Belgütay Varımlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belgütay Varımlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.12.09

DONANMADA SIR ÖLÜMLER

5 subayın sır dolu ölümü

5 subay sırlarıyla birlikte öldü. Subayların ilişkileri sis perdesini kalınlaştırıyor.Ergenekon, cephanelikler ve darbe planları ile gözlerin çevrildiği Deniz Kuvvetleri'nde iki yılda 5 rütbeli subay sırlarıyla birlikte öldü. Subayların ilişkileri sis perdesini kalınlaştırıyor.

Ergenekon ve Kafes Eylem Planı soruşturmasında çok sayıda muvazzaf subayın sorgulandığı Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda son iki yıl içinde 5 rütbeli subay şüpheli şekilde hayatını kaybetti.

İstanbul'daki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitirdikten sonra Ayışığı Darbe Planı'nı deşifre eden subay olduğu ortaya çıkan Emekli Deniz Albay Belgütay Varımlı'dan önce Ergenekon soruşturmasında ismi iddianame eklerinde yer alan Yüzbaşı Olgun Vural askeri lojmanda ölü bulunmuştu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki yapılanmaya ait bilgileri sızdırdığı ileri sürülen Yüzbaşı Vural'ın ardında bıraktığı intihar mektubu dikkat çekiciydi. Listede ismi geçen Binbaşı Ümit K.'ya hitaben yazılan mektupta ' Bulmacanın parçaları beni gösteriyor ama ben değilim. Bana inanın, Ümit K. bana inan' sözleri Vural'ın yoğun baskı altında olduğunu gösteriyordu. Olgun Vural'ın beylik tabancasıyla intihar ettiği resmi kayıtlara geçti.PAŞALARIN ÇALIŞMA ARKADAŞI
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki şüpheli ölümler zincirinin ilk halkası 2 Mayıs 2007'de Ankara yakınlarında şaibeli bir trafik kazasında yaşamını yitiren Emekli Deniz Albay Birol Atakan oldu. 28 Şubat sürecinde Oramiral Güven Erkaya ile birlikte çalışan Atakan daha sonra Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Yener Karahanoğlu'nun da emir subayı oldu. Komutanlıktaki Ergenekoncu yapılanma hakkında bir çok bilgiye sahip olan Atakan, eski kuvvet komutanı Özden Örnek ile Karahanoğlu arasındaki köprü isim olarak biliniyordu.

KOMUTANLARIN ORTAK HAFIZASI
Kuvvet komutanlarının birbirine devrettiği bir 'hafıza defteri' özelliği taşıyan Atakan, Özden Örnek ve Yener Karahanoğlu zamanında amiralliğe aday komutanların bilgilerine ulaşıp, haklarında olumlu-olumsuz kanaatler oluşmasını sağladığı ve böylece ETÖ'ün istediği-istemediği şahısların Deniz Kuvvetlerinde atama, terfi işlemlerine etki etti. Eski ve yeni komutan arasındaki gizli görüşmeleri de Atakan'ın ayarladığı belirtiliyordu. Sırlarıyla birlikte ölen Atakan'ın, Adana-Yüreğir Hadep İlçe Teşkilatı yönetiminde görevli olan Suphi Karakeçeli'yle irtibat halindeyken kardeşi Selda B.'nin DHKP-C Örgüt mensubu Nihat B. ile irtibatlı olduğu istihbarat notlarına da yansımıştı.
Darbe planlarını deşifre etti

Ölümü şüpheli bulunan son denizci Kadıköy'deki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitiren emekli Albay Belgütay Varımlı oldu. Varımlı'nın ölümünden sonra Sarıkız ve Ayışığı Darbe Planları'nı deşifre eden subay olduğu ortaya çıktı. Şener Eygur ve arkadaşlarının darbe çalışmalarından dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü, Varımlı'nın haberdar ettiği öğrenildi. Rütbeleri sökülen Oramiral İlhami Erdil aleyhine mahkemede ifade veren Varımlı, Özel Kuvvetler Komutanlığı ve MSB Teftiş Kurulu Başkanlığı'nda da görev yapmıştı.

