11.3.11

CHP'DE CİNSEL ŞANTAJ

"Çift Taraflı Komplo"

Deniz Bey'in, kendisine yönelik operasyonun hangi merkezden geldiğini "bilmemesi mümkün değil" diye, ta en başından beri söyleye geldim...

On ay önce kaset skandalı patladığında, CHP genel başkanlığından istifa etmek zorunda kalan Baykal...

O esnada hükümete yönelik sert açıklamalar yapmıştı; ne ki, bu politik bir çıkıştı ve hadisenin hükümetle hiçbir alakasının olmadığını gayet iyi biliyordu!

***

Deniz Baykal'ın son kurultay öncesinde ntv ekranındaki söylediklerini...

Oda TV operasyonları sonucunda CHP'de meydana gelen "İklim" değişikliği vesilesiyle bir kere daha hatırlatmak istiyorum.

Baykal, "CHP'yi yeniden yapılandırmak, dizayn etmek isteyen, bu yönde baskı yapan bir dünya var...

Kim olduklarını biliyoruz. Orası ayrı bir dünya! Ben 1 Mart tezkeresinin ardından da o komplolara muhatap olmuştum." diyordu, orada!***

Bugüne gelirsek, Deniz Bey, Oda TV muhabiri İklim Bayraktar'ın, hakkındaki "taciz" iddiasını "Çift taraflı komplo" diye niteliyor.

Baykal, asıl Bayraktar'ın kendisini sürekli arayıp tacizde bulunduğunu işaretlerken bakın ne diyor:

"Bu yalanları neden anlatıyor? Çünkü bu işi kendi başıma yapmadım, demek istiyor...

Bu, aynı zamanda Kemal Bey'e kurulmuş bir tuzaktır. Ben tuzağa düşmüş olsam; 'Sen bu işi nasıl yaptın?' diye sorulduğunda, çıkıp 'Bunu Kemal Bey'le konuştum' diyecek. Al sana bir büyük bomba! Ondan sonra birinciyi de kim yaptı, anladınız mı, şimdi' diyecekler..."

***

Bu sözleri, Deniz Bey'in "son komployu" da çözmüş olduğunu gösteriyor.

Ergenekon kapsamındaki Oda TV operasyonları...

O malum "dünya"nın, CHP'yi "dizayn etmeye yönelik" çalışmalarının, kumpaslarının devam ettiğini de ortaya çıkarmış bulunuyor.

Baykal'ı koltuğundan eden ilk operasyon ile siyasi gezegenimizdeki şu son "İklim" değişikliği sonucunda ortaya dökülen "kumpas" arasındaki bağlantıyı görmemek, göz ardı etmek mümkün değildir.

***

Deniz Baykal'ı deviren kaseti yayınlatanlar...

O görüntülerin sonunda, şayet arzu ettikleri siyasi netice hasıl olmazsa, "Varan-2" sopasını göstermişlerdi...

Halk TV'nin Soner Yalçın'a/Oda TV'ye gitmemesi için, Kemal Kılıçdaroğlu'na direnen bir Baykal vardı, değil mi?

***

Geçen Mayıs'tan bu yana, CHP'de neler yaşandığını bir çırpıda hatırlayalım:

Deniz Baykal, tam da Meclis'teki "anayasa değişikliği" oylamalarında uzatmalar oynanırken "kaset skandalı" ile devrildi; yerine "Gandi Kemal" getirildi. Kurgusal bir rüzgar estirildi...

Beş ay sonra, bu defa parti yönetimindeki "iki başlılık" nedeniyle "majestelerinin elli üç yıllık adamı" Önder Sav harcandı.

Gel gelelim, "Gandi Kemal"le de olmuyordu!

Muhtemel bir seçim yenilgisi sonrasında sahneye "başrol oyuncusu" olarak çıkarılmak üzere, CHP otobüsüne bazı isimler "paraşütle" indirilmişti.

Bu isimlerin başında gelen Süheyl Batum projesi şu ana kadar ciddi yaralar almış durumda...

Batum ve Kılıçdaroğlu arasındaki "kağıttan kaplan" ayrışmasını, bu çerçevede not edelim.

***

Şu son "İklim" değişikliği vesilesiyle yaşadıklarımız; Deniz Baykal'ın "çifte komplo" diye nitelediği kumpasın aslında seçim sonrası için planlandığını gösteriyor!

Oda TV fırınında pişirilen bu kumpas; bir yandan hala daha "sorun" olarak görülen Deniz Baykal'ı tamamen bitirmeyi, diğer taraftan da "hedefledikleri neticeyi" alamayacağı anlaşılan "Gandi Kemal"i paketlenmeyi hedefliyordu...

Ancak, beklemedikleri sarsıcı bir gelişme oldu, lastikleri patladı!

Oda TV operasyonları, o malum "dünya"nın CHP için kurguladığı komploları da deşifre etti.

***

Deniz Baykal, dünkü Milliyet'te "Kemal Bey, taciz iddiasını duyduğu an beni araması gerekirdi." diyor.

Baykal, açıkça Kemal Bey'in "oltaya geldiğini" söylemese de hadise ortadadır:

Kılıçdaroğlu'nun, Baykal'ı bilgilendirmek yerine...

İklim Bayraktar'a "Bizi bu işe bulaştırma ama sen kendi imkanlarınla ne yaparsan yap!" demiş olması yeterince manidardır.

***

CHP liderinin "İklim Bayraktar'ın söylediklerini ciddiye almadım, o yüzden Baykal'ı aramadım" şeklindeki sözleri inandırıcı değildir.

Kemal Bey'deki işbu "İstemem yan cebime koy" tavrının, Baykal'ı yaraladığını söylemeye gerek var mı?

***

Kemal Kılıçdaroğlu, "Bayraktar, AKP'li bir yönetici hakkındaki bölümü de açıklasın" diyerek "optik çarpıtma" yapmayı da ihmal etmedi.

Kılıçdaroğlu'nun, İklim Bayraktar'la sadece Baykal ekseninde görüşmediği...

CHP liderinin Oda TV operasyonuna "arzulanan" tepkiyi göstermesi için de İklim Bayraktar'ın devreye girmiş olduğu ortaya çıktı.

***

Bütün bunlardan sonra, "Oltadaki Balık" konumundaki Kemal Bey...

"Komplo Madalyonu"nun öteki yüzünü, yani kumpasın kendisine yönelik tarafını da görmüş olmalıdır.

Şayet, bu durumun farkında değilse, seçim sonrasında mecburen "uyanmak" zorunda kalacaktır!

Tamer Korkmaz
tkorkmaz@yenisafak.com.tr11 Mart 2011 Cuma

yenişafak

Devamını BURADAN okuyun...>>>

9.3.11

ERGENEKONDA YALAN RÜZGARI

Yalan Rüzgarı

Ergenekon kapsamında Oda TV ile başlayan yargı operasyonları, bazı gazetecilerin tutuklanmasıyla sonuçlanırken, iki haftadır yürütülen kamuoyunu yanıltma girişimleri dikkat çekti.

Ahmet Şık için 'Darbe günlüklerini ortaya çıkaran gazeteci' dediler. Alper Görmüş, haberi kendisinin yazdığını açıkladı.
Oda TV, 'MİT Müsteşarı'nın kardeşi cemaat mensubu' diye yazdı. MİT yalanladı: Müsteşarın o isimde bir kardeşi yok.
Nedim Şener, Soner Yalçın'ı tanımadığını söyledi. Ama 'gözlerinden öpüyorum' diyecek kadar samimi olduğu tespit edildi.
Ahmet Şık, hazırladığı kitabın Oda TV'ye nasıl gittiğini bilmediğini söyledi. Ancak, 'kitap üç aylık taslak' sözü dinlemeye takıldı.
Soner Yalçın, suç unsuru dosyalar için 'virüslü e-posta ile yüklediler' dedi. Fakat bilgileri kendisinin kaydettiği ortaya çıktı.Medyadaki bazı haber ve yazılarda ortaya atılan bir kısım bilgilerin yalan olduğu ortaya çıktı. En bariz örneği 'Darbe Günlükleri'nin yayımlandığı Nokta Dergisi'nin eski Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş açıkladı.

Görmüş, 'Günlükleri ortaya çıkaran gazeteci' diye lanse edilen tutuklu Ahmet Şık'ın, söz konusu haberle hiçbir ilgisinin bulunmadığını vurguladı. Dün Taraf'taki yazısında Görmüş, "Haberi ben yazdım. Ahmet günlükleri, dergide yayımlandıktan sonra gördü." dedi. Tutuklanan Nedim Şener'in Oda TV'nin sahibi Soner Yalçın'ı tanımadığına dair ifadeler de yalanlar arasına girdi.

Teknik takibe takılan Şener'in Yalçın'la görüştüğü, 'gözlerinden öpüyorum' diyecek kadar samimi olduğu belirlendi. Bir başka yalan MİT Müsteşarı Hakan Fidan'la ilgiliydi. Oda TV, 'müsteşarın kardeşi Mustafa Fidan cemaat mensubu' şeklinde yayın yaptı. Ancak MİT'in açıklaması, yalanın boyutunu gösterdi: "Müsteşarımızın ne Amerika'da yaşayan ne de Mustafa isimli bir kardeşi var."

