞ'LA ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLARIM ONLAR


Bu fotoğraflardan bazıları için Burhan kod Hasan Lala'nın verdiği cevaplar hayret uyandırdı. Lala'nın iddiasına göre, kendisiyle birlikte çekilmiş çok samimi fotoğrafların birçoğu Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ'a aitti. O fotoğraflardan birinde gerçekten, Lala, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ'la yan yana görülüyor.

MURAT BAŞBUĞ VE LALA YANYANA

Yukarıdaki fotoğraf, Hasan LALA isimli şahsın ikameti olan adreste -Beşiktaş ilçesi Kültür Mahallesi Ahmet Yesevi Sokak No :4- yatak odasında yapılan aramada bulundu.

ASKER YAKININA TORPİL

Hasan Lala adlı terörist, evinde yapılan aramada elde edilen “GEVAŞ İLÇE JAND. ASAYİŞ KOMUTANLIĞI YOLDÖNDÜ KARAKOLU HAKAN TARİ ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER” yazılı doküman hakkındaki savcılık sorusu üzerine, Van'da kısa dönem askerlik yapan bir yakınına yardımcı olmak üzere aracılık etmek için bu notları tuttuğunu söyledi.
Hasan Lala, “İZMİR GAZİEMİR HAVA OKULUDA KD. ÜST ÇAVUŞ NATO İZMİRİ İSTİYOR ERDAL GÜLER SİCİL 2000/027” yazılı dokümanın ve dokümanda ismi geçen Erdal Güler'in kim olduğunun sorulması üzerine de, bu şahsın İzmir'de Gaziemir Hava Okulunda rütbeli pilot olduğunu ve İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ ile görüştüğünü öğrenen yakınlarının isteğiyle bu şahsın yerinin değiştirilmesi için yazmış olduğu not olduğunu ifade ve iddia ettiği öğrenildi.

BAŞKA ASKER ÇOCUKLARI İLE DE İRTİBATI VAR

Galeri işleten Lala'nın, maddi imkanlarını da kullanarak başka asker çocukları ile de yakınlık kurduğu da tespit edildi ve bu irtibatlar savcılık ifadesinde soruldu. Ele geçen belgelerde, Lala'nın bir reklam ajansına da ortak olduğu ve çok sayıda yerli ve yabancı bayanla fotoğrafların çekilmiş olduğu ve bayanlardan oluşan bu çevrenin etkinliklerde yer aldığı görüldü.

KAMUOYU AÇIKLAMA BEKLİYOR

Kamuoyu bu şok fotoğraf ve Hasan Lala adlı teröristin “arkadaşım” iddiasıyla ilgili Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'dan açıklama bekliyor. Cevap bekleyen sorular şöyle:

*Bu fotoğrafı neyle izah ediyorsunuz?

*Murat Başbuğ'un Hasan Lala adlı teröristle arkadaş olduğu doğru mu?

*Doğru ise, PKK'lı olduğunu bilmiyor muydu?

*PKK'lı Lala'nın asker yakınlarıyla ilgili talepleri yerine getirilmiş midir?

Kaynak: Yener Dönmez / Vakit

Devamını BURADAN okuyun...>>>

19.2.10

BAŞBUĞ'UN ŞOK SES KAYDI

İlker Başbuğ Anlatıyor

Türkiye gündemi değiştirecek bir ses kaydı daha ortaya çıktı. ŞOK eden ses kaydında Bülent Arınç'a yönelik suikast girişimi ve Kozmik odadaki aramalarla ilgili inanılmaz sözler var. Sesin sahibinin: "Ben izin vermeseydim kozmik odaya nah girerlerdi" sözleri dikkat çekiyor.

İşte ŞOK ses kaydındaki ayrıntılar:

"Şimdi değerli arkadaşlar. Adamlar hataları istismar ediyorlar. Bu önemli. Burda hata var. Hata iyi niyetli oluyor. Bilinçli oluyor. Cehaletten ileri geliyor. Hatanın çeşitli şeyleri olabilir. Ayrı bir konu ama şunu bilmemiz gerekir ki bir hata var, var... ve bu hata istismar ediliyor, kullanılıyor.HİÇ KİMSEYİ IRGALAMAZ EMRİ BEN VERDİM