'Bulmacadaki kayıp parça ben değilim'
Şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren diğer bir Deniz Kuvvetleri personeli ise Yüzbaşı Olgun Vural oldu. Vural, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların komutanlıktaki yapılanmayı deşifre eden listeyi ele geçirmesinden sorumlu tutulan kişiydi. İddianamenin eklerinde ismi geçen Vural'ın komutanlığa bağlı okullarda ETÖ adına Yüzbaşı Ali T. ve Binbaşı Ümit K. ile hareket ettiği belirtiliyordu.

OTOPSİ RAPORUNDA ÇELİŞKİ
Vural'ın komutanlığa ait evinde intihar etmesinden bir gün önce Ümit K. ile buluştuğu ve o gece sabaha kadar uyamadığı eşinin ifadelerine yansıdı. Olgun Vural'ın ardında bıraktığı mektupta Ümit K.'ya hitaben ' Bulmacanın parçaları beni gösteriyor ama ben değilim. Bana inanın, Ümit K. bana inan' dediği intihar mektubu da sis perdesini aralayamadı. Olay esnasında evde bulunan Olgun'un eşi ve kızı silah sesi duymadıklarını belirtirken otopsi raporuna göre mermi giriş ve çıkış deliği arasında da uyumsuzluk vardı. Küçük olması gereken giriş deliği büyük, büyük olması gereken çıkış deliği ise küçüktü.

ORAMİRALE RÜTBE SÖKTÜREN YARBAY
Deniz Kuvvetleri'ndeki ikinci şüpheli ölüm olayı İzmir'de meydana geldi. Güney Deniz Saha Komutanlığı'nda görevli Hâkim Yarbay Tanju Ünal, karargâhtaki makam odasında ölü bulundu. Kamuoyuna tabancayla intihar ettiği açıklanan Ünal, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil'i yargılayarak rütbelerini söktüren askeri hakimdi. Ünal'ın Hizbullah terör örgütü ve Batı Çalışma Grubu'nun kuruluş aşamalarını çok iyi bildiği, aktif olarak çalıştığı, sonrasında Hizbullah'ın çözülmesinde rol oynadığı belirtiliyordu. Sis perdesi altında yaşamını yitiren Tanju Ünal'ın irtibatları da dikkat çekiciydi. Gen. Kur. Adli müşaviri Tuğg. Hıfzı Çubuklu ve kardeşi Albay Orhan Çubuklu ile yakın ilişki içinde olan Ünal'ın İsmail Ağa cemaati üyesi Hüseyin Yıldırım ve kardeşi Zeliha Tanrısever ve radikal dini grup olan Haksöz üyesi Oktay D. ve Akın A. ile irtibatı olduğu ileri sürüldü.
Cenazesine kimse gelmedi

2007 Yılının 11 Kasım'ın da da Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nda görevli Tabip Yarbay Nursal Gedik resmi kayıtlara göre intihar olarak geçen bir şekilde yaşamını kaybetti. Gedik'in ailesi intihara ihtimal dahi vermezken güzel yarbayın ardından komutanlıkta dönen uyuşturucu kirli ilişkiler konusunda ulaşmaması gereken bazı bilgileri elde ettiği için öldürüldüğü ileri sürüldü. Nursal Gedik'in cenaze törenine rütbeli personelin katılmasına izin verilmediği de iddia edilmişti.



Kaynak: star
30.11.2009

Devamını BURADAN okuyun...>>>

23.11.09

ÖLEN ALBAY'IN SIRRI

O albayın sırrı

Albay Belgütay Varımlı’nın ölümü, resmi kayıtlara “intihar” olarak geçti. Ama kamuoyu, bu ölümü şüpheli buldu.

Zihinlerde “cinayet” şüphesine yol açan temel neden, albayın Ergenekon sürecindeki rolü ve intiharın çok ağır bir günah olduğunu bilecek kadar inançlı olmasıydı.

Bakın devre arkadaşı emekli Yarbay Tevfik Diker ne diyor: “Onu Ergenekon öldürdü, TSK’da sırlara vakıftı, darbe planlarını biliyor, Hilmi Özkök’e anlatıyordu. Savcı Zekeriya Öz olaya el koysun.”

Albayla 1 yıl mesai arkadaşlığı yapan eski bir silah arkadaşından (H.İ.T) da mesaj aldım: “Sizden istirhamım, intihar süsü verilerek şüpheli bir şekilde ortadan kaldırılan Albay Belgütay Varımlı cinayetine eğilmeniz.”