Oda TV 11 Kasım 2010 tarihinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın kardeşi Mustafa Fidan'ın cemaat mensubu olduğuna dair haber yayınladı. Yalçın'ın bu bilgiyi Ergenekon soruşturması kapsamında aranan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'ndan aldığı ortaya çıktı. MİT ise internet sitesinde haberi yalanladı. Açıklamada, "Sayın müsteşarımızın ne ABD'de yaşayan ne de Mustafa isimli erkek kardeşi vardır. Erkek kardeşi ise hayatı boyunca hiç yurtdışında bulunmamıştır." dendi.

Ahmet Şık'a ait 'İmamın Ordusu' isimli kitabın bir nüshası Oda TV'de ele geçti. Şık, kitabın oraya nasıl gittiğini bilmediğini söyledi. Ancak 25 Şubat 2011 tarihinde X şahısla telefon görüşmesi yapan Şık, "Kitabın yanılmıyorsam üç ay önceki hali filan." diyor.

Soner Yalçın ve avukatları Oda TV'deki bilgisayarlarda bulunan bazı dosyaların 'virüsle' yüklendiğini savunmuştu. Soner Yalçın ile avukatları bilgisayarlarda bulunan bazı belgelerin 'virüs yoluyla' yüklendiğini ileri sürmüştü. Ancak söz konusu dosyaları ilk kaydeden kişinin Soner Yalçın olduğu belirlendi. Oda TV'de el konulan bir harddiskten çıkan 'Nedim' isimli belgede "Nedim'in emniyet bağlantıları önemli, irtibatlarını devam ettirsin." yazıyordu. Bu word dosyasının 09.08.2010 tarihinde 'Soner' isimli kullanıcı tarafından oluşturulduğu, bu kullanıcının da Soner Yalçın olduğu tespit edildi. 'Sabri Uzun' isimli Uzun'un imzasıyla yazılması planlanan kitapla alakalı belgede de "Sabri'nin kitap konusunda çekincesi var ikna etmeye çalışalım, kitabı seçimden önce yetişmeli. Nedim, Ahmet Şık'la bu konuda görüşsün. (...) Nedim'i kutlarım. Ahmet'i çalıştırsın..." yazıyordu. Bu belge de 20.12.2010 günü saat 11.29'da 'Soner' adlı kullanıcı tarafından oluşturulmuştu.

TANIMADIĞI YALÇIN'I GÖZLERİNDEN ÖPMÜŞ

Mahkemece tutuklanan Nedim Şener, sorgusunun ilk bölümünde Soner Yalçın'ı tanımadığını söyledi. Ancak Şener'in mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerinden Yalçın ile görüştüğü tespit edildi. Şener'in Yalçın'a 'gözlerinden öpüyorum' diyecek samimiyette olduğu belirlendi. Savcılık sorgusunda Soner Yalçın'ı tanımadığını söyleyen Şener'in Yalçın ile telefon görüşmesi teknik takibe takıldı. Şener, Yalçın ile yaptığı görüşmeyi "Gözlerinden öpüyorum." cümlesi ile bitirdi.

Hanefi Avcı için "En zayıf haber kaynağım, birkaç kez ziyaret ettim." diyen Şener, CHP eski milletvekili İlhan Kesici ile 27 Şubat 2011 tarihinde yaptığı görüşmede "... Edirne'deyken, Eskişehir'deyken Hanefi Avcı boş durmayan bir adam, gittiği yerde bir operasyon yapıp onunla ilgili haber peşinde koştuğumuz adamlardan biridir..." diyerek Avcı ile olan ilişkisini ortaya koydu.

EVİNDEKİ BÜTÜN CD'LERİ YOK EDİYOR

Nedim Şener gözaltına alınabileceğini tahmin ederek evinde bulunan bilgisayar ve CD gibi materyalleri yok etti. Şener, CHP eski milletvekili İlhan Kesici ile yaptığı telefon görüşmesinde muhtemel bir polis baskınına karşı evindeki bilgisayar, CD ve flash bellek gibi materyalleri ortadan kaldırdığını anlattı. Sorgusunda, "İllegal bir faaliyetiniz yok, neden bunları yok ettiniz?" şeklindeki soruya, çocuğunu bahane gösterdi. Eve iş getirmediğini anlatan Şener, evde çocuğu ile ilgilenmekten çalışmaya fırsat bulamadığını söyledi.

Şener, savcılık sorgusunda eşinin ameliyatı hakkında da bilgi sorulduğunu iddia etti. Ancak Şener'e kesinlikle eşinin hastalığı ve ameliyatı ile ilgili soru sorulmadığı öğrenildi. Milliyet gazetesi Nedim Şener'in 2 yıl dinlendiğine dair haber yayımladı. Ancak savcılık ve emniyet bilgilerine göre mahkeme kararıyla yapılan dinleme süresi sadece 6 ay 8 gün.

zaman.com.tr

Devamını BURADAN okuyun...>>>

27.2.11

ERBAKAN HAKKA YÜRÜDÜ

Necmettin Erbakan Vefat Etti

Milli Görüş lideri 54. Hükümet Başbakanı ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, vefat etti.
Alınan bilgiye göre, sol ayak damarlarındaki iltihaplanma nedeniyle uzun zamandan beri özel Güven Hastanesinde tedavi gören Milli Görüş lideri 54. Hükümet Başbakanı ve Saadet Partisi Genel Başkanı Erbakan, öğle saatlerinde yaşamını yitirdi.

Erbakan'ın cenazesi 1 Mart 2011 Salı günü İstanbul Fatih Camiinde öğle namazından sonra kılınacak cenaze namazının ardından İstanbul Merkez Efendi'deki aile kabristanlığına defnedilecek.Erbakan'ın ölüm nedeni kalp yetmezliği

Ankara Güven Hastanesi Başhekimi Dr. Tevfik Ali Küçükbaş, eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan'ın kalp yetmezliği yüzünden hayatını kaybettiğini açıkladı. Küçükbaş, yaptığı yazılı açıklamada, Necmettin Erbakan'ın, 19 Ocak 2011 tarihinde kalp rahatsızlığı sebebiyle hastanelerine yatırıldığını, uygulanan tüm tedavilere rağmen kalp hastalığının ilerlediğini kaydetti.

Küçükbaş, pazar sabahında vücut fonksiyonlarının tam desteğe alınması gerektiğini, tüm yaşam desteklerinin uygulanmasına rağmen saat 11.40'da kroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade etti.

Hamidiye Camii'nde sela okutuldu

Vefat eden eski başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın başkanlığını yaptığı Saadet Partisi Genel Merkezi'nin yanındaki Hamidiye Camii'nde selâ okutuldu.

Öğle namazının hemen ardından selâ okunan cami, kamuoyunda Erbakan Hoca'nın Camii olarak tanımlanıyordu. Hamidiye Camii, Necmettin Erbakan'ın özellikle her cuma namazlarını kıldığı camiydi.

SP İstanbul İl Başkanlığı'nda hüzün hakim

SP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın ölüm haberi ile birlikte İstanbul il başkanlığına hüzün çöktü.

Cevizlibağ'da bulunan İstanbul il teşkilatında bir araya gelen partililerin gözyaşlarına hakim olamadığı gözlendi. Televizyondan Milli Görüş'ün lideri Erbakan için okunan Kur'an-ı Kerim dinleyen partililerin oldukça üzgün oldukları gözlendi.

İstanbul İl Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya, Milli Görüş'ün 42 yıllık liderini kaybettik. Çok üzgünüz. Kendi içlerinden çıkanlar lider oldu ancak o bir türlü anlaşılamadı." diye konuştu.
ERBAKAN NE ZAMAN DEFNEDİLECEK?

Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın cenaze namazı 1 Mart Salı günü İstanbul Fatih Camii'nde öğle namazını müteakip kılınacak. Erbakan, cenaze namazının ardından Merkez Efendi Mezarlığı'na defnedilecek.


Recai Kutan, Güven Hastanesi'nde yaptığı açıklamada, Erbakan'ın cenazesinin 1 Mart Salı günü İstanbul'da defnedileceğini açıkladı. Kutan, Erbakan'ın cenaze namazının salı günü öğle namazını müteakip Fatih Camii'nde kılındıktan sonra naaşının Merkez Efendi Mezarlığı'na defnedileceğini söyledi.

Erbakan'ın Son İsteği: Resmi Tören Olmasın

Hayatını kaybeden SP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, ölümünden sonra kendisi için resmi tören yapılmaması konusunda ailesine vasiyet ettiği belirtildi. Erbakan'ın hayatını kaybettiği Güven Hastanesi'ne partili ve çeşitli partilerden siyasilerin ziyaretleri sürüyor. SP Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk yaptığı açıklamada; ailesiyle yapılan görüşmelerde Ankara'da resmi bir tören yapılmayacağını bildirdi. Gazetecilerin, "Erbakan'ın vasiyeti miydi" şeklindeki sorusuna Asiltürk, kendi vasiyeti olduğunu ve sade bir tören istediğini söyledi.

Ankara'da Tören Yapılmayacak

Saadet Partisi(SP) Genel Başkanı ve eski başbakanlardan Necmettin Erbakan için Ankara'da cenaze töreni yapılmayacağı öğrenildi. SP yöneticilerinin yaptığı açıklamaya göre, Erbakan için Ankara'da tören yapılmayacak. Erbakan cenazesi, Salı günü İstanbul Fatih Camii'nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazıyla Merkez Efendi Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

ERBAKAN İÇİN GELEN BAŞSAĞLIĞI MESAJLARI

Vefat eden Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan için başbağlığı mesajları gelmeye başladı. İşte o mesajlar:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül

“Eski Başbakanlardan, Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefatını derin bir teessürle öğrendim. Büyük bir devlet, siyaset ve bilim adamını kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Aziz milletimizin başı sağolsun.

