30.7.10

GENERAL KAYAYA FAX

General Kaya bu faxı açıklasın

Gediktepe baskını sonrası “PKK’lıları çoban sandık” diyen Tümgeneral Kaya’yı, Emniyet saat ve gün vererek uyarmış: Tekeli Taburu’na örgütün saldırı ihtimali çok yüksek. Bilginize arz ederim

Hakkâri’nin Şemdinli İlçesi’ne bağlı Gediktepe Sınır Karakolu’na yapılan baskının iki gün önceden Emniyet tarafından Şemdinli Jandarma Komutanlığı’na bildirildiği ortaya çıktı. Şemdinli Terörle Mücadele Büro Amiri Başkomiser Ahmet Yiyenoğlu tarafından Jandarma’ya gönderilen faksta, 17 Haziran 2010’da PKK tarafından Gediktepe Üs Bölgesi’ne saldırı yapılacağı belirtildi. Faksta baskının yapılacağı saatler bile verildi. Ancak hiçbir önlem alınmadı. PKK, raporda belirtilen saatten tam 30 saat sonra Gediktepe Karakolu’na baskın düzenledi, 11 asker hayatını kaybetti.Taraf, PKK tarafından düzenlenen kanlı Gediktepe baskınından önce hazırlanan istihbarat raporlarına ulaştı. Şemdinli TEM Büro Amiri Başkomiser Ahmet Yiğenoğlu tarafından hazırlanan rapor, 16 haziranda saat 21.20’de Şemdinli Jandarma Karakolu’na fakslanarak PKK’nın Tekeli Taburu ve bu tabura bağlı Gediktepe Üs Bölgesi’ne saldırı yapacağı bildirildi.

Raporda şöyle deniyor: “Güvenilir bir kaynaktan alınan bir bilgide, PKK, 17.6. 2010 tarihinde Tekeli Taburu veya Tekeli Taburu’na bağlı bulunan Hacı Bektaş Dağı civarındaki askerî birliğe (Saldırı yapılma ihtimali çok yüksek) gündüz vakitlerinde büyük bir olasılıkla saat 14:00-15:00 veya 15:00-16:00 arası yapılacağı bilgisi alınmıştır. Arz ederim.”


Komutan izindeydi
Şemdinli Jandarma Komutanlığı, Emniyet tarafından gönderilen bu rapor üzerine konuyu “acil” olarak 7. Hudut Alay Komutanlığı’na bildirdi. Buradan da konu Tekeli Tabur Komutanlığı’na, ardından Gediktepe Üs Bölgesi’ne iletildi. Ancak bu sırada yıllık izne çıkmak için Gediktepe Bölük Komutanı Tekeli’deki tabura geldi. Baskın günü de izinli olduğu öğrenildi. İstihbarat raporuna rağmen yerine bir görevlendirme yapılmadı.


30 saat sonra baskın
Emniyet’in raporuyla “geliyorum” diyen baskın, raporda belirtilen saatten 30 saatlik bir sapmayla 19 Haziran 2010 günü saat 02:00’da gerçekleşti. Gediptepe mevzilerine kadar gelen PKK’lıların düzenlediği baskında 11 asker yaşamını yitirdi. PKK’lılar, dört adet G-3 silahı, termal ve pitonları alarak bölgeden ayrıldı.


Balyozcu general ‘çoban’ demişti
Hatırlanacağı gibi baskın sonrası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan programlarını iptal ederek, Van’daki cenaze törenlerine katılmış ardından da Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’la Gediptepe’deki sipere gitmişti. Çömelme tartışmalarının yaşandığı ziyarette, Balyoz sanığı Tümgeneral Gürbüz Kaya ikiliye eşlik etmiş ve baskınla ilgili bilgi vermişti. Kaya’nın baskın sonrası yaptığı açıklama da çok tartışılmıştı. Kaya, baskın öncesi 23:30’da görüntü aldıklarını, hemen topçu ateşi yaptıklarını, karşılık verilmeyince görüntülerin çoban, köylü ya da kaçakçı olabileceğini düşündüklerini de söylemişti.


Adım adım izlediler ama...
Gediktepe Sınır Karakolu’na yapılan baskınla ilgili ihmal istihbarat raporuyla sınırlı değil. PKK’lıların saldırıdan 15 gün önce sınır girişinden itibaren insansız hava araçları Heronlar tarafından görüntülendiği belirlendi. PKK’lıların Heronlar tarafından tesbit edilmesi üzerine bölgeye gelen helikopter gruba ateş etmeden geri dönüyor.


PKK’lılar sınırdan sızıyor
Taraf‘ın ulaştığı iki saatlik görüntüler 3 Haziran 2010 tarihine ait. Yani Gediktepe baskınından 15 gün önce çekildi. Heronlar, 3 Haziran 2010 günü saat 03:20’da sınırdan sızan PKK’lıları görüntülemeye başlıyor. Görüntülere göre PKK’lılar üç grup halinde saat 04:06’da toplanıyor. Bu sırada yaklaşık 100 kişilik grup, katır ve silahlarıyla adım adım takibe alınıyor.

Görüntüler, Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere 30 ayrı birime aynı anda canlı olarak gönderiliyor. Gediktepe baskınını yapacak olan PKK’lıların yaptığı her hareket en ince detayına kadar kaydediliyor.


Helikopter geri dönüyor
Herondan gönderilen görüntü üzerine, PKK’lıların sınırdan giriş yaptıkları bölgeye bir helikopter gönderiliyor. PKK’lıların toplanmaya başladığı N 37 19 263, E 42 59 140 koordinatı helikoptere bildiriliyor. Bölgeye giden helikopterden PKK’lılar hiç rahatsızlık duymadan altışar kişilik gruplar halinde yollarına devam ediyor.

Görüntülerde PKK’lıların helikopterden saklanma gereği duymamaları da dikkat çekiyor. Dikkat çeken başka bir nokta ise koordinatlar verilmesine rağmen helikopter herhangi bir atış yapmadan birliğine geri dönüyor.


Katır sırtında silah
Helikopterin ayrılmasından sonra Heron PKK’lıları adım adım izlemeye devam ediyor. Gece intikal yapıldığı için PKK’lıların zaman zaman tek koldan hızlandığı görülüyor. Gece çekimi olmasına rağmen, PKK’lıların tüm hareketleri, geçiş noktaları ayrıntılı olarak tesbit ediliyor. Görüntü kayıt işleminin canlı olarak tüm birimlere aktarılması saat 05:30’a kadar devam ediyor. Ancak herhangi bir önlem alınmıyor.

Canlı yayında sınırı geçen PKK’lılar, katırlara yükledikleri ağır silahlarla Gediktepe’ye baskın düzenleyerek geri dönüyor.

MEHMET BARANSU - Istanbul - 30.07.2010

Devamını BURADAN okuyun...>>>

24.7.10

PAŞALARA BALYOZ İNDİ

102 sanığa yakalama emri

Balyoz iddianamesini oybirliğiyle kabul eden İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 emekli kuvvet komutanı ve 30'a yakın muvazzaf generalin de aralarında bulunduğu 102 sanık hakkında yakalama kararı verdi. Çetin Doğan ve daha önce serbest bırakılan sanıklar yeniden tutuklanacak. İlk duruşma 16 Aralık'ta Silivri'de görülecek. Muvazzaf generaller listesinde Nejat Bek, Gürbüz Kaya, Salim Erkal Bektaş, Mehmet Otuzbiroğlu ve Kadir Sağdıç gibi isimler de bulunuyor.

Camilerin bombalanması, Türk jetinin düşürülmesi gibi kanlı eylemlerin yer aldığı Balyoz darbe planı ile ilgili iddianameyi oybirliğiyle kabul eden İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, dün önemli bir karar daha verdi. Nöbetçi hâkimlerce salıverilen sanıkların yeniden tutuklanmasını istedi. Davanın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli kuvvet komutanları Halil İbrahim Fırtına, Özden Örnek ve eski Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun'un da aralarında bulunduğu 102 sanık hakkında yakalama kararı çıktı. YAŞ'ta terfisi gündeme gelecek olan Korgeneral Nejat Bek, tümgeneraller Gürbüz Kaya, Ahmet Yavuz, Salim Erkal Bektaş, Abdullah Dalay, Halil Helvacıoğlu, İhsan Balabanlı, tuğgeneraller Hakan Akkoç, Ali Aydın, Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, tuğamiraller Ahmet Türkmen ve Abdullah Gavremoğlu da hakkında yakalama kararı çıkan sanıklardan. İlk duruşma 16 Aralık 2010'da Silivri'de görülecek. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 196 muvazzaf ve emekli asker hakkında 'darbeye eksik teşebbüs' suçundan dava açılmıştı. İddianameyi kabul eden mahkeme, davanın tensip tutanağını 4 gün sonra açıkladı. Hakkında yakalama kararı çıkan sanıklar teslim oldukları ya da yakalandıkları zaman 10. Ağır Ceza'ya çıkarılacak. Emekli askerler Silivri Cezaevi'ne, muvazzaflar ise Hasdal Askerî Ce-zaevi'ne gönderilecek.

-20 Ocak 2010'da Taraf Gazetesi'nde yayınlanan Balyoz kod isimli darbe planı davasında yeni bir aşamaya geçildi. Hakimler Ali Efendi Peksak, Davut Bedir, Murat Üründü'den oluşan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, hakkında iddianame hazırlanan 196 sanıktan 102'si hakkında yakalama kararı çıkardı. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince oybirliği ile verilen yakalama kararına ilişkin tensip tutanağında 'kuvvetli suç şüphesinin varlığı' gerekçe gösterildi. 4 sayfalık tutanakta, "Dosyadaki delil durumu, sanıkların üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, atılı suçun Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100'üncü maddesinde bulunan katalog suçlardan olması, bu nedenle adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı anlaşılmakla" denilerek CMK'nın 98'inci maddesine göre yakalama emri çıkarılmasına karar verildiği ifade edildi. Haklarında yakalama kararı çıkarılan 102 sanığın en kısa zamanda mesai saatleri içerisinde mahkemede hazır edilmesi istendi.

Duruşma Silivri'de yapılacak

Mahkeme, sanık sayısının fazlalığı, İstanbul Beşiktaş adliyesindeki duruşma salonlarının sayısı ve kapasitesi nazara alınarak CMK'nın 252'nci maddesi gereğince yargılamanın Silivri Cezaevi Kampüsü bitişiğindeki müstakil girişi bulunan duruşma salonunda yapılmasına karar verdi. Bu kararla "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" belgesine ilişkin Ergenekon davasında tutuklu yargılanan Albay Dursun Çiçek, ikinci Ergenekon davası tutuklu sanığı Albay Cengiz Köylü ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde faili meçhul davasında yargılanan Albay Cemal Temizöz ikinci kez tutuklanacak. Öte yandan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Poyrazköy cephaneliği davasında tutuksuz olarak yargılanan Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç, emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü, Tuğamiral Levent Görgeç, Tuğamiral Mehmet Fatih İlğar, albaylar Ali Türkşen, Dora Sungunay, Tayfun Duman, Muharrem Nuri Alacalı ve Albay Mücahit Erakyol, Balyoz davasında tutuklu yargılanacak. Mahkeme, dava dosyasında yer almayan Balyoz kod isimli darbe planının görüşüldüğü iddia edilen ve 5-7 Mart 2003 tarihlerinde İstanbul 1. Ordu Komutanlığı'nda icra edildiği bildirilen plan seminerine ait sonuç raporunun Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan celbi için yazı yazılmasına karar verdi.

102 İSİM Genelkurmay'a fakslandı

Tensip tutanağında ilginç bir ayrıntı daha yer aldı. İddianamede ismi geçen ve haklarında yakalama kararı çıkarılan sanıklar hakkında kamu davasının açıldığı ve yakalama kararı çıkarıldığı hususunda Genelkurmay Başkanlığı'na ilgi yazısı yazılmasına hükmedildi. Öte yandan duruşmada Ergenekon davasında olduğu gibi görüntülü ve sesli kayıt sisteminden yararlanılacak.


İddianameye göre cuntanın lideri Çetin Doğan
Balyoz davasının bir numaralı sanığı. Selimiye kışlasında yapılan darbe seminerine başkanlık yaptı. Örnek'in günlüklerinde, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın Doğan için şu sözleri kullandığını belirtiyor: "... eğer ben ona (dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök'e) karşı Doğan ile birlikte olsaydım onu paramparça edeceklerdi." Balyoz'da iki kez tutuklanan Doğan 19 Haziran'da hakim Kuban tarafından tahliye edilmişti.



Suga Eylem Planı'nı hazırladı
ORA. ÖZDEN ÖRNEK Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı: 5 Aralık 2009 tarihinde Ergenekon soruşturması kapsamında "şüpheli" sıfatıyla dinlenen Özden Örnek, 2007 yılında Nokta Dergisi'nde yayınlanan darbe günlükleriyle gündeme gelmişti. Örnek'in günlüklerinde Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız ve Eldiven darbe planları yer alıyordu. Örnek, Balyoz soruşturmasında "Suga Eylem Planı" isimli planın hazırlayıcısı ve icracısı olarak yer alıyor.


Türk uçağını düşürme planı yapmakla suçlanıyor
ORG. İBRAHİM FIRTINA Eski Hava Kuvvetleri Komutanı: Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'le birlikte, Ergenekon soruşturması kapsamında 2004 yılındaki darbe hazırlıklarına katıldığı iddiasıyla dinlenen İbrahim Fırtına, Balyoz soruşturmasında "Oraj Eylem Planı" isimli planın hazırlayıcısı olarak gündeme geldi. Bu eylem planına göre, Yunanistan'la savaş ortamının oluşması için Türk jetini düşürmeye kadar varan eylemler öngörülüyordu.


Darbe seminerine katılmıştı
ORG. ERGİN SAYGUN Eski Genelkurmay 2. Başkanı: Birinci Ordu Komutanlığı'ndan 2009 yılında emekli olan Ergin Saygun, Balyoz iddianamesinin omurgasını oluşturan 5–7 Mart 2003 Harp Semineri toplantısında da yer almıştı. Bu toplantıda söz alan Saygun'un, "Bu bir EMASYA değil. Bu devletin bekasıyla ilgili bir şey. Rejimin devamıyla ilgili bir şey." sözleri dikkat çekmişti. Saygun'un Albay Dursun Çiçek'le birlikte eylem planının uygulama alanı olarak nitelenen Erzincan'a gittiği de öne sürülüyor.