Gerçekten, intihar değil, cinayet olabilir mi?

Komplo teorisi üretecek değilim. Birçok önemli ve kritik şahıs gibi albay da intihar edebilir, kazaya kurban gidebilir. Gerçek olan şudur, zihinleri bulandıran sorulara cevap bulmadan dosya kapatılırsa, "intihar” tespitine kimseyi inandıramazsınız.

Albayı tanıyalım

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil’e cezaevini yolunu açan, Ergenekon’un ortaya çıkarılmasında önemli rol oynayan, Özel Kuvvetler ve İstihbarat’ta önemli operasyonlara katılmış Albay Varımlı ile 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce telefonla tanıştım.

Vesile olan, devresi Tevfik Diker’di.

Gönlü, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün Cumhurbaşkanlığındaydı. Hükümetin, Özkök’ü Çankaya’ya aday gösterilmesini istiyordu. Hatta bu konuda hükümetle bir temas kurulduğunu ve aday gösterilme ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyordu.

Darbelere direnmiş ve demokrasiye sahip çıkmış bir generalin Cumhurbaşkanı seçilmesinde hiçbir beis görmediğimi, ancak hükümette böyle bir niyet beyanına rastlamadığımı ifade ettim. Ayrıca, tüm olumlu yanlarına rağmen asker kökenli olması nedeniyle konjonktürel olarak Özkök’ün şansının düşük olduğunu anlattım.

Sizi dinliyorlar

Aradan zaman geçti, köprünün altından epeyi sular aktı. Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı seçildi. Ergenekon süreci başladı.

Bir gün Albay aradı, dedi ki: “İstanbul’dayım. Sırf sizinle görüşmek için Ankara’ya geleceğim. Ne zaman müsait olursunuz?”

Randevulaştık, gazetedeki odamda buluştuk. Yüzünü ilk defa o zaman gördüm. Dikkatimi çeken husus, buluşuncaya kadar iki üç kez görüşme saatini değiştirmesi, farklı telefonlardan araması ve büroya gelene kadar sıkça araç değiştirmesiydi.

Oturur oturmaz, daha cümleye başlamadan el yazılı bir kağıt uzattı: “Takip ediliyorsun, telefonlarınız dinleniyor, telefon ve elektrik hatlarını kontrol ettir, dikkatli konuş.”

Sonra, görüşebileceğimiz başka bir oda olup olmadığını sordu. Büroda boş başka bir oda buldum, oraya geçtik. Bu esnada cep telefonlarını bıraktırdı, ceketimi çıkarttırdı, göz ucuyla dinleme cihazı olup olmadığını kontrol etti.

Hakkını helal etsin, itiraf etmeliyim, o an içimden şöyle geçti: “Nerden çattık bu deliye?”

Namaz kılıp ayrıldı

Fakat konuştukça, bond çantasındaki belgeleri çıkarıp anlattıkça, neden bu kadar ihtiyatlı olduğunu daha iyi anladım.

Çantasında ayrıca çok sayıda fotoğraf vardı. Kar maskeli katıldığı bazı operasyonlarda çekilmiş fotoğraflar dikkat çekiciydi. Temizlik görevlisi gibi çalıştığı bir cami avlusundaki sakallı ve elinde (saplı) süpürge bulunan fotoğraf, bunlar arasındaydı.

İlhami Erdil soruşturmasını nasıl başarıyla sonuçlandırdığını, Sarıkız darbe senaryosunu nasıl engellediğini, Hilmi Özkök’ün o süreçteki rolünü ayrıntılı olarak anlattı.

Sohbetin sonunda şöyle dedi: “Yazılarını takip ediyorum. Allah rızası için çok önemli işler yapıyorsun. Sana yardımcı olmak istiyorum. Şimdilik beni tanımanı istedim. İleride çok önemli belgeler vereceğim.”

Ayrılırken namaz kılabileceği bir yer sordu. Kendisine gösterdiğimiz odada öğle namazını kıldıktan sonra ayrıldı.

O Albay benim

Kısa süre sonra yine aradı. Yine aynı kuşkucu yollardan sonra büroda buluştuk.