Türk siyasetinin en önemli simalarından biri olan Necmettin Erbakan, bilgisi, birikimi, kişiliği, tecrübesi, ilkeleri, mücadele azmi ve unutulmaz hizmetleri ile halkımızın sevgisini ve takdirini kazanmış, örnek bir liderdi.

Siyasette bulunduğum dönemde yakından tanıma ve uzun süre birlikte çalışma mutluluğuna eriştiğim Necmettin Erbakan, hiç şüphe yoktur ki, yakın tarihimize damgasını vurmuştur.

Hayatı boyunca üstlendiği tüm görevlerde millete hizmet etmeyi her şeyin üstünde tutan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Türkiye’nin her alanda gelişmesine ve kalkınmasına değerli katkılarda bulunmuştur.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı daima sevgi, saygı ve şükranla yadedeceğiz. Kendisine Allah'tan rahmet diliyor, ailesine, milletimize, Saadet Partisi camiasına ve tüm sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum."

Gül'den Fatih Erbakan'a Telefon

Öte yandan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Necmettin Erbakan'ın oğlu, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Dr. Fatih Erbakan'ı arayarak taziye mesajı verdiği de öğrenildi.

Erdoğan: Her daim kendisini şükranla yadedeceğiz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan için başsağlığı diledi. 54. hükümetin Başbakanı Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan hakkın rahmetine yürüdü. Türkiye önemli hizmetler kazandırmış. Kendisine mümtaz bir yer edinmiş. Ayrıca ömrünü öğrenmeye ve öğretmeye adamış bir ilim adamı. Şahsı ve mücadelesi ile bir insan olarak bir hoca olarak güzel bir örnek teşkil etti. Mekanı cennet olsun. Allah ondan razı olsun. Mücadeleci kişiliği ile her daim kendisini şükranla yad edeceğiz. SP ve Ülkemizin başı sağ olsun. Bir kez daha kendisine Allah'dan rahmet diliyorum.

Kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın siyaset dünyasının çınarlarından biri olduğunu belirterek, Erbakan'ın ölümünden büyük üzüntü duyduğunu bildirdi.

CHP'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Erbakan'ın vefat haberini Eskişehir yolunda aldı.

Erbakan'ın ölümünden derin üzüntü duyduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Siyaset dünyamızın çınarlarından biriydi. Ölümünden büyük üzüntü duydum. Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a rahmet, Erbakan ailesine, Saadet Partisi yöneticileriyle, üyelerine, siyaset dünyasına ve Türkiye'ye başsağlığı diliyorum.''

Bahçeli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'a Allah'tan rahmet, Türk Milleti ve Milli Görüş mensuplarına baş sağlığı diledi.

Aydın'ın Ortaklar ilçesinde belediyenin toplu açılış törenine katılan Bahçeli, Ortaklar'ın MHP'yi uzun yıllardır bağrına bastığını ifade etti.

Bahçeli, MHP'nin kazandığı belediyelere ziyaretlerini sürdürdüklerini belirterek, ''Bu geziler sırasında görülmekte ki kıt imkanlarla, azim ve kararlılıkla, halkına neyi vaat etmişse onu yerine getiren yöneticilik anlayışıyla MHP'nin kazandığı belediyelerde üstün başarılar gözlemlenmekte''dedi.

Taner Yıldız: Türk siyaset tarihinin önemli simalarından birisiydi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın Türk siyaset tarihinin en önemli simalarından birisi olduğunu söyledi. Yıldız, gazetecilere yaptığı açıklamada, Erbakan'ın dürüst bir siyasetçi kimliği ortaya koyduğunu dile getirdi.

Faruk Nafiz Özak: Çok değerli bir insandı

Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın ölümüne ilişkin, ''Çok değerli bir insandı, çok centilmen bir insandı. Türk siyasi hayatına çok önemli hizmetleri oldu. Kaybımız ve acımız büyük. Kendisine Allah'tan rahmet ailesine başsağlığı diliyorum'' dedi.


Diyanet İşleri Başkanı Görme'den başsağlığı mesajı

Başkan Görmez mesajında şu ifadelere yer verdi: "Saadet Partisi Genel Başkanı ve sabık Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefatını büyük bir tessürle öğrenmiş bulunmaktayım. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a sonsuz rahmet, çocuklarına ve sevenlerine sabırlar vermesini Cebab-ı Hak'tan niyaz ediyorum."

Numan Kurtulmuş: Kaybımız ve acımız büyük

Kurtulmuş, mesajında, "Türkiye'nin ve İslam Dünyasi'nın yarım asırlık siyasi tarihine damgasını vurmuş Muhterem Necmettin Erbakan'a Allah'tan rahmet diler. Miletimize ve tüm İslam dünyasına başsağlığı dilerim. Aziz Milletimiz kendilerini her zaman minnet ve şükranla anacaktır." dedi.


Recai Kutan: Son ana kadar ülke sorunlarını konuştuk

"Hayatının her döneminde ülkeye ve İslam alemine hizmet düşünüyordu." diyen Kutan "Dolayısıyla bu seçim meselesiyle de ne yapılacak ne olacaklar inşallah gerek Türkiye gerek İslam alemi hatta insanlık alemi en kısa zamanda kurtuluşa varacak bunlar üzerine kafa yoruyordu. Genellikle bunlar üzerine konuşuyorduk. Vefat ettiğinde çocukları yanındaydı. Fevkalade üzgünler tabi ama tevekkülle karşılıyorlar."

Abdullatif Şener: Siyasette başlı başına bir ekoldü

Türkiye Partisi (TP) Genel Başkanı Abdullatif Şener, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Necmettin Erbakan'ın siyasette başlı başına bir ekol olduğunu söyledi. Erbakan'ın, Türk siyasi hayatanın önemli isimlerinden olduğunu dile getiren Şener, "Yakınlarının, sevenlerinin ve milletimizin başı sağolsun." dedi.


Selahattin Demirtaş: Ölümünden büyük üzüntü duydum

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Necmettin Erbakan'ın vefatından büyük üzüntü duyduğunu belirterek, "Allah rahmet etsin. Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum." dedi.

Suat Kılıç: Derin izler bırakan önemli bir şahsiyetti

AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyduklarını belirtti. Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Türk siyasetinde derin izler bırakan çok önemli bir şahsiyet olduğunu söyledi.

Salih Kapusuz: Türkiye önemli bir liderini kaybetti

SP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın, eski çalışma arkadaşlarından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, duygularını; "Türkiye Önemli bir liderini kaybetti" sözleriyle dile getirdi. Kapusuz, "Önemli bir şahsiyetti, ülkesine hizmet etmiş, siyasi çalışmaları herkes tarafından bilinen önemli bir siyaset adamı önemli katkıları olan, hayırla ve minnetle anılacak" dedi.

Şeref Malkoç: Büyük üzüntü içindeyiz

Halkın Sesi Partisi (HAS Parti) Genel Başkan Yardımcısı Şeref Malkoç, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın vefatından derin üzüntü duyduklarını söyledi. Malkoç, seçimler öncesinde partisinin Kocaeli teşkilatı ile Antik Kapı Restoran'da sabah kahvaltısında bir araya geldi. Malkoç, seçimlerle ilgili partililere bilgi vermesinden sonra kahvaltı masasına geçti. Bu esnada gelen telefondan sonra Malkoç'u derin bir sessizlik kapladı. Vefat haberinin bildirilmesinden sonra partililer, topluca, Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın ruhuna Fatiha okudu. 'Erbakan'ın, vefat etmesinden dolayı büyük üzüntü yaşayan HAS Partililer, gözyaşlarını tutamadı. Ağlayan partililer, birbirlerine sarılarak baş sağlığı diledi.

TFF, Erbakan için başsağlığı mesajı yayınladı

Futbol Federasyonu, eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın vefatı nedeniyle başsağlığı mesajı yayımladı. Futbol Federasyonu'nun internet sitesinden yayımlanan mesajda, ''Türkiye Futbol Federasyonu, merhum Erbakan'a tanrıdan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diler'' denildi.

Fenerbahçe Kulübü'nden başsağlığı mesajı

Fenerbahçe Kulübü, eski Başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın vefatı nedeniyle başsağlığı mesajı yayımladı. Kulübün resmi internet sitesinden yayımlanan mesajda, Necmettin Erbakan'ın hayatını kaybettiği duyurulurken, ''Merhuma Tanrıdan rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileriz'' denildi.
NECMETTİN ERBAKAN'IN ÖZGEÇMİŞİ

Necmettin Erbakan, (d.29 Ekim1926, Sinop). Türkiye Cumhuriyeti'nin eski milletvekili ve başbakanı. Mühendis, akademisyen, siyasetçi.

Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Baba tarafı Adana'nın Kozan ilçesinin tanınmış ailelerinden. İlk öğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirdi . Üniversiteye sınavsız girişi hak kazanmıştı ancak. Sınava girmeyi tercih etti ve birinci sınıftan değil ikinci sınıftan öğrenime başladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi'nden 1948 yılında mezun oldu. Teknik üniversitedeki sınıf arkadaşları arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı. Fakülte'ye 2. sınıftan başlamıştı. Aynı yıl aynı yerde "Motorlar Kürsüsü"nde Asistan oldu.(1948-1951)

Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da Reinisch Westfalische Technische Hochschule Aachen: RWTH Aachen (Aachen Teknik Üniversitesi)'da doktorasını yaptı. Alman Ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi'nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı ve Alman Üniversiteleri'nde doktorasını verdi, 1953'de Doçentlik sınavını vermek üzere İstanbul'a döndü. 27 yaşında 1954'de İTÜ'de Doçent oldu. Araştırmalar yapmak üzere tekrar Federal Almanya'nın Deutz fabrikalarına gitti. Leopard tanklarını geliştirme çalışmasında araştırma başmühendisi olarak görev aldı (1951-54). Mayıs 1954-55 arasında askerlik yaptı. Tekrar Üniversiteye döndü. 1956-1963 arasında 200 ortaklı ilk yerli motoru üretecek olan Gümüş Motor'u kurdu ve Motor üretimini gerçekleştirdi. 1965'te Profesör unvanlarını aldı. 1967'de TOBB Genel Sekreterliği'ne seçildi. Aynı yıl Nermin Erbakan'la (1943-2005) evlendi.
1969'da Adalet Partisi'nden milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için, Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi. 1970'de Milli Nizam Partisi'ni kurdu, ancak parti kısa bir süre sonra Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. 11 Ekim 1973'de MNP kadrosuyla Milli Selamet Partisi'ni kurdu. 1974-1978 döneminde üç ayrı kaolisyon hükümetinde başbakan yardımcılığı yaptı. 1973 seçimlerinde Milli Selamet Partisi 48 milletvekili çıkardı.Bu dönemde, Kıbrıs Harekâtı'nın yapılmasını savundu, harekattan sonra adanın tamamının ele geçirilmesini savundu. Fakat Ecevit bu görüşte değildi. 17 Kasım 1974'de hükümet dağıldı. Daha sonra 1977 seçimlerinde Milli Selamet Partisi yarı yarıya oy kaybederek 24 milletvekili çıkardı.

12 Eylül'de bir süre İzmir Uzunada'da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980'de 21 MSP yöneticisiyle birlikte 'MSP'yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak ' suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981'de serbest bırakıldı ve beraat etti.

1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 1987'de halk oylamasıyla tekrar siyasete döndü. 19 Temmuz 1983'te kurulan Refah Partisi'ne daha sonra genel başkan seçildi. 1991 seçimlerinde Konya'dan milletvekili oldu.

Refah Partisi 1995 seçimlerinde 158 milletvekili ile birinci parti oldu. DYP-ANAP koalisyonu başarısız olunca DYP ile kurduğu REFAHYOL hükümetinde 28 Haziran 1996'da başbakan olarak göreve başladı. Koalisyon hükümeti Başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası bir yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7.5 oranında büyümüş ve Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 11.96'sınden binde 12.37'sine yükselmiştir. Yaptığı çeşitli reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini biraya getiren D8 oluşumu gösterilebilir. Post-modern darbe ile Erbakan istifa etmek zorunda bırakılmıştır.

21 Mayıs 1997'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, RP'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu ve RP kapatıldı. Kurucusu olduğu Milli Görüş Hareketi'nin 2001 yılında bölünmesinden sonra Erbakan'ın da desteklediği Recai Kutan başkanlığındaki Saadet Partisi'ni kurdu. Daha sonra partinin genel başkanlığı yürüttüyse de siyasi yasağı nedeniyle görevi bıraktı ve cezası kalkınca da sağlık problemleri nedeniyle göreve dönemedi. Hakkında açılan kayıp trilyon davasından sonra ev hapsi cezası aldı, fakat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından sağlık sorunları nedeniyle affedildi.

17 Ekim 2010'da tekrar kendi kurduğu Saadet Partisi'nin genel başkanlığına geldi.





aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>

21.2.11

GÖLCÜK'ÜN SES KAYDI

Gölcük Belgelerinin Ses Kaydı

Dz. Astsb. Bçvs. Erdinç Yıldız ve Ertunç Yıldız'a ait olduğu iddia edilen bu ses kaydı, Gölcük Donanma Komutanlığı'nın gizli bölmelerinde ortaya çıkan Balyoz belgeleri hakkında herşeyi ortaya koyuyor...
6 Aralık'ta Gölcük Donanma Komutanlığının gizli bölmelerinde Savcıların ve askerlerin eşliğinde yapılan aramada Balyoz darbe planı ile ilgili pek çok yeni belgeye ulaşılmıştı.

Gölcük'te ortaya çıkan yeni deliller sonrası Balyoz sanığı 163 asker geçtiğimiz günlerde tutuklanmıştı.

Bu tutuklamalar sonra hem sanıklar hem de sanık avukatları bu Gölcük'te ortaya çıkan belgelerin uydurma olduğunu ve sonradan oraya konduğu iddia etmişti.

Ancak dailmotion.com'da düşen iki ses kaydı tüm bu iddiaları çürütecek cinsten.

İşte Gölcük Donanma Komutanlığı'nda gizli bölmelerindede ortaya çıkan 'Balyoz Darbe Planı' ile ilgili belgelerin itiraf edildiği ŞOK ses kaydı.Gölcük Donanma Komutanlığı'nda el konulan belgelerle ilgili ortaya çıkan bu ses kaydının Deniz Astsubay Başçavuş Erdinç Yıldız ve Ertunç Yıldız'a ait olduğu iddia ediliyor. İşte ele geçirilen o belgelerle ilgili çarpıcı itiraflar....











İŞTE SES KAYDININ DÖKÜMÜ

Erdinç Yıldız: Dün işte Emniyet müdürlüğüne gittik şu çıkan şeylere ne deniyor ona açılıyor ya şeyler işte onun için gittik. Tahmin edebiliyorsundur sende az çok, adamlara yıllardan beri şey yaptık kimsenin şeyinde olmadı.
Ertunç Yıldız: Biliyorum abi orda zaten hep konuşuyorduk bazı şeyleri, döndü dolaştı patladı işte. Senlik bir durum yok demi
Erdinç : Ya abi benlik bir durum yok o malzemeleri biliyoruz zaten yıllardan beri kalan şeyler, altta olduğunu zaten herkes biliyo, bilmiyom diyende yok.
Ertunç: Şeydemi bu istihbarat kısmında
Erdinç : He istihbarat kısmında bildiğimiz yerde işte o zeminde. Ya bu kadar gerizekalılık olurmu ya. Güler misin ağlar mısın ya komedi tam
Ertunç: Abi bilmiyomki ya ben zaten olayı duydum direk zaten kafada çizdim ulan dedim ya ne gerizekalı böyle bişey olamaz dedim ya.
Erdinç: Ya böyle bişey olamaz dedin dimi bizde öyle diyoz ama adamlara dedik bunlar ne olacak çözümünü bulun diyoruz adamlarda kimsenin umrunda değil şey değil, lay lay lom
Erdinç: Ya o şeydi 2008 yılıydı demi abi sen hatırlıyor musun yılını, o şeyler kaldırıldı bir sürü şey çıktı alttan.
Ertunç: Tabi canım ne biliyim yılını hatırlamıyomda, sen ifade muhabbetine mi gittiniz oraya siz
Erdinç: Yok ya işte çıkan malzemeleri açmaya, şimdi orda kapattılar ya, orda kapatınca şey olmasın yani açılırken sanki bir şeyler koydu falan denmesin diye
Ertunç: Şey binbaşı nerde şimdi Kemalettin
Erdinç: Kemalettin binbaşım evinde
Ertunç: Ha şey yok ben oraya geldiler de ne biliyim aldılar götürdüler diye zannettim düşündüm yani
Erdinç: Ha yok yok abi bilmiyom tabi daha sonra ne olacak işlemlerde
Erdinç : Şimdi orda şimdi savcı diyor ki bu diyor kurumun malı mı diyor, ben kurumun malıysa bak ben el koymieam diyo herkes böyle bakıyor, ses çıkaran yok
Ertunç : Kimse bilmiyomu kurumun malı olup olmadığını
Erdinç : Bilmeyen varmı sence yani
Ertunç : Kemalettin ne diyo
Erdinç : Kemalettin yoktu zaten o anda da, Cem işte böyle bakıyo salak salak halbuki Cem'le daha yeni konuşuldu yani, müdüre gitmiş ya bunları ne yapacaksanız yapın burda durmasın bunlar falan demiş, müdür biliyo orda olduğunu. Ya Cem bana söyledi ama ben ne yapayım şimdi bunlan falan diyo. O akşam böyle bakıyo sanki herşeyi ilk defa görmüş gibi o nasıl olur falan diyo salak salak böyle hareketler yapıyo. Uzaydan gelmiş gibi sanki hiçbişeyden haberi yokmuş gibi. Böyle garip garip şeyler yani anlayacağın. Ya kurumun malı dense, üzerinde yazıyor istihbarat IKK şubeye aittir diye kimsenin sesi çıkmıyor. Kurumun malı mı diyor herkes böyle bakıyor.