Çetin Doğan'dan sonra en üst sorumlu olduğu iddia ediliyor
6. Kolordu Komutanı Korgeneral Nejat Bek: 23 Temmuz 2007 tarihinde, 9. Kolordu Komutanlığı görevinde bulunduğu sırada Erzurum Valisi Celalettin Güvenç ile protokol tartışmasına girmişti. Bek, protokolde Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın yanında yer almak isteyen Vali Güvenç'i "Yerinize geçin. Sizin yeriniz burası. Herkes yerini bilecek." diye azarlamıştı. İddianamede Doğan'dan sonra en üst sorumlu olarak geçiyor.


'Teröristleri çoban zannettik' sözleriyle gündem oldu
Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya: İsmi ilk kez Hakkari Çukurca'da patlayan ve daha sonra TSK'ya ait olduğu ortaya çıkan mayınlarla gündeme gelmişti. Patlamanın ardından internete düşen ses kaydında döşenen mayınların açıklamaların aksine TSK'ya ait olduğu ortaya çıkınca "Önemli değil" ifadelerinin kullandığı öne sürülmüştü. Kaya ayrıca 19 Haziran'da PKK'lıların saldırdığı Tekeli Taburu'na giden Başbakan'a brifing verdi. Kaya, teröristlere ait görüntülerin 23.30'da alındığını, topçu atışı yapıldığını, karşılık verilmeyince görüntülerin çoban ya da kaçakçı olabileceğinin düşünüldüğünü belirtti. Balyoz'un delilleri arasında 'Cuntaya tam destek verenler' arasında gösteriliyor. Hakkari'de görev yaptığı 2 yıllık süre zarfında Aktütün, Gediktepe, Hantepe baskınları gibi 27 saldırı gerçekleşti ve 64 asker şehit oldu.


Suga Harekât Planı'ndaki hassas personel listesinde
Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu: 'İnternet andıcı' olarak bilinen ve Genelkurmay Bilgi Destek Dairesi tarafından hazırlanan belgenin altında imzası yer aldı. Suga Harekât Planı kapsamında Müzahir Subay ve Astsubay listelerinin hazırlanması göreviyle ilgili "grup başkanı" olduğu ve aynı planın hassas personel listesinde yer aldığı iddia ediliyor.


Suga Harekât Planı'nda Ankara Birlik Komutanı Yardımcısı
Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç: Kafes eylem planının iddianamesinde sanık olarak yer aldı. Birleştirilen Poyrazköy kazıları, Amirallere Suikast ve Kafes eylem planı davalarında yargılanması devam ediyor. Balyoz'da Suga Harekat Planı'nın Ankara Birlik Komutanı Yardımcısı olarak yer alıyor.


Cuntanın Gölcük sorumlusu
Tuğamiral Levent Görgeç: Poyrazköy iddianamesinin en üst rütbeli sanığı. Deniz Kuvvetleri'ndeki cunta yapılanmasının, terör örgütü Devrimci Karargah'la bağlantısını sağladığı iddia edilmişti. Ergenekon soruşturması kapsamında sorgulandığı halde geçen yıl tuğamiralliğe terfi ettirildi. Darbe planında "Gölcük Bölgesi Koordinatörleri" arasında geçiyor.


Balyoz'un kronolojisi
20 Ocak 2010: Taraf Gazetesi dönemin Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan imzalı 2003 yılına ait "Balyoz Harekâtı" adı altındaki darbe planlarını yayımladı.

21 Ocak: Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada planın 1'inci Ordu Komutanlığı tarafından 5–7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen plan semineri olduğu belirtilerek, "Söz konusu plan semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003–2006 yılları Tatbikatlar Programı'nda bulunmaktadır.'' denildi.

25 Ocak: Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, darbe planı iddialarıyla ilgili incelemenin sürdüğünü ifade ederek "Yanlış bilgi felakettir, hakikat aranmalı." dedi. "Allah Allah diye taarruz eden ordu camiye bomba koyar mı?" diye soran Başbuğ, "Türk ordusunun da bir sabrı var." şeklinde konuştu.

26 Ocak: Eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, internete düşen ses kaydındaki darbe planının tartışıldığı seminerde yaptığı konuşmanın kendisine ait olduğunu kabul etti.

29 Ocak: Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu, "Balyoz planı''na ait olduğu belirtilen belgelerin asıllarını İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na verdi.

01 Şubat: Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, EMASYA Protokolü'nün yasaya aykırı olduğunu söyledi. Kuzu, protokolün dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'e zorla imzalattırıldığını ileri sürdü.

04 Şubat: Askere toplumsal olaylara müdahale yetkisi veren EMASYA Protokolü yürürlükten kaldırıldı.

23 Şubat: Balyoz soruşturmasının yüksek rütbeli isimleri adliyeye getirildi. Emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Orgeneral İbrahim Fırtına ve emekli Oramiral Özden Örnek'in de aralarında bulunduğu 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral ve 27 subay ifade verdi.

24 Şubat: Soruşturma kapsamında çok sayıda emekli ve muvazzaf generalin gözaltına alınması üzerine Genelkurmay Karargahı'nda bir toplantı yapıldı. Toplantı öncesinde Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de karargaha gelerek bir görüşme yaptı.

25 Şubat: Kafes Eylem Planı'nın "Başkan" sıfatıyla planlayıcısı olduğu iddia edilen Koramiral Feyyaz Öğütçü, Balyoz kapsamında tutuklandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Köşk'te bir araya geldi.

15 Temmuz: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan Balyoz iddianamesi basında yer aldı. Taraf gazetesinin haberlerinden farklı olarak suikast planlarının da bulunduğu iddia edildi.

19 Temmuz: Balyoz iddianamesi İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından oybirliğiyle kabul edildi.

20 Temmuz: Balyoz iddianamesiyle ilgili 29 muvazzaf generalin sanık olarak yer aldığı ortaya çıktı.

23 Temmuz: Balyoz iddianamesinin kabulüyle birlikte, 102 sanık hakkında tutuklama talebi çıkarıldı.



Camiler bombalanacak, Türk jeti düşürülecekti
Taraf Gazetesi'nin 20 Ocak 2010 tarihindeki manşetiyle birlikte AK Parti hükümetine karşı 2003 yılında "Balyoz Harekatı" adı altında darbe planı hazırlandığı ortaya çıktı. Darbe planında Çarşaf, Sakal ve Oraj eylem planları ile ilk önce sıkıyönetim ortamı oluşturmak, ardından da darbe girişimini gerçekleştirmek yer alıyor. Kaos oluşturacak Çarşaf ve Sakal eylem planının hedefinde Fatih Camii ve Beyazıt Camii'nin bombalanacağı, bunun için isim isim timlerin belirlendiği, en kalabalık saatte gerçekleştirilecek bombalama eylemleriyle kan dökülmesinin hedeflendiği Balyoz iddianamesinde de yer aldı. Ege'de Yunanistan ile Türkiye arasında savaş provokasyonunu da içeren eylem planlarında 'özel filo' personeli eliyle kendi uçağımızın düşürülmesi gibi akla hayale gelmeyecek planlar yer alıyordu.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre Balyoz darbe planı Kasım 2002'de AK Parti'nin iktidara gelmesinden hemen bir ay sonra İstanbul Selimiye Kışlası'nda 12 Eylül 1980 darbe planları (Bayrak Harekatı) örnek alınarak hazırlanmıştı. İstanbul ve Trakya'da provokasyon ve tahriklerle 'irtica üzerinden sıkıyönetim ilanı', ardından da hükümeti devirmek hedeflenmiş. Darbe sırasında gerçekleştirilecek gözaltı ve el koyma süreçleri ile darbe sonrasında uygulanacak hükümet programı bu belgelerde en ince ayrıntılarına kadar anlatılmış. Balyoz Güvenlik Harekat Planı'nda 29'u general toplam 162 subayın isimleri var. Davanın bir numaralı sanığı eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan. Bu isimler arasında daha önce Sarıkız ve Ayışığı gibi darbe planları sebebiyle sorgulanan, yine Balyoz kapsamında gözaltına alınan ve daha sonra serbest kalan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, 1. Ordu'dan emekli Ergin Saygun, Süha Tanyeri, Nejat Bek, Hayri Güner, Şükrü Sarıışık ve tutuklu Ergenekon sanığı Fikri Karadağ da var.


ZAMAN

Devamını BURADAN okuyun...>>>

22.7.10

BAŞBUĞUN OĞLU KİMİNLE?

Türkiye'yi Şok Eden Fotoğraf

Tüm Türkiye'yi hayretler içerisinde bırakacak bu fotoğraf, bir PKK teröristi ile PKK ile mücadelenin başındaki subayın oğluna ait...
Vakit gazetesi bugün Türkiye'yi şok eden bir habere imza attı.

İşte Vakit gazetesinin ulaştığı o fotoğraf ve bu kişilerle ilgili geniş bilgi:

09 Nisan 2009 tarihinde İstanbul'da PKK terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda, Burhan kod adlı Hasan Lala, Melike kod adlı Hacer Nar ve Ali kod adlı Yılmaz Ayyıldız isimli PKK teröristleri yakalanmıştı. Vakit, yakalanarak cezaevine konulan bu 3 teröristle ilgili detaylı bilgilere ulaştı. Yakalanan şahıslar, İstanbul Başsavcılığı'nda yapılan sorgulamada, örgüt adına kırsal ve siyasal alanda örgütsel faaliyet yürüttüklerini kabul ettiler. Şahısların ev aramalarında ruhsatsız silahların yanı sıra çok sayıda örgütsel doküman da ele geçirildi.KİM BU İSİMLER?

Hacer Nar savcıya verdiği ifadesinde, İbn-i Sina Hastanesi'nde 1992 senesinden itibaren 2 yıl hemşirelik yaptıktan sonra sol düşünceye mensup olduğu için arkadaşları ile beraber bazı zamanlar DEP'e gidip gelmeye başladığını, kendisini bu hareketliliğe kaptırarak, hemşirelik görevinden ayrıldığını, İran'a illegal yollardan çıktığını anlattı. Nar, 1994 yılında DEP'li Kars-Digor Belediye Başkanı Ali Ayman aracılığı ile kırsala çıktığını ve Madur kampına giderek burada kamp sorumlusu Şemdin Sakık ile görüştüğünü anlattı. Çok sayıda askerin öldürüldüğü eylemlerde yer aldığını itiraf eden Hacer Nar, terör örgütünde bayanlardan oluşan bölüğün komutanlığını yaptığı öğrenildi.

BDP'Lİ MİLLETVEKİLİNİ ANLATTI

Terörist Nar, BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel'in, örgütün tek tip elbisesini giyerek 2004 Haziran ayında Türkiye'den katılan PJA delegesi olarak kongreye katıldığını da söyledi.

BARIŞ ANNELERİ İNİSİYATİFİ İLE İLİŞKİLERİ

Nar'a örgüt tarafından 2004 yılının son aylarında, örgüt içerisinde almış olduğu eğitimler sonrası Türkiye'de yasal olarak faaliyet gösteren legal kurum ve kuruluşlarda görev alması yönünde talimat verilmiş. Sahte kimlikle Türkiye'ye geçişi sağlanan Nar, İstanbul'da bulunan Barış Anneleri İnisiyatifi'nde aktif görev almış.

UZAKTAN KUMANDALI BOMBA KONUŞMALARI

Evinde yapılan aramada çok sayıda örgütsel doküman ve yayın ele geçirilen diğer PKK'lı terörist Yılmaz Ayyıldız'ın, Ferit Baran isimli örgüt üyesi vasıtasıyla kırsala gönderdiği iki militan, Van Emniyet Müdürlüğü tarafından yakalanmış ve bu şahısların Yılmaz Ayyıldız'ın kullandığı telefonla irtibat kurdukları ve örgütsel içerikli konuşmaları adli olarak tespit edildi. Yine Yılmaz Ayyıldız'ın telefon görüşmesinde, görüştüğü şahsı öncelikle uygun telefon için yönlendirdiği ve akabinde uzaktan kumandalı bomba ve örgütsel malzeme teminine matuf konuşmaların gerçekleştiği de hukuki olarak tespit edildi.

VE HASAN LALA'NIN EVİNDEN ÇIKAN DOKÜMANLAR



Bu 3 isimden sonuncusu ise Burhan kod adlı Hasan Lala. Bu ismin, dağa çıkacak gençleri sorumlu örgüt mensuplarına yönlendirdiği ve başkasına adına alınmış hatlar üzerinden telefon görüşmelerini gerçekleştirdiği, iddianamede yer almıştı. Vakit, terörist Hasan Lala'nın evinde yapılan aramada ele geçirilen dokümanların detaylarına ulaştı. Hasan Lala'nın ikametinde bulunan bilgisayarında PKK güdümünde yayın yapan internet sitelerinden indirilen dokümanlar ile terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM (Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi) tarafından yapılan faaliyetlerin fotoğraflarıyla birlikte, HPG (Halk Savunma Güçleri)‘nin açıklamalarını içeren bildiriler, araç yakma eylemlerinin üstlenildiğine ilişkin haberler ve örgütsel mail adresleri bulundu. Yakalan şahıslara ait evlerde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel dokümanın yanı sıra biri ruhsatsız Glock marka ruhsatsız silah ele geçirildi.

ÖCALAN'IN AÇIKLAMALARI ÇIKTI

Hasan Lala'nın bilgisayarında yer alan “export\File Finder 11-04-2009 03-49-21\Office97+ Compound Document Type (DOC, XLS, PPT)\1” adlı dosyanın içerisinde; PKK/KONGRA-GEL terör örgütü güdümünde yayın yapan internet sitelerinden indirilmiş haberler bulundu. Bu haberler içerisinde bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın, terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan'ın ve terör örgütünün askeri yapılanması olan HPG(Halk Savunma Güçleri)'nin açıklamalarının yayınlandığı, ayrıca terör örgütü mensuplarının gerçekleştirmiş oldukları araç yakma eylemlerinin üstlenildiğine dair haberlerin yayınlandığı word dosyaları bulundu.

Bilgisayarda, Abdullah Öcalan'ın avukatları ile yapmış olduğu görüşme notlarının, KCK sorumlusu Murat Karayılan'ın yaptığı propaganda konuşmalarının ve PKK'nın silahlı kanadı HPG'nin ve gençlik yapılanması olan YDG-M'nin yazılı açıklamaları da bulundu.