“1 Numara” olarak tarif ettiği emekli generalin Tercüman Gazetesi’nde yayınlanan bir köşe yazısı üzerine aldığı notu gösterdi.

Not, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a yönelik ve sitem doluydu. Albay, Ergenekon taifesinin Büyükanıt’tan memnun olmadığını ve hayal kırıklığı yaşadığını anlattı.

Bir başka buluşmada Albay, “Operasyon Ergenekon kitabında Sarıkız’ı deşifre eden bir albayın mektubundan söz ediyorsun ya o albay benim” dedi.

Dondum kaldım. Devam etti: “Darbeler konusunda hükümeti sürekli uyardım. Hilmi Paşa (Özkök) olmasaydı Türkiye bugün çok farklı olurdu.”

Birkaç defa daha ziyaretime geldi. Çok aktifti, kuşkucuydu, Ergenekon süreciyle yakından ilgiliydi. Bir ricada bulundu, ama iki parçalıydı: “Beni Başbakan Erdoğan ve savcı Zekeriya Öz’le görüştürebilir misin?” Ergenekon’la ilgili hem başbakanı hem savcıyı yüz yüze bilgilendirmek istediğini söyledi.

Bunun mümkün olmadığını anlattım: “Başbakanlık Özel Kalem’i veya danışmanlarını arayarak not bırak, ben de ricacı olayım ama ötesinde yapabileceğim bir şey yok. Savcıyla bir defa görüştüm, o da ifade vermeye gittiğimdeydi. Beşiktaş Adliyesi’nde çalışıyorlar, ara, belki görüşür.”

Son konuşma

Ardından uzun süre sessizlik oldu, aramadı, sormadı. Bir gün haberlerde, Albay’ın bazı işadamlarını tehdit ettiği gerekçesiyle gözaltına alındığını okudum. Serbest bırakıldıktan sonra telefonla aradı, Zekeriya Öz’ün cep telefonunu sordu.

“Komutanım savcının bende telefonu yok, daha önce de söyledim” deyip ekledim: “Bu çete işi nerden çıktı?” Albay: “O yazıldığı gibi değil, çok büyük kumpas var, sonra konuşuruz.”

O konuşma, son konuşmamız oldu.

Kamuoyu, onu yakından tanımadı. Şunu söylemeliyim; Albay Belgütay Varımlı, Sarıkız başta olmak üzere Ergenekon’un darbe senaryolarını çökerten birkaç isimden biridir. Çok dikkatliydi. Cinnet geçirdiyse bilemem ama intiharın ne anlama geldiğini bilecek kadar yüksek inanç sahibiydi.

Devre arkadaşı Tevfik Diker’in “Ergenekon’un müdahalesi olabilir” iddiası yabana atılmamalıdır.
Şamil Tayyar star

Devamını BURADAN okuyun...>>>

21.11.09

ERDİL DAVASINDA SIR İNTİHAR

Erdil Davasında İkinci Sır İntihar!

Oramiral Erdil'in davasına bakan hakimden sonra Erdil'in rütbelerini söktüren ifadeyi veren Albay Varımlı da intihar etti...

Eski Deniz Kuvvetleri komutanlarından İlhami Erdil'in davasına müdahil olan isimlerden Hakim Yarbay Tanju Ünal'dan sonra emekli Albay Belgütay Varımlı da intihar etti.

Kadıköy Göztepe'de oturan emekli Albay Ali Belgütay Varımlı (50) dün yaşamına son verdi. Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi'ndeki 17 katlı binanın 10. katında oturan emekli Albay Belgütay Varımlı, saat 06.00 sıralarında evde annesinin bulunduğu sırada balkondan atladı. Beton zemine düşen Varımlı, olay yerinde hayatını kaybetti. Varımlı'nın cesedi, savcı ve polis ekiplerinin incelemelerinin ardından Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.Varımlı'nın kardeşi Mehmet Ali Varımlı ağabeyinin psikolojik sorunları olduğunu söyledi. Kendisi de emekli Albay olan Varımlı, ağabeyinin en son geçen yaz GATA'da 15 gün tedavi olduğunu söyledi. Parkinson hastası olan ağabeyinin sabah namazını kıldıktan sonra balkonda sigara içtiğini ardından da aşağı atladığını belirten Varımlı, annesi Hikmet Varımlı'nın salonda yerde seccade bulduğunu ifade etti.