Ertunç : Emniyete mi gitti onların hepsi
Erdinç : Onların hepsi şeye gitmiş abi askeri savcıya
Ertunç : Eee asıl bomba şimdi patlayacak abi
Erdinç : Tabi abi asıl bomba şimdi patlıyacak, onlar çıkınca ne varsa ne yoksa içlerinde. Yani az çok tahmin edebiliyoz içlerinde ne olduğunu
Ertunç: Ya tabii ki tahmin edebiliyoruz abi. Ya sakalımız yok Erdinç sakal sakal o yüzden sözümüzü kimse dinlemedi yani. Bi sen biliyorsun oradaki o mevzuları bi ben biliyorum yani mevzuları ulan orya koy buraya koy ne yapacaksın
Erdinç : Ya ne yapacaksanız yapın halledin yani
Ertunç : Hayır bide internette okudum direk savcıya mail gitmiş
Erdinç : Ha mail gitmiş savcıya
Ertunç : Ya internette öyle okudum, oranın gizli bölmeleri falan var. Gizli bölme mölme falan herkes biliyor donanmada her yerde var ondan dedim ya. Yapacak bir şey yok yani
Erdinç: Yapacak bişey yok yani şuan için

Ertunç: Yapacak bişey yok yani
Erdinç : Yapacak bişey yok yani şuan için
Ertunç: Yani bi sıkıntı olursa herkesin bildiği gibi bizimde katkımız olursa bildiğimiz şeyleri söyleriz yani problem değil
Erdinç: Ya şöyle ben şöyle dedim bugün adli müşavir çağırdı dedi biliyomuydun dedi burda şey olduğunu dedim ben biliyodum dedim ondan sonra dedim Cem binbaşı biliyodu dedim. Eski görev yapan personelde biliyodu dedim yani sizin tek tek isminizi söylemedim de eski görev yapan personelde orda çıkanları biliyodu dedim orda bişey konduğunu dedim. Ondan sonra bir ara bizim odada durdu çuvallarla durdu açıkta dedim. Ondan sonra tekrar geri gitti oraya dedim.
Ertunç; Onu oraya verdikten sonra tekrar geri mi öbür tarafa gitti onlar gitmişti bir ara
Erdinç: Oraya verdikten sonra mı
Ertunç: Evet ben çıkardım verdim ya size
Erdinç: Evet sen çıkardın verdin sonra tekrar onlar oraya geri gitmiş. Ondan sonra Cem binbaşı tekrar çağırdı beni ya dedi bunlar dedi alın burdan ne yapacaksanız yapın falan dedi. Dedim bana ne söylüyon dedim ya benim mi onlar dedim bana ne söylüyosunuz dedim ben, ondan sonra Kemalettin’e diyor ki ya o zaman koyalım şöyle bi yerde dursun diyo bana.
Ertunç: Ya ne geri zekalı adam ya
Erdinç: Müdüre söyledim diyor müdür şey yapmadı bana ne diyor o da müdür ilgilenmiyorsa ben mi ilgilenecem dedi.
Ertunç : Müdür niye ilgilenecek müdürün ne alakası var ya
Erdinç: Müdürün bir alakası yok ama e azından şube müdürü abi yani olay ne var senin şubenle ilgili bir şey var dimi çağır bakalım adamı sor de kardeşim bunlar de neyin nesi de yani sor ne biliyim o da uzaylı gibi baktı yani
Ertunç: Ha müdür ilgilenmiyor diyen kemal değil Cem'mi?
Erdinç: Kemal Kemal müdür ilgilenmedi dedi
Ertunç: İyide sen ilgilenmezsen müdür niye ilgilensin yani dangalak
Erdinç: Hah yani onu bilen sensin yani neyin ne olduğunu bilen sensin sen kullanmışın malzemeleri yıllardan beri Ertunç: Adam gidip anlatacak söyleyeceksin ki ona göre ne yapacaksa yapacak bir çaresine bakacak yani. Erdinç: Ben normalde şey yaptım yani ifademi bugün verdim adli müşavire dedim ben 2007 yılının dedim ağustos ayında katıldım dedim. Katıldığımdan dedim bir ay içerisinde böyle bir adam geliyordu dedim odaya dedim. Bana Kemalettin binbaşı müsaade eder misin diyordu dedim. Ben çıkıyordum kim olduğunu da bilmiyordum dedim adamın. Sordum dedim işte Mustafa yüzbaşıya dedim o dedi dedim ya bunlar işte zamanında kullanılmış falan dedi dedim. O adamlar son zamanlan artık bunlar şutlandı.
Ertunç: Şey askeri savcımı yürütüyor bu mevzuyu

Erdinç : Ya idari soruşturma yapıyor adli müşavir soruşturma yapıyor da, yani dedim herhalde onlar kullandı şeyi dedim onların malzemeleri herhalde dedim
Ertunç: Neyse ya boş ver dedim ya canım sıkıldı baya üzüldüm ulan dedim adama yazık oldu adam oralarda emniyet emniyet falan diyince benim aklıma şey geldi Beşiktaş adliyesi bilmem ne falan diye oralardasınız zannettim yani
Erdinç: Ya belki oralara gideriz abi ifade vermeye bilmiyoruz ki şimdi yani
Ertunç: Ya bitek ifade verilmeye gidilsin yani sorun olmazda
Erdinç: Askeri savcılıkta olsa olay biliyosun yani bi tane kurban ararlar genelde o şey olur zaten hep yukardakiler ben görmedim duymadım der hemen satıverir seni, bizim kurumu biliyosun
Ertunç: Tabi canım, yani o olayın kime geleceği dönüp dolaşıp kime kitlemeye çalışacakları belli zaten askeri savcılıkta.



Kaynak: Dailymotion

Devamını BURADAN okuyun...>>>

12.2.11

BALYOZ'UN TAM LİSTESİ

Balyoz'da tutuklananların tam listesi

''Balyoz Planı'' davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutuklama ve yakalama kararı verdiği isimler şöyle


Tutuklanan emekli askerler:
Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral Özden Örnek
Emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık
Emekli Korgeneral Doğan Temel
Emekli Korgeneral M. Yavuz Yalçın
Emekli Korgeneral Engin Alan
Emekli Koramiral A. Feyyaz Öğütçü
Emekli Koramiral Lütfü Sancar
Emekli Tümgeneral Hayri Güner
Emekli Tümgeneral Behzat Balta
Emekli Tümgeneral Tuncay Çakan
Emekli Tümgeneral Taner Balkış
Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutlu
Emekli Tümamiral Özer karabulut
Emekli Tümamiral M. Aydın Gürül
Emekli Tuğgenaral. F. Oktay Memioğlu
Emekli Tuğgeneral İzzet Ocak Emekli Tuğgeneral M. Kemal Tutkun
Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri
Emekli Tuğgeneral Halil Kalkanlı
Emekli Tuğgeneral M. Kaya Varol
Emekli Tuğamiral Engin Baykal
Emekli Tuğamiral Hasan Hoşgit
Emekli Kurmay Albay Ümit Özcan
Emekli Albay Erdal Akyazan
Emekli Albay H. Basri Aslan
Emekli Albay Bülent Tunçay
Emekli Albay Mustafa Çalış
Emekli Albay Mümtaz Can
Emekli Albay A. İhsan Çuhadaroğlu
Emekli Albay Yusuf Ziya Toker
Emekli Albay Emin Küçükkılıç
Emekli Albay Mehmet Fikri Kafradağ
Emekli Albay Fuat Pakdil
Emekli Albay Suat Aytın
Emekli Albay Kubilay Aktaş
Emekli Yüzbaşı Mehmet Ulutaş
Tutuklanan muvazzaf askerler
Harp Akademileri Komutan Yardımcısı Korgeneral Yurdaer Olcan
Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu
Korgeneral M. Korkut Özarslan
Korgeneral Ayhan Taş
Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç
Tümgeneral Abdullah Dalay
Tümgeneral Gürbüz Kaya
Tümgeneral Hasan Fehmi Canan
Tümgeneral Salim Erkal Bektaş
Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Ahmet Yavuz
Tümgeneral Halil Helvacıoğlu
Tümgeneral Bekir Memiş
Tümgeneral İhsan Balabanlı
Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz
Tümamiral Ali Semih Çetin
Tuğgeneral Nurettin Işık
Tuğgeneral Kasım Erdem
Tuğgeneral Gökhan Gökay
Tokat Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bulut Ömer Mimiroğlu
Kastamonu Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ali Aydın
Tuğamiral Turgay Erdağ
Tuğamiral Ayhan Gedik
Tuğamiral Ahmet Türkmen
Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar
Tuğamiral Cem Aziz Çakmak
Tuğamiral Levent Erkek
Tuğamiral Mustafa Karasabun
Tuğamiral Levent Görgeç
Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu
Albay Cengiz Köylü
Albay Cemal Temizöz
Kurmay Albay Murat Özçelik
Albay Ali Rıza Sözen
Albay İlkay Nerat
Albay Veli Murat Tulga
Albay Memiş Yüksel Yalçın
Albay Yüksel Gürcan
Albay Recep Yıldız
Albay Mehmet Yoleri
Albay Namık Koç
Albay İkrami Özturan
Albay Ahmet Küçükşahin
Albay Recai Elmaz
Albay Ahmet Topdağı
Albay Burhan Göğce
Albay Zafer Karataş
Albay İsmet Kışla
Albay Taylan Çakır
Albay Muharrem Nuri Alacalı
Albay Ali Semih Çetin
Albay Nihat Özkan
Albay Levent Erkek
Albay Ali Türkşen
Albay Tayfun Duman
Albay Dora Sungunay
Albay Hasan Gülkaya
Albay Faruk Doğan
Albay Mücahit Erakyol
Albay Ergün Balaban
Albay Hakan Sargın
Albay Hüseyin Özçoban
Albay Mustafa Koç
Yarbay Mehmet Ferhat Çolpan
Yarbay Levent Çehreli
Yarbay Ertuğrul Uçar
Yarbay Ercan İrençin
Yarbay Yusuf Kelleli
Binbaşı Gökhan Çiloğlu
Binbaşı Ahmet Yanaral
Binbaşı Fatih Altun
Binbaşı Erdal Hamzaoğulları
Yüzbaşı Hüseyin Polatsoy
Yüzbaşı Hüseyin Topuz
Üsteğmen Ahmet Şentürk
Doğan Fatih Küçük
Dursun Tolga Kaplama
Fatih Uluç Yeğin
Hakan İsmail Çelikcan
Ahmet Necdet Doluel
Hasan Hakan Dereli
Fatih Musa Çınar
Aytekin Candemir
Kemal Dinçer
Barbaros Kasar
Soydan Görgülü
Şafak Duruer
Utku Arslan
Cemalettin Bozdağ
Kıvanç Kırmacı
Kahraman Dikmen
Ahmet Tuncer
Hakan İsmail Çelikcan
Yaşar Barbaros Büyüksağnak
Cemal Candan
Taner Gül
Mehmet Kemal Gönüldaş
Orkun Gökalp
Bora Serdar
Behçet Alper Güney
Sırrı Yılmaz
Mahkemede, Albay Dursun Çiçek'in tutuklama kararının yüzüne okunmasına karar verildi
Haklarında yakalama kararı çıkartılan emekli ve muvazzaf askerler
Eski 1. Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan
Eski 1. Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Ergin Saygun
Korgeneral Nejat Bek
Tuğgeneral Hakan Akkoç
Emekli Tümgeneral Recep Rıfkı Durusoy
Emekli Tümgeneral Nuri Ali Karababa
Albay Mustafa Önsel
Albay Nihat Altınbulak
Albay Hanifi Yıldırım
Albay Hasan Nurgören
Albay İbrahim Koray Özyurt
Albay Soner Polat
Emekli Albay Hamdi Poyraz
Yarbay Yunus Nadi Erkut
Yarbay Meftun Hıraca
Yarbay Mehmet Ferhat Çolpan
Yarbay Bahtiyar Ersay
Binbaşı Refik Hakan Tufan
Binbaşı Mustafa Yuvanç
Binbaşı Gökhan Murat Üstündağ
Üsteğmen Erdinç Atik
Astsubay Halil Yıldız
Astsubbay Erhan Kuraner
Astsubay Abdurrahman Başbuğ
Astsubay Harun Özdemir
Astsubay Mehmet Alpar Şengezer
Astsubay Murat Ataç
Astsubay Nedim Ulusan
Astsubay Ali Demir