ELE GEÇİRİLEN BELGELER ŞÖYLE

“export\File Finder 11-04-2009 02-28-09\Zip\1” adlı dosyanın içerisinde bulunan belgeler şöyle:
PKK/KONGRA-GEL terör örgütü Askeri kanadı olan HPG (Halk Savunma Güçleri)‘nin açıklamaları

“Kadın Gerilla çiğdem can” isimli uzantısı değiştirilmiş belge

PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde sistemi olan olan KCK (Koma Ciwaken Kürdistan) Yürütme Konseyi‘nın yapmış olduğu “KCK AKP yeni savaşa davetiye çıkarıyor” isimli belge

“Bezele baskınına ilişkin ilk açıklama” isimli belge

“Çatışmada 6 asker öldürüldü” isimli belge

“Sivas'ta yaşamını yitiren gerillanın kimliği açıklandı” isimli belge

“HPG ANAKARARGAH KOMUTANLIĞININ AÇIKLAMASI” isimli belge

“HPG Medeni Norşinin intikamı alınacak!” isimli belge

“export\File Finder 11-04-2009 02-28-09\PNG\1” adlı dosyanın içerisinde; PKK/KONGRA-GEL terör örgütü güdümünde yayın yapan www.rojacıwan.com isimli internet sitesinin resmi ve PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanması olan YDGM tarafından açılmış pankartın fotoğrafı olduğu görüldü.

SALDIRI ÖNCESİ ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLAR

Terörist Hasan Lala'nın ikamet adresinde elde edilen “LACIE_1207711085002KR2U2SA_160 GB Taşınabilir Hard Disk'te export\File Finder 11-04-2009 tarihinde Export edilen 02-28-09\JPG\1” adlı dosyanın içerisinde, PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensuplarının terör örgütünün sözde kırsal alanında üzerlerinde terör örgütünün sözde askeri elbisesi ve silah bulunurken örgütün sözde bayrağı önünde çekilmiş fotoğrafları bulundu. Dosyaların yapılan operasyon öncesi farklı tarihlerde oluşturulduğu tespit edildi.

FOTOĞRAFLAR SORULDU

Burhan kod Hasan Lala isimli örgüt üyesinin savcılıktaki sorgusunda şok iddialarda bulunduğu öğrenildi. Savcılık sorgulamasında bu fotoğraflarda yer alan şahısların kimler olduğu, bu örgüt üyelerinin isimleri ve örgüt içindeki konumları soruldu.



ŞOK BİLGİLER: MURAT BAŞBUĞ'LA ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLARIM ONLAR


Bu fotoğraflardan bazıları için Burhan kod Hasan Lala'nın verdiği cevaplar hayret uyandırdı. Lala'nın iddiasına göre, kendisiyle birlikte çekilmiş çok samimi fotoğrafların birçoğu Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ'a aitti. O fotoğraflardan birinde gerçekten, Lala, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ'la yan yana görülüyor.

MURAT BAŞBUĞ VE LALA YANYANA

Yukarıdaki fotoğraf, Hasan LALA isimli şahsın ikameti olan adreste -Beşiktaş ilçesi Kültür Mahallesi Ahmet Yesevi Sokak No :4- yatak odasında yapılan aramada bulundu.

ASKER YAKININA TORPİL

Hasan Lala adlı terörist, evinde yapılan aramada elde edilen “GEVAŞ İLÇE JAND. ASAYİŞ KOMUTANLIĞI YOLDÖNDÜ KARAKOLU HAKAN TARİ ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER” yazılı doküman hakkındaki savcılık sorusu üzerine, Van'da kısa dönem askerlik yapan bir yakınına yardımcı olmak üzere aracılık etmek için bu notları tuttuğunu söyledi.
Hasan Lala, “İZMİR GAZİEMİR HAVA OKULUDA KD. ÜST ÇAVUŞ NATO İZMİRİ İSTİYOR ERDAL GÜLER SİCİL 2000/027” yazılı dokümanın ve dokümanda ismi geçen Erdal Güler'in kim olduğunun sorulması üzerine de, bu şahsın İzmir'de Gaziemir Hava Okulunda rütbeli pilot olduğunu ve İlker Başbuğ'un oğlu Murat Başbuğ ile görüştüğünü öğrenen yakınlarının isteğiyle bu şahsın yerinin değiştirilmesi için yazmış olduğu not olduğunu ifade ve iddia ettiği öğrenildi.

BAŞKA ASKER ÇOCUKLARI İLE DE İRTİBATI VAR

Galeri işleten Lala'nın, maddi imkanlarını da kullanarak başka asker çocukları ile de yakınlık kurduğu da tespit edildi ve bu irtibatlar savcılık ifadesinde soruldu. Ele geçen belgelerde, Lala'nın bir reklam ajansına da ortak olduğu ve çok sayıda yerli ve yabancı bayanla fotoğrafların çekilmiş olduğu ve bayanlardan oluşan bu çevrenin etkinliklerde yer aldığı görüldü.

KAMUOYU AÇIKLAMA BEKLİYOR

Kamuoyu bu şok fotoğraf ve Hasan Lala adlı teröristin “arkadaşım” iddiasıyla ilgili Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'dan açıklama bekliyor. Cevap bekleyen sorular şöyle:

*Bu fotoğrafı neyle izah ediyorsunuz?

*Murat Başbuğ'un Hasan Lala adlı teröristle arkadaş olduğu doğru mu?

*Doğru ise, PKK'lı olduğunu bilmiyor muydu?

*PKK'lı Lala'nın asker yakınlarıyla ilgili talepleri yerine getirilmiş midir?

Kaynak: Yener Dönmez / Vakit

Devamını BURADAN okuyun...>>>

19.7.10

EMİNE ERDOĞANI ALMAYIN

Fırtına Paşa'nın Şok Emri

Halkın oylarıyla Başbakan olan Erdoğan'ın eşinin milli günlerin kutlamalarına alınmaması için, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Fırtına bir genelge yayımlamış.
Balyoz soruşturması kapsamında gözaltına alınan Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına'nın, Hava Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde, “irtica ile mücadele” adı altında tesettürlü, sakallı ve türbanlı kişilerin VIP statüsü taşısalar dahi askeri alanlara alınmamalarının emredildiği ortaya çıktı. Şok belgede, komutan ve amir konumunda olan personele bu konuda asla zafiyet göstermemeleri emrediliyor.
10 Kasım 2003 tarih ve İrtica ile Mücadele konulu, “gizli” ibareli olarak Hava Harp Akademisi Komutanı Hv. Plt. Tümg. Rasim Arslan'a gönderilen yazının altında, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral H. İbrahim Fırtına adı olduğu görülüyor.ŞOK EMİRLER
Yazıda İrtica ile Mücadele adı altında şu 4 madde sıralanıyor:
“1- Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü parçalamak, Atatürk ilkeleri doğrultusundaki çağdaş anlayışı yıkarak, kendi görüş ve fikirlerinin etkin olduğu bir rejim kurmak için faaliyet gösteren kıyıcı ve bölücü unsurlar, amaçlarına ulaşmak için ellerindeki siyasi erk dahil tüm güç unsurlarını kullanarak, kendilerine en büyük engel olarak gördükleri Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma gayretlerini artırmışlardır.

KENDİLERİNE MÜDAHALE EDİLMEYECEĞİ DÜŞÜNCESİYLE…
2- Alınan tüm önlemlere rağmen, özellikle sivillere açık ortamlarda Garnizon Komutanlıkları bünyesinde yürütülen faaliyetlerde (Zafer ve Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonlarında), VIP statüsünde olup irticai fikirleri benimseyen art niyetli kişilerin, statülerinden faydalanarak kendilerine müdahale edilemeyeceği düşüncesi ile hareket ettikleri ve özellikle inkılap kanunları hilafında giyinen tesettürlü eşleriyle anılan faaliyetlere katıldıkları gözlenmektedir. Bu tür provokatif girişimlerin basın yoluyla kamuoyuna yansıtılması, TSK'yı güç durumda bırakmakta, irticai unsurları ve taraftarlarını cesaretlendirmektedir.

3- 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesi gereği Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamakla görevli, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ayrılmaz bir parçası olan Hava Kuvvetleri mensuplarını, her türlü ideolojik akımın etkisine karşı korumanın, komutan ve amirin en önemli görevlerinden biri olduğu asla unutulmayacaktır.

a- Komutan ve amir pozisyonunda bulunan personel, Anayasanın özüne ve esasına, inkılap kanunlarına, irtica ile mücadele kapsamında yayınlanan direktif ve emirlere aykırı davranışlara ve girişimlere kesinlikle müsamaha gösterilmeyecektir.

ÖNLEYİCİ TEDBİRLER ALINACAK VE GELİŞTİRİLECEK
b- İnkılap kanunlarına aykırı, siyasi veya dini bir akım veya ideolojiyi simgeleyen kılık ve kıyafete sahip olanların (tesettür, türban, sakal), VIP statüsü taşısalar bile lojmanlar bölgesi, orduevleri, askeri gazinolar, birlik, karargah ve kurumlar ile TSK'ya ait her türlü sosyal tesislere girmelerine müsaade edilmeyecek, önleyici tüm tedbirler alınacak ve geliştirilecektir.

ZAFİYETE KESİNLİKLE MÜSAMAHA GÖSTERİLMEYECEK
4- 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu gereği kendilerine tevdi edilen komutanlık ve amirlik görevlerini yerine getirmeyen, irticai unsurlarla mücadele azim ve kararlılığı konusunda zafiyeti tespit edilen komutan ve amir yetkilerine haiz personele, kesinlikle müsamaha gösterilmeyeceğini rica ederim.”

10 Kasım 2003 tarihinde dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına tarafından Hava Kuvvetleri birliklerine gönderilen genelgede, “VİP statüsünde olsalar bile başörtülü ve sakallıları birliklere, merasim alanlarına sokmayın” deniliyor.

Aynı İbrahim Fırtına 8 Eylül 1999 yılında da Hava Korgeneral'ken de yine örtü yasağının sıkıca uygulanmasını istemiş. Bu haber de 1 Şubat 2010 tarihli gazetemizde belgesiyle birlikte yeralmıştı.
kaynak vakit gazetesi

Devamını BURADAN okuyun...>>>

ORDUMUZUN YÜZ KARASI

Asker Kadına yalvarıyor

Dailymotion'a düşen şok bir ses kaydı daha. TSK mensubu bir askerin, iğfal ettiği iddia edilen bayanla olan ilişkisinin ortaya çıkmaması için, karşısındaki bayana psikolojik baskıları...
TSK mensubu bir askere ait olduğu iddia edilen ses kaydı, ‘Allah Allah’ diyerek savaşa giden ordu sıfatına hiçte uymuyor.

Üst düzey bir askere ait olduğu iddia edilen ses kaydı, gayri meşru bir ilişkiyi ortaya çıkarıyor.

Bir kadınla ilişkisi olduğu anlaşılan askerin, iğfal ettiği bayana psikolojik baskı kurarak, olayın ortaya çıkmaması için elinden gelen her şeyi yaptığı anlaşılıyor.

Karşılıkla konuşmada psikolojik baskının yanında, üstü kapalı tehdit edilen bayana “eğer engel olmazsan ikimizde biteriz” deniliyor.Konuşmalarda imam nikahı kelimesinin geçmesi, askerin fazlasıyla tedirgin olmasına neden oluyor ve eğer imam nikahı diye ifade verilirse kendisinin anında meslekten ihraç olacağını söyleyen asker buna acilen engel olunmasını istiyor….

İŞTE O SES KAYDI….



-Sakın ha sakın… Sen ne yapıyorsun?
-Bir şey yapmıyorum.

-Sesler geliyor.
-Bilmiyorum, dışarıdan geliyor. Hadi imam nikahlı eşi derse…

-O zaman ilk askeri şurada meslekten atılırım biliyor musun. Direk meslekten atılırım o zaman. Daha önce örneğini söyledim ben sana bunun. Direk atarlar başka hiç bir şeye gerek yok. Direk atarlar beni meslekten. O zaman mutlu olur musun?
-Saçmalıyorsun sen.

-O zaman engel olacaksın.
-Olmaya çalışıyorum

-Olacaksın. Olmaya çalışmayacaksın.

-Ne yapabilirim?

-Engel olacaksın. Hele imam nikahlı eşi derse var ya… O şekilde ifade verirse ben bittim. İşte o zaman bittim ben.
-Fatih’e giderse o kötü.

-Fatih’e giderse her şey biter zaten. O zaman bende biterim sen de bitersin zaten.
-Ben neden gideceğim?

-Kendimi öldürürüm. Mutlu olur musun bundan?
-Asla izin vermem öyle bir şeye.

-İzin vermem değil. Fatih’e giderse kendimi vururum.
-Ben asla izin vermem ona.

-Fatih’e gitmesine mi izin vermesin?
-Senin öyle bir şey yapmana.

-Yemin ederim yaparım. Sen biraz önce yenim ettin ya… Yemin ederim ki onu yaparım.
-Engel olacağım diyorum.

-Neye engel olacaksın?
-Gitmemesine.

-Ee herhalde yani engel olacaksın. Engel olmazsan ekmeğimden olurum ben. Mesleğimden atılırım. Sorgusuz sualsiz atarlar beni.
Kaynak: Dailymotion




Devamını BURADAN okuyun...>>>

BİNBAŞI ALLAHA KÜFREDİYOR

Allah ve Peygambere Küfürler

J.Snr.Tb.K. J.Bnb.Kadir Ayhan’a ait olduğu öne sürülen ses kaydı dinleyenlerin kanını dorduracak cinsten. Ayhan ses kaydında ALLAH, PEYGAMBER dinlemiyor ve inanılmaz küfürler ediyor...
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un 'ALLAH ALLAH DİYEREK DÜŞMANA SALDIRAN ORDU' olarak nitelendirdiği ordu mensupları bakın ne halde?

Dailymotion adlı internet sitesinde yayınlanan bir ses kaydında, Şırnak’taki Ballı 5’inci J.Snr.Tb.K. J.Bnb.K. A.’a ait olduğu iddia edilen ses kaydında tüyler ürperten küfürler yer alıyor.K.A.'ya ait ses kaydında, belkide bugüne kadar hiç duyulmayan inanılmaz küfürler var hemde, ALLAH ve PEYGAMBER'e... Yayınlanması imkansız aşağılık küfürlerin sansürlü haliyle verebiliyoruz....