Örnek, bu Ankara Seferberlik Kurulu Bölge Başkanlığındaki yaşadığımız bir olay. Evet, bunlara biz görev verdik. Ben verdim, hiç kimse de ırgalamasın, ben verdim. O görevi arkadaşlar icra ediyorlar. Uzun süredir icra ediyorlar. Yapılan ne, bu adamlar sürekle orada, yapılan na? Nedir yapılan:

HİSSETTİRMEDEN GÖREV YAPILMALI

Daha görev yaptığınız bölgenin karekteristiğini bir kere tam bilmeniz lazım yani. Bölge hassas bir bölge ve bir yığın adam var orada. Benim adamımın bunu görmesi lazım, sizin görmeniz lazım, görmüyor... O zaman bu bir hatadır. Uzun süre o görevi yapıyorsunuz, izleniyorsunuz yani. Kendiniz bunu hissetmeniz lazım. Anlamanız lazım. Anlayamıyorlar. Profesyonel yeteneklerde sıkıntılar var.


BAŞBUĞ: NAH GİRERLER

Efendim işte bu Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığına gelecekler, arayacaklar. Yani ne yapacaksınız: Bir: aratmayacaksınız, aratmazsanız ne olacak? Arayabilirler mi? Girdim. Giremezsiniz desen ne yapacaklar, girebilirler mi oraya? Nah girerler...Yok böyle bir şey, giremezlerdi yani.

İki; oraya böyle giremezsiniz, bilmem ne yapamazsınız, ne olacak o ondan sonra? Silahlı Kuvvetlerin üzerinde şey gibi kalacaktı. Ne gereği var. Kuşku doğuracak... Buyur, buyur ara efendim işte yok Özel Kuvvetlerin kozmiğine girildi. Ee tabi bunun psikolojik etkisi de vardır. Gereriz, giremeyiz, girdik bilmem ne tamam doğru.


İ.B: "İÇİMİZDEKİ ÇÜNÜKLER YÜZÜNDEN BİLGİ SIZIYOR"


Olur mu? neden olmasın? Bilgi sızmaları oluyor malesef, efendil Silahlı Kuvvetlerde hiç bilgi sızması olmaz. Olur. yani malesef olur. Niye? Çünkü malesef çürükler yüzünden, malesef. Ama işte zarar. O zaman bu şekilde olan arkadaşlar, siz iyi tespit etmeniz lazım. Tabur Komutanlığının, sizin sorumluluğunuzda.

Bir albay çıkıyor 10 senedir efendim akaryakıt kaçakçılığının içinde, on senedir... Ya kardeşim bu adamın amiri memuru yok mu? Yaa... Arkadaşlar, gözünüzü açın. Bakın artık alt kademeleriniz hata yaparsa elbette hukuki tarafı ayrı bir konu tabiki ama idari kurul da var. Bunların altındaki, adam bilmem ne yaptı denilecektir. orada hakikaten sepet gibi ortada.

İ.B: "HER ŞEYİN ZAMANI VAR!ZANNETMEYİN Kİ OLAYLIRI UZAKTAN SEYREDİYORUZ..."

Diğer önemli bir konu şu anda belki de en önemli konu. Bu da özellikle son bir iki yıldır, gördüğümüz Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürütülen faaliyetler. TSK kuvvetlerine karşı yürütülen psikolojik harekattır. Bunu herkes anlamıyor. Herkes gibi ben de doluyum, ama belki herşeyi biraz daha bilen birisi olarak dimdik olacağız, dimdik duracağız fakat her şeyin bir zamanı var. Artı biz ne yapıyoruz tabi ki asimetrik psikolojik harekat unsurları gerçekten ayrıntılı, kapsamlı olarak biliyoruz, bu basit de değil. Ha burda benim görevim ne, her defasında çıkıp ortaya şikayet etmek, şimdilik ortaya şikayet ediyoruz. makamlar şikayet makamları değil olayları uzaktan seyrediyoruz anlamına gelmez, tamam mı? Tabi ki her şeyin zamanı yordamı herşeyi herkes bilmez, tamam.

Kaynak: Habervaktim.com



Devamını BURADAN okuyun...>>>

17.12.09

BAŞBUĞ'UN BASIN TOPLANTISI

Başbuğ Esti Gürledi

Oruç Reis savaş gemisinde basın toplantısı düzenleyen Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ, psikolojik savaş taktiklerine devam etti.
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Oruç Reis Fırkateyni'nde bir basın toplantısı düzenledi.