zaman.com.tr

Devamını BURADAN okuyun...>>>

MÜBAREK GİTTİ

Mısır'da bir devrin sonu

Tunus'tan esmeye başlayan değişim rüzgârı, Mısır'da 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimini sona erdirdi. Mübarek, ülkede 18 gündür devam eden protesto gösterilerinin ardından dün istifa etti. Mübarek, perşembe gecesi istifa etmeyeceği yönündeki açıklamasının ardından 24 saat geçmeden görevi bırakmak zorunda kaldı. Başta Kahire'deki Tahrir Meydanı olmak üzere ülkenin dört bir yanında gösteriler düzenleyen halk, istifa haberi üzerine sokaklara dökülerek Mübarek'in gidişini kutladı.


Tunus'un ardından Mısır'da da halk büyük bir tarih yazdı; 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimine son verdi. Devlet başkanlığı yetkilerini Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi'nin başkanı olarak Savunma Bakanı Muhammed Tantavi devraldı. Açıklamadan hemen sonra iki gündür göstericilerin kuşatması altında bulunan Cumhuriyet Sarayı'na giden Tantavi, göstericilere teşekkür etti.İstifa haberinin duyulmasıyla birlikte başta günlerdir gösterilere sahne olan Tahrir Meydanı olmak üzere ülkenin dört bir yanında milyonlarca insan sevinç gözyaşlarıyla sokaklara ve meydanlara akın etti. "Halk, Mübarek rejimini devirdi" sloganları atıldı. Kahire'yi terk eden Mübarek'in ise Şarm el Şeyh'e gittiği belirtiliyor. Uluslararası medya, Ortadoğu için büyük önem taşıyan istifayı, flaş haber olarak duyurdu.

Mübarek'in önceki akşam beklentilere rağmen istifa etmek yerine yetkilerini devredeceğini açıklaması büyük hayal kırıklığına yol açmıştı. Milyonlarca Mısırlı dün cuma namazından sonra ellerinde bayraklarla Tahrir Meydanı'na koştu. Mübarek'in önceki gün yaptığı ve geçiş sürecini yöneteceği yönündeki açıklamaya sert tepki gösteren halk, Devlet Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman aleyhine de sloganlar attı. Binlerce kişi tanklar ve tel örgülerle korunan Kahire'deki Cumhuriyet Sarayı'nın önünde toplanırken, göstericiler 400'den fazla tank ve zırhlı aracın çevirdiği Tahrir Meydanı'nın hemen yanı başındaki Televizyon Binası'nın önünü karargah haline getirdi.

Göstericilerin saraya yürümesi üzerine Mübarek ve ailesinin kenti terk ettiği bildirilirken, günlerdir beklenen açıklama akşam saatlerinde geldi. Devlet Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman, Hüsnü Mübarek'in istifa ettiğini, devleti yönetme konusunda, Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi'ni "görevlendirdiğini" açıkladı. Halk bu açıklamanın ardından sevinç kutlamalarına başladı.

Daha sonra ordudan yapılan açıklamada askerin meşru bir hükümetin yerini almayacağı, yeni yönetimin kurulması için Mısır halkının istekleri doğrultusunda alınacak önlemler konusunda daha sonra bir duyuru yapılacağı bildirildi. Açıklamayı okuyan askerî sözcü, Mübarek'in "halkın çıkarları doğrultusunda istifa ettiğini" belirtti. Mübarek'in istifasıyla Mısır'da bundan sonra Savunma Bakanı Hüseyin Tantavi etkili olacak. Mareşal Tantavi, 1991 yılından beri Savunma Bakanlığı görevinde bulunuyor. 25 Ocak'ta gösterilerin başlamasından sonra Mübarek, halkı sakinleştirmek için kabineyi yeniden şekillendirmiş, Tantavi'ye savunma bakanlığının yanı sıra başbakan yardımcılığı görevi vermişti.

Mısır'ın muhalif isimlerinden Muhammed El Baradey, istifayı "Bugün hayatımın en büyük günü." şeklinde değerlendirdi. Baradey, "Mısır, yıllar süren baskı döneminin ardından özgürlüğüne kavuştu." dedi. Mısır'ın en büyük muhalif grubu Müslüman Kardeşler de, Mübarek'in istifasından ötürü bugünün "zafer günü" olduğunu açıkladı. Grubun üyesi eski parlamenterlerden Muhammed el Katatni, "Mısır halkını ve şehitleri selamlıyorum. Bugün, Mısır halkı için zafer günüdür. Devrimin en önemli hedefine ulaşıldı." dedi. Mısır, istifasının ardından Mübarek'in ülkeyi terk edip terk etmeyeceği ve konumunun ne olacağını tartışmaya başladı. Bu arada İsviçre Dışişleri Bakanlığı, Mübarek'in bu ülkedeki mal varlıklarının dondurulacağını açıkladı.

[Haber Portre] Ortadoğu'nun Berlin Duvarı yıkıldı

Ortadoğu ve Arap dünyasındaki statükonun en güçlü temsilcisi olarak adlandırılan Hüsnü Mübarek (83), halkın günler süren kararlı protestoları sonucu görevini bırakmak zorunda kaldı. 1975 yılında devlet başkan yardımcılığı görevine atanan Mübarek, 14 Ekim 1981'de de Devlet Başkanı Enver Sedat'ın suikast sonucu öldürülmesi üzerine anayasa gereği liderlik koltuğuna oturdu. Eski hava kuvvetleri komutanı olan Mübarek, 1973 tarihindeki Arap-İsrail Savaşı'nda gösterdiği yararlılıktan dolayı da mareşal rütbesine yükseltildi. Sahip olduğu öne sürülen 40-70 milyar dolarlık servete de Mübarek'in bu dönemdeki askerî ihalelerden ulaştığı öne sürülmüştü.

Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve 2. Ramses'ten sonra Mısır'ı en uzun süre yöneten üçüncü lider olan Mübarek, özellikle ABD yanlısı politikalarıyla dikkat çekti. 1991 yılındaki Körfez Savaşı sırasında ABD'nin yanında yer aldığı için büyük askerî yardımlar alan Mısır'ın 14 milyar dolarlık borcu da affedildi. 6 kez suikast girişiminden kurtulduğu öne sürülen Mübarek'e en sansasyonel saldırı girişimi 1995 yılında Etiyopya'da yapıldı. Bu saldırı iddiasından sonra 20 binden fazla Cemaatul İslami mensubu tutuklandı. Halen hapishanelerde 30 binden fazla siyasi tutuklunun bulunduğu tahmin ediliyor.
5 kez 'evet', 'hayır' şeklinde yapılan referandumlarla devlet başkanlığı görevine seçilen Mübarek, ilk kez 2005 yılındaki çok adaylı seçimlerden de yüzde 87 oy alarak koltuğunu korudu. Ancak bu tarihten itibaren başta Mısır olmak üzere tüm dünya, Mübarek'in yerine kimin geçeceğini tartışmaya başladı. Tartışmaların artmasının sebebi de Mübarek'in, yerine oğlu Cemal'i hazırladığı yönündeki iddialardı.