Bu ses kaydının gündeme getirilmesi bile doğru değil. Ancak, milletin bütün kutsal bildiği değerlerinin emanet edildiği TSK'nın bir mensubunun milletin kutsalına, milletin emanet ettiği er veya subayları muhatap alarak, alçakca küfürler etmesi tahammül sınırlarını çoktan aştı. Başbuğ ve benzerlerinin toz kondurmadığı mensuplarının ne hale getirildiği, kimlerin eline emanet edildiği, emanet edilen anlayışın yanlışlığının haberleştirilmesi adına yayınlıyoruz...

Bu ses kaydı muhatabını bağlar, ancak Peygamber ocağından peygamberine küfürler ettirilmesine asla müsamaha gösterilmemesi gerekirdi...

İŞTE O SES KAYDI... (SES KAYDI KUTSALA KÜFÜRLER İÇERDİĞİ İÇİN SANSÜRLÜ OLARAK YAYINLANMAKTADIR...) (http://www.dailymotion.com/video/xe23ga_j-bnb-kadir-ayhanyyn-kan-donduran-k_news)





Devamını BURADAN okuyun...>>>

15.7.10

FIRTINA PAŞANIN ALBAYI

Fırtına Paşa'dan Albayına Şok Sözler

Emekli Orgeneral Fırtına'nın Hava Kuvvetleri Komutanlığı döneminde 2 yıl süreyle Özel Sekreterliğini yapan Albay Çıngı'ya ait olduğu iddia edilen şok ses kaydı Dailymotion'a düştü....

Bu kadronun Harp Akademileri'nde böyle bir kadro olmamasına rağmen Albay Çıngı için özel olarak ihdas edildiği ileri sürülüyor.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı döneminde Fırtına Paşa'nın özel işlerinden sorumlu olarak Özel Sekreterlik yapmış bir isim olduğu ileri sürülen Albay Çıngı'nın, Fırtına Paşa ile arasındaki ilişkinin hayli “derin” olduğu, Albay Çıngı'nın Fırtına Paşa'nın "sırdaşı" olduğu iddia ediliyor. Çıngı'nın “Fırtına eşini(Melahat Hanım) boşayabilir, ama beni asla” dediği ileri sürülüyor.Fırtına Paşa'nın Harp Akademileri Komutanlığı sırasında hazırlandığı iddia edilen Balyoz Harekat Planı'nın eki olan ORAJ Hava Harekat Planını koordine eden kişinin de Albay Çıngı olduğu iddia ediliyor.

Albay Çıngı'nın Fırtına Paşa'nın Hava Kuvvetleri Komutanlığı döneminde İsrail başta olmak üzere diğer ülkelerle yapılan komutanlık ihalelerini takip ettiği ifade ediliyor.

Albay Çıngı'nın kendilerine engel olacak herkese karşı psikolojik harekat teknikleri dahil; şantaj, korkutma ve tehdit gibi yöntemler kullandığı iddia edilirken, bu iddialara delil olarak bu ses kaydı gösteriliyor.

Albay Çıngı'ya ait olduğu ileri sürülen ses kaydındaki “İrfan” adlı diğer kişinin ise bir Binbaşı olduğu iddia ediliyor.

Ses kaydında Albay Çıngı olduğu iddia edilen kişinin Hava Kuvvetleri içerisinde nasıl illegal bir teşkilat kurduğu, insanları tehdit ettiği, personelin eşlerine küfür ettiği, kanunsuz yollarla personeli takip ettiği ve dinlettiği, gece yarısı evinden alarak işkence yaptığı anlaşılıyor.

Dinlerken ağzınız açık kalacak.

Şok ses kaydının dökümü şöyle:

- İRFAN GEL… OTUR… NASSIN?
- SAĞOLUN KOMTANIM.
- İYİ MİSİN?
- İYİYİM.
- İRFAN BUNDAN BİR BUÇUK SENE ÖNCE BAZI DUYUMLARLA BİRLİKTE SENİN YANINA GELDİK.
- GELDİNİZ KOMTANIM.
- SENİ İKAZ ETTİK
- EVET KOMTANIM
- O GÜNDEN SONRAKİ GELİŞMELERİ SANA ŞİMDİ GÖRÜNTÜLERLE, SESLERLE, YAZILARLA, ANLATACAM. NEDİR SENİN SIKINTIN? HAVA KUVVETLERİ KOMTANIYLA, OĞLUYLA, BENLE NE SIKINTIN VAR SENİN?
- YOK Bİ SIKINTIM KOMTANIM.

Benim mafyalığımdan sana ne?

- HEEE? ŞİMDİ MAHÇUP OLACAKSIN AMA? NE YANİ ŞEY NEY? DERDİN NEY? BENİM MAFYALIĞIMDAN BİLMEM NEDEN SANA NE?
- ESTAĞFURULLAH KOMTANIM.
- NEDİR İRFAN, HEE?
- KOMTANIM ANLAMADIM? KOMTANIM SİZİNLE BİR DERDİM Mİ VAR?
- SIKINTI NEY, SÖYLE BAKIYIM YA BENDEN KOMTANDAN, KOMUTANIN OĞLUNUN İSRAİLLE İŞ YAPTIĞINDAN.BİLMEM NAAPTIĞINDAN HE NEDİR YANİ SIKINTIN NEY? SENİ PATLATICAM BENDEN BURADAN SAVCI SENİ KELEPÇELİYCEK ALICAK GÖTÜRÜCEK. NEDİR OLUM SENİN SIKINTIN? HAVA KUVVETLERİ KOMUTANIYLA, OĞLUYLA BİLMEM HANGİ İHALEYİ ALMIŞIZ LAN BİZ. HANGİ İHALEYİ ALMIŞIM?... DİNLİYCEKSİN. HANGİ İHALEYİ ALMIŞIM? HANGİ İHALEYİ KOMTANIN OĞLU ALMIŞ, PORŞE ARABA ALMIŞ LAN? HEEE? BÖYLE BİR.. KİMİ PATLATIYOSUN LAN SEN MAYISTA? MAYIS AYINDA PATLATICAM FIRTINA PAŞA'YI OĞLUNU, BİLMEM NEYİ? KİM ULAN BEYOĞLU EMNİYET MÜDÜRÜ?
- ESTAĞFURULLAH KOMTANIM.
- BEYOĞLU EMNİYET MÜDÜRÜ KİM? ORDA OR.SPULARA K.HPELERE BİZİM DEDİKODUMUZU YAPIYOSUN LAN. ALIP ÇEKİP GÖNDERİRLER SANA BUNU? TERBİYESİZ HERİF BİNBAŞISIN LAN. SENİ İKAZ ETTİM BEN. S.KİVERİRİM SENİN BELANI. TERBİYESİZ… 8 ŞUBAT 2004. ORGENERAL FIRTINA, BİNBAŞI İRFAN ARAŞTIRALIM. 10 AĞUSTOS 2004, SENLE GELEN MEKTUP. SIKI TAKİP EDİN TEKNİK HER İMKAN KULLANILSIN. FIRTINA. ANLADIN MI? SEN BİZİ APTAL MI SANIYOSUN LAN? 10 MAYIS 2004 SORUŞTURUN BİLGİ VERİN. FIRTINA. ANLADIN MI? SEN BİZİ KERİZ Mİ SANIYORSUN? KERİZ MİYİM BEN? BENİM TEŞKİLATIM YOK MU? 14 SENE MİT'TE ÇALIŞTIM LAN BEN. BANA MAFYA DİYCEK ADAMIN KARISINI S.KERİM BEN. ANLADIN MI? DİNLE. EN SON GELENİ. KİM BU ALP İNŞAAT? İSMAİL DOĞAN KİM? KAAN KARADAĞLI KİM?

- BİZE İŞ YAPAN MÜTEAHHİTLER KOMTANIM.

- NİYE KONUŞUYORSUN ONLARLA? NİYE FIRTINAPAŞA'NIN DEDİKODUSUNU YAPIYORSUN? ESTAĞFURULLAH Dİ Mİ? ESTAĞFURULLAH Dİ Mİ? BAK 13.5 AYDIR SENİN TELEFONLARINI EVİNİ HER ŞEYİNİ DİNLETTİRİYORUM. HER İŞİN ALTINDA SEN VE EKİBİN VAR. TAAM MI? ŞİMDİ SENİ S.KECEM. ANLADIN MI? ŞİMDİ BURADAN, BURDAN İNZİBATLARLAN DİREK MAHKEMEYE GİTCEKSİN.TERBİYESİZ HERİF. KİM ULAN MAFYA?

- NE MAFYASI KOMTANIM?

- KİM? HANGİ KOMTANIN OĞLU PORŞE ALDI? HEE KOMUTANIN OĞLU PORŞE ALMIŞ, İSRAİLE GİTMİŞİZ BİLMEM NAAPMIŞIZ. ALLAH VAR LAN YUKARDA.

- KOMTANIM BENİM GÖRDÜĞÜM HERHANGİ BİR ŞEY…

- NİYE KONUŞUYOSUN LAN? GÖRMEDİĞİN ŞEYİ NE KONUŞUYORSUN? NİYE KONUŞUYOSUN , NİYE KONUŞUYOSUN LAN? ŞİMDİ DİNLETCEM KOMTANI DA ÇAĞRICAM. NİYE KONUŞUYORSUN KARDEŞİM? NE ESTAĞFURULLAHI.

- KOMTANIM BEN NEYİM BEN BİR BİNBAŞIYIM BEN NASIL KONUŞURUM BÖYLE ŞEYLER.

- MAYISTA PATLATICAK MIŞIN HAVA KUVVETLERİ KOMUTANINI. BİLMEM NE YAPCAKMIŞSIN. SEN KİMSİN ULAN? AJAN MISIN LAN SEN? KİMSİN SEN? SEN KİMSİN?

- KOMTANIM BENİM NE AJANLIĞIM OLUR.

- SEN ULAN KİMSİN? BU İB.ELİKLERİ BU P.ŞTLUKLARI? TAMAM MI

- KOMTANIM BEN YAPMAM SİZ BENİ TANIYORSUNUZ.

- ULAN BEN SENİ TANIMIYORUM NERDEN TANIYORUM SENİ?

- LEVENT AKÇA'YA SORUN.

- LEVENT AKÇA'NIN EJDADINI S.KERİM HAA.

- KOMTANIM BENİ HERKES TANIR.

- KİM ULAN MAFYA KİM? KİM ULAN MAFYA? NE MAFYASIYIM LAN BEN?

- KOMUTANIM BEN SİZİ HERHANGİ BİR İŞİNİZ VAR MI? HERHANGİ BİR YERDE BİRLİKTE OTURDUK MU? KONUŞTUK MU?

- KARDEŞİM. NE MAFYA KİM, MAFYA?

- NE MAFYASI KOMTANIM?

- NERDEN İSRAİL'DEN NE SİLAH İŞİNİ ALMIŞ KOMUTANIN OĞLU ÖZGÜR FIRTINA?

- BİLMİYORUM KOMTANIM.

- HAA NİYE KONUŞUYOSUN LAN? NİYE KONUŞUYORSUN DİNLİYCEKSİN ŞİMDİ.

- EMREDERSİNİZ DİNLERİM KOMTANIM.

- HEE HIYAR. NİYE KONUŞUYORSUN?... HER BOKU YİYCEKSİN BOK ATCAKSIN İNSANLARA.

- YOO NE BOK ATMASI KOMTANIM ESTAĞFURULLAH KOMTANIM.

- LAN BANA BAK

- EMREDİN KOMTANIM.

- ÇÜRÜTÜRÜM SENİ HAA. ÇÜRÜTÜRÜM SENİ. DELİKANLI GİBİ T.ŞŞAAN VARSA ÇIKALIM ÇATIŞALIM LAN SENLE. O BEYOĞLU EMNİYET MÜDÜRÜ KİM LAN BEYOĞLU EMNİYET MÜDÜRÜ. BEN İSTANBUL, EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ LAN BENİM ARKADAŞIM.

- KOMTANIM BEN TANIMIYORUM.

- BENİM EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ ARKADAŞIM LAN. İB.NE. EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ BENİM ARKADAŞIM. BEYOĞLU EMNİYET MÜDÜRÜNÜN ARKADAŞI, BİLMEM NE?
ORDA TUTUYOSUN TAYİNLERİNİ YAPIYOSUN. ENGİN EREN ŞURAYA, O BURAYA O BURAYA. HEE? SEN KERİZ Mİ SANIYOSUN LAN BİZİ?

- ESTAĞFURULLAH KOMTANIM BEN KİMİN TAYİNİNİ YAPIYORUM. BENİM KENDİ ODAMDA ENGİN EREN YARBAY'LA KONUŞTUĞUM TAYİN OLAYLARI VAR AMA HERKES KONUŞUR. ŞU ŞURAYA GİDEBİLİR. BU BURAYA GİDEBİLİR DİYE. BEN KİMİN TAYİNİNİ NEREYE YAPABİLİRİM KOMTANIM?

- NACİ'YLE İLGİLİ NE KONUŞUYOSUN SEN?

- HİÇBİR ŞEY KONUŞMUYORUM KOMTANIM.

- HİÇ Bİ ŞEY. ULAN SEN ÇOK YALANCISIN BE.

- KOMTANIM BEN…

- KES ULAN S.. S.. KES ETEKLİK GİY.

- KOMTANIM YAPMAYIN.

- YAZIKLAR OLSUN LAN SANA. SEN BİNBAŞISIN DİYE BAK SENİ RENCİDE ETMEK İSTEMİYORUM. TAMAM MI BAK. SENİ İNSAN İÇİNE ÇIKAMAZ HALE GETİRİRİM HAA.

- KOMTANIM BİLİYORUM YAPARSINIZ.

- TAMAM MI? SEN KİMSİN LAN? ALDIN ELİNE HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI. ALDIN ELİNE ÖZGÜR FIRTINA. İSRAİL'DE. KİM ULAN PORŞE ARABA ALMIŞ?

- KOMTANIM SİZ BANA HERHANGİ Bİ KONUDA Bİ EMRİNİ VERDİNİZ YAPMADIM MI? YANİ BEN BÖYLE ŞEYLERİ DE KONUŞMAM KOMTANIM.

- KARDEŞİM. BÖYLE ŞEY VAR MI? NE VAR DA KONUŞACAKSIN?
- BİLMİYORUM Kİ ZATEN.

- NEDİR NE. NİYE NİYE BUNLARI AÇIP LAN BUNLARI BİZE DİNLETTİRİYORLAR? DİNLETTİRİYOR. SENİN KONUŞMAN SENİN SESİN?

- KOMTANIM DİNLİYEBİLİR MİYİZ?