Org. Başbuğ her konuşmasında olduğu gibi yine bol bol esip gürledi.

Başbuğ, "Terör olaylarını TSK ile ilişkilendirmeyi PKK sempatizanları yapabilir." cümlesini kurarak, hukuk devleti olmanın gereğini yerine getiren ve TSK hakkındaki iddiaların soruşturan hukukçuları ve bu soruşturmaları haber yapan gazetecileri bir anda PKK sempatizanı ilan ediverdi.

"Ciddi hukuk devletinde imalı konuşmalara, dedikodulara yer yoktur." diyen Başbuğ, yine açık konuşmaktan çekindi ve bol bol imaya başvurdu. "Psikolojik asimetrik harekat" gibi havalı söz dizilerini kullanmayı çok seven Orgeneral Başbuğ, yine üstü kapalı birilerini suçladı.

Ülkenin güvenliğinin emanet edildiği kurumun başındaki ismin, açıkça tanımını yapamadığı bir gölge 'düşman'dan söz etmesi ve savaş içinde olduklarını açıklaması bize gerçekten garip geldi.Org. Başbuğ'un konuşmasının en ilginç yeri TSK'ya karşı harekat yürüttüğünü iddia ettiği ama tanımlamaktan kaçındığı kesimlere karşı hukukçuları işbirliğine davet etmesiydi.

"Adli makamlar ihbar mektuplarına, özellikle itirafçıların ve gizli tanıkların verdikleri ifadelere karşı daha duyarlı ve daha dikkatli olarak hareket etmelidir." diyen Başbuğ'un, ne demek istediği tam anlaşılamadı.

Çünkü Başbuğ'un bu kadar canının sıkılmasına ve ikide birde ülke savaşa giriyormuş gibi telaşla basın toplantısı düzenlemesine sebep olan şey, adli makamların bu ihbarlara eskiden göstermediği hassasiyeti artık gösteriyor olmasıydı.

Aslında bu cümleden sonra kurduğu ikinci cümle Başbuğ'un dilinin altındaki baklayı gösteriyordu. " Böyle durumlarda adli makamlar, Türk Silahlı Kuvvetleri ile bilgi teatisi ve iş birliğinde bulunmalıdırlar. Aksi durumlar kurumlar arası çatışmalara neden olabilir."

Tam anlaşılamasa da Başbuğ, "size bir ihbar geldi mi öyle değil mi diye gelin bize sorun, biz ne diyorsak ona inanın" demeye çalışıyordu. "Aksi durumda kurumlar arası çatışmalara neden olabileceğini" dile getirmesi de işin tehdit kısmı gibi. Hangi kurum elinde ağır silahlar olan bir kurumla çatışmaya girmek ister ki?

Bu sözlerinden Başbuğ'un bağımsız hukuka güvenmediğini rahatlıkla anlayabiliyoruz.

Ömrünü askeri bürokrasi içinde geçirmiş ve kurumunda ulaşabileceği en üst noktaya gelmeyi başarmış bir devlet memuru için, canlı yayınlanan bir basın toplantısında hukuka güvenmediğini açıklaması ne acı.



İşte Org. Başbuğ'un konuşmasının tam metni:

Değerli Medya Mensupları,

Trabzon’da sizlerle birlikte olmaktan ve Trabzon’u ziyaret etmekten çok büyük mutluluk duyuyoruz. Karadeniz insanı, zor koşulların insanıdır. Mücadele azmi yüksek, zeki, pratik ve çalışkandır. Her şeyden önce millî konulara duyarlıdır. Ülkesi için fedakarlıktan hiçbir zaman kaçınmaz. Böyle bir yerde bulunmaktan kıvanç duyuyoruz.

Değerli Medya Mensupları,

Son zamanlarda artan toplumsal olaylarda şiddete başvurulduğunu görmekteyiz. Bu olaylar, hiçbir şekilde kabul edilemez. Toplumun bütün kesimleri, sağduyulu olmak, tahriklere kapılmamak zorundadır. Herkes itidal ile hareket etmelidir. Toplumsal çatışma hiç kimseye ve ülkemize fayda sağlamaz. Büyük zararlara neden olabilir ve ancak düşmanlarımızı sevindirir. Güvenlik kuvvetlerimiz gerekli tedbirleri zamanında alarak halkımızın güvenliğini sağlamak için büyük bir özveriyle görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Bu konuda herkes güvenlik kuvvetlerimize yardımcı olmalıdır.