Göreve geldikten sonra Sedat'ın öldürülmesini gerekçe göstererek olağanüstü hal yasalarını yeniden yürürlüğe koyan Mübarek, bu yasaların ışığında ülkede büyük bir baskı rejimi oluşturdu ve özellikle de muhalif partilerin güçlenmemesi için büyük bir çaba sarf etti. Sokak gösterilerini de engelleyen Mübarek, zaman zaman yapılan küçük çaplı gösterileri bile sert polisiye tedbirlerle dağıttı.

Mübarek'i Batı için vazgeçilmez kılan ise İsrail ile kurduğu çok yakın ilişkiler oldu. Mübarek karşıtı gösterilerin başladığı 25 Ocak'tan itibaren Mübarek'in yanında yer alan tek ülke bazı Arap ülkelerinin yanı sıra İsrail oldu. İsrail, Mübarek'in, Ortadoğu barışı için vazgeçilmez bir kişi olduğunu belirtiyordu. ABD'nin İsrail'den sonra en fazla yardımda bulunduğu ülke olan Mısır, Mübarek'le tam anlamıyla ABD'nin yörüngesinde yer aldı ve Washington'la hiçbir şekilde karşı karşıya gelmemeye çalıştı. Arap dünyasının Berlin Duvarı olarak adlandırılan Mübarek'in düşmesinden sonra diğer demokratik olmayan bölge rejimlerinin de kısa süre içinde değişime uğramasına kesin gözüyle bakılıyor.

[Haber İzlenim] Mısır'ın doğum günü

Mübarek'in istifa haberi Tahrir Meydanı'na ulaştığında günlerdir burayı mesken edinen yüz binler bir ağızdan 'Mübarek rejimini devirdik', 'Başardık' sözleriyle haykırıyordu. Ağlayanlar, dans edenler, arkadaşına sarılanlar, kırmızı, siyah, beyaz renkli bayrağını daha da büyük bir gururla dalgalandıranlar... 'Bugün doğum günüm', 'Yeniden doğdum', 'Mısır'ın en büyük günü', 'Mısır halkı başardı'... Bu sözler, mutluluğu ifade eden sözlerden sadece bazılarıydı. 'Bugünü veda cuması ilan etmiştik' diyordu biri ve ekliyordu: 'Öfke cuması' dedik gitmedi, 'terk et cuması' dedik yine direndi, ancak 'veda cuması' onun sonu oldu. Öteki de Mübarek'ten başka bir lider ismi daha duyacağı için mutlu olduğunu ifade ediyordu. Tam 18 gün boyunca Tahrir Meydanı unutulmaz pek çok hatıraya ev sahipliği yaptı. Özgürlük ateşi buradan alev aldı. Mübarek yanlısı çeteler, tonlarca taşı burada onların üzerine attı. Burada kanları aktı. Soğuk ve yağmura aldırmadan burada gecelemişlerdi.

85 milyon Mısırlı, dün geceyi sokakta geçirdi. Sokaklar doldu taştı. Günlerdir korkudan geceleri sokağa çıkamayanlar, ellerinde bayrakları, arabalarıyla sevinç turları attı. Bundan sonra gözler ordunun üzerinde. Günlerdir demokratik değerlere vurgu yapan ve halktan yana bir görüntü çizen ordu, bu politikasını koruyacak mı, yoksa Ortadoğu'nun geleneksel reflekslerine göre hareket ederek Mübarek'in çizgisini bir şekilde devam mı ettirecek? Sokaklardaki coşku sona erdikten ve herkes evine döndükten sonra halk, atılacak adımları çok daha yakından izleyecek. Meydandakiler, eski rejimi çağrıştıracak en küçük bir harekete dahi müsaade etmeyeceğinin altını çiziyor. Dolayısıyla ordunun atacağı yanlış bir adım, halkı tekrar sokaklara dökebilir. Ve ordunun da, iddia edildiği gibi halk ayaklanmasına karşı koyacak bir gücü yok.

Demokratik bir sürecin başladığı Mısır'da artık şu sorunun cevabının bulunması gerekecek: Devlet başkanlığı seçimlerinin yapılacağı eylül ayına kadar ordu, demokrasinin tesis edilmesi için nasıl bir strateji izleyecek?

Mübarek'te ısrar edenler tebrik sırasına girdi

Mısır'da demokrasi gösterilerinin başladığı 25 Ocak'tan bu yana hem dünyayı hem de kendi halklarını "Müslüman Kardeşler" öcüsü ile korkutan Batı, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in istifasından sonra Mısır halkının "zaferini" kutlama yarışına girdi.

Dünyada demokrasi ve insan hakları şampiyonluğuna soyunan Avrupa Birliği, 25 Ocak'tan bu yana çok kötü bir imtihan verdi ve namuslu Batılılar tarafından sürekli "ikiyüzlülükle" itham edildi. Geçen hafta yapılan Münih Konferansı'nda Mısır'da istikrara vurgu yapan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Mübarek'in gittiği kesinleştikten sonra olayları "tarihi gün" olarak nitelendirdi. Ancak İsrail'in güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini de vurgulamayı ihmal etmedi. Tunus ve Mısır'daki demokrasi hareketlerinin en çok hırpaladığı Fransa ise Mübarek'in düşüşünden hemen sonra 18 gündür sürdürdüğü "İsrail ve istikrar" yanlısı tavrına bir anda son vererek, ülkede bir an evvel hür ve adil seçimlerin yapılması çağrısı yaptı. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Mübarek'in düşüşünden bir gece evvel Fransız TV'lerinde yine istikrara vurgu yaparken, Müslüman Kardeşler "tehlikesine" de çaktırmadan işaret ediyordu.



Son dakikaya kadar Mübarek'e istifa çağrısı yapamayan AB'nin üç lideri Konsey Başkanı Herman Van Rompuy, Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso ve AB Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, tarihi anın şanına yakışır şekilde ortak bir açıklama yaparak, Mısır halkının cesaretini "selamlıyordu". 300 kişinin öldüğü 18 gün boyunca pek ortada görünmeyen Avrupalı liderler, dün gazetecilerin internet kutularını Mısır halkını kutlayan mesajlarla doldurdular, TV'lerde görünme yarışına girdiler.

AP'nin üç grubunun liderlerinin hakkını yememek lazım. Sosyalist Grup Başkanı Martin Schulz, Mübarek'e istifa çağrısı yapan ilk Avrupalı siyasi lider oldu. Liberallerin lideri Guy Verhofstadt, yaşananların İslam değil, hürriyet devrimi olduğunu söyledi. Yeşillerin lideri Daniel Cohn-Bendit, her zaman olduğu gibi Arap halklarının meşru taleplerinin safında yer aldı. SELÇUK GÜLTAŞLI BRÜKSEL

Ortadoğu'da bayram havası

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in günlerdir süren protestolar sonrasında istifa etmesi, Arap dünyasında sevinçle karşılandı. Birçok Arap ülkesinde halk sokağa çıkarak, Mısır halkının mutluluğuna ortak oldu. Mısır ile sınırı bulunan, Hamas'ın kontrolündeki Gazze Şeridi'nde, Mübarek'in istifa haberini alan Filistinliler sokaklara dökülerek kararı havaî fişeklerle kutladı. Batı Şeria'daki Filistin yönetiminin merkezi Ramallah'ta da yüzlerce kişi, Mübarek'in istifasının ardından sevinç gösterisi yaptı.

Katar'ın başkenti Doha'da binlerce Mısırlı ve Arap, Mısır Milli Marşı'nı okuyarak, "Yaşasın Mısır" ve "Mısır özgür, hırsızlar gitti" diye sloganlar attı. Yemen'de de Mübarek'in istifasını kutlayan binlerce kişi "Dün Tunus, bugün Mısır, yarın Yemenliler zincirlerini kıracak." diye bağırdı. Fas'ın başkenti Rabat'ta da yüzlerce kişi Mübarek'in gidişini ve Mısır halkının "zaferini" sloganlarla kutladı.

Cezayir'de polis gösterilere müdahale etti

Tunus'ta yönetim karşıtı gösterilerin başlamasının hemen ardından olayların sıçradığı komşu Cezayir'de dün bir kişi daha protesto amacıyla kendini yaktı. 36 yaşındaki işsiz ve altı çocuk babası Lütfi Maamir'in kendini yakarak öldürmesiyle, ocak ayı ortasından bu yana ülkede aynı şekilde hayatına son verenlerin sayısı 4'e yükseldi. Tunus'ta rejime yönelik gösteriler bir işsizin kendini yakmasıyla başlamıştı.

Bu arada, bugün Cezayir'de "sistemin değişimi" için büyük bir gösteri hazırlığı yapan muhalif hareket yetkilileri, Mübarek'in düşmesini kutlamak için yapılan spontane gösteriye polisin müdahale ettiğini, bazı göstericilerin yaralandığını ve 10 kişinin gözaltına alındığını belirtti. Başkent Cezayir'de yapılan gösteride 100 kadar gösterici, "Rejim yıkılsın" ve "Mübarek'ten sonra sıra Buteflika'da" diye slogan attı. Bu arada Suriye'de 2007 yılından bu yana sosyal paylaşım sitesi Facebook ve video paylaşım sitesi Youtube'a giriş yasağı kaldırıldı. Kararın Arap dünyasını sarsan ayaklanmaların ardından gelmesi dikkat çekti. dış haberler servisi

Davutoğlu: Cumhuriyet ile demokrasi buluştu

-Protesto gösterilerinin başlangıcından bu yana halkın demokrasi yönündeki meşru taleplerini destekleyen Türkiye, Mısır halkını ilk tebrik eden ülkelerden biri oldu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Twitter'da yayımladığı açıklamasında, "Mısır halkı için hayırlı olsun. Mısır halkı uzun soluklu bir eylemle isteğini ortaya koymuştur." ifadelerini kullandı. Davutoğlu, gazetecilere yaptığı değerlendirmede de istifayı hem Mısır halkı, hem Arap toplumları hem de bölge için son derece tarihi bir gelişme olarak niteleyerek, "Mısır'da cumhuriyet ile demokrasi buluştu. Demokrasiyle bunun taçlanması, bölgemize büyük bir istikrar sağlayacaktır. Barışçı tutumu ve eylemlerle bu değişimi sağlayan Mısır halkını kutluyoruz. '' dedi.