- DİNLİYCEKSİN. HEPSİNİ DİNLİYECEKSİN. HEPSİNİ DİNLİYECEKSİN. YOK KOMTANIN OĞLU BARLARDA KONUŞUYORMUŞ, İÇKİ İÇİP. İKİNCİ EL BİLMEM PORŞE ARABA ALMIŞ. ONDAN SONRA İSRAİL'LE İŞ YAPIYORMUŞ. GENELKURMAY BAŞKANI FIRTINA PAŞA'YI ÇAĞARMIŞ, KULAKLARINI ÇEKMİŞ. ONDAN SONRA BİLMEM NAAPMIŞ. ULAN BUNLAR LAF MI? LAF MI BUNLAR? BUNLAR LAF MI? HİÇ AKLINA GELMEDİ Mİ BURADA BİZİM ADAMLARIMIZ VAR BUNLARIN SESİNİ ALIYORLAR. BİLMEM NAAPARLAR GETİRİRİLER DİYE? HEEE?... BİNBAŞI ERDOĞAN ONÜÇBUÇUK AYDIR TEKNİK TAKİPTE. HER İŞİN ALTINDA O VE EKİBİ VAR? DEDİKODU YAPIYOR. BAĞLANTILI OLDUĞU İSİMLER. GÖRÜŞTÜĞÜ MÜTAHHİTLER. BENİM İÇİN SÖYLEDİKLERİ. BEYOĞLU EMNİYET MÜDÜRÜ ARKADAŞIMMIŞ, MAFYAYMIŞIM. İSRAİLL'E EE NEDİR ONUN ADI KOMUTANIN OĞLU İŞ YAPIYORMUŞ. ONDAN SONRA GENELKURMAY BAŞKANI KOMUTANI ÇAĞIRMIŞ.

- EFENDİM…EFENDİM. ÖZEL ODAYA ALIN, ÖZEL ODAYA. ÖZEL YEMEK SALONUNA, HAKİM BEKLİYOR ORDA.

- MAYIS AYINDA GÖRÜCEKSİNİZ NOOLUCAKMIŞ? NE DİYOR LAN BUNLAR? NEDİR BUNLAR YA? NEDİR BUNLAR? BUNLAR NEDİR YA? Bİ TANESİ YALAN. ULAN DİNLERKEN İNSAN TİKSİNTİ GELİYOR BE… PAÇAVRA EDERİM ULAN SENİ.

- YAPARSINIZ KOMTANIM.

- GELDİM SENİN AYAĞINA KADAR BAK DEDİM, SENİ İKAZ EDİYORUM DEDİM.

- GELDİNİZ KOMTANIM BİLİYORUM.

- SENİ İKAZ EDİYORUM DEDİM. GİDİPTE O KARILARA BİLMEM NELERE. İKİ TANE G.TÜ KIRIK KARIYA, HAVA KUVVETLERİ KOMUTANININ DEDİKODUSU MU YAPILIR LAN? (Küfür ediyor)
- DEĞERLİ VAKTİNİZİ ALDIĞIM VE BÖYLESİNE BİR KONU İÇİN BELKİ DE CANINIZI SIKACAĞIM İÇİN BENİ AFFEDİN AMA SİZİN GİBİ VİZYON SAHİBİ VE GELECEĞİN HAVA KUVVETLERİNİ EN İYİ ŞEKİLLE ŞEKİLLENDİRMESİ AMACINDA OLAN DEĞERLİ BİR İNSANIN ZARAR GÖRMEMESİ EN BÜYÜK ARZUMDUR. BU NEDENLE SİZLERİ BİLGİLENDİRMEYİ VAZİFE OLARAK GÖRÜYORUM. KOMUTANIM BELKİ İŞLERİNİZİN YOĞUNLUĞU NEDENİYLE ÇEVRENİZDEKİ İNSANLARI YAKINDAN TAKİP EDEMİYORSUNUZ. KONU EN YAKININIZDA BULUNAN İNSANLARIN YAKININDAKİ ARKADAŞLAR. BU KİŞİ BAYSUN TÜRK. AMACIM SİZE SİZİN EKMEĞİNİZİ YİYEREK SİZE EMANET EDİLEN BU HAİNİNİN YAPTIKLARINI BİRAZ OLSUN ANLATMAKTIR. BU ŞAHIS SİZİN MAKAMINIZIN İMKANLARINI KULLANARAK BELKİ DE SİZİN ADINIZA HER YERDE İŞ TAKİBİ YAPIYOR. ÖZELLİKLE LOJİSTİK KOMUTANLIĞINDA BİNBAŞI İRFAN ERDOĞAN İLE.

- HERŞEYDEN ÖNCE BU ŞAHIS İDEOLOJİK SOL BAĞLANTILARI VE ALEVİ ETNİK KÖKENLİ BİRİSİDİR. BU BAĞLANTILARINI KULLANARAK AKTİF BİR ŞEKİLDE FALAN FİLAN DİYE…

- İDEOLOJİK OLAN KİM KOMTANIM. KİMİ KASTEDİYORLAR?

- DİNLE DİNLE ŞİMDİ.

- ASTSUBAY BAYSUN BİNBAŞI İRFAN ERDOĞAN İLE BİRLİKTE MÜTEAHHİT İSMAİL DOĞAN'IN İŞLERİNİ TAKİP EDİYORLAR. EN BÜYÜK KORKULARI ASTSUBAY ŞUBEDE PARAYLA YAPTIKLARI TAYİNLERİN ORTAYA ÇIKMASI VE İSTEDİKERİ KADROLARI GETİRECEKLERİ ŞAHISLARIN ENGELLENMESİDİR.

- EFENDİM. ..SONRA GÖRÜŞEYİM TOPLANTI YAPIYORUZ.

- BU ŞAHISLAR İRFAN ERDOĞAN HER FIRSATTA KOMUTANIN, OĞLU, KOMUTANIM SİZİ VE OĞLUNUZ HAKKINDA DEDİKODULAR YAPMAKTA, BUNLAR AYNI ZAMANDA SİZİN VE OĞLUNUZ HAKKINDA DEDİKODU YAPIYORLAR. OĞLUNUZUN İŞ TAKİBİ YAPARAK BAZI İŞ ADAMLARINDAN DEVAMLI RÜŞVET ALDIĞINI, BUNLARI KENDİSİNİN ÇOK İYİ BİLDİĞİNİ VE SIRASI GELİNCE SİZİN CANINIZI OKUYACAKLARINI SÖYLEMEKTEDİR. BENİ ASIL ÜZEN VE KIZDIRAN KONU BU KOMUTANIM. SİZE EN YAKIN KONUMLARDA YILLARCA GÖREV YAPMIŞ, AYRI, AYRICALIKLI GÖREVLERE GETİRDİĞİNİZ BU İNSANLAR, SİZE HAİNLİK YAPMAKTADIRLAR. HAVA KUVVETLERİNİN NİMETLERİNDEN YARARLANMIŞ BİR KİŞİNİN SİZİN EMEKLİLİĞİNİZE AZ KALMASI, AZ KALMASINA, SİVİL İNSANLARLA VE RÜTBESİZ RÜTBELİ PERSONEL, PERSONELLE BU KONULARA KONUŞMASI BENİ DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR. BU PİSİKOLOJİ İLE SİZİN VE OĞLUNUZUN HAKKINDAKİ ADİ DEDİKODULARI YAPMASI ÇOK İBRET VERİCİDİR. DEMEKKİ BU ADAMIN GERÇEKTEN KANI BOZUK. SİZİ DE DAİMA ÇIKARLARI İÇİN HEP KULLANMIŞLAR VE KULLANMAYA DEVAM EDİYORLAR.

- BU KARANLIK AŞIRI SOLCU VE ETNİKÇİLİK YAPAN ŞEREFSİZ SİZİN YANINIZA HİÇ YAKIŞMIYOR. BUNU DA YÖNLENDİREN LOJİSTİK KOMUTANLIĞINDAKİ BİNBAŞI İRFAN ERDOĞAN'DIR. İRFAN ERDOĞAN ÇOK KOYU BİR SOLCUDUR.

- BUNU ÇEVRENİZDEN UZAKLAŞTIRIN. İRFAN ERDOĞAN'I LOJİSTİK KOMUTANLIĞINDAN ATIN. BUNLARLA DÜŞENLERİN KALKANLARIN TELEFON NUMARALARINI SES KAYITLARINI VE KONUŞMALARINI SİZE GÖNDERİYORUZ. BAĞLANTILARIN DİĞERLERİNİ SİZ KENDİ İMKANLARINIZLA BULABİLİRSİNİZ. ALP İNŞAAT, İSMAİL DOĞAN, KAAN KARADAYLI, TELEFON NUMARALARI, CD.

- SEN KİMSİN YAA? SEN KİMSİN? HEE? BEN KENDİME OLANI, BEN KENDİME OLANI YEDİM. BEN KENDİME OLANI YEDİM, TAMAM MI, MAFYA DİYOSUN BİLMEM NE DİYOSUN. TAMAM MI? BEN KENDİME OLANI YEDİM. ANLADIN MI? BEN KENDİME OLANI YEDİM. KOMUTANLA, KOMUTANA NASIL KONUŞURSUN LAN SEN? FIRTINA PAŞA'YA NASIL KONUŞURSUN SEN? ONU SÖYLE BANA. KONUŞUYOSUN.

- ESTAĞFURULLAH KOMTANIM.

- ESTAĞFURULLAH. KONUŞUYORSUN.

- KOMTANIM BAYSUN TÜRK İKİ KERE GELMİŞ BENİM ODAMA BEN BAŞKA ZAMAN GÖRMEMİŞİM BAYSUN TÜRK'Ü .

- SANA ŞUNLARI VERECEM TAMAM MI,BENİM KİM OLDUĞUMA BURDAN BAKARSIN. TAMAM MI?

- KOMTANIM BEN SİZİN KİM OLDUĞUNUZU BİLİYORUM ŞAHSINIZDAN DA BİLİYORUM.

- BAK SENİ GELİRİM, GELİRİM GECE EVİNDEN ALIRIM.

- ALIRSINIZ KOMTANIM. ÖZDEN HIZ ALBAYIMDAN DA BİLİYORUM. SİZ BENİ BELKİ HATIRLAMIYORSUNUZ. BEN SİZİ ESKİDEN TANIYORUM.

- BEN SENİ ÇOK İYİ TANIYORUM. BEN SENİ ÇOK İYİ TANIYORUM.
TAMAM MI?
O SOLCULUK DA BENİM İÇİNSE ÇOK BÜYÜK İTHAM. ALEVİLİKSE BENİM ALEVİLİKLE İLGİM YOK.
BEN SENİ, BEN SENİ , BEN SENİ ÇOK İYİ TANIYORUM. TAMAM MI? SANA YAZIKLAR OLSUN.
SANA YAZIKLAR OLSUN, BAK, BİR BUÇUK SENEDİR SENİ BURADA KORUYORUM, TAMAM MI, SENİ BURADA KORUYORUM AMA ŞEYİ TAŞIRDIN.

- KOMTANIM BENİM BULUNDUĞUM YERDEKİ GÖREV ÖNEMLİ DEĞİL AMA BENİM HAKKIMDA BÖYLE DÜŞÜNMENİZ İNANIN BENİ ÇOK ÜZER. SİZİN DÜŞÜNMENİZ ÜZER KOMTANIM.

- SANA BİR ŞEY SÖYLİYCEM. ERKEK ADAM BU LAFLARI KONUŞMAZ, TAMAM MI?

- KOMTANIM BEN ŞEY MİYİM FARE MİYİM? GEMİ BATIYORDA GEMİYİ Mİ TERK EDİYORUM?

- ANLADIN MI? BİLMİYORUM NEYİ TERK EDİYORSUN?

- KOMTANIM YOK ÖYLE BİR ŞEY YA. İNANIN YOK.

- NİYE SENİN İÇİN YAZIYORLAR? SENİN SESİNİ GÖNDERİYORLAR BURAYA?

- KOMUTANIM, BULUNDUĞUM MEVKİYİ, MAKAMI İSTEYEN BİRİ OLABİLİR.

- PEKİ O MU KONUŞTURUYOR SANA BUNLARI?

Kaynak: Dailymotion/Habervaktim

Devamını BURADAN okuyun...>>>

DOĞRUYSA VATANA İHANETTİR

Bağrımızdan çıkan ihanet

Terörle mücadelede büyük katkı sağlayan insansız hava aracı 'Heron'larla ilgili tüyler ürperten bir skandal gün yüzüne çıktı.