Bir hukuk devleti olan ülkemizde toplumsal huzurun sağlanmasının yolunun ortak değerlerimizin güçlendirilmesinden geçtiğini düşünüyoruz. Bu yapılırken elbette farklılıklara saygılı olmalıyız. Ancak saygılı olmak, farklılıklarımızı her zaman öne çıkarmayı da gerektirmez. Özellikle bugünlerde, bizi birbirimize kenetleyen binlerce yıldır sahip olduğumuz ortak değerlerin sıkça vurgulanması ve bu değerlere sahip çıkılması ayrı bir önem taşımaktadır.

Türkiye 1984’ten beri bölücü terör örgütüyle mücadele etmektedir. Bu süreçte ülkemiz ve milletimiz, özellikle de terörün yoğun olduğu bölgedeki insanlarımız, terörden büyük zarar görmüştür. Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütüne karşı mücadelesini yasalar çerçevesinde, her türlü fedakârlığı ve gayreti göstererek kararlılıkla sürdürmüştür ve sürdürmeye de kararlıdır.

Bölücü terör örgütü ile mücadeledeki ana hedefimiz, terör sorununun Türkiye gündeminin en alt sıralarına indirilmesidir. Teröristlerin ve destekleyicilerinin gündemin kan, gözyaşı, kin ve nefret üzerinde oluşmasını istediği unutulmamalıdır. Ülkenin ve milletin bütünlüğünün korunmasının her zaman bir bedeli olduğu da unutulmamalıdır.

Saygıdeğer Medya Mensupları,

Son olarak çeşitli vesilelerle değindiğim, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürütülmekte olan asimetrik psikolojik harekâta ilişkin bazı hususlara değinmek istiyorum. Bugün, bu konulara özellikle üzerinde olduğumuz TCG Oruç Reis Firkateyni’nde değinmemin özel bir anlamı var. Herhalde herkes, açıkça ne demek istediğimi anlamaktadır. Bakınız, Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, zor bir coğrafyadır, ülkemizin etrafı sorunlarla çevrilidir. Bu coğrafyada güçlü olmayan devletler ayakta kalamaz. Millî gücün asli unsurlarından biri de askerî güçtür. Etkin ve caydırıcı niteliklere sahip bir silahlı kuvvetlere sahip olunması hayatidir ve ülkenin beka sorunuyla doğrudan ilgilidir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin öz güveni tamdır. Bundan kimsenin en ufak şüphesi olmasın. Sahip olduğumuz bu öz güven Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendisine yönelik gerçeklere ve doğrulara dayanan, ön yargılı olmayan sağduyulu eleştirileri her zaman saygıyla karşıladığının ve bu tip eleştirilere her zaman açık olduğunun bir kanıtıdır. Buna karşın, son zamanlarda gerçek dışı olaylara, yalanlara dayalı, ön yargılı olarak bazı çevreler ve kişiler tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı asimetrik psikolojik harekât yürütülmektedir. Ne acıdır ki; özellikle Türkiye’de medyanın bir kısmının var oluşunun temel nedeni gerçeklere ve doğrulara dayanmayan, ön yargılı ve özel amaç taşıyan eleştiriler yaparak, Türk Silahlı Kuvvetlerini haksız yere her gün gündemde tutmak ve Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine kampanya yürütmektir. Bunlar, aynı zamanda kendilerini demokrasinin savunucusu olarak da göstermektedir. Onlar için demokrasiyi savunmanın tek çıkar yolu Silahlı Kuvvetlerin karşısında olmaktır. Halbuki Türk Silahlı Kuvvetleri, her vesile ile demokrasinin ve hukuk devletinin yanında olduğunu ifade etmektedir. İçinde bulunduğumuz bu süreçten rahatsızız. Bu rahatsızlığımızı her vesileyle yetkili ve ilgili makamlara ilettiğimiz gibi yasal olarak yapılması gerekenleri de yapıyoruz. Ülkesini ve milletini sevdiğini söylerken bir yandan da Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı psikolojik harekât yürütmek bir arada olamaz. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı planlı ve kendi amaçları ve menfaatleri çerçevesinde haksız şekilde psikolojik harekât yürütenlere diyorum ki, tuttuğunuz yol ve bulunduğunuz yer doğru değildir. Türk milletinin büyük çoğunluğu da ne yaptığınızın farkındadır.