CUMALİ ÖNAL KAHİRE - 12.02.2011 ZAMAN

Devamını BURADAN okuyun...>>>

BALYOZCULAR TUTUKLANDI

Balyoz'da 163 tutuklama

Balyoz darbe planı davasına bakan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi dün tarihi bir karar verdi. Emekli kuvvet komutanları Özden Örnek ve Halil İbrahim Fırtına ile muvazzaf generallerin de aralarında bulunduğu 133 sanık tutuklandı.
Fırtına ve Örnek, darbe girişimi iddiasıyla tutuklanan ilk kuvvet komutanları oldu. Mahkeme, duruşmaya gelmeyen davanın bir numaralı sanığı Çetin Doğan ile eski Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun ve Korgeneral Nejat Bek dahil 29 sanığın ise yakalanmasına hükmetti.

Tutuklu bulunan Albay Dursun Çiçek'le birlikte toplam tutuklama sayısı 163 oldu.Oybirliğiyle alınan karar, Ergenekon davasından tutuklu Albay Dursun Çiçek'in de yüzüne okunacak. Tutuklananlar arasında muvazzaf ve emekli 54 general bulunuyor. Gölcük Donanma Komutanlığı'ndaki aramalarda ele geçirilen yeni belgelerin dava dosyasına girmesi kararın alınmasında etkili olurken, tutuklama işlemi uzun saatler aldı. Korgeneral seviyesindeki sanıklar, görevli binbaşıya direnerek salona orgeneral istedi. Nöbetçi savcının da her bir sanık için ayrı ayrı müzekkere hazırlaması sebebiyle 21.00'de verilen tutuklama kararının uygulanması gece yarısını buldu. Bu sırada bazı sanık yakınları, hakimlere "Çocuklarınıza iyi sarılın bu gece." diye tehdit savurdu. Sanıklar ise ayağa kalkarak koro halinde Harbiye Marşı ve Deniz Harp Okulu Marşı'nı okudu.

Silivri'de görülen 'Balyoz' davasının dünkü duruşmasında Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı. Eski kuvvet komutanları Halil İbdahim Fırtına ve Özden Örnek, 'darbeye teşebbüs'ten tutuklandı. Duruşmada eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Kuzey Deniz Saha Komutanı emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü'nün de aralarında bulunduğu 167 sanık hazır bulundu. Çetin Doğan ise dünkü duruşmaya katılmadı. Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Savaş Kırbaş, 180 sanığın, dosyaya dahil edilen yeni 43 klasör, delil durumu ve CMK'nın 100. maddesini gerekçe göstererek tutuklanmasını talep etti. Bunun üzerine ara veren Mahkeme Başkanı, tutuklama talebi olduğu için tutuksuz sanıkların duruşma salonundan ayrılmaması yönünde uyarıda bulundu.

Yaklaşık 4,5 saatlik aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına, Süha Tanyeri, Genelkurmay Muhabere ve Elektronik Bilgi Sistemleri Başkanı Koramiral Kadir Sağdıç ve Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu'nun da aralarında bulunduğu 133 kişinin tutuklanmasına hükmetti. Mahkeme, aralarında Çetin Doğan ve Ergin Saygun'un da bulunduğu 29 sanık hakkında ise yakalama kararı çıkardı. Ayrıca yine duruşmaya katılmayan başka suçtan tutuklu sanık Albay Dursun Çiçek'in de tutuklama kararının yüzüne okunması için tutuklu bulunduğu cezaevi aracılığıyla mahkemede hazır edilmesine hükmedildi. Tutuklananlar arasında 54 muvazzaf ve emekli general bulunuyor. Mahkeme, 'delillerin henüz toplanmamış olması, kuvvetli suç şüphesi, adli kontrol hükümlerinin suç şüphesi karşısında yeterli olmayacağı, delilleri karartma ihtimali ile CMK 100. maddesindeki katalog suçlardan olmasını' tutuklama kararına gerekçe olarak gösterdi. Kararın okunması sırasında sanık ve sanık avukatlarının ayağa kalkmadığı görüldü.

HAKİMLERE TEHDİT: ÇOCUKLARINIZA İYİ SARILIN

Oybirliğiyle alınan kararın okunması bitmeden izleyici bölümünde bulunan sanık yakınları, verilen kararı alkışlarla protesto etti. Sanık yakınlarının hakimlere hitaben, "Çocuklarınıza iyi sarılın bu gece!" diye bağırdığı duyuldu. Kararın açıklanmasının ardından sanıklar hep bir ağızdan önce Harbiye Marşı'nı, ardından da Deniz Harp Okulu Marşı'nı okudu. Sanıkların kaçma ihtimaline karşı güvenlik önlemlerinin artırıldığı gözlendi.

Bu arada haklarında tutuklama kararı verilen muvazzaflar krize sebep oldu. Duruşma salonundaki muvazzaflar, aralarında korgereral rütbesinde asker bulunduğunu belirterek, "Size onu teslim etmeyiz. Buraya onu teslim almak için orgeneral gelecek." diyerek teslim olmayı reddetti. Ardından duruşma salonunun kapısı kapatıldı. Nöbetçi savcının, tutuklama kararını 133 sanık için ayrı ayrı müzekkere haline getirip cezaevine faks göndermesi beklendi. Bu sebeple sanıklar gecenin ilerleyen saatlerine kadar mahkeme salonunda tutuldu. 00.15 itibariyle hiçbir sanık cezaevine gönderilemedi.

Balyoz davası hâkimi: Burada TSK değil, şahıslar yargılanıyor

Balyoz darbe planı davasının görüldüğü İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin başkanı Ömer Diken, bir sanık avukatının, "Burada TSK yargılanıyor." sözlerine tepki gösterdi. Diken, "Burada yargılanan TSK değil. Şahıslara karşı açılmış bir dava." diye konuştu.

Duruşmada söz alan emekli Korgeneral Engin Alan'ın avukatı Ayhan Nacak, Özgür-Der, Rıdvan Kaya, Hamza Türkmen, Abdurrahman Dilipak ile Abdurrahman Koçoğlu ve Hukukçular Derneği'nin müdahillik taleplerinin reddedilmesi gerektiğini söyledi. İddianamedeki suçlamalardan zarar görmediği gerekçesiyle hükümetin de bu davaya katılma talebinde bulunamayacağını savundu. Nacak, "Burada suçlanan subay ve astsubayların bu planı yapacak yetenekte olmadığını düşünüyorum. Bahsedilen o kadar kötü bir plan ki, buradaki astsubay bile böyle bir planı hazırlamaz. Bu, subay ve astsubaylara hakarettir. Sözde darbe planını yazacak yetenekte hiçbir subay ve astsubay yoktur. O kadar kötü bir plandır ki, TCK'nın 301. maddesinin uygulanması gerekir. Orduya, subay ve astsubaylara hakarettir." şeklinde konuştu.

Bunun üzerine araya giren Mahkeme Heyeti Başkanı Ömer Diken, bir şeyin altını çizmek istediğini belirterek, "Burada yargılanan TSK değil. Şahıslara karşı açılmış bir dava. Kişilerin bir kurumda çalışıyor olması, o kurumun burada yargılandığı anlamına gelmez. Dava, o kuruma açılmış sayılmaz. Burada, hakkında dava açılan gerçek kişiler yargılanıyor.'' ifadesini kullandı. Avukat Ayhan Nacak ise, "TSK'nın yüzde 15'i yargılandığı için benim şahsi kanaatim burada Türk Silahlı Kuvvetleri yargılanıyor." cevabını verdi.

Mahkeme, müdahillik taleplerini kabul etti

Balyoz davasının dünkü duruşmasında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, müdahillik taleplerini de karara bağladı. Mahkeme, gazeteci Abdurrahman Dilipak, Hamza Türkmen, eski İstanbul Vali Yardımcısı Ödemiş Kaymakamı Abdurrahman Koçoğlu, ÖZGÜR-DER, Hukukçular Derneği, ÖZGÜR-DER Başkanı Rıdvan Kaya'nın katılma talebini 'sanıkların üzerine atılı suçlamanın sabit olması halinde suçlamadan doğrudan zarar görme ihtimalleri olması' nedeniyle oybirliğiyle kabul etti. Bu şekilde vatandaşlar da darbe teşebbüsü davasına müdahil olmuş oldu. Sanıklar, müdahillek taleplerinin reddini istemişti. Çetin Doğan'ın avukatı Hüseyin Ersöz, müdahillik taleplerinin reddini istedi. Ersöz, "Bu davada mağdur olan, huzurda bulunan sanıklardır.'' dedi. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına da talebin reddedilmesi gerektiğini savundu. Dava 14 Mart'a ertelendi.

BÜŞRA ERDAL İSTANBUL - 12.02.2011 zaman.comtr

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License