PKK'lı teröristlerle irtibatlı havacı bir subayın görüştüğü üst rütbeli bir subaya "kendi adamlarımız" dediği teröristlere çok zayiat verdirdiği gerekçesiyle Heronlar'ın düşürülmesi ya da koordinatlarının değiştirilmesini istediği belirlendi. İsimleri tespit edilen iki subaya soruşturma açıldı. Ancak soruşturmayı yürütmekle görevli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'un, tıpkı Karargah Evleri soruşturmasında olduğu gibi "ihanet soruşturmasını" da kararttığı öne sürüldü. Hala görevde olan subaylarla ilgili aynı birlikte görev yapan askeri personelden komutanlarına "Bu hainlere tahammül etmeye devam ettikçe inancımız sarsılmakta" diyerek şikayet mektupları yağdı
HERONLAR ÇOK İYİ TESPİT YAPIYOR"
Skandal görüşme 2007'de yaşandı. 10 Ekim 2007'de Ankara'daki 388 XX X6 nolu sabit telefondan bir GSM numarasını arayan subay heronların çok iyi tespit yaptığını, PKK elemanı olan kendi adamlarının çok zayiat verdiğini aktardı. Heronlar'ın düşürülmesini ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen subaya karşı taraf ise bir çaresine bakacakları cevabını verdi. Skandal konuşmayı tespit eden Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) gereğinin yapılması için konuyu Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na iletti. Kara Kuvvetleri Komutanı (O dönem İlker Başbuğ) ise 28 Ekim 2007'de olayla ilgili soruşturma emri verdi. Soruşturmayla görevlendirilen Askeri Savcı Naci Dalkılıç, Jandarma ve Emniyet kriminal vasıtasıyla konuşmayı yapan iki havacı subayın kimliklerini tespit etti. Zayiat veren PKK'lılar için kendi adamlarımız diyen ve Heronlar'ın düşürülmesi ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen kişinin Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç., karşı taraftan "bir çaresine bakarız" diyen kişinin ise Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç. olduğu belirledi.
KARARGAH EVLERİYLE BİRLEŞTİRMEDİ
Skandal konuşmayı yapan subayların Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nda devam eden İP/Karargah Evleri soruşturmasında adlarının geçmesi nedeniyle davanın bu dosya üzerinden devam etmesi için 9 Eylül 2008 tarih ve 2008/2-1 sayı ile yetkisizlik kararı verilerek dava dosyası Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'na gönderildi. İhanet dosyasının takibatı Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'ndaki 2008/339 nolu İP/Karargah Evleri dosyasını yürüten Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok'a verildi. Tıpkı İP/Karargah Evleri dosyasında yaptığı gibi bu dosyayı da kararttığı iddia edilen Üçok, verdiği önem nedeniyle gelen Heron dosyasını Karargah Evleri dosyasıyla birleştirmedi.
SADECE BİR GECE NEZARETTE TUTTU
Dosyanın geldiğini 23 Eylül 2008'de Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na bildiren Üçok, dosyayı birleştirmeden 2008/204 esas nosu ile ayrı bir dosya olarak devam ettirdi. Dosyaya 2009'un Temmuz ayına kadar dokunmayan Üçok'un, dosyada sadece Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç.'yi şüpheli olarak dinlediği ve sadece bir gün nezarete alıp tutuklamaya sevk etmeden bıraktığı iddia edildi. Ayrıca Üçok'un, Üsteğmen Fırat Ç.'yi "bir çaresine bakarız" diyen Yarbay Selami Selçuk Ç.'yi ise şüpheli sıfatıyla değil tanık sıfatıyla dinleyip hakkında işlem yapmadığı öğrenildi.
GENELKURMAY DOSYAYA BAKACAK
Üçok'un "sahte çürük raporu çetesi" soruşturmasından tutuklanması üzerine Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'na atanan Hakim Albay Hakan Özbek ise dosyadaki sanıklardan birinin amiral olması ihtimaline binaen soruşturmayı yürütecek merciin Genelkurmay Askeri Savcılığı olduğunu belirterek görevsizlik kararı verdi. Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nın yetkisizlik kararında amiral şüphelinin kim olduğu belirtilmediği gerekçesiyle dosyayı alan Genelkurmay Askeri Savcısı Hakim Binbaşı Yaşar Yüce de Nisan 2010'da yetkisizlik kararı verdi. Ortada kalan dosya, ihtilafın halli için Milli Savunma Bakanlığı Adalet İşleri Başkanlığı'na gönderildi. MSB Adalet İşleri Başkanlığı ise dosyaya bakmakla görevli yerin Genelkurmay Askeri Savcılığı olduğu kararını verdi. Dosyaya normal şartlarda Hakim Binbaşı Yaşar Yüce'nin bakacağı belirtildi.
MİT BELGESİ BİLGİSAYARINDAN ÇIKTI
Bilgisayarında Karargah Evleri yapılanmasıyla ilgili MİT Belgesi bulunan Yarbay Selami Selçuk Ç.'nin "açıklanması yasaklanmış bilgiyi temin etmek" suçunu işlediği iddiasıyla tutuklandığı öğrenildi. Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı'nın 30 Mart 2003 tarih ve 2010/954-129 esas nolu davasından yargılanan Yarbay Ç., tutukluluğuna itiraz etti. İtirazı değerlendiren Genelkurmay Askeri Mahkemesi Hakimi Albay A. Rıza ise Yarbay Ç.'nin tahliyesine karar verdi.
SUBAYDAN KOMUTANA ŞİKAYET MEKTUBU
Havacı subayların 'ihanet' konuşmaları görev yaptıkları askeri birliklerde büyük rahatsızlığa neden oldu. "Sayın Komutanım" diyerek üstlerine mektup yazan bir askeri personel "PKK'lı olan Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç. birliğimizde bir huzursuzluk sebebidir" dedi. Subay ve astsubay personelin TSK'nın misyonuna olan inancının sarsıldığını belirten asker, mektubunda şunlara yer verdi:
BİZİM İNANCIMIZ SARSILIYOR
"Birliğimizde birçok kişi Heronlar'ın PKK'lılarca düşürülmesi için casusluk yapmak eylemi nedeniyle Üsteğmen Ç. hakkında devam eden soruşturmadan haberdar ve Hava Kuvvetleri Askeri Savcısı Albay Ahmet Zeki Üçok tarafından göstermelik şekilde sadece bir gün gözetime alındıktan sonra serbest bırakıldığı konuşulmakta. Aramızdaki bu haine tiksinmeden bakmak imkansız. Yüz binlerce şehit verilerek kurulan Cumhuriyetimizin ordusu bu hainlere tahammül etmeye devam ettikçe bizim inancımız sarsılmakta. Üstününe üstlük bu kişinin gördüğü destek ile gittikçe artan şımarık ve pişkin tavırları sinirleri germekte. PKK yardakçısı bir hainin ordu içerisindeki bu rahatsızlığı, kendisini göstermelik olarak gözaltına aldıktan bir gün sonra serbest bırakan savcının desteği ve yardımdan olsa gerek. Bu duruma sebebiyet veren Hava Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok hakkında yasal işlem yapılmasının temini arz ederiz"
GEDİKTEPE VE AKTÜTÜN'DE HERON FARKI
Terör örgütünün Hakkari Gediktepe baskınında PKK'lıların tüm adımlarını görüntülendiği ortaya çıkan Heronlar en son Siirt Pervari'deki terörist grubun saldırı hazırlığını ortaya çıkartarak büyük bir faciayı engellemişti. Heronlarla tespit edilen terörist gruba son ayların en ağır zayiatı verdirilmişti. İkisi asker 3'ü korucu 5 şehidin verildiği çatışmada 12 terörist etkisiz hale getirilmişti. Aktütün sınır karakoluna 2008 yılında gerçekleşen PKK saldırısının hazırlıkları da Heronlar tarafından tespit edilmişti. Taraf gazetesinin haberine göre saldırının yapıldığı 3 Ekim Cuma günü erken saatlerde Heronlar, Aktütün'ün karşısında 10 km Irak sınırları içinde kalan tepelerde PKK'lıların saldırı hazırlıklarını görüntüleyip askeri yetkililere ulaştırmıştı. Görüntüler canlı yayında izledi. Görüntülerde sayıları hızla artan PKK'lılar tepelere mevzileniyor, ağır silahlarını konuşlandırıyor, araziyi mayınlıyordu.
BUGÜN gazetesi 15 Temmuz 2010 Perşembe

Devamını BURADAN okuyun...>>>

14.7.10

TSK ÇİÇEĞİ KURBAN ETTİ

Çiçek'i verip kurtulacaklar

Dursun Çiçek'in yargılandığı kirli planla ilgili askerî savcılık iddianamesi, ıslak imzalı belgeyi ortaya çıkaran meçhul subayı doğruladı. İhbar mektubundaki bütün kurtarma girişimleri bir bir hayata geçiriliyor. Mektubun son bölümünde 'Çiçek'in daha az cezayla kurtulması sağlanacak' deniyordu. Askerî savcılık müebbetle yargılanan Çiçek için 6 yıl hapis istedi. Gerekçe olarak da "Belge gerçek ancak Çiçek, TSK'yı zor durumda bırakmak için bunu yazdı" iddiasını ortaya attı. En sert tepki Çiçek'in avukatından geldi: "Müvekkilimi feda ediyorlar."
Ergenekon soruşturması sürecinde yaşananlar, ihbar mektuplarının doğruluğunu tescil ediyor. Bunun son örneği, millete ve hükümete yönelik ıslak imzalı 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nda yaşandı. Orijinal belgenin ortaya çıkması ve Kasım 2009'da Albay Dursun Çiçek'in ikinci kez tutuklanması sürecinde 'meçhul subay'ın gönderdiği ihbar mektubunda yazılanlar, 8 ayda bir bir gerçekleşti. Mektupta belirtildiği gibi, Çiçek ve avukatları önce belgedeki yazımların askerî kurallara uygun olmadığını savundu. Islak imza makinesini duruşma salonuna getirdiler. Adli Tıp, Jandarma Kriminal, Polis Kriminal ve TÜBİTAK raporlarına rağmen imzanın makine ile atıldığını ileri sürdüler. Mektupta, "Soruşturma takipsizlikle sonuçlanmazsa daha az cezayla Çiçek'in kurtulması sağlanacak." deniyordu. Sivil mahkemede müebbet talebiyle 'darbeye teşebbüs' suçundan dava açılınca mektubun son bölümündeki plan devreye girdi. Askerî savcılığın 6 yıla kadar hapis talebiyle hazırladığı iddianame önceki gün açıklandı. Mayıs ayında hazırlanan iddianame, Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un 'kâğıt parçası' olarak nitelendirdiği planın gerçek olduğunu tescilledi. Ancak Albay'ın planı yazma gerekçesi olarak ilginç bir iddiaya yer verildi. "Amiralliğe terfi edemeyen Çiçek, kızgınlık sonucu TSK'yı zor durumda bırakmak için bunu yazmış olabilir." ifadesi, Çiçek'in avukatı Celal Ülgen'i ayağa kaldırdı: "TSK'yı korumak için müvekkilim feda ediliyor. Tepkimizi en sert şekliyle dile getireceğiz."

Meçhul subay 8 ay önce yazdı, hepsi gerçek oldu

'Kaos Planı'nın altında imzası bulunan Dursun Çiçek'le ilgili yaşanan son gelişme akıllara Kasım 2009'da meçhul bir subay tarafından yazılan ihbar mektubunu getirdi. Meçhul subayın ikinci mektubunda cuntacı ekibin kendileri adına gelişen olumsuz süreci tersine döndürmek için planladıkları faaliyetleri özetle şöyle sıralanıyordu: "Mektuptaki belge ile ilgili olarak yazıcı, kalem, mürekkep vb. tali unsurları ön plana çıkararak belgenin içeriğinden çok şekli unsurlarının kamuoyunda tartışılmasını sağlamak. Belgenin orijinalinin askerî savcılık aracılığıyla elde edilerek, Jandarma Kriminal'e göndermek suretiyle gerçek olmadığına dair rapor çıkarttırmak. İmza makinesi gibi argümanlara sarılarak kamuoyunda belgenin gerçekliğine olan inancı sarsmak. Anayasa Mahkemesi'ne baskı yaparak bir an önce ilgili maddedeki değişikliğin iptaline yönelik karar çıkarttırmak ve yargılama sürecini askerî yargıya taşımak suretiyle takipsizlik kararı verdirmek. 28 Şubat sürecinde dönemin başbakanı Necmettin Erbakan'a imzalatarak ihraç edilen 1.000'in üzerinde TSK mensubu gibi TSK bünyesinde cadı avı başlatılarak YAŞ kanalıyla büyük bir tasfiye yapmak. Bu girişimler ile sonuç alınamaz ise Genelkurmay Askeri Savcılığı aracılığıyla suçluların sadece Dursun Çiçek ve birlikte çalıştığı personel olduğu şeklinde karar aldırmak. Bu personelin olabilecek en hafif suçlar ile cezalandırılmasını sağlamak. Yargılama sürecinin, emir vererek çalışmaları başlatan ve yönlendiren komuta kademesine sıçramasına engel olmak." Mektuba göre İrtica ile Mücadele Eylem Planı soruşturması sürerken belgenin gerçekliğine ilişkin tartışmalar yaşandı.

Islak imza makinesi savunması çöktü

Islak imza makinesi iddiası Genekur-may'ın bir numaralı hukukçusu Adli Müşavir Hıfzı Çubuklu tarafından mart ayında Milliyet'e verilen röportajda dile getirildi. Çiçek'in avukatları duruşma salonuna ıslak imza makinesi getirerek duruşma savcısı ve mübaşirin imzasını ıslak imza makinesiyle atarak Çiçek'in imzasının da böyle hazırlandığını ileri sürdü. Islak imza makinesi basın mensuplarının karşısına çıkarılarak canlı yayınlar yapıldı. Ancak askeri savcının iddianamesi bu savunmayı tam anlamıyla çörkertti.

'Kaos Planı' iddianamesi 29 Nisan 2010'da kabul edildi. Çiçek, üçüncü kez tutuklanarak cezaevine konuldu. Bu sırada ihbar mektubundan yazılan son şıkkın devreye girdiği bugün kamuoyuna yansıdı. Mektupta, soruşturma takipsizlikle sonuçlanmazsa bu kez Çiçek'in daha az ceza ile kurtulmasının sağlanacağı yazıyordu. Askeri savcılığın iddianamesinde Çiçek hakkında 6 yıl istendi. Bununla beraber komplo belgesinin hayata geçirilmesiyle ilgili sanık olarak yargılanan Saldıray Berk, İlhan Cihaner, Albay Ali Tapan ve Albay Recep Gençoğlu gibi sanıklar 'mağdur' olarak gösterildi. Çiçek'in dışındaki sanıklar aklanmaya çalışıldı.

Avukatı iddianameye tepkili: Müvekkilim feda ediliyor

Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' belgesine ilişkin hazırladığı iddianameye en büyük tepki Albay Dursun Çiçek'in avukatı Celal Ülgen'den geldi. Dursun Çiçek'i Ergenekon davasında savunan ve askeri mahkemedeki yargılamaya da katılacak olan Ülgen, askeri savcılık iddianamesiyle TSK'nın korunmasının amaçlandığını ve bunun için de Dursun Çiçek'in feda edildiğini ileri sürdü. TSK'nın bu şekilde korunamayacağını söyleyen Ülgen, 20 Temmuz 2010'da askeri mahkemede görülecek davada tepkilerini en sert şekliyle dile getireceklerini açıkladı.
Meçhul subayın dediği çıktı: Çiçek'i verip kurtulacaklar






Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın Kurmay Albay Dursun Çiçek'le ilgili hazırladığı iddianame kamuoyunda şok etkisi yaptı. Zira iddianamede, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un 'kağıt parçası' olarak nitelediği belgenin gerçek ve altındaki imzanın Dursun Çiçek'in elinin ürünü olduğu aktarılıyordu. 12 Mayıs'ta mahkemeye sunulan iddianamede, Çiçek'in 2007'de amiral olamadığı için TSK'yı zor durumda bırakmak niyetiyle böyle bir belgeyi hazırlamış olabileceği ileri sürülüyordu. Erzurum'da görülen Ergenekon davasının sanıkları 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'i 'mağdur' olarak gösteren askerî savcı, Çiçek hakkında ise 'astlık-üstlük münasebetlerini zedelemeye amir ve komutanlara karşı güven hissini yok etmeye matuf olarak alenen tahkir ve tezyif edici fiil ve hareketlerde bulunmak' suçundan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.