Son dönemde meydana gelen her terör olayını, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilendirme yönünde çabalar da vardır. Her gün bu çabalara yenileri ilave edilmektedir. Terör olaylarını Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilendirmeyi, PKK destekleyicileri ve PKK sempatizanları yapabilir. Ancak, böyle ilişkilendirmeleri ve bu amaca yönelik imalı konuşmaları siyasiler, akademisyenler ve medya mensupları yapamaz, yapmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir. Her şey yasalara uygun olarak yürütülür. Ciddi hukuk devletinde imalı konuşmalara, dedikodulara yer yoktur. Bizi en çok üzen ve yaralayan noktalardan biri de, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bizlere canları emanet edilen Mehmetçikler üzerinden kanlı hesaplar yapanlar olduğunun düşünülmesi ve böyle iddiaların ileri sürülmesidir. Bu düşünceleri kapalı ve açık şekilde söyleyenler ve ima edenler, bize göre bu yaptıklarıyla, kendilerinin ne kadar zavallı bir konumda olduklarını Türk milletine göstermektedirler. Bu kapsamda, adli makamlarımıza da bazı sorumluluklar düşmektedir. Adli makamlar ihbar mektuplarına, özellikle itirafçıların ve gizli tanıkların verdikleri ifadelere karşı daha duyarlı ve daha dikkatli olarak hareket etmelidir. Böyle durumlarda adli makamlar, Türk Silahlı Kuvvetleri ile bilgi teatisi ve iş birliğinde bulunmalıdırlar. Aksi durumlar kurumlar arası çatışmalara neden olabilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde hiçbir zaman hataları örtme, suçluları koruma durumu olmamıştır. Ancak artık haksız ve mesnetsiz suçlamalara karşı da Türk Silahlı Kuvvetleri sessiz kalamaz. Meydana gelen bazı terör olaylarında, elbette bazen hatalar, eksiklikler olabilir. Bunlar, görevin icrasında olabilecek ihmalli davranışlardır. Ancak ihmal başka, kasıtlı hareket etmek başka bir şeydir. Türk Silahlı Kuvvetleri, ihmal ve eksikliklerin olduğu bütün olayları da yargıya taşımak zorundadır ve taşımaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerini başka ülkelerin ordularıyla karıştıranlar, bu şekilde amaçlarına ulaşacaklarını sananlar, ne Türk toplumunun tarihî gerçeklerini ne de Türk Silahlı Kuvvetlerini bilmektedirler. Kendilerine bile yabancılaşmış olanlar ne yaparlarsa yapsınlar Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkinliğini, Türk halkıyla olan bağını, sevgisini azaltamazlar. Elde ettikleri tek şey belki komuta katını, yani bizleri, gereğinden fazla meşgul etmek ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün personelini ve en önemlisi de Türk milletini üzmektir. Fakat Türk milleti nelerin olduğunu, nelerin yapılmak istendiğini çok iyi bilmektedir. Her ülkenin caydırıcı bir güç olarak silahlı kuvvetlere mutlaka ihtiyacı olacağının bilinci içerisindeki Türk Silahlı Kuvvetleri, dün olduğu gibi bugün de yarın da dimdik ve öz güvenle, yasalarla kendisine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirmeye hazırdır ve hazır olmaya da mecburdur. Türk Silahlı Kuvvetleri, gücünü Türk milletinden almaktadır.

Her vesileyle ziyaret ettiğimiz bölgelerde halkımızın, Türk ordusuna ve komutanlarına olan sevgisini görmekteyiz. Bu, bizim için en büyük güçtür. Gücümüzün kaynağını da halkımızın Türk Silahlı Kuvvetlerine duyduğu sevgi, saygı ve güven oluşturmaktadır. Biraz sonra Trabzon’da Trabzon halkıyla da beraber olacağız ve biliyorum ki aynı sevgi ve saygıyı, belki de daha büyük boyutta hep beraber yaşayacağımıza inanıyorum. Türkiye'nin önünde elbette zorluklar güçlükler vardır. Ancak inancımız şudur ki; Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik beraberlik ve bütünlüğünü koruduğu müddetçe her türlü zorluğu ve güçlüğü yenebilecek güçtedir. Gün, birlik beraberlik ve bütünlük günüdür.

Hepinize çok teşekkür ediyorum.

liberalses.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License