ÇOK ACI ÇEKİYORUM
İlk eşinden bir ikinci eşinden de iki kız çocuğu olan Varımlı'nın iki hafta önce ikinci eşinden ayrıldığı öğrenildi. Anne Hikmet Varımlı ayrılık olayının ardından oğlunun yanına yerleşti.
Mehmet Ali Varımlı şunları söyledi: 'Ağabeyimin psikolojik sorunları vardı. İntiharının nedeni budur. Kimse başka bir şey aramasın. Ağabeyim kimseden korkmazdı. Yanında silah bile taşımazdı. En son bir hafta önce konuştuk ve kendisini çok karamsar buldum. Doktora götürmeyi de istedim ancak kabul etmedi. 2003 yılında emekli oldu. 2005 yılından bu yana Parkinson hastalığı ile mücadele ediyordu. Evden dışarı çıkmayan kendi halinde, temiz, dürüst bir insandı. Kıbrıs Harekatı gazisiydi. Çok başarılı, iyi bir askerdi.'
Yeğeni Burcu Varımlı ise amcasını geçen hafta ailece ziyaret ettiklerini belirterek amcasının hastalığına bağlı olarak dizlerindeki acılardan şikayet ettiğini belirterek, 'Bize 'Dayanamıyorum artık. Çok acı çekiyorum' dedi' şeklinde konuştu.

RÜTBELERİ İNDİREN TANIKLIK
İntiharıyla şoke eden Ali Belgütay Varımlı, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil'in 2005 yılında yargılandığı ve rütbelerinin sökülerek 2 yıl 6 ay hapse mahkum edildiği davada ifade vermişti. Erdil hakkında usulsüz olduğu ileri sürülen konut harcamalarıyla ilgili olarak dava açılmıştı. Davada Erdil, eşi Füsun Erdil, kızı Deniz Halide Erdil, Deniz Erdil'in gizli ortağı olduğu öne sürülen Şirin Melek Özden ve Erdil'in emir subay yardımcısı emekli Yüzbaşı Yalçın Kayatunç, Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde yargılanmıştı.
Erdil, hakkındaki iddiaları araştıran Varımlı, soruşturma sırasında tehdit telefonları aldığını belirterek 'Alaattin Çakıcı bile telefon açarak beni tehdit etti' demişti. Mahkemede Varımlı, Erdil ile ilgili ihbarı kendisinin yaptığını açıklamıştı. Varımlı mahkemede Oramiral Erdil'in emir subayı Yalçın Kayatunç'un komutanlığın cep telefonunu sınırsız kullandığını tespit ettiklerini, üst rütbeli generallere 250 milyon lira telefon limiti konulurken, Kayatunç'un 1 milyar liralık aylık cep telefonu faturasını komutanlığın ödediğini söyledi.

ÇETE KURMA SUÇUNDAN GÖZALTINA ALINDI
Varımlı'nın adının geçtiği olaylardan bazıları ise şöyle:
Bİr işadamının şikayeti üzerine Aralık 2008'de İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından gözaltına alınan Varımlı'nın da aralarında bulunduğu sekiz kişi savcılıktaki sorgularının ardından serbest bırakıldı. Varımlı, 'çete kurmak' iddiasıyla gözaltına alındı. Varımlı ve adamlarının kendilerini 'derin devlet' olarak tanınıp bazı işadamlarını
tehdit ettikleri ileri sürülmüştü.

VarImlI'nIn yurtdışında bulunan parasını Türkiye'ye getirmek için eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan'ı aracı kullanmaya çalıştığı iddia ediliyor. Varımlı'nın adamları ile yaptığı konuşmalarda 'Dalan'ın çevresi var. Önümüzdeki bürokratik sorunları çözer ve paramızı Türkiye'ye getiririz' dediği öne sürülüyor.

DAVAYA BAKAN HAKİM DE İNTİHAR ETMİŞTİ
Erdil davasında mahkeme başkanlığını yürüten Hakim Yarbay Tanju Ünal da geçen haziran ayında İzmir İnciraltı'ndaki Güney Deniz Saha Komutanlığında bulunan makamında intihar etmişti.
aktifhaber.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License