Dursun Çiçek'in avukatı Celal Ülgen, askeri savcının iddianamesine tepki gösterdi. Ülgen, söz konusu iddiaları kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi. Şu ifadeleri kullandı: "Normal zekası olan insanların bu iddiayı kabul etmesi mümkün değil. Çünkü akla ziyan bir iddia bu. Hayatın olağan akışına aykırı. Düşünün, bir kimse kendi zararına olacak bir belgeyi imzalayacak sonra da ne yapacak, bunu basına servis edecek. Böyle bir şey olabilir mi? Tersi olur. Bundan yarar umması lazım. Yarar görmesi lazım. Peki kimin yararı olmuştur bundan? Dursun Çiçek'in yararı olmuş mudur? Tutuklanmasından başka ne yararı olmuştur? Yani bunu yapmakla Dursun Çiçek terfi mi etmiştir? Öyle bir şey olmaz. Bir başkasına, arkadaşlarına zarar vermeyi de asla düşünmemiştir. Ancak bu, başta da söylediğim gibi akla ziyan veren bir iddiadır."

ÇİÇEK, İDDİANAMEYİ GÖRÜNCE GÜLÜMSEDİ

Celal Ülgen, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un 'bu belge kağıt parçasıdır, belgeyi polis sızdırmış olabilir' şeklindeki açıklamaları ile iddianamenin çeliştiğini anlattı. Askeri savcıyı Genelkurmay Başkanlığı'nın ifadelerinin arkasında durmaya çağırdığını söyleyen Ülgen, 20 Temmuz'daki duruşmada, çok sert bir biçimde bunları anlatacağını ifade etti. "Müvekkiliniz iddianameyi nasıl karşıladı?" şeklindeki soruyu şu şekilde cevapladı: "Çok rahat karşıladı. Gülümsemekten başka bir şey yapamadı. Çünkü bu hayatın olağan akışına aykırı bir iddia. Yani ne denebilirdi? Denmemesi gereken ya da en son söylenmesi gereken şey söylenmiş orada. İhtimal hesabı yapsanız binde 1 olacak bir ihtimal orada iddia konusu yapılmış. O bakımdan ne yapsın Dursun Çiçek de, sadece gülümsemekle yetindi. Herhangi bir şey söyleyemedi."

Celal Ülgen, "Genelkurmay'ın bu iddianamede amacı ne olabilir?" şeklindeki soruya ise şu cevabı verdi: "Valla bilemiyorum. Bundan TSK'yı korumak gibi bir anlam eğer çıkartmak istiyor da, Dursun Çiçek'i feda etmeyi düşünüyorsa burada biraz daha akıllı olmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü böylesine akıl dışı akla ziyan iddialarla kimse TSK'yı koruyamaz. TSK'yı koruma görevini dikkat ederseniz bütün savunmalarımda ben yapıyorum. Ama akılcı, mantıklı bir biçimde yapıyorum. Bu şekilde olmaz."

Karargâh'ta belgeler 'güvenli sil' emriyle 3 günde temizlenmiş

Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından hazırlanan ve Askeri Mahkeme'nin kabul ettiği Dursun Çiçek iddianamesindeki ilginç ayrıntılar dikkat çekiyor. General ve albay seviyesindeki tanık ifadeleri ışığında, 'Kaos Planı'nın hazırlandığı birimdeki belgelerin üç gün içinde yok edildiği de iddianameye yansıdı. Buna göre, imha işleminin bitene kadar devam etmesi için 'güvenli sil' emri verilmiş. İnternet bağlantıları kesilen 31 bilgisayarın hard diskleri, 70 defa geri döndürülemeyecek şekilde silindikten sonra MEBS Başkanlığı'na teslim edilmiş. Belge sayısı fazla olduğu için de tutanak tutulmamış. Belge ayıklama ve imha işlemleri sırasında Dursun Çiçek'in de bulunduğu bilgisi ise Bilgi Destek Dairesi'nde uluslararası ilişkiler uzmanı olarak görev yapan Yüzbaşı Hakkı Tolga Okursoy'un ifadesinde yer aldı.

Genelkurmay Harekat Daire Başkanı Korgeneral Mehmet Eröz de soruşturma kapsamında 'şüpheli' sıfatıyla askeri savcıya ifade vermiş. Eröz, iddianamede, belgenin yayınlanmasının ardından bilgi ve belgelerle ilgili işlemleri anlatıyor. Bilgisayarların 'Güvenli sil' işlemi için emir verdiği hususunun doğru olduğunu, bu faaliyetin aslında uzun süredir devam ettiğini savunuyor. 'Taraf Gazetesi'nin haberi üzerine bu yöndeki faaliyetlerin hızlandırıldığını, buna ilişkin emri Bilgi Destek Daire Başkanlığı ve MEBS Başkanlığı'na gönderdiğini, emri vermekteki amacının herhangi bir delili yok etmek olmadığını' anlatıyor.

Meçhul subayın dediği çıktı: Çiçek'i verip kurtulacaklar






BELGE SAYISI ÇOK OLUNCA, TUTANAK TUTULMAMIŞ!

Genelkurmay İçgüvenlik ve Bilgi Destek Daire Başkanı Tümgeneral Mustafa Bakıcı ise Bilgi Destek Dairesi'ndeki 31 bilgisayarın MEBS Başkanlığı'na iade edilmesi ve bundan önce 'Güvenli Sil' işlemine tabi tutulmasının emredildiğini doğruluyor. Belgelerin çok olması karşısında bir an evvel imha işleminin tamamlanması için tutanak düzenlemekten 'sarfınazar' edilmiş olabileceğini savunuyor. Bilgi Destek Dairesi'nden Kıdemli Albay Hulusi Gülbahar da, Bakıcı'nın verdiği emir gereğince imha işleminin Destek Kıtaları'ndaki evrak imha yerinde yapıldığını söylüyor. Bilgi Destek Grup Komutanlığı Komutan Yardımcısı Kıdemli Albay Nuri Yıldırım ise Daire'deki tüm belgelerin elden geçirildiğini, bunların bir kısmının kırpma makinelerinde imha edildiğini anlatıyor. Yıldırım, ifadesinde, imha işlemleri sırasında askerlerden birine 'Dikkat et kimseye söyleme' şeklinde uyarıda bulunmuş olabileceğini beyan ediyor. Kıdemli Albay Cemal Gökçeoğlu ise bilgisayarlarla ilgili işlemlerin uzun zaman alacağına karar verilince sabaha kadar sürdüğü yönünde ifade veriyor. ANKARA ZAMAN

İddianame çelişkilerle dolu

Haber Analiz - Büşra Erdal


Askeri savcılığın Albay Dursun Çiçek hakkında hazırladığı iddianame soru işaretlerini de beraberinde getirdi. 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın altında imzası bulunan Çiçek hakkında 13 Nisan 2010'da 'darbe teşebbüsü' suçlamasıyla dava açılmasından birkaç gün sonra bu kez askerî savcılık aynı belgeyle ilgili yürüttüğü soruşturmayı iddianameye dönüştürüyor. Askerî savcılık, her şeyin sorumlusu olarak Çiçek'i gösteriyor. En önemlisi 'Kaos Planı'nı Çiçek'in hazırladığı çok net bir ifadeyle dile getiriliyor. Burada, ortada bir eylem planını hayata geçirecek çetenin olmadığı, bir subayın bireysel eylemi olduğu anlatılıyor. Orgeneral Saldıray Berk aklanmaya çalışılıyor.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava dosyasında isimleri geçen dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız ve 1. Ordu Komutanı Ergin Saygun'dan bahsedilmiyor bile. Öte yandan Çiçek'e 'ast-üst ilişkilerini zedelemek' suçundan 1 ile 6 yıl arasında hapis cezası istense de Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin belgenin Çiçek tarafından hazırlandığı kanaatini pekiştiriyor. Bu şekilde süreç Çiçek'e ihale edilmiş oluyor. Askerî savcılık iddianamesinde Çiçek'in 2007 yılında terfi ettirilmediği için üstlerine kızdığı ve onlara zarar vermek için 'Kaos Planı'nı hazırladığı iddia ediliyor. Buradan yola çıkacak olursak, 4 sayfalık belgeyi hazırlamanın dışında Çiçek'in Erzincan'a gitmesi, İlhan Cihaner'e dindar insanlara yönelik soruşturma açtırması, Erzincan Jandarma Komutanlığı'na fişleme yaptırması ve gizli tanıkları ayarlayıp bunun sonucunda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nı da 'Ergenekon soruşturması' yapması için harekete geçirmiş olması gerekiyor. Ancak bütün bu iddialar hayatın olağan akışına aykırı. Dolayısıyla askerî savcılığın hazırladığı iddianamedeki 'Çiçek belgeyi tek başına hazırladı' ifadeleri havada kalıyor.

KARARGÂH'A KIZIP 3. ORDU'YU 'mağdur' ediyor!

İddianamede "2007 yılı YAŞ toplantılarında amiralliğe terfi edemeyen şüpheli Çiçek'in de bundan kaynaklanan kırgınlık ve kızgınlık sonucu, muhtemelen bazı çevrelerin kışkırtmaları ve etkileriyle TSK'yı zor durumda bırakmak amacıyla söz konusu yazıyı hazırlamış olabileceği kanaatine varılmıştır." deniliyor. 2007 yılındaki YAŞ toplantısına kızan Çiçek'in belgeyi hazırlamak için 2009 yılına kadar beklemesinin mantıklı bir açıklaması yok. Karargâhta çalışan Çiçek'in kendisinin terfisiyle ilgili olmayan 3. Ordu Komutanını mağdur etmesi de mantıklı bir izahtan uzak. İddianamede, Saldıray Berk, İlhan Cihaner ve Ergenekon örgütünün Erzincan yapılanmasına ilişkin yargılanan sanıkların 'mağdur' olduğu ifade ediliyor. Ancak, Çiçek'in bu kişileri mağdur etmek için neden hedef seçtiğine ilişkin soruya cevap yok. Türkiye'de onlarca il varken durup dururken niçin Erzincan'daki 3. Ordu Komutanlığı ve Erzincan Başsavcılığı mağdur edilmek istensin?

İddianamedeki diğer çelişkiler de şöyle: Çiçek, Ergenekon davasında kendisinin Genelkurmay Bilgi Destek Dairesi'nin NATO birlikleriyle ilgili dış tatbikatlara bakan 3. Şubesi'nde görev yaptığını, asıl irtica konusunun 2. Şube'nin alanı olduğunu ifade etmişti. Askerî savcılık iddianamesinde Çiçek'in irtica konusuna baktığı iddia ediliyor. Çiçek savunmasında, "TSK'da sevilen ve en çok tanınan üç albaydan biriyim." demişti. Askeri savcılık ise terfi etmediği için üstlerine kızgın olduğunu savunuyor. Çiçek, savunmasında Bilgi Destek Şubesi'nde hazırlanan plandan daire başkanı, harekat başkanı ve ikinci başkanın sorumlu olduğunu anlatmıştı. Fakat, askerî savcılık Çiçek'in bu planı tek başına yaptığını ileri sürüyor. İddianame, üstlerini kurtarıp Çiçek'i de az bir cezayla kurtarmayı hedefliyor görüntüsü veriyor. Ancak burada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin eğer böyle bir plan varsa bunu bozma ihtimalinin de gözden kaçırılmaması gerek.

ZAMAN 14 06 2010

Devamını BURADAN okuyun...>>>

9.7.10

AYMDEN KISA KARAR

AYM 'kısa' kararını açıkladı

Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişiklik paketinin referanduma gitmesi ile ilgili 'kısa' kararını açıkladı. yayımlanması için de Resmi Gazete'ye gönderdi.
Anayasa Mahkemesi'nin internet sitesinde yayınlanan 'kısa' kararda şöyle denildi.

AÇIKLAMA

7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un, 8., 14., 16., 19., 22., 25. ve 26. maddelerinin Anayasa'nın 4. maddesi kapsamında öngörülen teklif yasağı kapsamında incelenmesinin Anayasa Mahkemesi'nin yetkisinde olup olmadığı bir önsorun olarak görülmüş ve yapılan değerlendirmeler sonucunda, Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Engin YILDIRIM ile Nuri NECİPOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞU ile bu konunun incelenmesinin Anayasa Mahkemesi'nin yetkisinde olduğuna karar verilmiştir.
Sıra No: 1

Esas Sayısı: 2010/49
Ankara Milletvekili Hakkı Suha OKAY, İzmir Milletvekili Kemal ANADOL ile birlikte 109 milletvekilinin (toplam TBMM üyesi 111 milletvekili)

Konusu:

7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un:

A) Kanun teklifinin getirilmesi, Anayasa Komisyonunda görüşülmesi, TBMM Genel Kurulunda görüşülüp oylanması, ivedilikle görüşülme yasağı ve yöneldiği amaç bakımından yukarıda açıklanan nedenlerle tüm maddelerinin;

B) Ayrıca yukarıda kendileriyle ilgili Anayasaya aykırılık gerekçelerinde ortaya konulan özel Anayasaya aykırılık nedenleriyle de;

1- 8. maddesiyle, 7.11.1982 günlü, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 74. maddesine, üçüncü fıkrasını yürürlükten kaldırarak eklediğini ifade ettiği; madde başlığında yer alan "... ve kamu denetçisine başvurma ..." ibaresinin ve üçüncü fıkrada yer alan "... ve kamu denetçisine başvurma ..." ibaresi ile dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının,

2- 14. maddesiyle değiştirilen, 2709 sayılı Yasa'nın 144. maddesinin,

3- 16. maddesiyle değiştirilen, 2709 sayılı Yasa'nın 146. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının,

4- 19. maddesiyle değiştirilen, 2709 sayılı Yasa'nın 149. maddesinin;

a- Birinci fıkrasının "Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt çoğunlukla alır." biçimindeki dördüncü tümcesinin,

b- Üçüncü fıkrasının,

5- 22. maddesiyle değiştirilen, 2709 sayılı Yasa'nın 159. maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, onbirinci, onikinci ve onüçüncü fıkralarının,

6- 25. maddesiyle, 2709 sayılı Yasa'ya eklenen;

a- Geçici Madde 18'in birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarının,

b- Geçici Madde 19'un birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç), (d), (e) bentlerinin, ikinci fıkrasının, üçüncü fıkrasının, dördüncü fıkrasının, altıncı fıkrasının (b), (c), (ç) bentlerinin, yedinci ve sekizinci fıkralarının,

7- 26. maddesinde yer alan "... ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle ..." ibaresinin,

iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemi,

İnceleme Evresi: Esas

Verilen Kararın Sonucu:

7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un;

A- Anayasa teklifi olarak veriliş biçimi ile Anayasa Komisyonu'ndaki görüşme şekline ilişkin iptal isteminin, Anayasa Mahkemesi'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

B- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabulüne ilişkin oylamalarda gizliliğin ihlal edildiğine ilişkin iddialar yönünden, Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C- İvedilikle görüşülmeme koşuluna uyulmadığı iddiası yönünden Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN ile Şevket APALAK'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

D- Amacı bakımından Anayasa'ya aykırılık iddialarının incelenmesi isteminin Anayasa Mahkemesi'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

E- 8. maddesiyle, 7.11.1982 günlü, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 74. maddesinin; değiştirilen kenar başlığında ve eklenen üçüncü fıkrasındaki "... ve kamu denetçisine başvurma ..." ibareleri ile dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

F- 14. maddesiyle değiştirilen, Anayasa'nın 144. maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

G- 16. maddesiyle değiştirilen, Anayasa'nın 146. maddesinin;

1- Birinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- İkinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

3- Üçüncü fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

4- Dördüncü fıkrasının;

a- Birinci tümcesinde yer alan "... bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; ..." ibaresinin,

b- İkinci tümcesinde yer alan "... de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve ..." ibaresinin,

Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

c- Kalan bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

H- 19. maddesiyle değiştirilen, Anayasa'nın 149. maddesinin, birinci fıkrasının "Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını salt çoğunlukla alır." biçimindeki dördüncü tümcesi ile üçüncü fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

I- 22. maddesiyle değiştirilen, Anayasa'nın 159. maddesinin;

1- İkinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- Üçüncü fıkrasının;

a- Üçüncü tümcesinde yer alan "...iktisat ve siyasal bilimler ..." ve "... üst kademe yöneticileri ..." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b- Kalan bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

3- Dördüncü fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

4- Beşinci fıkrasının;

a- Birinci tümcesinde yer alan " ... ancak bir aday için ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

b- Birinci tümcesinin kalan bölümü ile ikinci tümcesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

5- Altıncı fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

6- Yedinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

7- Sekizinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

8-Dokuzuncu fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

9- Onuncu fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

10- Onbirinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

11- Onikinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

12- Onüçüncü fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

İ- 25. maddesiyle Anayasa'ya eklenen Geçici Madde 18'in;

1- Birinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- İkinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

3- Üçüncü fıkrasının,

a- (a) ve (b) bentlerinin,

aa- Birinci, ikinci ve üçüncü tümcelerinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

bb-Son tümcelerinde bulunan "... ancak bir aday için..." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

cc- Son tümcelerinin kalan bölümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

b- (c) bendinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

c- (ç) bendinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

4- Dördüncü fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

5- Beşinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

J- 25. maddesiyle Anayasa'ya eklenen Geçici Madde 19'un;

1- Birinci fıkrasının,

a- (a) bendinin,

aa- Birinci tümcesinde yer alan "... iktisat ve siyasal bilimler..." ve "... üst kademe yöneticileri..." ibareleri ile ikinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

bb- Birinci tümcesinin kalan bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

b- (b), (c) ve (ç) bentlerinin,

aa- İlk dört tümcelerinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

bb- Son tümcelerinde yer alan "... sadece bir aday için..." ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

cc- Son tümcelerinin kalan bölümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Şevket APALAK ile Zehra Ayla PERKTAŞ'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

c- (d) bendinin,

aa- " Bu seçimlerde her seçmen sadece bir aday için oy kullanabilir." biçimindeki onbirinci tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

bb- Kalan bölümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

d- (e) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- İkinci, üçüncü, dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (b), (c), (ç) bentleri ve yedinci, sekizinci fıkralarının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

K- 26. maddesinde yer alan "... ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle..." ibaresinin Anayasa'ya aykırılık savlarının incelenmesi isteminin Anayasa Mahkemesi'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN ile Şevket APALAK'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,


- Yürürlüklerinin durdurulması isteminin REDDİNE.
zaman.com.tr

Devamını BURADAN okuyun...>>>

AYM PAKETİ ZEDELEDİ

Anayasa paketi kısmen iptal

Anayasa paketinin kritik iki maddesini kısmen iptal eden Anayasa Mahkemesi, paketin tamamının iptali ve yürürlülüğünün durdurulmasıyla ilgili başvuruyu da reddetti.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişiklik paketini kısmen iptal etti.

Kısmen iptal, Anayasa Mahkemesi'ne ve HSYK'ya üye seçimiyle ilgili fıkraları kapsıyor.

Yüksek Mahkeme'nin yaklaşık 9.5 saat süren toplantıda alınan kararı, Başkan Haşim Kılıç açıkladı:

''Başvuran davacıların, bu Anayasa paketinin tamamının şekil yönünden iptali konusundaki iddialarının tamamı reddedilmiştir. Ancak, Anayasa paketinin, anayasamızın 4. maddesinde ön görülen teklif edilemezlik yasağı kapsamında olduğu iddia edilen 8., 14., 16., 19., 22., 26. maddelerinin incelenmesine oy çokluğuyla karar verilmiş ve yapılan denetim sonunda kanunun 16. maddesiyle Anayasa Mahkemesi'nin yapısına ilişkin Anayasa'nın 146. Maddesinde yapılan değişikliğin 4. fıkrasında Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi,Sayıştay, Yükseköğretim Kurulu ve Baro Başkanlarının Anayasa Mahkemesi'ni gönderecekleri üyeler için yapacakları seçimlerde, her üyenin bu seçimlerde kullanacağı oyda, her üyenin ancak bir aday için oy kullanabileceğine ilişkin, tırnak içinde ifade ediyorum burayı, her üyenin yani fıkrada iptal edilen bölümü söylüyorum; 'Her üyenin ancak bir aday için oy kullanabileceğine ilişkin' bu ibare iptal edildi.Yine kanunun 22. maddesi ile Anayasa'nın 159. maddesine yapılan düzenlemenin 3. fıkrasında yer alan 'Sayın Cumhurbaşkanı'nın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na atayacağı üyelerin iktisat ve siyasal bilim dallarıyla, üst kademe yöneticilerinden olacağına ilişkin ibare, yine bu 3. fıkradaki yine tırnak içinde söylüyorum; 'iktisat ve siyasal bilim dallarıyla', yine tırnak içinde, 'üst kademe yöneticileri' bu ibareler iptal edilmiştir. Yani geriye kalan hukuk dallarındaki öğretim üyeleri ile avukatlar arasında seçim mümkün halde devam edecektir.

Yine ayrıca Danıştay, Yargıtay, Adalet Akademisi ile adli ve idari yargı hakim ve savcılarının hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'na üye seçiminde ancak bir aday için oy kullanabileceklerine ilişkin ibare de iptal edilmiştir. Ve bu ibarelerin, yine tırnak içinde ifade ettiğim, 'ancak bir aday için oy kullanabileceklerine ilişkin' ibarelerin bu esas maddelerin dışında, geçici maddelerde de yansımaları var. oralarda da geçici maddelerde bu ibareler yer alıyordu. O maddeler içinden de , geçici maddeler içinde de bu ibareler çekilip alınmıştır, iptal edilmiştir.

Yürürlüğün durdurulmasına ilişkin istem oy birliğiyle reddedilmiştir. Kurulumuzun aldığı sonuçlar bunlardır: bu sonuçların ülkemiz için, milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.''

ANLAMI!
Kılıç, bir başka soru üzerine, ''Anlamı şu, Yargıtay, Danıştay, YÖK ve saydığımız kuruluşlarda da Anayasa Mahkemesi'ne üye seçilecek, bir boş yer için 3 tane aday seçiliyor ve Sayın Cumhurbaşkanı'na gönderiliyor, Cumhurbaşkanı da bundan birisini seçiyordu.

Şimdi burada getirilen düzenlemede Yargıtay, Danıştay ve bu seçimi yapacak olan kurullardaki üye arkadaşlar ancak bir tane, 3 kişiden 1'ini tercih ederek seçimi yapabilecek iken bu bölüm iptal edildi ve artık bundan sonra böyle tek tercih değil, 3 tercih yapma durumuyla karşı karşıya kalacak.''

Anayasa değişikliğiyle ilgili kamuoyunda bazı maddelerin yoğun şekilde tartışıldığının anımsatılması üzerine Kılıç, şu yanıtı verdi:

''Bunlara ilişkin bu iptaller daha ziyade 2 maddede söz konusu. Yani Anayasa Mahkemesi ile Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'ndaki düzenlemelerin içerisinde biraz önce tırnak içinde söylediğim o ibareler iptal edildi. Onun dışında kalan bölümler tamamen reddedildi. Dolayısıyla bu haliyle referanduma sunulmuş olacak.''

"İKİ İDDİA VARDI"
Kılıç, ''İşin başında şekil yönünden iki türlü iddia vardı. Birisi tamamıyla ilgili şekil yönünden iddialar, ikincisi de Anayasa'nın dördüncü maddesinde teklif yasağına ilişkin biraz önceki maddelerini saydığım 8, 14, 16, 19, 22, 25, 26'ncı maddelerin teklif edilmezlik yasağı içerisinde olduğunu, bu nedenle de iptali gerektiği iddiaları vardı.

Bu tamamıyla ilgili şekil yönünden iddiaların tamamı reddedildi. Diğer bölümde oy çokluğuyla işin esasına girmek suretiyle bir değerlendirme yapıldıktan sonra, ancak bunun yasa kapsamında olup olmadığı sonucuna varıldı. Dolayısıyla yasa kapsamında olmayan, yasa kapsamında olan ve tırnak içinde söylediğim ibareler iptal edilmiş oldu'' dedi.
Kaynak: ntvmsnbc

Devamını BURADAN okuyun...>>>

3.7.10

DANDİ KEMAL'İN YALANI

Kılıçdaroğlu'nun büyük yalanı...

Kemal Kılıçdaroğlu ile bir kısım medya arasında gizli bir mutabakat var gibi.

Şöyle: Sen milletin hoşuna gidecek ama seni buraya getiren güçlerin hoşuna gitmeyecek sözler edebilirsin ama sonradan yalanlamak kaydıyla...
Mesela, Kürt sorunu ve başörtüsü yasağı hakkında bu konuları iktidara geldiğinizde çözeceğinizi söylemelisiniz.
Biz de bunu manşet yaparız, halka senin iktidarında kızların başörtüsü ile üniversiteye gidebileceğini söylediğini iletiriz.
Ama sonra sen bunu yalanlarsın!
Çünkü Baykal'ı götürüp seni getirenlere karşı taahhütlerin var. Bu konular Türkiye'nin çözümsüz çıbanbaşı konuları. Bunlar çözülmemeli ki Türkiye her zaman içte sorunlu bir ülke olsun...Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini dinlerken onun mutlaka ve mutlaka Deniz Baykal'ı götürüp yerine Kılıçdaroğlu'nu getirip siyaseti yeniden dizayn etmek isteyen derin güçlerin adamı olduğunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamak lazım.
Onun için Kılıçdaroğlu'nun Radikal'e verdiği demeçte "Bizim iktidarımızda kızlar başörtüsü ile üniversiteye girebilecek" sözlerini de okuyunca bunun arkasından kesinlikle bir yalanlama geleceğini, Önder Sav'ın böyle söylenmesine müsaade etmeyeceğini düşünmedim değil.
Nitekim öyle oldu.
Kılıçdaroğlu haberi gazetede görünce "Ben öyle söylemedim" deyiverdi.
Ama ne hikmetse, yalanlama erken saatlerde gelmesine rağmen bazı gazeteler Kılıçdaroğlu'nun başörtüsü hakkındaki özgürlükçü mesajını manşetten vermeye devam ettiler.
Bazı köşe yazarları da Kılıçdaroğlu'nun sözlerini doğru kabul ederek yazılarını yazdılar.
Örnek; Vatan Gazetesi.
Kılıçdaroğlu kendi beyanını yalanlamasına rağmen Vatan Gazetesi dün "Türbanı biz çözeriz" üst manşetiyle çıktı.
Başlığı görünce ilk görüşte Kılıçdaroğlu'nun bunu yapacağını söylediğini düşünüyorsunuz. Detaylarda ise "Kılıçdaroğlu kızlar üniversiteye türbanla girecek demediğini belirtti ve 'CHP iktidarında toplumsal, kurumsal ve siyasal uzlaşmayla sorunlar çözülebilir' açıklamasını yaptı..." açıklamasını görüyorsunuz.
Her zaman kullanılan bir gazetecilik hilesi...
Kılıçdaroğlu sen kimi kandırıyorsun, karşında kumda oynayan çocuklar mı var senin?
Güngör Mengi sen gazeteni okuyanların salak olduğunu mu düşünüyorsun?
Ya Ahmet Hakan'a ne demeli?
Kemal Kılıçdaroğlu'nun önce söyleyip sonra yalanladığı bir sözü için "İşte şimdi oldu Kemal Bey, sizden tam da duymak istediğimiz işte buydu" diye yazıyor.
Ahmet Bey, Kemal Kılıçdaroğlu başörtüsü özgürlüğü ile ilgili sözlerini yalanladı, haberiniz mi yok, yoksa haberiniz olduğu halde siz de mi bilerek ya da bilmeyerek bu oyuna geliyorsunuz?
Lütfen!
Evet, AK Parti'nin bu sorunu iktidarının ikinci döneminde de çözemeyeceği anlaşıldı. Çünkü Anayasa Mahkemesi balyozu partinin üzerinde duruyor.
Hatırlarsanız Süleyman Demirel "Başörtülü kızlar Arabistan'a gitsinler" demişti. Sonra da ona kızan AK Partililer'e "Madem iktidarsınız yapın, buyurun bu başı bağlı kızları burada okutun, yapın, acizsiniz, gücünüz yok..." demişti.
Yani, bu sorun öyle bir sorun ki, bu yasağı isteyen iktidar partisi çözemez!
Kılıçdaroğlu da zaten "Çözeceğiz" derken yalan söylüyordu.
Nuh GÖNÜLTAŞ
nuhgonultas@gmail.com

Devamını BURADAN okuyun...>>>



Snap Shots

Get Free Shots from Snap.com
 
^

Powered by BloggerAK Medya Haber Yorum Analiz by UsuárioCompulsivo
original Washed Denim by Darren Delaye
Creative Commons License